Dünyada açıklanamayan pek çok gizemli doğa olayı var. Fakat hiçbiri Şeytanın Çaydanlığı, Dans Eden Orman, Jöle Yağmuru, Yürüyen Kayalar, Batagaika Krateri, Hessdalen Işıkları, Peri Halkaları ve Kaynayan Nehir kadar gizemli değil. Öyle ki gizemi açıklanamayan bu doğa olaylarının sırları hala gün yüzüne çıkarılamadı.

Bir fikre göre yürüyen kayalar gün içerisinde buzları çözüldükçe ilerliyor.

Yürüyen Kayalar

Yürüyen Kayalar ya da diğer ismiyle Gezgin Kayalar, Kaliforniya'daki Ölüm Vadisi Ulusal Parkı boyunca herhangi bir dış müdahale olmadan hareket ediyor. Buna ek olarak, arkalarında toprak ve kumdan oluşan bir iz bırakıyorlar. Kayaların hareket ettiğine dair birçok hızlandırılmış video kaydı var. Hatta bilim insanları kayalardan bazılarına GPS navigasyon cihazları yerleştirdi ve bazılarının ciddi bir hızla ilerlediğini keşfetti. Kimi araştırmacılar bu hareketin sebebinin vadideki gece donması olduğunu söylüyor.

Bazıları bu çarpık ağaçların iyi ve kötü enerjinin birleştiği bir yer olduğunu ve ağaçların bu yüzden büküldüğünü düşünüyor.

Çarpık Ağaçlar

Rusya'nın Baltık Denizi kıyılarında esrarengiz bir doğal park var. Dans Eden Orman adındaki bu yerle ilgili henüz hiçbir bilim insanı açıklama yapamadı. Ormanda bulunan çam ağaçlarının hepsi çarpık ve bükülmüş durumda. Bu orman 60'lı yılların başlarına kadar yoktu. Fakat buradaki kıyı kumunu daha dengeli hale getirmek için çam ağaçları dikilmeye başlandı. Teorilerden biri bu duruma kararsız kumun yol açtığını öne sürüyor. Burgulu ağaçlarla ilgili diğer teorilerin arasındaysa güçlü rüzgarlar ve hatta doğaüstü güçler bile bulunuyor.

Altıgen Fırtına, Satürn'ün Kuzey Kutbu'nda durmaksızın devam eden bir doğa olayıdır.

Altıgen Fırtına

Satürn'ün Kuzey Kutbu'nda sürekli devam eden altıgen bir fırtına var. Bunun sebebinin rüzgarların eğimi olduğu düşünülüyor. Bu bulut kalıbının toplam uzunluğuysa 14.400 kilometre. Yani dünyanın çapından daha fazla. Yıllar boyunca gözlemlenen bu altıgen, her geçen sene renk değiştiriyor ve bu da onu daha ilginç kılıyor. Bir zamanlar turkuaz rengindeyken günümüzde altın sarısı renginde devam ediyor. Bu renk değişiminin ardındaki sebepse değişen mevsimlerle birlikte Kuzey Kutbu'nun güneş ışığını farklı açılarda alması olarak yorumlanıyor.

Jöle yağmurunun buharlaşmış ve daha sonra yağmura karışmış deniz anası kalıntıları olabileceği söyleniyor.

Jöle Yağmuru

Oakville, Washington için yağmur sıra dışı bir durum değil. Fakat burada yaşanan bir olayın net ve bilimsel bir açıklaması bulunmuyor. Buradaki insanlar bir gün havadan sıradan yağmur damlaları yerine yarı saydam, jöle benzeri damlaların düştüğüne tanık oldu. 58 kilometre karelik bir alanı kaplayan bu yağmura çok yaklaşan kişilerdeyse grip benzeri semptomlar görülmeye başlandı. Araştırmacılar bu damlacıkların insan akyuvarı barındırdığını iddia ettiler. Ancak daha sonra yapılan testlerde hücre çekirdeğine rastlanmadı.

Batagaika Krateri, gölgesi toprağa düşecek ağaçlar olmadığı için zeminin aşırı ısınması sonucu ortaya çıktı.

Batagaika Krateri

Sibirya'daki Batagaika Krateri yer altına açılan bir geçidi andırıyor. 1 kilometre uzunluğunda ve 86 metre derinliğinde olan bu çukur, her gün büyümeye devam ediyor. Derinleştikçe daha fazla yer altı katmanını açığa çıkarıyor. Bu katmanlar geçmişte yaşanan iklim şartlarını gösterdiği için de dünyanın binlerce yıl önce neye benzediğini daha net bir şekilde görebiliyoruz. Bu krater hızla artan ormansızlaştırmayla birlikte 1960'lı yıllarda oluşmaya başladı. Bu yüzden permafrost eridi ve bu süreçte krater ortaya çıktı.

Bu garip uğultuları sadece dünya nüfusunun %2'si bu sesi duyabiliyor.

Garip Uğultular

New Mexico'nun Taos bölgesindeki bir uğultu yerel halka hayatı zehir ediyor. Düşük frekanslı bu uğultu yüzünden birçok insan geceleri uyuyamıyor ve enerji yoksunluğu çekiyor. Bilim insanları bu uğultunun kaynağını bulmayı deneseler de henüz neyin sebep olduğunu keşfedemediler. Uğultunun benzerleri Birleşik Krallık ve ABD'nin farklı eyaletlerinde de duyuldu. Bu uğultuların kaynağının mekanik cihazlar, ses sitemleri ya da hayvanlar olabileceği söyleniyor. Hatta uğultunun kaynağının balon balıkları olabileceği bile iddia edildi.

Peri Halkaları ya da bilinen diğer adıyla Elf Halkaları, daire şeklindeki mantarlara denmektedir.

Peri Halkaları

Peri Halkaları ya da diğer ismiyle Elf Halkaları çayırlarda ve ormanlık arazilerde ortaya çıkan gizemli mantar halkalarıdır. Bu mantarların şekli neredeyse kusursuz bir halka şeklindedir. Bu da beraberinde birçok fikir ayrılığını getiriyor. Örneğin bazı batıl inançlı kimseler, peri danslarının toprağı yaktığını ve mantarların o noktalardan çıktığını düşünüyor. Bazı kişiler de bu mantarların ortalarının periler tarafından yendiği için halka şeklinde olduğunu söylüyor. Bilim insanları ise bu mantarlar hakkında henüz bir açıklama getiremiyor.

Taştan toplar ya da yerel halkın verdiği ismiyle Las Bolas kökeni bilinmeyen küre şekline getirilmiş taşlardır.

Taştan Toplar

Kosta Rika'da yaklaşık 300 adet küre şeklinde taştan top bulunuyor. Yerel halk bunlara Las Bolas diyor. Yaratıcı bir isim olmasa da amacının anlaşılmasını sağlıyor. Bu toplar neredeyse kusursuz birer küre şeklinde. İçlerinden bazıları da 16 ton ağırlığa ulaşacak kadar büyük. Gabro, kireç taşı ve kum taşı gibi farklı malzemelerden oluşuyorlar. Bu kayaların bir zamanlar kabile şeflerinin evlerinin önüne konulduğu düşünülüyor. Fakat kökenlerine dair net bir bilgi bulunmuyor. Bazı efsanelerde ise taşların Atlantis'te yapıldığı iddia ediliyor.

Bu alev topları, yerel halka göre alev püsküren dev bir yılanın işiymiş.

Alev Topları

Ekim ayı sonuna doğru Mekong Nehri'ne gidecek olursanız sudan yükselerek havaya karışan parlak topar görebilirsiniz. Yerel halk bu parlak toplara, Naga Alev Topları adını vermiş. Kırmızı toplar bir kıvılcım kadar ufak olabilirken bir basketbol topu kadar büyükte olabiliyor. Ayrıca bir gecede binlerce alev topu görmekte mümkün oluyor. Bilim insanlarıysa bu duruma neyin sebep olduğundan emin değil. Fakat bataklık nedeniyle ortaya çıkan yanıcı gazların buna yol açabileceğini düşünüyorlar. Yerel halk ise bu konuda daha batıl düşünüyor.

Şeytanın Çaydanlığı nereye aktığı bilinmeyen tehlikeli bir yerdir, fakat yine de ziyaret edilebilir.

Şeytanın Çaydanlığı

Minnesota'daki Superior Gölü'nün kuzey yakasında Şeytanın Çaydanlığı olarak bilinen bir park bulunuyor. Burası ikiye ayrılan bir şelaleden oluşuyor. Nehrinde bir kolu devam ederken diğer kolu yerdeki bir oyuğun içinde kayboluyor. Buraya atılan hiçbir şey yeniden bulunamıyor. Bilim insanları da hala bu oyuğa giden suyun nereye ulaştığı sorusuna cevap arıyor. Akıntının takibini yapmak neredeyse imkansız olduğundan, burası insanlar için tehlikeli bölgelerden biri olarak sayılıyor. Bu nedenle gerekli araştırmalar da yapılamıyor.

Hessdalen Işıkları aniden beliren ve sonra da belirdiği gibi kaybolan ışıklara verilen bir addır.

Hessdalen Işıkları

Norveç'in kırsal kesimlerindeki Hessdalen Vadisi'nde yaşayan insanlar gökyüzünden geçen beyaz, sarı ve kırmızı ışık huzmelerine tanık oluyor. Bu ışıklar hem gece hem de gündüz vakti ortaya çıkabiliyor. Hatta 1980'lerde bir hafta içinde 15-20 kez belirdikleri bile olmuştu. Hessdalen Işıkları genelde sadece birkaç saniye sürse de bazen bu süre saatlerce olabiliyor. Bu ışıklar havada süzülüyor ve sağa sola hareket ediyormuş gibi görünüyor. Bazı bilim insanları bu ışıkların iyonize demir tozu nedeniyle ortaya çıktığını düşünüyor.

Kaynayan nehir olarak da bilinen Şanay Timpişka Nehri, 6.5 kilometre uzunluğundadır.

Kaynayan Nehir

Amazon'un derinliklerinde bulunan ve 6.5 kilometre uzunluğunda olan Şanay Timpişka Nehri hiç soğumuyor. Nehrin adı yerel dilde güneşin kaynattığı anlamına geliyor. Nehir tam olarak kaynamasa da 91 dereceye ulaşan sıcaklığında istediğiniz makarnayı pişirebilirsiniz. Kaydedilen en düşük sıcaklığıysa 45 derece. Ancak sıcaklığının sebebi hala gizemini koruyor. Çünkü bu denli yüksek sıcaklıklara ulaşması için bir yanardağ yakınlarında olması gerekiyor. Ama buraya en yakın yanardağ 650 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Catatumbo Şimşekleri görülmeye değer doğa olaylarından biridir, fakat aynı zamanda oldukça tehlikelidir.

Catatumbo Şimşekleri

Batı Venezuela'daki Catatumbo Nehri yakınlarında yaşayan insanlar yıldırımlardan ve şimşeklerden hiç korkmuyor. Çünkü neredeyse her gece buna tanık oluyorlar. Bu şimşekler akşam saat 19:00 civarında başlıyor ve şafak vaktine kadar devam ediyor. Ancak aralıksız olarak devam eden Catatumbo şimşekleri, 2010 yılında tamamen kesildi. Bilim insanları buna kuraklığın yol açtığını düşünüyordu. 1991 yılında ise bir bilim insanı, bu olayı bölgede birleşen sıcak ve soğuk hava akımlarına bağladı ve birçok kişi de onu destekledi.