Özgürlük Heykeli'nin bakırdan yapıldığını, yıllar geçtikçe renginin yeşile döndüğünü, bugünkü şeklini alması için 300 farklı çekiç kullanıldığını ve tacının bir haleyi temsil ettiğini biliyor muydunuz? Eğer bilmiyorduysanız Özgürlük Heykeli'nin Az Bilinen Hikayesi başlıklı bu yazımdan çok daha fazlasını öğrenebilirsiniz.

Özgürlük Anıtı hikayesini çok az kişinin bildiği sembolleşmiş anıtlardan biridir.

Özgürlük Heykeli, Fransız heykeltraş Frederic Bartholdi tarafından inşa edildi. Ancak heykelin içinde Gustave Eiffel tarafından tasarlanan demir sütunlar da bulunuyor.

Eiffel daha sonra Paris'teki ünlü kuleyi inşa etmek için Özgürlük Heykeli'nin iskeletinin tasarımını kullandı. İnşaatçılar heykelin yapımı için kullanılan 31 ton bakırı şekillendirmek için 300 çeşit çekiç kullandı. Heykel tarihteki ilk kitlesel fonlama kampanyalarından biri sayesinde tamamlandı.

Başta Bartholdi heykelin inşası için kendi ülkesinde para toplamaya başladı. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'nde 120 binden fazla bağışçı heykelin tabanının yapılması için seferber oldu. Heykeli ve tabanını inşa etmek 500 bin doların üzerinde bir meblağa mal oldu. Bu bugünün parasıyla yaklaşık 10 milyon dolar ediyor.

Heykelin tabanı oldukça pahalıya mal olduğu için yapımı da bir hayli uzun sürdü.

Heykelin tabanı Amerikalı bir mimar tarafından ayrıca tasarladı. Bedloe Adası'ndaki Fort Wood Kalesinin avlusuna inşa edildi ve 1956 yılında bu yer Özgürlük Adası adını aldı.

Ancak heykel yerini almadan önce Paris'teki Monceau Parkı'nda birleştirildi. Yerliler heykeli o kadar çok sevdiler ki ona Parkın Hanım'ı adını verdiler. Asıl plan heykelin inşaatını 1876 yılına kadar bitirmekti. Bağımsızlık bildirgesinin imzalanmasının 100. yıl dönümünün kutlamalarına yetişmesini istiyorlardı.

Fakat inşa süreci o kadar karmaşıktı ki planlanandan daha uzun sürdü. Heykel nihayet 17 Haziran 1885 tarihinde üç yüzden fazla bakır parça halinde Fransa'dan Amerika'ya geldi. Bu demir parçaları Fransız gemisi Isere'de iki yüz on dört kasanın içine yerleştirildi. Yolda gemi korkunç bir fırtınaya yakalandı ve neredeyse batıyordu.

Eski Özgürlük Heykeli sadece yarım bir vücuttan ibaretti, diğer yarısı daha sonrasında yapıldı.

Heykelin inşaa edileceği yer kesin değildi, çünkü New York'un heykelin tabanı için yeterli parası yoktu. Ayrıca Baltimore, Baston, San Francisco ve Philadelphia'da heykeli istiyordu.

Bu şehirlerin her biri heykelin kendilerinde kalması şartıyla tüm inşaatın ücretini ödemeye gönüllüydü. Heykelin kolu durum çözülene kadar, fon bulma konularına dikkat çekme amacıyla 6 yıl boyunca Madison meydanında kaldı. Fakat heykel Amerika Amerika Birleşik Devletleri'ne gelmeden önce, heykelin başı proje için para toplanması amacıyla Paris'teki Dünya Fuarı'nda sergilendi.

Emma Lazarus'un yazdığı The New Colossus adlı ünlü şiir, heykelin içindeki bir plakaya yerleştirildi. Lazarus bu şiiri 1883 yılında fon toplama kampanyası için yazmıştı. Şiir heykeli Antik Yunan Rodos heykeliyle karşılaştırıyordu ve heykelin yardımına ihtiyacı olan herkesi korumak için orada olduğunu söylüyordu.

Özgürlük Heykeli'nin az bilinen bir diğer hikayesi bu fotoğraftaki gibi başladı ve bitti.

Heykelin inşaatı 1886 yılında bittiğinde dünyanın en uzun demir yapısı olma özelliğini taşıyordu. Ancak 3 yıl sonra bu unvanı Eyfel Kulesi devraldı ve hala da elinde tutuyor.

Heykel 16 yıl boyunca Amerika Birleşik Devletleri'de elektrikle çalışan ilk deniz feneri olma özelliğini korudu. Ayrıca bir fener bekçisi de vardı. Ancak hükümet tüm bunların ücretini ödemek istemedi ve deniz feneri kurulu bu kadar paraya değmeyeceğini fark etti. Hal böyle olunca heykelin deniz feneri kariyeri 1902 yılında son buldu. 19. yüzyıldan 1930'ların ortalarına kadar Özgürlük Adası'ndaki Fort Wood'ta aileler yaşıyordu.

Orada büyüyen çocuklar heykelin tacına beyzbol topları atarak eğleniyorlardı. Günümüzde kale, heykelin tabanının bir parçasıdır. 1983 yılında sihirbaz David Copperfield bir kalabalığın önünde heykeli yok etmeyi başardı. Seyirciler bir platformda otururlarken Copperfield bir perde açtı ve heykelin olduğu yer bomboştu. Aslında seyircilerin oturduğu platform yavaşça hareket ettirilmişti.

Meşalesi 1984 yılında yenilenmek zorunda kaldı ama eski meşalesi de atılmadı.

Özgürlük Heykeli, 1984 yılında yeni bir meşale ve aleve sahip oldu. Bu meşale bakırdan yapıldı ve 24 karatlık oldukça pahalı bir altın varakla kaplandı.

Orijinal meşale su sızdırdığı için değiştirilmesi gerekmişti. Ancak onu Özgürlük Heykeli Müzesi'nde hala görebilirsiniz. Restorasyon çalışmalarının bir parçası olarak heykele bir burun yaması ve geliştirilmiş bir taşıyıcı destek eklendi. Orijinal destek yerinde durmuyordu. Uzmanlar heykelin kafasının merkezden 60 santimetre uzakta olduğunu keşfetmişti. Ayrıca kolu vücuduna olması gerekenden 45 santimetre uzaktı.

Özgürlük Heykeli bakırdan yapılmış olduğu için parlak bakır bir madeni parayla aynı renkteydi. Heykeli inşa etmek için kullanılan tüm bakırlarla 30 milyon madeni para yapılabilirdi. Yıllar geçtikçe bakır ve havanın kimyasal reaksiyonu, heykelin yeşile dönmesine neden oldu. Bir zaman yarı kahverengi yarı yeşildi.

Döneminin en büyük heykellerinden biriydi, hatta en büyük bakır heykeldi.

Özgürlük Heykeli tamamlandığında 22 katlı bir bina yüksekliğindeydi. Yüzü büyük boy bir yatak kadar genişti ve elleri de bunun iki katı büyüklüğündeydi.

Heykelin bel bölgesi ise çift katlı otobüs genişliğindeydi ve beş kat daha ağırdı. Heykel çok uzun olduğu ve bakırdan yapıldığı için genellikle yıldırımların hedefi oluyordu. Neyse ki beton ve granitten yapılmış büyük tabanı onun yerde kalmasını sağladı ve yıl boyunca düşen yıldırımlardan korudu. Heykeli ziyaret ederseniz bunu göremezsiniz ama aslında heykel kırık bir kelepçe ve zincirlerin üzerinde duruyor. Bu özgürlüğü simgeliyor.

Bartholdi başta heykelin ellerinden birine bir zincir koymayı düşünmüştü ama sonra taş bir levha koymaya karar verdi. Heykelin başındaki sivri uçlu çubuklar güneş ışınlarını, tacı ise bir haleyi temsil eder. Yedi sivri çubuk, yedi okyanusu ve yedi kıtayı temsil eder. Orijinal sivri uçlu çubuklar paslandığı için şu ankiler sonradan eklendi.

Özgürlük Anıtı Müzesi, heykelin tarihi hakkında bilgi edinmek isteyenler tarafından kullanılıyor.

Heykelin tabanı, heykelin tarihi hakkında her şeyi anlatan bir müzeye ev sahipliği yapıyor. Ayrıca 354 basamaklı dar bir metal merdivenle heykelin tacına tırmanılabiliyor.

Merdivenler o kadar dar ki, tek seferde yalnızca 10 kişi sığabiliyor. Ancak çok etkileyici 25 penceresi var. Heykelin tacı yaz aylarında Bayağı Doğanlar'ın geçici evi haline geliyor. Kış aylarındaysa çoğunlukla Baykuşlar oluyor. Özgürlük Heykeli her ne kadar bir heykel de olsa her zaman yerinde durmuyor. Kuvvetli bir rüzgar çıktığında heykel yaklaşık 8 santimetre, meşalesiyse 16 santimetre kadar sallanabiliyor. Ayrıca dünyada sadece bir tane Özgürlük Anıtı bulunmuyor. Heykelin bronzdan yapılmış bir kopyası, Paris'teki Lüksemburg bahçesinde duruyor.

Meşhur anıtın çeyreği büyüklüğündeki bir kopyasınıysa yine Paris'te Seine Nehri'ndeki bir adada görebilirsiniz. Paris'teki Alma köprüsünün girişinde ise meşalesinin altın varak kaplı bir kopyası var. Bu meşale Özgürlük Heykeli'nin meşalesiyle aynı boyuttadır. Dünyanın dört bir yanından insanlar, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki dostluğu temsil eden bu anıta sponsor olmuşlardır.