Romanya asıllı yoksul bir muhasebeci olan Stefan Mandel, kıt kanaat geçinmekten bıkmıştı. Yıllardır yüksek maaşlı bir iş arıyordu ama bir türlü bulamıyordu. Bu yüzden piyango oynayarak para kazanma yolunu seçmişti. Ayda 88 dolardan daha fazla kazanacağına emindi.

Piyangoyu 14 kez tutturan adam olarak tarihe geçen Stefan Mandel türünün tek örneğidir.

Romanyalı fakir bir muhasebeci olan Stefan Mandel için ayda 88 dolarla geçinmek tam bir işkenceydi, aldığı maaş o kadar düşüktü ki umutsuzluğa kapılmıştı.

Her şey 1960'larda yoksul bir Romanyalı muhasebecinin ay sonunu getirmemeye ve ailesini geçindirememeye başlamasıyla başladı. Maaşı o kadar azdı ki karamsarlığa kapılmıştı. Ayda 88 dolarla geçinmeye çalışmak oldukça zorlayıcıydı. Stefan Mandel o zamanlar daha yüksek maaşlı bir iş bulamadı.

Gayri meşru şeyler yaparak para kazanmak da ahlaki değerlerine ters düşüyordu. Belki de sadece onun aklına gelebilecek bir çözüm buldu. Piyango oynayarak para kazanacaktı. Pek çok insan bunu çılgınlık olarak görürdü. Zira piyango oynayarak para kazanan bir insan daha önce hiç görülmüş şey değildi.

Mandel kendisini sayılardan etkilenen bir hafta sonu matematikçisi olarak adlandırdı. Bu isim ona uyuyordu. İşten ve ailesinden arta kalan tüm vakitlerde matematikle ilgili dokümanları inceliyordu ve geliştirmeye çalıştığı algoritması üzerinde çalışıyordu. Algoritması birkaç yılın sonunda hazırdı.

Piyangoyu tutturan adam geliştirdiği algoritma sayesinde kısa sürede zengin oldu.

Geliştirdiği algoritmasını kullanan Mandel tüm parasıyla yüksek sayıları içeren biletlerden almıştı, 19 bin dolar değerindeki ödülü kazanmayı hedefliyordu.

Mandel araştırmasının sonucunu kombinasyonel sıkıştırma olarak adlandırdı. Bu yöntemin nasıl işlediğini açıklamak istemedi. Ancak altı kazanan sayıdan beş tanesini doğru bilebileceğini öne sürdü. Bu piyangoyu birkaç milyonda bir kazanma şansından, birkaç binde bir kazanma şansına indirdi.

Algoritmasını kullanan arkadaşlarından ve akrabalarından destek Mandel kazanma oranı yüksek olan sayıları içeren biletlerden büyük bir miktarda satın almayı başardı. Aldığı riske değmişti. Takriben 19 bin dolar civarındaki ilk ikramiyesini kazandı. Bu parayla ona destek veren herkesin borcunu ödedi.

Net karı 4 bin dolar oldu. Bu yeni bir hayata başlamak için yeterliydi. O da aynen bunu yaptı. Mandel ve ailesi, eşyalarını topladı ve Batı Avrupa'ya gitti. Burada 4 yıl boyunca bir yerden bir yere taşınıp durdu. Böyle bir yaşam tarzı yalnız olmadığı için yorucu oluyordu. Bu yüzden nihayet Avusturya'ya yerleşti.

Stefan Mandel'in formülü oldukça etkiliydi ve doğru uygulandığında takdirde %100 kazandırıyordu.

Avusturya'ya yerleşen Mandel piyango işine devam etme kararı almıştı, üzerinde çalıştığı yeni piyango sistemini çözerek onu milyoner yapacak fikri bulmaya çalışıyordu.

Avusturya'ya yerleşen Mandel piyango işiyle ilgili araştırmalarına devam etmeye karar verdi ve başarılı oldu. Vatandaşlık alarak her Avusturyalı'nın erişebildiği İngiliz Milletler Topluluğu kaynaklarına erişim hakkı elde etti. Bu daha önce çözdüğü Romanya piyango sisteminden çok daha az karmaşıktı.

Sistemi uzun uzun inceledi ve aklına onu milyoner yapacak bir fikir geldi. Ama bu fikir onu aynı zamanda mahkumda edecekti. Bu yeni ve gelişmiş yöntem, basitliği nedeniyle dahiceydi. Mandel her seferinde kazanmak için sadece orada bulunan tüm sayı kombinasyonlarını satın alması gerektiğini fark etmişti.

Kulağa çılgınca gelen bu duruma bilinçli bir çözüm yolu buldu. Planında altı adım vardı. Önce herhangi bir piyangodaki mevcut kombinasyon miktarını hesaplıyordu. Ardından ödülün kombinasyon miktarının en az üç misli olan piyangoları buluyordu. Bunu yapmak zorundaydı, aksi takdirde hiçbir şey kazanamazdı ya da para kaybederdi. Son olarak da her bir kombinasyon için para toplaması gerekiyordu.

Para avcısı olarak ünlenmişti, dünyanın çeşitli yerlerindeki piyangoları kazanmaya çalışıyordu.

Planının en zor kısmı insanları olabildiğince fazla bilet almaya ikna etmekti, bu yüzden büyük ikramiyenin bir kısmını bilet alanlarla paylaşacağını söylemişti.

Planın para toplama kısmı oldukça zordu. İnsanları yöntemin işe yaradığına inandırdı ve satın alabildikleri kadar piyango bileti almalarına teşvik etti. Kazandığı meblağın bir kısmını sponsorlarıyla paylaşmaya söz vermişti. Bir süre sonra ikramiyenin bir kısmını kazanmak isteyen yüzlerce sponsoru olmuştu.

Ama milyonlarca bileti yazdırması gerekiyordu. Böylelikle kazanan her kombinasyonun o milyon tane biletin içinde olmasını garantiye alıyordu. Bu Mandel'in mevcut pek çok ikramiyeyi kazanmasını sağladı. Sadece büyük ikramiyeyi kazanmamıştı. İkinci, üçüncü ve dördüncü küçük ikramiyeleri de aldı.

Planın sonraki aşamasında tonlarca bileti bayilere teslim etmesi gerekiyordu. Mandel'in verdiği tonlarca kağıdı kabul etmekten başka çareleri yoktu. Çünkü kulağa çılgın gelse de bu tamamen yasaldı. İngiliz Milletler Topluluğu ve Avusturya makamları, birinin böyle bir şey yapacak kadar cesur olmasına çok şaşırmışlardı.

Para kazanma işin bir parçasıydı ama kazandıkları para herkese yetmiyordu.

Stefan Mandel piyangoyu kazanır kazanmaz bilet alanlara paralarını ödemek zorundaydı, baskı ve lojistik de dahil olmak üzere karşılaması gereken çok fazla masraf oluşmuştu.

Stefan Mandel türünün tek örneğiydi ve bunu muhtemelen kendisi de biliyordu. Geriye sadece ödülü kazanması kalmıştı. Bu yüzden ikramiye olası kombinasyon sayısının 3 katı olmak zorundaydı. Mandel kazandıktan sonra sponsorlara borçlarını ödemek zorundaydı.

Bu ne kadar destekçisi olursa ve biletler için ne kadar fazla öderlerse piyangoyu kazandıktan sonra o kadar para vermek zorunda olduğu anlamına geliyordu. Hepsi bununla da sınırlı kalmıyordu. Çünkü Mandel'in baskı ve lojistik dahil olmak üzere diğer masrafları da karşılaması gerekiyordu.

Eğer büyük ikramiye daha az olsaydı muhtemelen tüm bunlardan sonra elinde eskisinden daha az para kalırdı. Planı uygulaması inanılmaz derecede zordu. Mandel bunu düşünmeyi akıl edebilmiş olmasına rağmen, planını uygulamaya devam ediyordu.

Para kazanma yolları arasındaki en riskli yöntem olsa da milyoner olmayı başamıştı.

Hedefine ulaşabilmek için gece gündüz çalışıyordu, nihayetinde 1980'lerin sonunda Avusturya ve Birleşik Krallık'taki piyangoları kazanmayı başarmıştı.

Hayalini gerçekleştirebilmek için sabah akşam çalıştı ve seneler sonra loto sendikası olarak isimlendirdiği şeyi kurdu. Loto sendikası, Mandel'in metoduna inanan ve yardımcı olmaya hevesli yüzlerce sermayedardan oluşan bir ağdı. 1980'lerde bilgisayar çağı geldiğinde Mandel yeni teknolojiyle çalışacağı için çok mutlu oldu.

Oluşturduğu algoritmaya göre çalışan birkaç bilgisayar ve bir düzine yazıcı aldı. Kombinasyonları bulmak oldukça kolaylaştı. 80'lerin sonunda kendisi ve sendikası, Avusturya ve Birleşik Krallık'ta 12 piyango kazanmayı başardı. Ancak bu plan er geç fark edilecekti.

Her ne kadar tamamen yasal olsa da bir kişinin böyle bir numara yapabilmesi yetkilileri rahatsız etti. Bu yüzden Avusturya'daki piyango yasaları iki kez değiştirildi. Önce evde bilet bastırmayı yasakladılar. Artık marketten alınmak zorundaydı. Sonrada toplu satın alımları yasakladılar. Bu Mandel'i batıyı hedeflemeye itti.

ABD bayrağı çizimi oldukça basitti, birkaç günde bayrak çizmesini öğrenmişti.

Gözünü Amerika Birleşik Devletleri'nin Virginia eyaletindeki piyangolara dikmişti, 27 milyon dolar değerindeki büyük ikramiyeyi kazanmak istiyordu.

Batıda çok başarılı olmasına rağmen az miktarda para kazandırıyorlardı. Mandel manşetlerde yer almak istiyordu. Bu yüzden ABD'nin Virginia eyaletindeki piyangolara yöneldi. 1992 yılında ikramiye kombinasyon sayısının 3 katından daha büyüktü. 7 milyon dolarlık biletlere karşılık 27 milyon dolardı.

Mandel'in ihtiyacı olan şey tam olarak buydu. Önceki başarılarını göstererek 2500 yatırımcının desteğini kazandı. Yatırımcılardan her biri tüm kombinasyonları satın almak için yaklaşık 3 bin dolar ödedi. Ardından tüm bu biletleri Sydney'deki işletme üstünde bastırdı ve hepsini Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderdi.

Büyük oyun böyle başladı. İşe alınan kuryeler eyaletin her bir köşesinde yorulmak bilmeden çalıştı. Marketlerden her biri 10 bin dolar değerindeki banka çekleriyle biletler aldılar. Zamanları kısıtlıydı, ancak tek sorun bu değildi. Mandel'i en çok strese sokan şey başvuru tarihinden sadece birkaç saat önce toplu olarak bilet işleyen bayilerden birinin bunalıp çalışmasını durdurmasıydı.

Piyango kazanan adam durmak bilmiyordu, yeni piyangolar kazanmak için gece gündüz çalışıyordu.

15 Şubat 1922'de çekilişin sonuçları açıklanmaya başlamıştı, Mandel ve ekibi büyük bir heyecanla Virginia eyaletindeki 27 milyon dolarlık çekilişi takip ediyordu.

Mandel'in sendikasının satın aldığı 7.1 milyon biletten sadece 5.5 milyon tanesi işlendi ve şansını büyük oranda kaybetti. Zaferini garantiye alabilmek için yapabileceği hiçbir şey yoktu. Kazanan kombinasyonların eksik olan 1.6 milyon biletin arasında olmamasını umuyordu. 15 Şubat 1922'de büyük an geldi.

Sonuç canlı yayında açıklanacaktı. Mandel'in ekibi, kombinasyonlardan birinin kazanıp kazanmadığını görmek için çılgınca biletleri kontrol ediyorlardı. Sonunda zafer çığlığı geldi. Loto sendikası sadece büyük ikramiyeyi kazanmamıştı. İkinci, üçüncü ikramiyeyi ve düzinelerce küçük ikramiyeyi de kazanmıştı.

Toplam kazançları 30 milyon dolardı. Mandel'in girişiminin en büyük zaferi bu olmuştu ve aynı istediği gibi dünyanın dört bir yanında manşet oldu. Ancak yatırımcıları bu durumdan hoşnut değildi.

Büyük ikramiye kazananı en sonunda soluğu cezaevinde aldı, 20 ay boyunca cezasını çekmesi gerekmişti.

30 milyon doları alan Mandel yatırımcılarına vaat ettiği paradan daha azını ödemişti, 2004 yılında İsrail'de işlediği benzer bir suç yüzünden tutuklanarak 20 ay boyunca hapis cezasına çarptırıldı.

Stefan Mandel sermayedarlarına sözünü ettiği kazançtan daha az ödemişti. Yükümlülüklerini yerine getirmediği için onu dava bile edememişlerdi. Çünkü teknik olarak yükümlülüklerini yerine getirmiş sayılıyordu. Mandel'in eylemleri ABD makamlarının kısa süre sonra piyango kurallarını değiştirmesine neden oldu.

Tarihte bunu ilk ve son kişi oldu. Milyonlar kazanmış olsa da tutkularının peşinden gitmeye devam etti. 2004 senesinde İsrail'deki bir piyangoyu kazanma girişiminde daha bulundu ve başarılı olamadı. Bunun sonucu olarak 20 ay hapis cezası aldı. Belki de Mandel'in aklını başına getiren bu oldu.

2006 yılında serbest bırakıldı. Serbest kalmasından bu yana Avusturya'daki tropik bir adada huzurlu bir hayat sürüyor. Piyangoyu 14 kez tutturan adam olarak hafızalara kazınan Mandel, tüm dünyada sonsuza dek hatırlanacak olmanın gururunu yaşıyor.