Bu yaşanmış öğretmen öğrenci hikayesi, 12 Ocak 1888 yılında Amerika'nın Nebraska eyaletinde gerçekleşti. 19 yaşındaki okul öğretmeni Minnie Freeman, 13 öğrencisini kurtarmak için insan üstü bir çaba harcıyordu. Yaşça daha büyük olan çocukların da yardımıyla öğrencilerini güvenli bölgeye taşımaya çalışıyordu.

Minnie Freeman o zamanlar Amerika'nın Nebraska eyaletinde öğretmenlik yapan genç bir kadındı.

12 Ocak 1888'de sıra dışı bir sıcaklık yaşanıyordu. Öğle vakti civarında sıcaklıklar o kadar artmıştı ki, kar ve buzlar erimeye başlamıştı. İnsanlar bu sıra dışı sıcaklık karşısında şaşkına dönmüştü.

Ancak her şey hemen o anda değişti. Kuzeybatı istikametinden kasvetli ve ürkütücü bir çeper yükselmeye başladı. Dondurucu fırtına rüzgarları esiyordu, kar tanecikleri keskindi. Sanki gökyüzünde boğucu bir un tabakası vardı ve nefes almayı inanılmaz derece zorlaştırıyordu. Daha sonraları insanlar bu durumu yüzlerinin bir kar yığınına çarpmasına benzetecekti. Birkaç saat içerisinde sıcaklık -29 dereceye kadar düştü.

Bazı yerlerdeyse hava -40 dereceyi buluyordu. İnsanlar beş adım ötesini bile görmekte zorlanıyorlardı. Fırtınayı bu kadar tehlikeli kılan tarafları beklenmedik olması, birden çıkması ve öncesindeki havanın sıcaklığıydı. Ayrıca zamanlaması okul ve çalışma saatlerine denk gelmişti. İnsanlar güvenli evlerinden çıkıp şehir merkezine, okula ya da güzel havanın tadını çıkarmak için yürüyüşe çıkmışlardı.

Bu öğretmen öğrenci hikayesi, 19 yaşındaki Minnie Freeman'ı kahraman yapacaktı.

Fırtına koptuğunda her şey çok ani gelişmişti. İnsanların tedbir alacak vakitleri bile olmamıştı. Evlerinin önünde kar yığınları birikmeye başlamıştı ve kör edici fırtınada kapılarını bulmaya çalışıyorlardı.

Çiftçiler tünel açarak hayatlarını kurtarmaya uğraşıyordu. Bazıları o sırada bir deprem yaşandığını düşünüyordu. Çünkü rüzgarlar o kadar güçlüydü ki, binaları sallıyordu ve duvarlardan parçalar söküyordu. Sağır edici ses yüzünden yetişkin insanlar bile çığlık çığlığa kaçışıyorlardı. Halkın çoğu pencerenin önüne lambalarını koyarak dışarıda kalanlara yardımcı olmaya çalışıyordu. Fakat ışıkları zar zor görünüyordu.

Korkutucu fırtına 13 ila 19 saat arası sürdü. Yüzlerce insan bu kar fırtınası esnasında yolunu bulamadı. Bu doğa olayına daha sonra Okul Fırtınası ya da Çocuk Fırtınası ismi konulacaktı. Çünkü yolunu kaybedenlerin büyük çoğunluğu çocuklardı. Kimi ya dersliklerde mahsur kalmıştı ya da evlerine dönerken yolunu kaybetmişti.

Freeman olacakları önceden sezmişti, çünkü bunu daha önce de yaşamıştı.

19 yaşındaki Minnie Freeman, Nebraska'daki Bellevue ilçesine doğru yola çıkmıştı. Kendisi burada öğretmenlik yapıyordu. Okula yürürken kışın ortasındaki bu olağanüstü havanın tadını çıkartıyordu.

Çok geçmeden yaşları 5 ila 15 arasında değişen, 13 öğrencisinin olduğu binaya vardı. Öğlene doğru gökyüzü tamamen açmıştı. Hava ısınmıştı ve karlar erimeye başlamıştı. Fakat Minnie dışarı çıktığında ufukta mavi bir çizgi fark etti. Hava durumu gözlemleme konusunda bir uzman olduğu için bunun bir soğuk cephe, yani genellikle hiçbir uyarı işareti olmadan kopan bir kar fırtınası olduğunu hemen fark etti.

Genç öğretmen bu yüzden hiç vakit kaybetmedi ve öğrencilerini okul binasına topladı. İçeride biraz kömürleri vardı. Fakat dondurucu soğuklarla baş etmelerini sağlayacak kadar ne yiyeceğe ne de kıyafete sahiplerdi. Derken tıpkı bayan Freeman'ın ön gördüğü gibi korkunç bir fırtına koptu.

Minnie'nin tek gayesi 13 öğrencisini de güvenli bölgeye taşıyabilmekti.

Dolu taneleri pencereleri dövüyordu. İlk güçlü rüzgar darbesi küçük okul binasına vurmuştu. Bu darbeye dayanamayan kapı yerinden çıkmıştı ve içeriye doğru savrulmuştu. Çatı da kısmen uçmuştu.

Oda derhal karla dolmaya başladı. Minnie birkaç öğrencisinin yardımıyla kapıyı yerine sabitledi ve çiviledi. Ne yazık ki bu pek de uzun ömürlü bir çözüm değildi. Minnie binanın üzerlerine çökmesinin an meselesi olduğunun farkındaydı. Kapı yerinden tekrar fırladığında ve çatının bir kısmı daha uçtuğunda haklı olduğunu gördü. İçeride kalıp fırtınanın geçmesini beklerlerse çok geçmeden donacaklarını biliyordu.

Bayan Freeman bir yandan telaş içinde çözüm arıyordu. Diğer yandan da dehşete kapılan çocukları sakinleştirmeye çalışıyordu. Yardımı dokunabilecek birkaç şey bulma umuduyla sınıfı ararken bir çamaşır ipi buldu ve aklına bir fikir geldi. İpi tüm öğrencilerinin belinden geçirerek ucunu da kendi beline bağladı. Sonra en küçük çocuğu kucağına aldı ve hep birlikte şiddetli fırtınanın içinde yürümeye başladılar.

Fırtına o kadar şiddetliydi ki, kimse beş adım ötesini dahi göremiyordu.

Daha sonra vereceği bir röportajda hayatı boyunca böyle bir fırtına görmediğini söyleyecekti. Rüzgar karı öylesine yüksek bir hızda savuruyordu ki, kar tanecikleri insanların yüzüne ok gibi saplanıyordu.

Görebildikleri tek şey kör edici bir kar tabakasıydı. Şanslarına Minnie'in yön bulma duyusu oldukça iyiydi ve hem çocukları hem de kendini kurtarmakta kararlıydı. Küçük grup 1,5 kilometre mesafedeki bir çiftlik evine doğru yola koyuldu. Zorlu yolculuğun ardından nihayet güvenliğe ulaşmışlardı. Çocukların hepsi iyi durumdaydı. Görgü tanıkları bayan Freeman'ın çocukların kaybolmasını önlemek için ip kullanmadığından bahsediyorlardı.

Yol boyunca sürekli çocukların arasında dolaşmıştı ve hepsinin iyi olup olmadığını kontrol etmişti. Fakat yaşça büyük olan çocukların yardımı olmasaydı herkesi güvenli alana taşıyamayabilirdi. Ne olursa olsun dikkatler bayan Freeman'ın üzerine dönmüştü. Nebraska'nın kahramanı unvanının yanı sıra, ülkenin dört bir yanından yüzlerce evlenme teklifi, hediyeler ve hayran mektupları almıştı.

Minnie Freeman'ın Nebraska'da başardığı bu olay ona övgü ve şöhreti getirdi.

Minnie tüm bu övgü ve şöhretten biraz utanmıştı. Kendisine göre sadece işini yapıyordu. Öğrencileri kurtarmak onun sorumluluğuydu ve bunun için de elinden geleni yapmıştı.

Yaşanan felaket korkunç ve beklenmedik olsa da diğer öğretmenler de öğrencilerini kurtarmayı başarmıştı. Örneğin Nebraska'nın Pawnee şehrinde öğretmenlik yapan Seymour Dopp, saat 2'de başlayan fırtınayı görünce 17 öğrencisiyle birlikte okulda kalmakta ısrar etmişti. Hepsi geceyi binada geçirdi. Öğretmen ve öğrenciler sabaha kadar donmamak için önceden toplanan odunları yaktılar.

Ertesi gün gece boyunca gözlerine uyku girmemiş ebeveynler okul binasına doğru yola çıktı. 2 metreye varan kar yığınlarını tırmandılar ve bu sırada çocuklarının hayatta olup olmadığını bile bilmiyorlardı. Şanslarına kar yüzünden mahsur kalan herkes geceyi atlatmayı başarmıştı.

Tüm çocuklar sağ salim evlerine ulaşmayı başardı ve hiçbir zarar görmediler.

Güney Dakota'daki büyük ovalarda yaşayan iki adam da birkaç öğrenciyi kurtarmıştı. En yakındaki eve uzunca bir halat bağlamışlardı ve okuldaki tüm çocukları güvenli bölgeye taşımışlardı.

Fırtına koptuğunda dışarda olan insanlarsa çitleri, demir yolu raylarını ya da ağaç sıralarını takip ederek sığınabilecekleri bir yer bulmaya çalıştılar. Bir eve ulaşmanın imkansız olduğu durumlarda da ahırlara, kümeslere, tınazların arasına ve hatta kar yığınlarının içine saklandılar. 11 yaşındaki bir kız çocuğu fırtınaya birkaç inekle birlikte yakalanmıştı. Yanındaki ineklerden birini kuyruğuna tutunarak evinin yolunu bulmuştu.

Hayvan yolunu biliyordu ve hem kızı hem de sürüsünü güvende olacakları yere kadar götürmüştü. Fırtına 2-3 metrelik ağaçları kar yığınları altında bırakarak her yeri göz alabildiğince beyaza boyamıştı. Hatta bu kar yığınlarından biri 10 metre yüksekliğe ve 1,5 kilometre uzunluğa ulaşmıştı. Tüm bu kar tabakası doğanın nedenli güçlü ve yıkıcı olabileceğinin bir kanıtı olarak bahar boyunca yerde kalmıştı.