Nasıl para biriktirebilirim diye düşünürken bazı alışkanlıklarımı değiştirmenin daha az masraflı olacağını fark ettim. Dışarıda yeme içme alışkanlığımı değiştirince, market alışverişlerimi daha bilinçli yapınca, giyim ve kişisel bakım gibi konularda hoyratça davranmayınca paramın arttığını gördüm. Eğer siz de nasıl para biriktireceğinizi bilmiyorsanız, kişisel tecrübelerimi aktardığım bu yazımdan istifade edebilirsiniz.

Biraz para biriktirebilmek için yaptığım ilk şey tüm giderlerimi not etmeye başlamak oldu.

Ay sonuna biraz para kalmasını sağlamak için yaptığım ilk şey tüm harcamalarımı tek tek not almak oldu.

Doğrusunu söylemek gerekirse her ay hesabımda bir miktar para kalmasını sağlamak için yapabileceğim çok bir şey bulunmuyordu. Yeni bir işe girmemiştim, zam almamıştım ya da bütün eşyalarımı satmaya başlamamıştım. Yaptığım ilk şey tüm harcamalarımı, kiramdan tutun sabah işe giderken içtiğim kahveye kadar her şeyi bir yere kaydetmek oldu ve bu benim için gerçek bir uyanış oldu.

Hepsini önümde yazılı olarak görünce paramın nerelere gittiğini ve 1 ay boyunca yaptığım tüm gereksiz harcamalar hakkında net bir fikre sahip oldum. İlk şoku atlattıktan sonra aklımı başıma alıp paramı buna göre hesaplamaya giriştim. Unutmayın, planlama ve para beraber gider. Ben de buna göre bir sonraki adıma geçtim.

O aralar kız arkadaşımla Antalya'ya yapacağımız bir tatil için para arttırmam gerekiyordu ve bu benim için ciddi bir motivasyondu. Çünkü kendimi tatildeyken, yüzerken, fotoğraf çekerken ve eğlenirken hayal edebiliyordum. Bunun için kendime bir hedef belirledim.

Hedefim ayda 200 Türk Lirası arttırmaktı, bu nedenle birçok şeyden tasarruf ettim.

Amacım ayda 200 TL biriktirmekti, bu yüzden ay sonuna 200 TL bırakacak şekilde yaşamaya başladım.

Ne kadar maaş aldığımı, kiramın ne kadar olduğunu ve önceden meblağı belli tüm faturaları ve diğer masraflarımı bir yere yazdım. Bu ne kadar para biriktirmem gerektiğini görmemi sağladı. Bu masraflar çıktıktan sonra cebimde 200 TL kalacaksa artık market ve kişisel bakım gibi ihtiyaçlarım için çok daha sorumlu bir şekilde para harcamaya başlamam gerekiyordu.

İlk aşamada yemek pişirme olayını keşfettim. Fakat bir şey söyleyeyim mi, bu düşündüğüm kadar kolay olmadı. Karnınız guruldayıp en kısa sürede yemek yemek istediğinizde doğal olarak fast food ve bunun gibi hazır yiyeceklere yöneliyorsunuz. Ama bütün alacağınız ürünlerin listesini yapar ve aynı yemeği evinizde kendiniz hazırlarsanız, dışarıda ödeyeceğiniz paranın dörtte üçünün cebinizde kaldığını görebilirsiniz.

Ben sabah kahvem için 7 lira, öğle yemeğimde 30 lira ve işten sonra eve dönerken ya dışarıdan hazır bir şeyler alıp eve götürdüğümde ya da rastgele önüme çıkan yiyecek ve içecekleri satın alıp kendime hızla ve kolayca bir şeyler yapmak istediğimde markete 10 ila 20 lira harcardım. Bunların hiçbirinin cüzdanım veya sağlığım için iyi olmadığını biliyordum. Bu yüzden bir şeyler yapmam gerekiyordu.

Kahvemi kendim hazırlamaya başladım, kendime yanımda taşımak için kahve termosu aldım.

İşe bazı alışkanlıklarımı değiştirerek başladım, sabah kahvemi evde hazırlayarak masraflarımı azalttım.

Sabah alışkanlıklarımla başladım. Kendime şirin bir termos aldım. Kahvemi evde hazırlayıp işe götürdüm. Öğle yemeğini de hazırlayıp işe götürmek için paketlemeye başladım. Bazen kendime sandviç gibi kolay bir şey yapıyordum ya da önceki akşamdan kalanları yanımda götürüyordum.

Fakat dışarıdan hazırlanmış bir şeyler almaktan vazgeçerek sadece evde yemek hazırlamak çok da yeterli olmadı. Ayrıca para ve yemeği israf etmemek için öğünlerimi planlamam gerektiğini de fark ettim. Başlangıç olarak öğün planlayıcıları, sizi ne pişirmeniz gerektiğini düşünmekten kurtarıp zaman kazandırır ve bu sayede yemek pişirmek için bütün malzemeleri hazır bulundurursunuz.

Ayrıyeten öğün planlayıcısı sayesinde büyük olasılıkla sonunda çöpe atacağınız fazla miktarda bir şeyler alıp pişirmektende kurtulursunuz. Yemek planlamasının bir bölümü ihtiyacınız olan ürünlerin hazırlanmış bir listesiyle alışverişe gitmektir. Yoksa markete yumurta almak için gidipte hiç ihtiyacınız olmayan şeylerde alabiliyorsunuz.

Alışverişe çıkmadan önce nelere ihtiyacım olduğununun bir listesini çıkardım.

Tüm alışverişimi önceden planlamaya koyuldum, bu küçük tasarruf denemesi masraflarımı yarıya indirdi.

Buna göre o hafta yiyeceğim her şeyi öğün planlayıcısına not aldıktan sonra alacağım malzemeleri geçtim. Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği için nelere ihtiyacım olduğunu yazdım. Hatta yemeğime atacağım baharatları bile listeme dahil ettim. Çünkü bütün yiyeceklerimin hayal ettiğim kadar lezzetli olmasını istedim.

Bu sayede mideme tatsız tuzsuz bir şeyler indirip yine fast foodculara gitmeyecektim. Öğün planlayıcımın yanında hazırladığım alışveriş listesi de yiyeceğim şeyler dışındaki atıştırmalıkları görmezden gelmemi ve sadece gerekli olan ürünlere odaklanmama yardımcı oldu. Aslında olayda zaten buydu. Tek yapmam gereken planıma sadık kalmaktı.

İhtiyacım olmayan veya evimde bulunmayan hiçbir şeyi satın almadım. Bu benim dünya kadar paradan tasarruf etmemi sağladı ve üstelik şimdi daha sağlıklı besleniyorum. Alışverişimi planlamaya başlamadan önce haftada yaklaşık 180 liramı yiyecek içecek almak için harcıyordum. Bu küçük tasarruf denemesinden sonra bu miktarı yarıya indirmeyi başardım.

Şişe su için para ödemeyi bıraktım, suyumu eve aldığım arıtıcıdan doldurmaya başladım.

Dışarıdan su almayı bıraktım, kendime musluğa takılan bir filtre aldım ve suyumu buradan karşıladım.

Kendimi bildim bileli hep çok su içerim. Ama birçok insan gibi suyu şişelenmiş halde toptan alıyorum. Ki bu yine de büyük bir para israfı demek! Bu yüzden Kendime musluk için bir filtre temin ettim ve gün boyunca tüketeceğim suyumu paslanmaz çelik bir şişeye doldurarak yanımda taşımaya başladım.

İyi bir filtre alırsanız, bu sizin için karlı bir yatırım olur. İlerisini düşündüğünüzde harcayacağınız paradan önemli ölçüde tasarruf etmiş olursunuz. Çünkü filtrelerin ömürleri aylarca sürüyor. Plastik su şişelerine haftada yaklaşık 35 TL harcıyordum. Ama şimdi o 35 TL benim cebimde kalıyor.

Eğer siz de dışarıdayken sık sık şişe suyu alma ihtiyacı hissediyorsanız, suyunuzu benim gibi yanınızda taşıyarak bu masraftan kurtulabilirsiniz. Aylık 35 TL önemsenmeyecek bir rakam gibi görünebilir fakat seneyi baz aldığınız ne kadar önemli bir paranın cebinizde kalacağını görebilirsiniz.

Kıyafetlere para harcamayı bıraktım, pahalı elbiseler yerine ucuz kıyafetler tercih eder oldum.

Kıyafetlere daha az para harcadım, eşsiz kıyafetler satın almak yerine minimalist bir tarza geçiş yaptım.

İtiraf etmem gerekirse evet, ben yeni akımları takip etmeye çalışan biriyim. En azından daha önce öyleydim. Ama akım dediğimiz şeyler adı üstünde bunlar gelip geçici şeyler! Bu nedenle modacılarınkini andıran benzersiz elbiseler satın almak yerine, daha minimalist olağanlaşmış bir tarza geçtim.

Üzerinde çok az baskıları olan rengarenk, yalın, sade kıyafetler satın aldım. Bunun sebebini şöyle açıklayayım. Moda her zaman döner dolaşır aynı yere gelir ve bazı şeylerin asla modası geçmez. Kot pantolonlar düz sade tişörtler, bazı pantolonlar, blazerlar, özel günler için küçük bir siyah elbise...

Bunların modası sonsuza dek sürer. Basit desenlere ve renklere bağlı kalmak, yepyeni bir kıyafet almak yerine daha az parça kullanarak daha fazla kıyafet oluşturabileceğim anlamına geliyor.

Tırnaklarımı kuaföre yaptırmaktan vazgeçtim, evde artık kendim yapıyorum.

Tırnaklarımı kuaförde yaptırmayı bıraktım, evdeki malzemelerle tırnaklarımı kendim yapmaya başladım.

Tırnaklarınızı yaptırmanın, pastanın üzerine konmuş çilek gibi görüntünüzü tamamlayan bir şey olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bu yüzden size bu konuda benim ne yaptığımı söyleyeyim. Tırnaklarımı kuaförde yaptırmak için ayda 90 lira masraf ediyordum.

Bunun beni daha bakımlı gösterdiğine inandığım için bu yüzden kendimi yalnızca bir profesyonele emanet ediyordum. Ancak daha sonra aynı görünümü 10 liralık bir ojeyle kendi başıma da yapabileceğimi düşündüğüm için kuaförde tırnak yaptırmayı bıraktım.

Aynen bunu yaptım ve kendime oradan bir 90 lira daha kazandırdım ve açıkçası tırnaklarımda çıkardığım işin hiçte fena olduğunu düşünmüyorum. İnsanlarında bu farkı anlayacağını hiç sanmıyorum.

Cilt bakımı için doğal ürünler kullanmaya başladım, bakım ürünlerine para ödemekten kurtuldum.

Cilt bakım ürünlerine astronomik rakamlar ödemek yerine avokado yağı gibi doğal ürünler kullandım.

Neden acaba ben herhangi birinin ihtiyaç duyduğundan daha fazla şekilde 3 ayrı yüz arındırıcı ve daha fazla nemlendirici kullanıyorum ki diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Muhtemelen olmuştur, çünkü yapılan araştırmalara göre ortalama bir kadın ayda 60 lirasını cilt bakımına harcıyormuş.

Ben bu nedenle doğal ürünler kullanarak kendi cilt bakım malzemelerimi yapmaya başladım. Hindistan cevizi yağı, hint yağı ve avokado yağı ile haftada bir defa uyguladığım kendi saç maskemi yaptım. Ayrıca şeker, bal ve limon kullanarak kendi vücut arındırıcı kremimi bile yarattım.

Aşırı pahalı vücut kremlerini bir kenara bırakıp duştan çıktıktan hemen sonra cildime küçük bir miktar hindistan cevizi yağı sürdüm. Bu yağ aynı işi görür ve maliyeti çok daha azdır.

Spor salonu aboneliğimi sonlandırdım, egzersizimi evde sürdürmeye devam ediyorum.

Spor salonu üyeliğimi kapattırdım ve egzersiz rutinimi evimde öğrendiklerimle sürdürmeye devam ettim.

Eğer bir spor salonu üyeliğiniz varsa iptal edebilirsiniz. Tabii bunu derken spor yapmaktan vazgeçmeniz gerektiğini söylemiyorum. Demek istediğim egzersizlerinizi evde de yapabilirsiniz. Nihayetinde internette kendi evinizin konforunda bir antrenman rutini hazırlamanızı çok daha basit hale getiren birçok uygulama ve video bulunuyor.

Ancak evde kalmak çok sıkıcıysa ya da koltuğunuz çok fazla cezbediciyse dışarıya çıkıp koşunuzu ya da egzersizinizi parkta da yapabilirsiniz. İşte hepsi bu kadar! Bu ipuçları uzun süredir yapmayı planladığım Antalya seyahatim için ihtiyacım olan parayı biriktirmemi sağladı.

Bir yıldan fazla bir süredir bu plana sadık kaldım. Eğer bunu ben yapabiliyorsam eminim siz de yapabilirsiniz. Sadece biraz dişinizi sıkacaksınız, ondan sonra bu rutine alışmaya başlıyorsunuz.