1882'de dünya bir devrimin eşiğindeydi. Amerikalı ünlü mucit Thomas Edison elektrik enerjisini dünyanın çeşitli yerlerine dağıtacak yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyordu. Fakat dahi bir göçmen olan Nikola Tesla'nın başka planları vardı. Bu iki devin hikayesi, başladığı gibi dostane bitmeyecekti.

Thomas Edison ve Nikola Tesla'nın hikayesi, 1880'lerin başında New York'da başlamıştı.

1880'lerin başında New York yepyeni bir enerji kavgasının ana merkezi olmuştu. Giderek şiddetlenen bu kavga Thomas Edison ve Nikola Tesla'yı karşı karşıya getirmek üzereydi.

1880'lerde New York yeni bir enerji savaşının merkezi olmak üzereydi. O zamanlar evlerin çoğu kerosen lambalarla aydınlanıyordu. Ama elektrik artık dünyayı aydınlatmak üzereydi. Birbirlerine rakip iki dağıtım sistemi vardı. Doğrudan akımdan yana olanların başında ünlü mucit Thomas Edison bulunuyordu. Dalgalı akımın tarafındaysa Nikola Tesla vardı.

Edison telgraf ve telefonda öncü olduğu gelişmelerle zaten ünlü bir isimdi. Ancak fonografı icat etmesiyle ikon konumuna yükselmişti. 1876'da Menlo Park'ta çığır açan bir laboratuvar kurdu. Oyunu değiştireceğini düşündüğü uzun ömürlü, hemen bozulmayan bir ampul tasarlamaya çalışıyordu. Burada kesin olmayan şey ampulde hangi filamentin kullanılacağıydı. Yeni icadının enerjiyi doğrudan akımdan almasını istiyordu.

Edison doğrudan akımla çalışan bir ampul icat etmekle uğraşırken, Sırp bir genç olan Nikola Tesla ise dalgalı akım üzerine yoğunlaşmıştı. O dönemde dalgalı akımı üretmek çok daha zordu ve karmaşık bir mühendislik çalışması gerektiriyordu. Komütatör dalgalı akımı doğrudan akıma çevirmekteydi ama sık sık bozuluyordu.

Thomas Edison'un ampulü bulması tüm ilginin bir anda onun üzerinde odaklanmasını sağlamıştı.

Edison doğrudan akımlı ışık sistemini basına tanıtmaya başlamıştı. Dünyanın öbür ucundaysa Nikola Tesla her şeyi değiştirecek yeni bir elektrik sistemini zihninde canlandırmak üzereydi.

Profesör Poeschl öğrencilerine elektrikle çalıştırmaları halinde jeneratörün motor olarak da kullanılabileceğini anlatmaya çalışıyordu. Ama motora dönüştürülmüş jeneratör bu amaç için tasarlanmadığından pek de iyi çalışmamıştı. Tesla tam o esnada ortaya radikal bir fikir attı. Dalgalı akımı itici güç olarak kullanarak, dalgalı akımlı bir motor yapabileceğini söyledi. O dönemde motorlar doğrudan akımla çalışıyordu ve dalgalı akımla çalışan motora imkansız gözüyle bakılıyordu.

Poeschl bu fikri duyduğunda teşvik edeceğine azarlamıştı. Tesla dalgalı akımlı motoru düşünürken, Edison doğrudan akımlı ışık şebekesini çoktan sergilemeye başlamıştı. Oysa proje henüz tamamlanmamıştı. İnsanlara gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan bir ampul göstermişti. Sergilediği şey tam anlamıyla manipülasyondu. Ürünlerinin marifetlerini her zaman fazla büyütürdü. Ama başarısının bir yanı da buydu. Amerika'nın en büyük mucidi imajını böyle kazanmıştı.

Dünyanın diğer tarafındaysa Nikola Tesla, geleceğin teknolojisine yön verecek elektrik sistemini zihninde canlandırmayı başarmıştı. Dehasının parladığı bir anda dalgalı akımla çalışan motorun tüm detaylarını tahayyül etmişti. Bu konvansiyonel düşünceyi tam anlamıyla tersine çevirecekti. Dalgalı akımla çalışan motor çok büyük bir dönüm noktası olacaktı. Bunun mümkün olabileceğini hiç kimse düşünmemişti.

Nikola Tesla zihnindeki motoru hayata geçirmek için gece gündüz çalışmaya devam ediyordu.

Dalgalı akımlı motor şu an için Telsa'nın zihnindeki bir görüntüden ibaretti. Motoru yapabilmek için Edison'un maddi desteğine ihtiyacı vardı, ama beklediği yardımı hiçbir zaman alamayacaktı.

Motor halen Telsa'nın zihninde bir imgeydi. Bunun için Edison'un yardımına ihtiyacı vardı. Ama Edison'un kendisi için başka planları vardı. Sistemini geliştirerek New York'ta örnek bir santral kurmak istiyordu. Bu testisi Wall Street'in çevresinde yapmayı düşünüyordu. Böylelikle Wall Street'teki iş yerlerine ve bankalara elektrik vermesi daha kolay olacaktı. Bu sayede daha çok para kazanacağını düşünüyordu.

Edison bütünüyle doğrudan akıma dayanan ve jeneratörden ampule kadar ulaşan bir elektrik sistemi kurmaktaydı. Fakat sisteminde büyük bir sıkıntı vardı. Enerjiyi uzun mesafelere taşıyamıyordu. Akım tellerden geçerken enerji kaçakları oluşuyordu. Bu kaçakları telafi etmenin yegane yolu telin boyutunu arttırmaktı. Sistemin tüm sıkıntılarına rağmen plan uygulamaya devam edildi. Çünkü sistem para getiriyordu.

Londra'da Berlin'de ve Paris'te baştan itibaren Edison'un sistemi kullanılıyordu. Sistem yoğun nüfusa sahip yerlerde daha iyi çalışıyordu. Avrupa'daki bu yoğunluk nedeniyle ışık şirketinde çalışacak yeni elemanlara ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu ihtiyaca uyan tek bir kişi vardı. O kişi de Tesla'dan başkası değildi.

Strazburg tren istasyonu dönüm noktası olmuştu, teorisini orada hayata geçirmişti.

Strazburg tren istasyonundaki elektriksel patlama, Tesla'ya dalgalı akım teorisini geliştirmek için aradığı fırsatı yaratmıştı. Yıllarca düşlediği teorisini orada hayata geçirecekti.

Strazburg tren garındaki elektriksel bir sorun patlamaya neden olmuştu. Edison'un şirketi derhal elektrik sistemini yenilemek üzere Almanya'ya çağrılmıştı. Ancak Almanca bilen ve sistemden anlayan tek bir kişi vardı. Tesla dalgalı akıma dayalı teorilerini geliştirmek için bunu bir fırsat olarak görmüştü. İstasyonundaki sorunu giderdikten sonra kendi teorisini denemeye karar verdi.

Eski sistemin kabloları hala duruyordu. Yanında getirdiği motoru fişe taktığında düşündüğü her şeyin çalıştığını göreceğini umuyordu. Ama öyle olmadı. Kısa süre sonra nerede hata yaptığını anlamıştı. Dönen bir manyetik alan yaratmak için, manyetize olabilecek bir batarya kullanmalıydı. Bunun üzerine manyetize olabilecek çelik bir tabaka buldu ve bobinle birleştirdi. Yıllarca düşlediği teorisi nihayet gerçekleşmişti.

1880'lerde ulaşımın ve ekonominin gelişmesi sadece Amerika'nın dışa açılmasını sağlamamıştı. Güney ve Doğu Avrupa'dan gelen göçmenlerle birlikte şehirlerin nüfuslarında patlama yaşanmıştı. Tesla'da bu göçmenlere katılarak Amerika'ya gelmişti. Yanında Tivadar Puskas'ın yazdığı referans mektubu vardı. Puskas'ın Edison'a vermesi için yolladığı mektubunda "Dünyada iki tane büyük insan var. Bunlardan biri sizsiniz diğeri de tam karşınızda duran delikanlıdır." diye yazmıştı.

Bu ünlü dahiler insanoğlunun geleceğine yön verecek yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyorlardı.

Tesla, Amerika Birleşik Devletleri'ne ayak basar basmaz Edison'un doğrudan akım jeneratörleri üzerinde çalışmaya başlamıştı. Matematik ve fizik temeli olduğu için sorunları hızlıca çözüyordu.

Tesla, Amerika'ya geldiği aynı gün Edison'un doğrudan akım jeneratörleri üzerinde iyileştirmeler yapmaya başlamıştı. Kısa bir zaman diliminde değerini kanıtlamayı başarmıştı. Zaten Avrupa'da da sorun çözen bir mühendis olarak isim yapmıştı. Machine Works'de ise arızalı jeneratörleri ve araçları yeniden tasarlıyordu. Tasarladığı tüm araçlar eskisinden daha verimli çalışıyordu. Matematik ve fizik temeli olan pek az insandan biri olduğu için arızaları sistematik olarak kolayca giderebiliyordu.

1884'te Thomas Edison doğrudan akımlı aydınlatma sistemini New York'un ortasına taşımıştı. Bu aynı zamanda ulusal elektrik şebekesinin de ilk adımıydı. Elektrikten türeyen bütün teknolojilerin temelini atmıştı. Kısa sürede insanların çalışma şekillerini ve yaşam tarzlarını değiştirmişti. Evdeki her işin otomatik olarak yapılmasını ve kadınların iş hayatına katılmalarını sağlamıştı.

Nikola Tesla ise bu süreçte ürün hattını genişleterek verimliliği arttırmıştı. Bu yüzden ödüllendirileceğini düşünüyordu. Tesla, Edison için çalışmasına rağmen dalgalı akımın geleceğin enerjisi olduğundan hala emindi. Ancak Edison doğrudan akım kullanma fikrine çok inanmıştı. Doğrudan akım çok uzun zamandır kullanılmaktaydı. Dolayısıyla para doğrudan akımdaydı.

Edison tüm hayatı yeni buluşlar ve icatlar yaparak geçmişti, bu onun için bir tutkuydu.

Edison kendi sistemine o kadar inanmıştı ki, doğrudan akım motoruyla hiç ilgilenmiyordu. Bunun üzerine Tesla, Machine Works şirketinden ayrılarak kendine yeni destekçiler buldu.

Edison doğrudan akımla aydınlatma sistemine çok güveniyordu. O yüzden dalgalı akım motorunu dikkate değer görmemişti. Bunun sonucu olarak Tesla, Machine Works şirketinden ayrılma kararı aldı. Kendisine Alfred S. Brown ve Charles F. Peck adında iki yeni destekçi buldu. Destekçileri Tesla'nın kendilerine çok para kazandıracağından emindi. Fakat dalgalı akım motorunu destekleme konusunda kararsızlardı.

Tesla'nın hazırladığı ufak bir gösteri, Peck ve Brown'nu ikna etmeye yetmişti. Dalgalı akım motorunu yapacak parayı artık bulmuştu. Bunu George Westinghouse'un satabileceğini de çok iyi biliyordu. Westinghouse havalı frenler ve elektrikli sinyal sistemleri satarak bir servet kazanmıştı. Artık başka sektörlere geçmek istiyordu. Bu işi başlatmak için de patent satın alması gerekiyordu.

Westinghouse, Tesla'nın patentlerine şöyle bir göz atmıştı. Hepsinin dalgalı akım sistemiyle alakalı olduğunu görmüştü. Böyle bir işin tutması durumunda dalgalı akım motorunun çok satacağını biliyordu. Dolayısıyla Tesla tam aradığı kişiydi. Elindeki enerji taşıma sistemini, Tesla'nın motoruyla birlikte kullanmayı planlıyordu. Enerji kaçağı yaratmayan bu sistemin, rakiplerine karşı büyük bir avantaj sağlayacağından emindi.

George Westinghouse dalgalı motordaki geleceği görünce tüm parasını bu motora yatırmıştı.

Westinghouse, Tesla'nın dalgalı motorundan büyük avantaj sağlayacağını düşünüyordu. Ancak 1880 baharında bir çocuğun elektrik akımına kapılarak ölmesi işleri zora sokmuştu.

Westinghouse'un Tesla'nın dalgalı motorundan oldukça para kazanacağını düşündüğü sırada elektrik kablolarının yarattığı tehlike New York'u sarmıştı. Machine Works şirketi dağıtım sistemini yer altına kurmuştu. 300 volttan daha az elektrik veren bu sistem, tepeden geçen yüksek voltajlı diğer sistemlere göre daha güvenliydi. Bu sistemler yerleştirilirken kimse burada bir tehlike olduğunu anlamamıştı. Fakat bir sürü insan elektriğe kapılarak ağır şekilde yaralanmıştı.

1880 baharında bir erkek çocuğunun sarkan tel yüzünden trajik bir şekilde ölmesi New Yorklu'ların yüreklerini ağızlarına getirmişti. Elektrik çarpmasıyla yaşanan ölümler gazetelerin birinci sayfalarında yer alıyordu. Bu durum Harold Brown tarafından dalgalı akıma saldırmak için kullanılmıştı. New York Elektrik Kontrol Kurulu'na 300 voltun üzerindeki dalgalı akımın tehlikelerini gösterebilmek için korkunç bir sunum hazırlamıştı. Tüm amacı Westinghouse ve yüksek voltajlı dalgalı akım sistemini yok etmekti.

Brown doğrudan akımın gelecekteki potansiyeline çok inanmıştı. Birçok bakımdan fanatik sayılırdı. Hayvanlara elektrik vererek korkunç sunumunu sergilemeye başlamıştı. Sunumuna doğrudan akımla başlamıştı. Elektrik verdiği köpek bariz bir şekilde acı çekmekteydi. Ama hayvan ölmemişti. Bunun üzerine Brown dalgalı akıma geçmişti. Ama doğrudan akım sırasında kullandığından daha yüksek bir voltaj kullanmıştı. Bu korkunç bir sunumdu. Köpek daha yere düşmeden ölmüştü.

Harold Brown'ın yürüttüğü lekeleme kampanyası beklediği sonucu vermemişti.

Harold Brown dalgalı akımla çalışan elektrikli bir infaz sandalyesi tasarlamaya karar vermişti. Bu akımın insanları öldürdüğünü herkese göstermek istiyordu.

Aslında Brown ve Edison ölüm cezasına karşıydı. Ancak Brown dalgalı akımın risklerini elektrikli bir sandalye yaparak göstermek istiyordu. Asıl niyeti dalgalı akımın adını kullanarak kötü bir algı oluşturmaktı. Fakat Westinghouse bu durumun farkındaydı. Jeneratörlerini Brown'a satmayı reddetmişti. Ama Brown'un durmaya hiç niyeti yoktu. İkinci el piyasasından iki tane dalgalı akım jeneratörü bularak sandalyesini hazırlamıştı.

O sıralar New York Ceza İnfaz Kurumu idamı daha insancıl kılmak için bir deneme yapmaya karar vermişti. Brown'un elektrikli sandalye kullanma teklifi tartışmalara yol açmıştı. Bu konuda bir sonuca varılamayınca Thomas Edison'a danışılmıştı. Yeni teknolojiler ve yenilikler hakkındaki görüşleri tartışmasız kabul görüyordu. Edison, Brown'un fikrini hiç düşünmeden onaylamıştı.

Bunun üzerine mahkeme elektrikli sandalye kullanılarak yapılacak bir idama izin vermişti. Dalgalı akımı ölümle eşleştirmenin son sahnesi, Auburn Cezaevi'nde oynanmak üzereydi. Elektrikle ölüm cezasına çarptırılan ilk mahkum William Kemmler olmuştu. İdamın kısa süreceği, çabuk olacağı düşünülmüştü. Birkaç kez elektrik vermenin yeteceği zannediliyordu. Korkunç olmayacaktı, hiç kan akmayacaktı. Daha az acılı ve daha etkili olacaktı. Ama bekledikleri gibi olmamıştı.

William Kemmler elektrikli sandalye ile infazı gerçekleştirilen ilk mahkum olmuştu.

Elektrikli sandalyeyle yapılan idam Amerikan tarihinin en korkunç infazlarından biri olmuştu. Brown'un yürüttüğü lekeleme kampanyası, Edison ve grubu için kötü sonuçlanmıştı.

Kemmler'ın vücuduna 1000 voltluk bir şok verilmişti. 17 saniye sonra öldüğü düşünülerek elektrikli sandalyeden çözülmüştü. Ama Kemmler bir süre sonra tekrar hareket etmeye başlamıştı. Bunun üzerine işlem bir defa daha uygulanmak zorunda kalındı. Bu idam Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen, o zamana kadar ki en vahşi infazlarından biri olmuştu. Oysa temiz ve etkili olması beklenmekteydi.

Herkes Edison'u suçlamıştı. Çünkü bu sistemi o önermişti. Dolayısıyla Edison ve grubu için tam bir halkla ilişkiler fiyaskosu yaşanmıştı. Karalama kampanyası başarısız olmuştu. Ama bu Edison'un dertlerinin arasındaki en küçüğüydü. Westinghouse'un yüksek voltajlı dalgalı akımı Amerika'da hızla yayılmaktaydı. Çünkü elektrik şirketlerine asansörleri ve su çıkaracak makineleri çalıştıracak elektriği ulaştırabiliyordu.

Son yüzleşme 1993 yılında Şikago'da düzenlenen Dünya Fuarı'nda yaşanacaktı. Elektrik ilk kez milyonlarca insana gösterilecekti. Edison'un doğrudan akımlı sistemi, Tesla'nın tasarladığı ve artık Westinghouse'un sahibi olduğu dalgalı akıma karşıydı. Ancak Westinghouse'un çözmek zorunda olduğu mali sorunları vardı. Tesla bu nedenle alacaklarından vazgeçmek zorunda kalmıştı. Eli rahatlayan Westinghouse daha düşük bir ücret vererek ihaleyi kazanmayı başarmıştı.

Westinghouse ve Tesla kazanan taraf olmayı başarmıştı, bu başarıları tarihe geçecekti.

Westinghouse ve Tesla, Edison'un karşısında muazzam bir zafer kazanmıştı. Dünyanın farklı yerlerinden gelen 27 milyon kişi de dalgalı akımın bu zaferine tanıklık etmişti.

Westinghouse ve Tesla büyük bir zafer elde etmişti. Aslında kısmen kumar oynamışlardı. Çünkü gerçek maliyet verilen fiyattan çok daha fazlaydı. Ancak Westinghouse bunun tanıtım için çok önemli bir adım olduğunu biliyordu. Nikola Tesla içinse 17 yıllık büyük emeğinin karşılığıydı. Şikago Dünya Fuarı, Westinghouse'un mühendislerinin Tesla'nın hayallerini bütünüyle gerçekleştirdikleri yer olmuştu.

1 Mayıs 1993 günü başkan Grover Cleveland yepyeni bir çağı müjdeleyen şalteri indirdi. 2000 bin elektrik ışığı, dünyanın ilk dönme dolabı ve görkemli elektrikli su çeşmesi çalışmaya başladı. Dünyanın her yerinden gelen 27 milyon kişi dalgalı akımla çalışan elektrikli sistemlerin mucizesine tanıklık ediyordu. Fakat Tesla durmak bilmiyordu. Şikago Dünya Fuarı'nın ardından yüksek voltajlı ve dalgalı akımla çalışan yeni bir icat geliştirmişti.

Şikago Dünya Fuarı, Westinghouse için de büyük bir zafer olmuştu. Dalgalı akımı Edison'ın doğrudan akımını yenmişti. Buna rağmen Edison yeni icatlar yapmaya devam etmişti ve dünyanın en tanınmış isimlerinden biri olmasının önüne hiç kimse geçememişti. Tesla'da boş durmamıştı. Kablosuz enerji iletimi dahil birçok büyük deney yapmıştı. Ancak düşleri ve hayalleri iş sezgisinin önüne geçmişti. New York'taki otel odasında hayata gözlerini yumana kadar yeni deneyler yapmayı sürdürmüştü.