25 yaşındaki Dorothy Arnold parfüm ithalatçısı Francis Arnold'ın kızıydı. İyi bir öğrenim görmüştü ve prestijli bir okul olan Bryn Mawr Üniversitesi'nden mezundu. Birkaç farklı dil biliyordu ve yazar olmayı hedefliyordu. Hayat 25 yaşındaki Dorothy için harika gidiyordu. Ta ki 12 Aralık 1910'da kaybolana kadar...

110 yıldır bulunamayan milyoner kızı Dorothy Arnold'ın gizemi hala çözülemedi.

Dorothy kardeşi Marjorie'nin partisinde giymek üzere elbise almaya gittiğini söyleyerek evden ayrılmıştı, Dorothy'nin annesi o gün kızının davranışlarında herhangi bir tuhaflık sezmemişti.

Dorothy odasından çıkarak aşağı kata indi. Evin salonunda annesiyle görüştü ve ona 19 yaşındaki kız kardeşi Marjorie'nin sosyeteye gireceği eğlencesinde giymek üzere yeni bir kıyafet almaya çıktığını söyledi. Balo olayın gerçekleşmesinden 5 gün sonra 17 Aralık'ta gerçekleşecekti.

Dorothy'nin annesi arkadaşlık etmek için onunla gelmeyi teklif etti. Ama genç sosyetik bu teklifi reddetti. Bunun iyi bir nedeni vardı. Dorothy'nin annesi ciddi bir şekilde hastaydı ve evden neredeyse hiç dışarı çıkmazdı. Bayan Arnold o sabah kızının davranışlarında tuhaf bir şey fark etmemişti.

Ailesinin elit bir mahallede bulunan, Manhattan'ın yukarı doğu yakasındaki evinden ayrıldı. Yanına bugünkü tutarıyla 700 dolar almıştı. Ne de olsa bir balo kıyafeti alışverişine çıktığı için yanına aldığı 700 dolar çok değildi.

Dorothy Arnold babasının ve annesinin tüm çabalarına rağmen hiçbir zaman bulunamadı.

Dorothy 27. caddenin köşesindeki bir şeker dükkanına uğramıştı, dükkandaki tezgahtar daha sonrasında dedektiflere bayan Arnold'ın ruh halinin gayet iyi göründüğünü söylemişti.

Dorothy oldukça iyi giyinmişti ve büyük bir manşon çanta taşıyordu. 5. caddeye doğru batıya ve daha sonra Manhattan şehir merkezine doğru aşağı yöneldi. Bu yaklaşık bir saatlik bir yürüyüştü. Ancak caddeler buzlu ve kaygan olduğu için muhtemelen Dorothy'nin yürüyüşü daha uzun sürmüştü.

Yolu üstünde birkaç tanıdığına da rastlamıştı. Daha sonraları hepsi ruh halinin gayet iyi olduğunu söylemişti. Bir kutu çikolata almak için 5. caddeyle 27. caddenin kenarındaki bir şeker mağazasına bile girmişti. Mağazadaki tezgahtar, dedektiflere bayan Arnold'ın davranışlarıyla ilgili tuhaf görünen bir şey olmadığını söylemişti.

Sonrasında Dorothy, 27. caddede kendine komik öyküler ve yazılardan oluşan bir kitap aldığı Brentano'nun mağazasına girdi. Dükkandan çıkınca yolda arkadaşı Gladys King'e rastladı. O da Marjorie'nin partisine davetliydi ve bu olayı konuşup bir süre ayak üstü sohbet ettiler. Ardından Gladys yanından ayrıldı.

Central Park'taki eski Brentano kitapçısı günümüzde de hala uğrak bir yerdir.

Dorothy eve dönerken yolunun üzerindeki Central Park'tan geçmeye karar vermişti, Brentano'nun kitap dükkanından çıkarken karşılaştığı Gladys King'e öyle söylemişti.

Dorothy, Gladys'le vedalaşıp eve yöneldi. Yolunun üstündeki Central Park'tan gitmeye karar verdi. En azından arkadaşına söylediği buydu. 12 Aralık gecesi Dorothy hala eve dönmemişti. Fakat hemen yaygara koparacak bir neden yoktu. Dorothy yetişkin bir kadındı ve kendi işlerini halletmek için dışarıdaydı.

Belki mükemmel elbiseyi bulmakta zorlanıyordu. Belki de bir arkadaşına rastlamıştı. O gece eve gelmediğinde anne ve babası, erkek arkadaşında kaldığını düşündüler. Ancak Dorothy ertesi akşamda eve gelmeyince endişelenmeye başladılar. Yine de derhal polise gitmediler. Babası bir sansasyon yaratmak istememişti.

Muhtemelen bir skandal yüzünden iş dünyasındaki itibarını zedelemekten korkuyordu. İşin aslı o zamanlar genç, bekar bir kadının erkeklerle görüşüp evlenmemesi pek sık rastlanan bir şey değildi. Basın bu konu hakkında bir şey yazarsa bay Arnold itibarı iki paralık olabilirdi.

Birçok kişi Dorothy Arnold'ın ailesinden kaçtığını ve bulunmamak içinde izini kaybettirdiğini düşünüyor.

Francis Arnold kızının fidye için alıkonulduğunu düşünüyordu, bu yüzden olayı polise bildirerek işleri daha da karmaşık hale getirmek istemiyordu.

Birilerinin fidye talep etmek için kızını alıkoymuş olduğundan şüphe ediyordu. Bu durumu açıklayarak işleri daha da zorlaştırmak istemiyordu. Üstelik olası kötü adamlara diğer kızını da kaçırabilecekleri fikrini vermek istemiyordu.Bu yüzden temkinli hareket ediyordu.

Yetkililere hemen başvurmamış olması tuhaf görünüyordu ama o sırada aklından çok fazla şey geçiyordu. Onun yerine bay Arnold, Dorothy ağabeyinin bir arkadaşına başvurdu. John S. Keith bir avukattı. Kayıp kızı gayet iyi tanıyordu ve bağlantıları vardı.

Haberi alan aile dostu derhal işe koyuldu. Keith, Dorothy'nin arkadaşlarıyla tanıdıklarıyla ve genç kadının en çok sevdiği mağazalardaki satış görevlileriyle konuştu. Adım adım Dorothy'nin son gününün detaylı bir raporunu çıkarmaya başladı. Fakat arkadaşıyla yollarını ayırdıktan sonra ona ne olduğuyla ilgili hiçbir bilgi yoktu.

John S. Keith tüm araştırmalara rağmen hiçbir sonuca ulaşamadı, bu yüzden polisten yardım istedi.

New York'taki tüm hastane ve morglar aranmıştı, yakın şehirlerdeki yerlere de bakılmıştı ama 25 yaşındaki Dorothy Arnold hakkında tek bir ize bile rastlanmamıştı.

Keith, New York'taki bütün hastaneleri ve morgları ziyaret etmeye başladı. Yakın şehirlerdeki hastanelere de bir çalışanını gönderdi. Ama hiçbir şey çıkmadı. Kızların odasını da aradı ve dikkate değer tek bir şey keşfetti. Şöminede yanmış kağıtlar vardı. Kağıtların üstünde yazanlar okunmuyordu ama ABD'den Avrupa'ya yolcu taşıyan gemilerin ilanları olduğu seçilebiliyordu.

Bu noktada daha fazla insan gücüne ihtiyacı vardı. Keith bunun üstüne aileye Pinkerton denilen ünlü özel dedektiflik ajansını önerdi. Dedektifler Avrupa'ya giden tüm gemilerin yolcu listelerini incelediler. Atlantik'in diğer kıyısındaki bağlantıları, Dorothy'nin tarifine uyan kadınları aramaya başladı.

Ama hiçbir şey bulunamadı. Bununla birlikte genç kadının erkek arkadaşı George Griscom o sırada Avrupa'daydı. Dorothy, 42 yaşındaki Filedelfiyalıyla üniversitedeyken tanışmıştı. Griscom, 1910'un Aralık ayında ailesiyle Floransa'da tatil yapıyordu. Belki de bulmacanın parçaları nihayet yerlerine oturuyordu.

Suçlu olarak görülen George Griscom'ın hakkında hiçbir delil bulunamadı.

Dorothy'nin annesi ve babası George Griscom'la olan ilişkisine daima karşıydı, o yüzden gizlice Avrupa'ya kaçmış olabileceklerini düşünüyorlardı.

Dorothy'nin babası ve annesi, George'la olan arkadaşlıklarına karşı çıkıyordu. Bu nedenle habersizce Avrupa'ya kaçmış olabileceklerini tahmin ediyorlardı. Arnoldlar, Griscom'a kızlarının nerede olduğuyla ilgili ne bildiğini soran bir telgraf çektiler. Ama Griscom hiçbir şey bilmediği cevabını verdi.

Bu cevap onları tatmin etmemişti. O yüzden 16 Ocak 1911'de Dorothy'nin annesi ve ağabeyi, Griscom'un Floransa'da kaldığı otele gittiler. Kız kardeşi artık bir aydan fazladır kayıptı ve ağabeyi sinirlerine hakim olamadı. Griscom'ı doğruyu söylemezse fiziksel zarar vermekle tehdit etti.

Ama Griscom, Dorothy'nin nerede olduğunu ya da başına ne geldiğini bilmediğini söylemeye devam ediyordu. Ayrıca sağlığı hakkında da endişeliydi. Ona göre hayatına son vermeye karar vermiş olabilirdi. Bunun kanıtı olarak ona yakın zamanda yazdığı bir mektubu gösterdi.

Bu olay eski The World gazetesinin günlerce manşetinde yer almıştı, olay unutulunca gazete konunun peşini bırakmıştı.

Dorothy'nin kaybolmasından altı hafta sonra Francis Arnold nihayet pes etmişti, gazetecileri davet ederek kızının Central Park'tan eve dönerken saldırıya uğradığını açıkladı.

Dorothy, Griscom gönderdiği mektuplarında yazılarını yayımlamayı reddeden edebiyat dergileri yüzünden ne kadar acı çektiğini anlatıyordu. Esasında gerçekten de ümitsiz bir mektup gibi görünüyordu. Başarısızlığının aşikar olduğu ve önünde görebildiği tek şeyin dönüşü olmayan uzun bir yol olduğu yazıyordu.

Fakat bu ruh hali fazlasıyla zorlama gibi görünüyordu. Kız azimliydi ve tanınmak istiyordu. Başarısız edebiyat girişimleriyle cesareti kırılıp kendine zarar vermesi pek olası değildi. Dorothy'nin ağabeyi Griscom sakladığı mektupları inceledi ve bu araştırmada işe yarayacak hiçbir şey içermediklerine karar verdi.

Kızının ortadan kaybolmasından 42 gün sonra Francis Arnold en sonunda pes etti. Gazetecileri bir basın toplantısı için davet etti ve kızının Central Park'tan eve gelirken saldırıya uğradığını zannettiğini söyledi. Bunun üstüne poliste aramalara katıldı. Fakat polis, tanınan bir kadının hiçbir görgü tanığı olmadan güpegündüz saldırıya uğramasını pek mantıklı bulunmamıştı.

Central Park'ın eski hali adeta bir kötü andırmaktaydı, yıllar içinde gelişerek değişti.

Soruşturmaya dahil olan polis ekipleri Central Park'ın etrafında bilgi toplamaya başlamıştı, buna rağmen Dorothy Arnold'a neler olduğu bulunamamıştı.

Central Park'ın her metrekaresini arayarak eksiksiz bir soruşturma yürüttüler. Yine de Dorothy'den hiçbir iz bulunamadı. George Griscom'ın mazeretini de doğruladılar. Birçok görgü tanığı 12 Aralık 1910'da bırakın New York'ta olmayı ABD'de de bulunmadığına şahitlik etmişti.

Griscom'un, Dorothy'nin kayboluşuyla ilgisinin olduğuna dair tek bir kanıt bile yoktu. Ayrıca kendisi de Dorothy'nin geri dönmesi için ilanlar vermişti. Basına anne ve babası buna karşı olsa bile onunla evleneceğini söylüyordu. Bütün bunların yanı sıra Dorothy'nin evden kaçtığına dair bir söylenti daha vardı.

Dergilerin yazdıklarını kabul etmemesinden dolayı kendisini yetersiz hissettiği biliniyordu. Soruşturmanın ilk aşamalarında şöminede bulunan yakılmış kağıtların, dergilerden gelen red mektupları olduğu düşünülüyordu.

Marjorie Arnold ablası için endişeleniyordu, başına bir şey gelmiş olduğunu düşünüyordu.

Tüm tanıklar Dorothy'nin kaybolduğu gün tuhaf ya da gizli kapaklı davranmadığını söylüyordu, eldeki verilere göre Dorothy öylece ortadan kaybolmuştu.

Balo kıyafeti için aldığı para aslında gizli bir kaçış için olabilir miydi? Kaybolmasından önceki gün, sözde arkadaşlarıyla yemeğe çıkmak için bugünün parasıyla 925 dolar daha almıştı. Elbise parasıyla birlikte yeni bir hayata başlamak için 1500 dolar parası vardı. Fakat bu da büyük ölçüde şüphe uyandırıyordu.

Zengin bir sosyetik sima neden arkadaşlarını, ailesini ve yuvasını sırf yazarlık kariyerine başlamakta zorluk çekiyor diye bıraksındı ki? Üstelik kaybolduğu gün yanında olan çanta, içine giysilerini sığdırabileceği kadar büyükte değildi. El çantasına birazını sığdırsa bile odasındaki diğer giysilerini sığdırması mümkün değildi.

Bütün tanıklar, kaybolduğu gün farklı davranışlar sergilemediğini söylüyordu. Edinilen bulgulara göre Dorothy öylece ortadan yok olmuştu. Cesedi hiç bulunamasa da babası sonunda kızının öldüğü sonucuna vardı. Olayın üzerinden 110 yıl geçmesine rağmen Dorothy'nin sırrı hala çözülemedi.