Her şey Kara Orlov Elması'nın 1947 yılında Pondicherry'daki bir tapınaktan çalınmasıyla başladı. 18. yüzyılın başlarında elması satın alan Prenses Nadezhda rivayetlere göre elmasın ilk kurbanı oldu. Sonrasında aynı kaderi kara elmas taşına sahip olan diğer sahipleri de yaşadı.

Sahiplerinin hayatını mahveden bu kara elmas taşı, Orlov elması olarak da bilinmektedir.

Kara Orlov Elması, 1947'de Pondicherry yakınlarındaki bir Hindu heykelinin gözünden çıkarılarak çalındı.

Rivayete göre Kara Orlov Elması, Brahma'nın Gözü'dür. 195 karatlık değerli taş, Hindistan'daki Pondicherry çevresinde yer alan bir Hindu büstünde takılıydı. Fakat 1947'de gizemli bir şekilde çalındı. Elmasın kaybolmasından birkaç saat önce, hırsız olduğu düşünülen bir keşiş tapınakta görülmüştü.

Tapınağa meydan okumanın günah olmasından, elmasın hırsızını ve sonraki tüm sahiplerini lanetlediğine inanılmaktadır. Tesadüf veya değil, daha sonra yaşananlar düşünüldüğünde öyle olabilir gibi görünüyor! Ne elması çaldığı düşünülen keşiş ne de diğer olası hırsızlar bulunamadı ve elmastan senelerce hiçbir hiçbir haber alınamadı.

Çok daha sonra, 18. yüzyılda Büyük Britanya'da birden ortaya çıktı. Başka kaynaklara göre Prenses Nadezhda Orlova kara elması Hindistan'dan Rusya'ya getirtmişti. İşte elmas ismini böyle aldı.

Kara Orlov Elması kötü şöhretini 18. yüzyılın başlarında kazanmaya başlamıştı.

18. yüzyılın başlarında elması satın alan Prenses Nadezhda kısa bir süre sonra kendi yaşamına son verdi.

Sinsi taş, prensese ıstıraptan başka bir şey getirmemişti ve sonunda prenseste ona daha fazla katlanamadı. Toplum trajik bir haberle sarsıldı. Prenses Orlova elmasa sahip olduktan bir süre sonra kendi hayatına son verdi. Karşılıksız aşk söylentileri vardı ama ailesi bunları reddetti.

Kara Orlov Elması kötü şöhretini böyle kazanmaya başladı. Prenses Orlova'nın hikayesi de bir hayli gizemliydi. Öyle ki uzun bir zaman hayali bir karakter olduğu düşünülmüştü. Tarihçiler onun hayatıyla ilgili hiçbir bulguya ulaşamadılar. 100 yıl sonrasında kadar Prenses Orlova'nın Romanov ailesinden geldiği bulunamadı.

Nikolay Orlov'la evlenip 90 yaşına kadar yaşadığı Avrupa'ya taşınmıştı. Bu sözde karşılıksız aşk yüzünden hayatını sonlandıran kişi aynı prenses olabilir miydi? Herhalde trajedisi onun sakin geçen göçmenlik hayatının eğlencesi olmuştur. Belki de tamamen farklı bir prensesti. Bunu asla kesin olarak bilemeyeceğiz.

Bu şık siyah kolye paha biçilemeyen ve prenseslerin taktığı orlov elmasını taşımaktadır.

Elmasın sonraki sahipleri Leonila, Maria ve J. W. Paris'in kaderi de Prenses Nadezhda'dan farklı olmadı.

Kara elmasa sahip olduktan sonra aynı kaderi yaşayan iki Rus prensesi daha vardı. Lakin kıymetli taşın hipnotize edici, gizemli güzelliği yeni sahiplerinin ilgisini çekmeye devam etti. Orlov mücevheri, 1932 yılında meşhur bir kıymetli bir taş tüccarı olan J. W. Paris tarafından meçhul bir satıcıdan satın alındı.

Elması Charles S. Winston'a satmasının üzerinden çok geçmeden, Paris'te kendi canına kıydı. Söylentilere bakılırsa Paris işi yüzünden bunalımdaydı ve geride iki mektup bırakmıştı. Biri karısına diğeri ahbabı olan bir mücevherciyeydi. Fakat bu mektupların hiçbiri yayımlanmadı. Dolayısıyla ölümünün gerçek sebebi bilinmezliğini hala korumaktadır. Nedeni lanetli elmas olabilir miydi?

Sonraki sahibi Charles S. Winston, Paris'in ani ölümü nedeniyle korktu ve elması keserek onun meşhur lanetini bozmayı denedi. Avusturyalı bir mücevheratçıdan elması üç parçaya ayırmasını istedi. En büyük kristalin, dört köşeli bir şekli vardı ve 67.5 karat ağırlığındaydı. Bu günümüzdeki Kara Orlov mücevheridir. Diğer iki parçanınsa hakkında hiçbir şey bilinmemektedir.

195 karatlık bu kara elmas kolye oldukça şık görünmesine rağmen tüyler ürpertici bir geçmişe sahiptir.

Günümüzde kötü şöhretli kara elmas taşı, 124 elmaslı bir gerdanlığın ana parçası olarak kullanılmaktadır.

Sahiplerinin hayatını mahveden kara elmas taşını Pensilvanya'lı bir mücevher satıcısı olan Dennis Petimezas, 2006'da satın aldı. Değerli taşı 30 yıl önce okuduğu Kaliforniya'da gördüğünü söylemişti. Bu onun bir kara elması ilk kez görüşüydü ve ondan büyülenmişti.

Adı ne zaman geçse onun hakkında yazılanları daima okurdu. 1.5 sene kadar önce bir meslektaşını ziyaret ederken, mücevheri onun masasında gördü. Petimeza arkadaşını elmasın sahibiyle bağlantı kurmaya ikna etti. Sahibi 6 ay süren pazarlıklardan sonra kötü şöhretli elması satmayı kabul etti. Petimeza elmasın hikayesine ve onun kötülük yaydığı düşüncesine hiçbir zaman inanmadı.

Tarihini araştırdı ve hemen hemen yarım asırdır onunla alakalı bir musibetin yaşanmadığını öğrendi. O yüzden kendisi için endişe etmiyordu. Onun fikrine göre, bir zamanlar üzerinde lanet varsa bile artık bozulmuştu. Kara Orlov Elması bugün 124 elmaslı bir kolyeden sarkan, 108 elmaslı bir broşun parçasıdır. Hatta ara sıra uluslararası taş sergilerinde sergilenmektedir. Kim bilir belki de Hindu laneti gerçekten bitmiştir.

Yerin metrelerce altından çıkarılan siyah elmas taşı, usta eller tarafından işlendiğinde oldukça para etmektedir.

Çıkarılan tüm kara elmas taşları 3.5 milyar yaşındadır, bu elmaslar 900 santigrat derecede oluşmaktadır.

Kara elmaslar günümüzde bir hayli değerliler. Hollywood film yıldızları ve büyük isimler, onları özel gecelerde takmaktadır. Ancak bu insanların çok azı o değerli taşların esrarengiz kökenini bilmektedir. Peki siz biliyor musunuz? Çıkarılmış olan mevcut tüm elmasların yaşları 1 ile 3.5 milyar yıl arasındadır.

Parmağınızda ya da boynunuzda bu kadar eski bir şey taşıdığınızı muhtemelen bilmiyordunuz. Elmasların takriben 160 kilometre derinlikte oluşması o kadar uzun sürmektedir ki, dünyamızın çekirdeğinde milyonlarca yılda 900 ila 1300 santigrat derecede ve aşırı yüksek basınçta oluşmaktadır.

Elmaslar yüzeye volkanik patlamalar sonucunda, magma akışıyla taşınmaktadır. Günümüzde ise Kimberlit denilen patlayıcı volkanik kayalardan çıkarılmaktadır. Elmasların gezegenimizdeki en sert madde olmalarını sağlayan şey işte bu süreçtir ve oldukça eşsiz bir kristal yapıları vardır. Bununla birlikte kara elmaslar baya fark bir yapıya sahiptir. Onlara Karbonado'da denir. Çünkü gözenekli kömüre çok benzemektedir.

Dünyada yalnızca üç adet kara elmas madeni vardır, bu madenlerin dışında maden bulunmamaktadır.

Dünyada sadece 3 kara elmas madeni vardır, bu madenler Afrika, Brezilya ve Rusya'da bulunmaktadır.

Saf elmaslar iri katı kristallere dönüşürken, karbonadoların polikristal bir formları vardır. Birbirine bağlı pek çok minik kristalden meydana gelmektedir. Onları yontmak işte o yüzden bu kadar zordur. Kolayca mahvolabilirler ve bu işlem yüzünden ilk ağırlıkları %90 azalabilir. Bir kara elması yontmak oldukça fazla zaman, beceri ve sabır istemektedir.

Fakat bu muhteşem kara taşlara bir kez baktığınızda tüm bu çabalara fazlasıyla değdiğini görebilirsiniz. Kara elmas dışındaki diğer saf ve her renkte olabilen elmaslar, yeryüzünün dört bir yanında bulunabilirler. Ancak dünyadaki hiçbir maden alanında tek bir kara elmas bile keşfedilmemiştir.

Kara elmaslar yalnızca 3 bölgeden gelmektedir ve başka türden saf ya da renkli elmaslar oralarda bulunmamaktadır. Bu yerler Orta Afrika Cumhuriyeti, Brezilya ve Rusya Kamçatka'daki Kolzelski Yanardağı'dır. Farklı yapılarının yanı sıra bu coğrafi gerçekten dolayı bilim insanları kara elmasın dünyaya büyük bir asteroidin çarpması sonucu uzaydan geldiğini düşünmektedir.

Topraktan çıkarılan elmas taşı tecrübesiz kişiler tarafından sıradan değersiz taşlarla karıştırılabiliyor.

İki bilim insanı kara elmasların asteroit çarpması sonucu dünyaya uzaydan geldiğini iddia etmektedir.

2006 yılında Florida Uluslararası Üniversitesi'nden bilim insanları Jozef Garai ve Stefan Hagerling, kara elmasların dünya dışı bir kökene sahip olduklarını iddia ettikleri bir makale yayımladılar. Karbonadolarda meteoritlerde olan bir titan ve nitrojen kombinasyonu vardır. Bu kombinasyon başka hiçbir yerde bulunmaz.

Bunun dışında bu elmasların yapılarında uzayda oluştuklarını daha da fazla kanıtlayan hidrojende bulunmaktadır. Öyle ki kara elmaslar yeryüzüne ilk indiklerinde asteroit boyutundaydılar. Çapları 1 kilometre veya daha fazlaydı. Peki ama onları siyah yapan şey neydi? Karbonadoların kristalinde grafit ve hematit vardır.

Saf elmaslar ışığı geçirirken bu maddeler ışığı emmektedir. Siyah tonunun da radyasyona bağlı olarak meydana geldiğine inanılmaktadır. Ama endişe etmeyin bu milyonlarca yıl önce oluşurlarken öyleydi. Günümüzde bu elmasları takmak son derece güvenlidir ve onları hediye olarak vermekte hiçbir sakınca yoktur. En azından lanetlenmemiş olanları verebilirsiniz!

Değerli siyah taşlar çoğu zaman kara elmaslar eş değer fiyatlara satılabilmektedir.

Bulunan yüksek kalitedeki kara elmas taşları Belçika, İsrail ve İtalya'daki alıcılara gönderilmektedir.

Kara elmas pazarındaysanız ve hurafelerden korkmuyorsanız, iyi bir kara elması seçmeniz biraz zor olabilir. Sıradan saf elmaslar genellikle dört kritere göre değerlendirilmektedir. Karat, renk, berraklık ve kesim elması değerli kılan şeylerdir. Karbonadolar saf elmaslar gibi saydam değildir. O yüzden değerlendirilmelerinde berraklık kriteri yer almaz.

Değerli taşların kalitesi, cevherin nasıl oluştuğuna ve mücevhercinin el hünerine bağlıdır. En maliyetsiz karbonadolar genellikle Hindistan'da üretilmektedir. Mücevher içinde bir sürü gözeneği olan düşük kaliteli elmaslardan üretilmektedir. Oysa en yüksek kalitedeki siyah değerli taşlar sadece üç ülkede üretilmektedir. Bu ülkeler Belçika, İsrail ve İtalya'dır.

Gerçek yüksek kaliteli karbonadonun geçişsiz ve pürüzsüz bir tonu vardır. Ona büyüteçle baktığınızda kenarlarının ışığa tutulduğunda renk değiştirmediğinden emin olmalısınız. Yapay ya da düşük kaliteli karbonadolar renk değiştirebilirler.