Craig ve ekip arkadaşları, Kilauea Yanardağı'na doğru yola çıktıklarında başlarına geleceklerden habersizlerdi. Yanardağın üzerinde üçüncü turlarını atarlarken birden helikopterleri arızalandı ve alçalmaya başladı. Durumu kurtarmaya çalışan Craig işleri daha da kötüleştirdi. Helikopter saniyeler içinde Kilauea Yanardağı'na düştü.

Kilauea Yanardağı, Hawaii'de bulunan 1247 metre yüksekliğindeki bir kalkan volkandır.

Craig Hosking ve ekibi patlayan volkanlar hakkında bir film çekmek Kilauea Volkanı'na doğru yola çıktı.

Craig Hosking'in boyu pedallara ulaşır ulaşmaz helikopter kullanmayı öğrenmeye başlamıştı. Bu nedenle 16 yaşında en genç lisanslı helikopter pilotlarından biri oldu. Üstelik deniz uçakları ve planörler gibi diğer hava taşıtlarını kullanmakta da aynı şekilde başarılıydı.

Hosking sonunda başarılı bir hava fotoğrafçısı oldu. Kısa süre sonra da film ve dizi yapımlarında çalışmaya başladı. Böylece kendisine volkan patlamaları hakkında çekilecek büyük bütçeli bir film geldiğinde hemen kabul etti. Bu küçük ekipte Michael Benson ve Christopher Duddy adında iki kişi daha vardı.

Michael Benson bağımsız bir kameramandı. Christopher Duddy ise bağımsız film teknisyeniydi. Grubun helikopteri Bell 206B-III modeldi. İki kamerayla yüklenen helikopterin Hawaii Adaları'ndaki Kilauea Volkanı'nda çekim yapması amaçlanıyordu. Ama işler umdukları gibi gitmedi.

Kilauea Volkanı'na düşen helikopter neyse ki volkanın lavlı bölgesine düşmedi.

Helikopter Kilauea Volkanı'nın ortasına ulaşmadan birkaç saniye önce işler bir anda ters gitmeye başladı.

Film ekibi özel olarak Pu'u O'o çıkışıyla ilgileniyordu. Bu çıkışta aktif lav akışı olmasa da kraterin yanındaki çukurda 35 metre derinde parlayan turuncu birikinti, beraberindeki duman çıkışıyla film yapımcılarının aradığı sahneyi yaratmaya yeterliydi. Tarihler 21 Kasım 1992 Cumartesi'yi gösteriyordu.

Helikopter yanardağın üzerinden üçüncü defa geçmeye başlayana kadar her şey planlandığı gibi gidiyordu. Grup kraterin merkezine varamadan işler aniden aksi gitmeye başlamıştı. Önce Hosking, ana pervanenin gücünde bir düşüş fark etti. Hemen ardından pervane ikaz ışığı yandı.

Helikopter ciddi teknik sorunlar yaşıyordu. Başka bir yerde olsalar Hosking gibi bir deneyimli pilot hala kraterin dışına uçabilirdi. Ancak ne yazık ki o durumda helikopteri çevreleyen duvarlar böyle bir manevrayı ölümcül bir düşüşe çevirebilecek kadar dikti.

Kilauea Dağı'nda yaşanan helikopter kazası sonrası birçok kurtarma ekibi olay yerine akın etti.

Durumu kurtarmaya çalışan Craig Hosking yanlışlıkla bir volkanik buhar ve duman bulutunun içine daldı.

Her şey kaşla göz arasında oldu. Durumu düzeltmeye çabalayan Hosking, kazara bir volkanik buhar ve duman bulutunun içine girdi. Pilot helikopteri çevirip krater zeminine yaklaşarak akımdan kurtarmaya çalıştı. Bu manevrayla bütün motor kuvvetini kaybetse bile helikopterin güvenle iniş yapabileceğini biliyordu.

Çünkü pervaneden yukarı doğru hala bir hava akımı olacaktı ve bu muhtemelen helikopteri de kurtarırdı. Fakat ana pervane, kraterin dış duvarına çarptı ve gövdeden ayrıldı. Sonra her şey kontrolden çıktı. Helikopter dönerek kraterinden ağzından 45 metre aşağıdaki duvara çarptı.

Ancak o gün içerde kilitli kalan film ekibi için şanslı bir gün olmalıydı. Hem helikopter kaynar lav havuzuna düşmekten kurtuldu hem de üç adamda ciddi yaralar almadan sadece birkaç sıyrık ve ezikle kazayı atlatmayı başardı. Ama durumları hala tehlikesini koruyordu.

Yanardagi patlamasi öylesine şiddetliydi ki yükselen dumanlar kilometrelerce öteden fark ediliyordu.

Hosking ve ekibi, sülfür dioksit ve hidrojen sülfit gibi zehirli gazlar salan bir volkanın içinde esir kalmıştı.

Hosking ve grubu, sülfür dioksit ve hidrojen sülfit gibi toksik gazların bulunduğu bir yanardağın içinde mahsur kalmıştı. Yanıcı ve patlayıcı olabilen bu gazlar aynı zamanda insanlar içinde ölümcüldür. Film ekibini kurtaran tek şey, kraterin çarptıkları kısmından içeri temiz hava sızıyor olmasıydı.

Birkaç saat zehirli yanardağ gazlarını soluduktan sonra film ekibi kraterin uç kısmına doğru tırmanışa geçmeye karar verdi. Ama iç çeperler o kadar kırılgandı ki her hamleleri taşları kaydırabilirdi. Hosking helikoptere hemen geri döndü. Mucizevi bir şekilde yedek bataryaya bağladığı radyoyu çalıştırmayı başardı.

Yetkililer kazadan haberdar edildikten sonra itfaiye teşkilatından cesur bir pilot helikopteriyle kraterin içinde alçaldı ve Hoskingaraca tırmanabildi. Diğer iki ekip üyesiyse çok daha tehlikeli bir durumdaydı. Tırmanmaya devam etmeye karar vermişlerdi.

Yanardaga tirmanmak fazlasıyla cesaret isteyen ve son derece riskli bir iştir.

Kurtarma helikopteri geldiğinde Michael Benson ve Duddy, 25 metre uzaktaki bir çıkıntıya tutunmuşlardı.

Helikopter geldiğinde Kilauea Volkanı'nın zirvesinden 25 metre aşağıdaki bir çıkıntıya sığınmışlardı. Görünmeleri neredeyse imkansız olduğundan helikopter pilotu onları almadan uzaklaştı. Michael Benson ve Christopher Duddy geceyi altlarında kaynayan lavların sesini dinleyerek geçirmek zorunda kaldılar.

Pazar akşamıysa Duddy daha fazla dayanamadı. Çaresizlik içinde tırmanışına devam etmeye karar verdi. Benson arkadaşından 15 metre uzakta, 60 santime 120 santimlik güvenli bir alan bulmuştu. Tırmanışın çok riskli olduğunu söyleyerek bulunduğu yerde kalmaya karar verdi.

Benson tek başına kalmıştı. Birkaç saat sonra yanında aşağı düşen ve kaynayan lavların içinde kaybolan bir beden gördüğünde Benson şoka girdi. Duddy'nin ayağının kaydığına ve bu yüzden düştüğüne kesinlikle emindi. Ne mutlu ki durum bundan farklıydı.

Bu yanardağ görüntüsü lavların büyük bölümünün soğuduğu ve daha az olduğu bir noktada çekilmiş.

Kazadan 27 saat sonra, öğleden sonra 14:30'da Christopher Duddy kraterin ağzına tırmanmayı başarmıştı.

Kazadan yirmi yedi saat sonra, öğle sonrası 14:30'da Duddy kraterin tepesine çıkmıştı. Hemen hastaneye kaldırıldı ve ertesi gün taburcu edildi. Benson'un arkadaşının bedeni sandığı şeyse kurtarma ekibinin kameramana ulaşacağını umarak attığı bir hayatta kalma kitiydi.

Pazartesi sabahına kadar Benson kraterin içinde 2 gün geçirmişti. Yemek yiyememiş ve doğru düzgün uyuyamamıştı. Tam anlamıyla korkmuş ve tükenmişti. Daha da kötüsü bütün kurtarma çalışmaları şiddetli yağmur ve volkanı kaplayan sis nedeniyle başarısız olmuştu.

Pazartesi günü saat 09:00'da havanın kısa süreliğine iyileştiği bir zamanda helikopter Tom Hauptman, Benson'ı görebildi. Ancak hemen arkasından sis yeniden bastırdı. En azından artık adamın yerini biliyorlardı. Hauptman helikopterini bacadan aşağı indirerek 45 metrelik bir ip ve ağ ile kameramana ulaşmaya çalıştı.

Helikopterle insan kurtarma göründüğü kadar kolay değil, aksine olduça zor ve riskli bir iştir.

Kurtarma ekibi bir şey görmemesine rağmen kraterin içindeki Michael Benson'u kurtarmaya çalışıyordu.

Pilot hiçbir şey görmeden, sadece hislerine güvenerek Benson'ı kurtarmayı deniyordu. İşte bu yüzden ipin gerildiğini hissettiği anda hemen yükseldi ve tahmin ettiği gibi kameramanın kurtarma ağının içinde olduğunu gördü. Benson'ın durumu stabildi. Hilo hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırıldı.

Soluduğu zehirli gazlar ve yaşadığı susuzluk nedeniyle kimyasal zatürre tedavisi uygulandı. Yaklaşık 30 gün sonra eski sağlığına kavuşan Benson yoğun bakımdan çıkarıldı. Birkaç gün daha gözetimde tutulduktan sonra Hilo hastanesinden sağlığına kavuşmuş bir şekilde taburcu oldu.

Benson taburcu olduktan hemen sonra açıklama yapan Hosking, kazanın muhtemelen sebebinin volkanik gazlar olduğunu söyledi. Gazların motor gücünü azaltarak düşmelerine neden olduğunu açıkladı. Yeteneği sayesinde kendini ve film ekibini kurtarmıştı.

Yanardağa inen adam gerekli lav örneklerini aldıktan sonra hızla yukarı çekildi.

Eşsiz bir olay gibi görünse de 2007 ve 2008 yıllarında volkan kraterlerine düşen başka insanlarda olmuştu.

Her ne kadar eşsiz olsa da insanların bir volkan kraterine düşüp sağ kaldığı tek olay bu değildi. 2007 yılında Tanzanya'daki Ol Doinyo Lengai aktif volkanını keşfe çıkan grubun taşıyıcısı lavlarla dolu bir yarığa düştü. İnanılmaz bir şekilde adam hem sağ kaldı hem de güvenli bölgeye kendi kendine tırmandı.

Bacakları ve kolları yanmıştı. Ama her şeye rağmen yaşıyordu. Onu kurtaran şey Ol Doinyo Lengai'nin 520 derecelik sıra dışı soğuk lavları olmuştu. Kırmızı-turuncu akışkan sıvıdan farklı olarak bu lav siyahtı ve yavaş hareket ediyordu. Bu sayede adam sırt çantasını kullanarak dışarı tırmanmayı başarmıştı.

Benzer bir olay 2008 yılında Jon Slate'ın başına geldi. Slate oğlu ve bir arkadaşıyla beraber kar arabalarına binip kraterin ağzına kadar çıkmıştı. Nefes kesici manzarayı izlerlerken Slate'in altındaki kar çıkıntısı kırılarak 450 metre düşmesine neden oldu. Birkaç saat sonra ancak kurtarılabildi.