Dünyanın bir ucu olarak bilinen Nemo Noktası, 1992 yılında Hırvat kökenli Kanadalı Hrvoje Lukatela tarafından keşfedildi. İnsanların yaşamadığı ve gemilerin geçmediği bir bölge olduğundan uzay ajansları tarafından kısa sürede uydu çöplüğü olarak kullanılmaya başlandı.

Dünyanın bir ucu olarak bilinen Nemo Noktası karaya en uzak bölgedir.

Nemo Noktası karaya her yönden 2.250 kilometre uzaklıkta sularla çevrilidir, öylesine uzak ve izole bir yerdir ki bu noktaya en yakın insanlar astronotlardır.

Zamanında birkaç bilim insanı, bu bölgenin etkin durumda olmayan uyduları dünyaya geri indirmek için en elverişli nokta olduğu sonucuna vardı ve Nemo Noktası dünyanın halihazırdaki tek uzay araçları mezarlığı haline dönüştü. O günden sonra bilinen öteki ismiyle Okyanusun Erişilmez Noktası yerküredeki en uzak nokta olarak anılmaya başlandı.

Gerçekten de bu bölge öylesine ücra ve izole bir noktadır ki an geldiğinde bu noktaya en yakın insanlar büyük olasılıkla yalnızca astronotlar oluyordur. Zira nokta en yakın kara parçasına dahi her istikametten 2.250 kilometre uzaklıktadır.

Noktanın uzayla hayal edebileceğinizden çok daha yakın bir bağı bulunmaktadır. Şu anda bile başınızın hemen üzerinde binlerce yapay uydu dünyanın yörüngesinde dolanmaktadır. Diğer makineler gibi uydularında ömürleri sonsuz değildir. Genellikle 15 yıl sonra ömürleri sona ermektedir.

Dünyanın yörüngesinde çok sayıda ömrünü tamamlamış uydu aracı bulunmaktadır.

Ömürleri sona eren uydulardan kurtulmanın iki yolu vardır, çoğu zaman uyduları Nemo Noktas'ına düşürme seçeneği uzaya fırlatmaktan daha kolaydır.

Etkin olmayan uzay araçlarından kurtulmanın iki yolu bulunmaktadır. Bu seçimler uyduların eninin ve boyunun ne kadar büyük olduğuna bağlıdır. Eğer bir uzay aracının yörüngesi, dünyamızdan çok daha yüksekteyse onu uzaya yollamak dünyaya düşürmekten daha kolay olacaktır.

Ki bu zaten daha az yakıt harcanmasını sağlayacaktır. Sonuç olarak bu uydular kendilerini mezarlık yörüngesi olarak adlandırılan ürkütücü bir yerde bulmaktadır. Bu yörünge dünyaya en uzak aktif uydudan 320 kilometre daha uzaktır. O da dünyaya yaklaşık 36 bin kilometre uzaklıktadır.

Eğer uydu büyük değilse ve dünyanın yakınlarında dönüyorsa mühendisler onun hızını kesmek için tanklarında kalan yakıtı kullanacaktır. Uydu yörüngesinden çıkartılarak saatte 27 bin kilometre hızla atmosfere girmesi sağlanır. Atmosfere girdiğinde meydana gelen sürtünmeyle oluşan ısı, uydunun yanmasına sebep olmaktadır.

Düşen bir uydu çoğu zaman risk oluşturmaz, çünkü düşeceği yer belirlenmiş olur.

Büyük uydular genellikle güvenlik riski oluşturmaktadır, insanların zarar görme olasılığının 10.000'de 1'den daha fazla olduğu durumlarda operatörler uyduları Nemo Noktası'na yönlendirmektedir.

Bir uydunun kendi başına dünyaya düşmesine izin verilmeden önce bu işi kontrol eden operatörlerin, düşüşün insanları yaralamayacağından ve dünyada bir maddi zarar oluşturmayacağından emin olmaları gerekmektedir. Normalde küçük uzay araçları söz konusu olduğunda bundan daha kolay emin olunabilir.

Ama büyük uydular ve uzay istasyonlar gibi devasa şeylerde durum biraz daha farklıdır. Bunlarla ilgili problem, bu araçların yeryüzüne düşmeden evvel bütünüyle yanmamasıdır. Ki bu önemli bir güvenlik tehlikesi oluşturacaktır. Bu yüzden eğer olasılık 10.000'de 1'den fazlaysa operatörler kontrollü yörünge değişimi işlemi yapmaktadır. İşte o noktada Erişilmezlik Noktası devreye girmektedir.

Neyse ki uzay ve havacılık teknisyenleri birilerine zarar vermeden bu araçları Nemo Noktası'na indirebilmektedir. Öte yandan çalışmayan bir uyduyu uzay araçları mezarlığına gömmek, bazı üstün beceriler gerektirmektedir. Bu nedenle uzay ajansları düşüşün zamanlamasını çok iyi yapmak zorundadır. Böylece uydu tam olarak istenen noktaya indirilebilir. Çoğu zaman bunu yapmak sanıldığı kadar kolay değildir.

Tiangong-1 uzay istasyonu kontrolü kaybedilen ender uzay araçlarından biriydi.

2011 yılında Çin'in uzaya fırlattığı Tiangong 1 uzay istasyonu Nemo Noktası'na indirilememişti, kontrol edilemeyen araç Erişilmezlik Noktası'ndan 3500 kilometre uzağa düşmüştü.

2011 yılının Eylül ayında Çin ilk uzay istasyonu olan Tiangong 1'i uzaya fırlattı. 2016 yılında uzay ajansı istasyonun kontrolünü kaybedene kadar her şey yolunda gitmişti. Resmi olarak görevini sona erdirdikten sonra istasyon 2018 yılında atmosfere tekrar girmek zorundaydı.

Ancak kimse istasyonun nereye düşeceğinden emin değildi. Bu istasyonun cam elyafa sarılmış 8.5 ton ağırlığındaki titanyum iskeletiyle yakıt tankının saatte yaklaşık 300 kilometre hızla yeryüzüne düşeceği anlamına geliyordu. Çin'in istasyon üzerinde artık bir kontrolü olmadığından, bu düşüşün tam olarak Nemo Noktası üzerinde gerçekleşeceğini garanti edemiyorlardı.

Sonunda uzay istasyonu Pasifik Okyanusu'na düştü. Fakat düştüğü yer Erişilmezlik Noktası'ndan 3500 kilometre uzaktaydı.Her nasılsa istasyonun önemli bir kısmı atmosfere girerken yandı ve okyanusa adeta binlerce küçük parçadan oluşan bir duş halinde düşerek yayıldı. Fakat hatırlayacağınız üzere bu olay bir mecburi iniş şeklinde cereyan etmişti. Çünkü kimse istasyonu kontrol edemiyordu.

Nemo Noktası'na 2060'dan fazla uydu düştü, bu uydular bilerek düşürüldü.

1971 yılından bu yana uzay ajansları Nemo Noktası'na 2060'dan fazla aktif olmayan uydunun düşmesini sağladı, bunların en büyüklerinden biri Rusya'ya ait bir uzay laboratuvarıydı.

Çoğu durumda uzay ve havacılık mühendisleri, uzay araçlarını belirlenen iniş bölgelerine yönlendirebiliyorlar. Bu sayede Nemo Noktası, uzay araçları mezarlığı olarak belirlendiği 1971 senesinden beri uzay ajansları okyanusa 2060'dan fazla etkin olmayan uydunun düşmesini sağladı.

Mesela bu araçların en irilerinden, Rusya'nın sahibi olduğu bir uzay laboratuvarı okyanusun 3 kilometre dibini boyladı. Bu araç 2001 yılında okyanusa düşüp batan 120 tonluk metal bir şeydi.

Nemo Noktası'nın dibinde yatan diğer uzay araçları 6 Rus Salyut uzay istasyonu, 6 Japon HTV kargo uzay aracı, 5 Avrupa Uzay Ajansı kargo gemisi ve hatta SpaceX roketidir. Uluslararası Uzay İstasyonu'nun yaşamı da 2024 yılı civarında Nemo Noktası'nda son bulacak gibi görünüyor.

Dünyanın yöngesi adeta bir uydu mezarliği haline geldi, şu an için bu uydular temizlenemiyor.

Nemo Noktası'ndaki bu uzay aracı mezarlığı derli toplu bir alan değildir, görevini tamamlamış uzay araçlarının 1500 kilometreye yayıldığı metalik bir çöp yığınıdır.

Nemo Noktası'ndaki bu uzay aracı çöplüğü düzgün ve temizlenen bir yer değildir. Ömrünü tamamlamış bir sürü uzay aracı, suyun dibinde gelişigüzel yatmaktadır. O bölgede yaşayan deniz canlıları bu uzay artıklarını yuva olarak kullanmaktadır. Ama patlayarak dağılan bazı uzay araçları çevreyi kirletmektedir.

Özellikle büyük uzay araçları atmosfere girerken aşırı ısındığı için, suyla temas ettikleri anda patlamaktadır ve çevreye bir atık sürü madde saçmaktadır. Büyük uzay araçları genellikle 1500 kilometreyi bulan ve 150 kilometreye yayılan bir çöp yığını bulutuna dönüşmektedir.

Neyse ki bu insanlar için bir sorun olmamaktadır. Çünkü Nemo Noktası etrafında hiçbir kara parçasının bulunmadığı 5 milyon kilometre kareden daha büyük bir alanı kaplamaktadır ve uzaydan düşen bu enkazın insanlara zarar verme ihtimali oldukça düşüktür.

Böyle giderse dünyanın çevresinde koca bir uzay çöplüğü oluşacaktır.

Şu anda dünyanın yörüngesinde 4.000'den fazla uzay aracı dolanmaktadır, bu zamana kadar düşen uzay araçlarının bir insanı yaraladığı görülmemiştir.

Şu ana kadar bilinen tek olay uzaydan düşen bir uydu parçasının bir kadının hafifçe omzuna çarpmasıdır. Fakat bu enkaz parçalarının potansiyel olarak yine de birini yaralama riski söz konusudur. Şu anda 4.000'den fazla uzay aracı, farklı irtifalarda dünyanın çevresinde dolanmaktadır.

Bu kadar uyduya rağmen daha birçokları için hala boş yer bulunmaktadır. Ancak dünyamızın yörüngesindeki tüm bu boş alan, hem etkin hem de ömrünü tamamlamış haldeki uydularla dolarsa gezegenimiz önemli bir yörünge çöplüğü problemiyle karşı karşıya gelecektir.

Tüm bu uzay araçlarının yanı sıra uzaydaki bu boş alanda sayısız miktarda metal parçası, civata, vida, çok ufak boya parçaları ve yumruk büyüklüğünde bir sürü yapay nesneyle dolacaktır. Tehlike arz eden en büyük şeyse uzaydaki büyük bir aracın diğerine çarparak dünyaya itmesidir. Bu pek sık olmayabilir ama yine de ihtimal dahilindedir.

Çöp uydular dünyamız için bir risktir, yörüngeden temizlenmedikleri sürecede öyle kalacaklar.

Yörüngede başına buyruk dolaşan ve çarpışarak gezegenin güvenliğini tehdit pek çok eski uzay aracı bulunmaktadır, bilim insanları bu araçları Nemo Noktası'na indirmek için uğraşmaktadır.

Bu tip uydu çarpışlarından biri 1996 yılında, bir diğeri 2009 yılında ve iki tanesi de 2013 yılında meydana gelmişti. Bu çarpışmalardan yüzlerce yıl sonra bile diğer uydular için tehdit oluşturacak bir uzay çöplüğü bulutu ortaya çıktı ve henüz bu çöplüğe bir çözüm üretilebilmiş değil.

Uzay ajanslarının bu araçları yörüngelerinden çıkarma işini bu kadar ciddiye almasının nedeni tam olarak budur. Aslında çoğu yeni uzay aracı, kendi güzergahını izlemeye ve belirlenen yörüngeden ayrılmamaya yarayan teknolojilere sahiptir.

Ancak dünyanın yörüngesinde kontrol dışı bir halde ve dünyanın güvenliği için risk oluşturan birçok eski uzay aracı da mevcuttur. Bilim insanları bu sorunu çözmek için yıllardır çalışmaktadır. Öyle ki yetkili kişilerce yörüngede biriken bu araçların bir kısmının Nemo Noktası'na düşürüldüğü bilgisi verilmiştir.