Afrika'nın en tehlikeli ülkesi olan Orta Afrika Cumhuriyeti'nde hayat pamuk ipliğine bağlıdır. Ellerinde palalarla dolaşan insanların her gün birini öldürdüğü, acımasız terör örgütlerinin insanları yaktığı ve güçlü olanın güçsüz olanın elindeki her şeyi aldığı acımasız bir yerdir.

Orta Afrika Cumhuriyeti, Afrika'nın en tehlikeli ülkesi olarak bilinmektedir.

Orta Afrika Cumhuriyeti dünyanın en kanunsuz ülkelerinden biridir, ülkenin yaklaşık dörtte üçü çeşitli terör örgütlerinin kontrolü altındadır.

Orta Afrika Cumhuriyeti adının hakkını verecek şekilde Afrika'nın tam ortasında yer alır. Çad, Güney Sudan, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi problemli ülkelerin arasına sıkışmıştır. Neredeyse Türkiye büyüklüğünde bir toprak parçasına sahiptir. Ancak buna rağmen nüfusu sadece 4.5 milyondur.

Bu az nüfusa karşın dünyanın en şiddetli ülkelerinden biri olarak kabul edilmektedir. 1960 yılında Fransızlardan bağımsızlıklarını kazanmalarından bu yana çoğu yönetici silahlı darbeyle başa geçmiştir. Kişisel çıkarlarını ön planda tutan bu kişiler, hiçbir zaman devlet otoritesi kuramamıştır.

Şu anda ülkenin 4'te 3'ü terör örgütlerinin denetimi altındadır. Hukuk sistemi neredeyse olmadığı için adalet çeteler tarafından ya da halkın kendi eliyle sağlanmaktadır. Tabii buna adalet denirse! Çünkü suçlu-suçsuz ayırt etmeden insanlar linç edilmektedir. Daha şanssız olanlar ise canlı canlı yakılmaktadır.

Orta Afrika Ülkesi her gün iç çatışmaların yaşadığı, terör örgütlerinin kol gezdiği bir yerdir.

Ülkedeki askeri grupların eline düşmek halkın eline düşmekten daha kötüdür, çünkü askerler kadın, çocuk ya da yaşlı ayrımı yapmadan öldürmektedir.

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde askerlerin eline düşmek, halkın eline düşmekten daha kötü sonuçlanmaktadır. Çünkü askerler bebeklere, çocuklara, kadınlara ya da yaşlılara hiçbir tolerans göstermemektedir. Farklı örgüt mensupları tarafından bulunanlar ya da hırsızlık yaparken yakalananlar ise acımasızca cezalandırılmaktadır.

Ülkedeki güç kavgasının temeli Müslüman ve Hristiyan gruplar arasındaki çatışmalara dayanmaktadır. Seleka adı verilen müslüman örgütler ve Hristiyanlardan oluşan Anti Balaka isimli ülkedeki en büyük örgüt, iki büyük bloğun temelini oluşturmaktadır.

Ülkenin %50'si Hristiyan, %20'si müslüman geri kalanı ise yerel dinlere mensuptur. Çatışmaların nedeni din temelli görünse de aslında bununla pek bir ilgisi yoktur. Zira her şey büyük bir hazine içindir.

Afrika'daki sıradan bir altin madeni bile birçok farklı grubun savaşmasına yol açıyor.

Orta Afrika Cumhuriyeti altın, elmas, uranyum gibi yeraltı kaynaklarıyla doludur ve tamamı ülkede faaliyet gösteren terör örgütlerinin hakimiyetindedir.

Orta Afrika Cumhuriyeti uranyum, elmas, altın gibi değerli madenlerle doludur ve tamamı silahlı örgütlerin kontrolü altındadır. Çatışmaların asıl nedeni bu madenlerin kontrolünü sağlama çabasıdır. Zira Müslüman örgütlerin içinde Hristiyan gerillalar, Hristiyan örgütlerin içinde de Müslüman gerillalar vardır.

Bu durum din savaşının perde arkasında aslında maden savaşı olduğunu açıkça göstermektedir. Ülkedeki altın, elmas ve uranyum madenlerini çıkaran ve uluslararası piyasaya kaçak yollarla sokan bu örgütler, madenlerde kullandıkları insanları kölelik koşullarının bile altında çalıştırmaktadır.

Ağır silahlarla donanmış çete üyeleri, memnun olmadıkları işçileri anında öldürmektedir. Bölgede veya ülkede bu insanlara hesap soracak ve adaleti sağlayacak hiçbir güç bulunmamaktadır. Orta Afrika Cumhuriyeti'nde insan hayatının hiçbir önemi yoktur, onlar için önemli olan tek şey daha fazla paradır.

Afrika palası insanların birbirlerini öldürmek için kullandıkları ilkel bir silahtır.

Ülkedeki geleneksel silah paladır, yarım metre uzunluğundaki kılıç benzeri bu alet Orta Afrika Cumhuriyeti'nde işlenen birçok cinayetin baş sorumlusudur.

Ülkedeki konvansiyonel silah paladır. Yarım metre boyundaki kılıç benzeri bu aleti taşımak Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yasaldır. Hemen hemen herkesin elinde görmek mümkündür. Cinayetlerin yarıya yakını bu ilkel silahla gerçekleşmektedir.

İşin korkunç yanı, bu cinayetleri işleyenlerin gayet keyifli ve zevk içinde görünmeleridir. Ülkenin birçok bölgesinde buraya makineli silahlar, el bombaları ve palalarla girilmez şeklinde tabelalar vardır. Çoğu okul tahtası çocuklar tarafından çizilen silahlı asker resimleriyle doludur.

Ordunun, ülkenin yeraltı kaynaklarını çalan bu çetelerle mücadele edecek gücü yoktur. Başkent Bangui dışında doğru düzgün askeri üssü bile bulunmamaktadır. Hatta başkentleri bile zaman zaman çetelerin yönetimine girmektedir. Aslında 2003 ve 2013 yılları arası, Afrika Cumhuriyeti'nin en sorunsuz günleriydi.

Seleka terör örgütü ülkedeki en güçlü örgüt olmasa da ciddi eylemler gerçekleştirmiştir.

Bölgedeki şiddet olayları 2003 ve 2013 yılları arasında büyük oranda azalmıştı, ancak Seleka adı verilen örgütün devlet başkanını devirmesi olayları yeniden ateşledi.

Şiddet eylemleri 2003'den 2013'e kadar büyük ölçüde azalmıştı. Ancak Seleka isimli örgütlerin başkente girerek devlet başkanını devirmesi ve yönetimi ele geçirmesi şiddet olaylarının yeniden başlamasına neden oldu. Gücü ele geçiren Müslüman Seleka örgütleri, Hristiyan köylerini yakmaya başladı.

Hristiyan Anti Balaka örgüsü ise Müslüman köylerini aynı şekilde yakarak bu saldırılara karşılık vermeye çalıştı. Sadece 2018 yılında 15 bin ev yakıldı ve 1.5 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Nüfusun %10'u komşu ülkelere sığındı. Çeteler ve güçlüler çıkar savaşı yürütürken olan yoksul halka oldu.

Savaşlar ülkedeki cahilliğin boyutlarını giderek arttırdı. Sadece okuma yazma bilenlerin oranı %36'lara kadar geriledi. Savaşlar ve yetersiz beslenme insan ömrünü 26 yıl kısalttı. Normal bir ülkede ortalama yaşam ömrü 76 yılken, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde bu rakam 51'e kadar düştü.

Pek çok Afrika askeri başına buyruk hareket etmektedir, aldığı emirleri kendi istediği şekilde yerine getirmektedir.

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde toplam 14 silahlı örgüt bulunmaktadır, Rusya ve Sudan'ın bu örgütlerle derin faaliyetler yürüttüğü bilinmektedir.

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde silahlı ateş gücüne sahip 14 terör örgütü bulunmaktadır. Bilhassa Rusya ve Sudan bu örgütlerle anlaşılması güç derin bağlantıları vardır. Sudan'ın durumu komşusu olduğu için anlaşılabilir. Ancak Rusya'nın kendinden bu kadar uzak bir coğrafyada faaliyet yürütmesi şüphe uyandırmaktadır.

14 silahlı örgütün tamamı da Afrika'daki uyuşturucu ticaretinde önemli etkilere sahiptir. İnsan kaçakçılığı, fideye, silah kaçakçılığı, elmas, altın ve uranyum kaçakçılığı bu grupların faaliyetlerinden sadece bazılarıdır.

Orta Afrika Cumhuriyeti, 1960 yılında bağımsızlığını kazanmış olsa da Fransızlar ülkede fili varlıklarını hala devam ettirmektedir. Başkentte belli sayıda da olsa Fransız askeri bulunmaktadır. Ülkenin iki resmi dilinden biri Fransızcadır ve ülkenin başkentinde önemli bir Fransız nüfus yaşamaktadır.

Dünyanın en tehlikeli ülkesi, Afrika'nın tam ortasında yer alan Orta Afrika Cumhuriyeti'dir.

Sömürge yıllarında yaşadıkları kötü muamelelerden dolayı Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yaşayan pek çok insan, beyaz insanlardan nefret etmektedir.

Sömürge yıllarında yaşanan zulümlerden dolayı Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yaşayan insanlar, beyaz insanları sevmemektedir. Bu yüzden ülkede yaşayan beyazların akşamları dışarı çıkmaması ve merkezi noktalardan uzaklaşmamaları tavsiye edilmektedir. Bugün ise iç savaş birkaç aydır Rusya, Fransa ve Sudan'ın etkisiyle durmuş olsa da yaşanan şiddet olaylarında pek bir azalma görülmedi.

Ülkedeki yabancı siviller arasında birkaç bin Fransız dışında kimse kalmadı. Konu sivil halka gelecek olursa yıllardır hiç düzelmeyen ekonomik ve sosyal düzen, adaletsizlik ve iç savaşlar insanları derin bunalımlara itti. Bu nedenle şiddetle iç içe yaşayan halk patlamaya her an hazır bombalara dönüştü.

Kendi kültürlerinden olmayan bir şeye bile tahammülleri kalmadı. Görmeleri halinde şiddete dönüşebilecek çok ciddi tepkiler vermekteler. Öyle ki sırf yemek yerken çatal kullandığı için öldürdükleri turistler bile olmuştu.

Pigme kabilesi bilinenin aksine vahşi değildir, en uzunlarının boyu 1 metre 40 santimdir.

Ülkenin önemli bir bölümü ormanlık ve dağlıktır, bu ormanlık alanların içinde ilkel şartlarda yaşayan yüzlerce kabile bulunmaktadır.

Ülkenin büyük bir bölümü dağlık ve ormanlıktır. Bu ormanların içinde ilkel koşullarda yaşayan yüzlerce kabile vardır. Sınırları içinde toplam 70 farklı etnik grup olduğu söylenmektedir. Bunlardan biri, hatta en ünlüleri dünyanın en kısa insanları olan Pigmelerdir.

Çok gariptir ki boyları 1 metre 40 santimi geçmemektedir. Boylarıyla orantılı küçük kulübelerde yaşayan Pigmeler, günümüzde hayatlarını avlanarak ve yabanı yiyecekleri toplayarak sürdürmektedir. Asya'dan Afrika'ya kadar uzanan çeşitli bölgelerde yaşayan Pigmeler bilinenin aksine vahşi değildir.

Neden boylarının bu kadar kısa oldukları ise hala bilinmemektedir. Bunun nedeni öldürülme korkusundan dolayı bölgeye gidemeyen bilim insanlarının gerekli araştırmaları yapamamalarıdır.

Kurçuk, Orta Afrika'da yaşayan insanların severek yedikleri bir canlı türüdür.

Orta Afrika halkının en sevdiği yiyecek türü kurtçuklardır, fakat tavşan eti ve maymun eti de dahil olmak üzere ülkede pek çok canlı eti satılmaktadır.

Orta Afrika'da yaşayan insanların en sevdikleri yiyecek kurtçuktur. Kilosu etten daha pahalıdır. Maymun eti ve tavşan eti de dahil olmak üzere türlü türlü gıda ürünü ülkede mevcuttur. Ancak iç savaş nedeniyle tarımın durması, en çok çocukların sağlığı üzerinde kötü etki yaratmıştır.

Orta Afrika Cumhuriyeti'nin %80'ine yakını köylerde yaşamaktadır. Fakat öldürülme korkusundan yıllardır çiftçilik yapamamaktalar. Alt yapının da neredeyse hiç olmadığı Orta Afrika'da her yer tuvalet olarak kullanıldığı için, köylerin geneline kötü bir koku hakimdir.

Dünyada az sayıda gorilin yaşadığı ender ülkelerden biri olan Orta Afrika Cumhuriyeti hala bozulmamış doğal bir güzelliğe sahiptir. Ancak ülkedeki silahlı gruplar ülke halkının ve başka insanların, buraları görüp güven içinde gezmelerine müsaade etmemektedir.