Dünya tarihi dalgıçlar tarafından yapılan inanılmaz keşiflerle doludur. Gerek San Jose'nin Enkazı gerek Aslan Şehri gerekse de Yonaguni Anıtı oldukça önemli keşiflerdir. Aynı şekilde Orda Mağarası, Antikythera Düzeneği, Heracleion Şehri ve Baltık Denizi Anomalisi dünya tarihine yön veren bazı önemli keşiflerdendir.

Dalgıçlar tarafından görüntülenen bu dev anakonda yaklaşık 200 kilo ağırlığındadır.

Dev Anakonda

Bartolomia Bove ve ortağı Juca Ygarape, şimdiye kadarki en büyük anakondalardan birini filme aldı. Bu hayvan yetişkin bir zürafa uzunluğundaydı ve ortalama dört insandan daha ağırdı. Köpek balıklarının yanında yüzmeye alışkın biri olmasına rağmen bu yılanla karşılaşmak onun için bile ciddi adrenalin patlaması yaratmıştı. Neyse ki yılan sadece etrafını inceliyordu ve zararsızdı. Brezilya nehrinde yapılan bu keşif, bölge turizmine de önemli bir katkı sağladı. Yılanı kendi gözleriyle görmek isteyen pek çok kişi bölgeyi ziyaret etmeye başladı.

San Jose'nin enkazı oldukça eski bir İspanyol kalyonuna aittir ve hala ilk battığı yerdedir.

San Jose'nin Enkazı

Bu gemi Kolombiya kıyılarında bulunan bir İspanyol kalyonuydu. Ancak bu geminin etrafında yeni bir savaş başladı. Çünkü gemide yaklaşık 20 milyar dolar değerinde çok sayıda altın, gümüş ve değerli taş bulundu. Bu hazineler, İspanya Kralı V. Philip'e teslim edilecekti. Gemi 8 Temmuz 1908 tarihinde hasar aldı ve yaklaşık 6 kilometre derine battı. Ancak işin aslı 300 yıllık bir gemiyi böylesine derin bir yerden çıkarmak çok hassas ve karmaşık bir süreçti. O yüzden enkazı, hala dünyanın en değerli batık gemisi olmaya devam ediyor.

Baltık denizi anomalisi, Yıldız Savaşları filminden fırlamış bir Millennium Falcon uzay gemisini andırmaktadır.

Baltık Denizi Anomalisi

2011 yılının Haziran ayında Baltık Denizi'nde bulunan bu cisim, dünya çapında birçok tartışmaya ve komplo teorisine neden oldu. Zira cisim Yıldız Savaşları filmindeki Millennium Falcon gemisini andırıyordu ve uzunluğu da bir hokey pisti kadardı. Dalgıçlar nihayetinde bu garip cisme ulaşmayı başardıklarında ondan örnekler aldılar ve analiz için bunları bilim insanlarına teslim ettiler. Taştan meydana gelmiş olan bu oluşum o bölgede fazlasıyla bulunan bir buzulun parçasıydı. Ancak dalgıçlar bunun bir uzay gemisi olduğunu iddia etmeye devam etti.

Karışmayan Nehir, Meksika'daki Yucatan Yarımadası'da bulunan eşsiz bir yerdir.

Karışmayan Nehir

Dalgıçlar gümüş, altın ve bunun gibi değerli ganimetleri oldukça sık bulurlar. Hatta Meksika'daki Yucatan Yarımadası'nın yakınlarında çok daha ilginç bir keşif yaptılar. Bu sadece tuhaf değil, aynı zamanda tekinsiz de bir keşifti. Suyun 30 metre altında yağmur sularının doldurduğu bir huni buldular. Ancak bu huninin dibinde suyu tuzlu olan bir de yeraltı suyu kaynağı vardı. Yoğunluk farklı nedeniyle bu sular birbirine karışmıyordu ve tuzlu su akıntısının oluşturduğu berrak yüzey, çıplak gözle dahi net bir şekilde görülebiliyordu.

Yonaguni Anıtı, Lemurya ya da Mu uygarlıklarından kaldığı düşünülen antik kalıntılardan oluşmaktadır.

Yonaguni Anıtı

Yonaguni Anıtı, 26 metre derinlikte bulunan devasa taşlardan oluşuyor. Dalgıçlar buradaki merdivenlerin, caddelerin ve piramitlerin dış iskeletlerini net bir şekilde ortaya çıkardılar. Anıt yaklaşık 5.000 yaşında ve bazı duvarlarında da oymalar var. Pek çok kişi bunların efsanevi Lemurya veya Mu uygarlıklarından kalma kalıntılar olduğuna inanıyor. Ancak bu medeniyetlerin o zamanlar sahip olduğu teknoloji böyle bir yapının inşaatı için yeterli değildi. Bu yüzden Yonaguni Anıtı hakkında pek çok efsane ve varsayım bulunuyor.

Aslan Şehri, Qiandao Gölü'nün hemen altında bulunan antik bir şehirdir.

Aslan Şehri

Bu şehirde kemerler, heykeller, süslemeli duvarlar ve hatta ahşap yapılar bile var. Bütün bu yapılar yerin altında korunmuş bir şekilde duruyor. Burada keşfedilen bazı şeylerse yaklaşık 1.300 yaşında. Bu şehir 1959 yılında yeni bir hidroelektrik santrali inşa edildiği için sular altında kaldı ve bu büyük şehrin yerinde şimdi insan yapımı olan Qiandao Gölü yer alıyor. Fakat 2001 yılında göle dalış yapan bazı dalgıçlar burayı rastlantı eseri buldu ve bölge bir anda dünyanın her yerinden gelen deneyimli dalgıçlar arasında popüler bir yer haline geldi.

Heracleion Şehri, Antik Mısır zamanından kalma kalıntıların bulundu bir yerdir.

Heracleion Şehri

Bu su altı şehri Tronis olarak da bilinen Heracleion'dur. Kıyıdan 2,5 kilometre uzakta ve yaklaşık 10 metre derinlikte bulunuyor. Kalıntıları ise 1999 yılında Fransız arkeolog Franck Goddio tarafından bulundu. Orada çok sayıda sikke, tabak ve henüz bitmemiş tanrı heykelleri vardı. 2010 yılında Antik Mısır zamanından kalma bir tekne yeryüzüne çıkarıldı. Çok sayıda arkeolojik bulguya rağmen henüz sadece %5'i araştırılabildi. Şehrin milattan önce 12. yüzyıla kadar uzandığı ve Antik Yunan tarihçileri tarafından da bahsedildiği biliniyor.

Işık saçan sarmal ya da Apolemia, Sifonofor adı verilen canlılardan oluşmaktadır.

Işık Saçan Sarmal

2020 yılında dalgıçlar daha önce bilinmeyen bir anomaliyle karşılaştı. Bu inanılmaz boyuta sahip olan ve ışık saçan bir sarmaldı. Sarmal Avustralya'nın batı kıyısı civarında, denizin dibinde sessizce yatıyordu. Bunun daha sonra Apolemia adı verilen bir canlı olduğu ortaya çıktı. Ancak bu tek bir canlı türü değildi. Sifonofor denilen ve birçok deniz canlısından oluşan bir koloniydi. Bu canlılar birbirine yapışarak inanılmaz uzunlukta bir Kırkayak oluşturuyordu. Özel sarmal formundaki Apolemia'nın dış çemberi yaklaşık 47 metre uzunluğundaydı.

Antikythera Düzeneği, Antik Yunan döneminde yapıldığı düşünülen çok eski bir alettir.

Antikythera Düzeneği

1901 yılında sünger avlayan bir dalgıç ekibi, futbol sahası genişliği kadar bir derinlikte Antik Roma'ya ait bir kargo gemisinin enkazını keşfetti. Ekip gemiden birçok değerli eser çıkardı. Bu eserler çeşitli çanak, çömlek, mücevherler ve Antikythera düzeneğiydi. Bilim insanları düzeneği X ışınıyla taradıklarında her şey değişti. Düzenek Antik Yunan döneminde yapılmıştı ve milattan önce 100-150 yıllarına dayanıyordu. Daha sonra Antikythera düzeneğinin yaklaşık 30 bronz dişliden oluşan karmaşık bir makine ortaya çıktı.

Dünyanın en büyük denizanası olduğu düşünülen bu canlı, Britanya denizlerinde görüntülendi.

Büyük Denizanası

Mavi köpek balıklarını fotoğraflamak isteyen iki dalgıcın kamerasına çok daha şaşırtıcı bir şey yakalandı. Dalgıçların kendilerinin de ifade ettiği gibi birdenbire ortaya çıkan bu yaratık, devasa bir haşlanmış yumurtayı andırıyordu. Anormal büyüklükteki bu deniz canlısı, bir namlu denizanasıydı. Bu şeyin çapı yaklaşık 2 metre, uzunluğuysa neredeyse dalgıçların boyu kadardı. Bu canlı bugüne kadar Britanya denizlerinde görülen en büyük denizanasıydı. Tehlikeli olmadığı bilinmesine rağmen yine de ürkütücü görünüyor.

Orda Mağarası, Ural Dağları'na oldukça yakın sayılabilecek bir noktada bulunuyor.

Orda Mağarası

Orda Mağarası dalış yapmak için en ilginç ve şaşırtıcı yerlerden biridir. Bu mağara Ural Dağları'nın batısında bulunuyor ve şekli sifona benziyor. Mağara sisteminin su altındaki kısmı 4,8 kilometreyi buluyor. Bu da onu dünyadaki en uzun su altı tünellerinden biri yapıyor. Ancak bu mağaranın en önemli özelliği suyudur. Mineral açısından zengin olan bu ortam, suyu temizliyor ve kristal berraklığına getiriyor. Bu sayede dalgıçlar 46 metre ötesine dahi rahatlıkla görebiliyor. Bu da Orada Mağarası'nı su altı fotoğrafçıları için inanılmaz bir yer yapıyor.