Antik Mısır'ın 3000 yıllık tarihinde çok az kadın firavun vardı. Bu firavunlardan sadece 7'si kadın diğer 170'i ise erkekti. Bunlardan biri de Antik Mısır'ın ilk kadın firavunu olan Hatşepsut'tu. Öyle ki firavun olması hiç kolay olmamıştı. Buna rağmen Antik Mısır'ın başına geçmeyi başardı ve ülkeyi 22 yıl boyunca yönetti.

Hatşepsut, 1469-1475 yılları arasında Antik Mısır'da firavunluk yapan ilk kadındı.

Hatşepsut milattan önce 1479 ila 1485 yılları arasında hüküm süren Antik Mısır'ın ilk kadın firavunuydu.

Hatşepsut, Mısır tarihindeki sayılı kadın firavunlardan biriydi. Mısır'ın en önemli liderlerinden biri olmasına rağmen tahtta çıkma hikayesi ender bilinen ve anlatılması gereken bir anekdottur. Kayıtlara göre Antik Mısır'ı idare eden 170 kişi arasından yalnızca 7'si kadındı. Ancak bu sayılara güvenmek zordur. Zira kadınlardan sonra gelen erkek hükümdarlar, onları tarihten sildirmek için isimlerinin geçtiği tüm kayıtları yok ettirmişlerdi.

Antik Mısır'da firavunların erkek olması gerektiğine inanılırdı. Öyle ki firavunlar sadece devlet başkanı değildi. Aynı zamanda Horus, Osiris ve Amon tanrılarının bu dünyadaki temsilcileriydi. Bu tanrıların hepsi erkekti ve Mısırlılar iki dünyadaki aracı görevini üstlenecek firavununda sadece erkek olabileceğini düşünüyordu.

Bir kadının firavun olabileceği fikri dahi Antik Mısır'da tamamen anormal karşılanıyordu. Ancak milattan önce 1440'lı yıllarda bir kız çocuğu dünyaya geldi ve soylu kadınların öncüsü olarak isimlendirildi. Herkes onu daha sonrasında Hatşepsut adıyla tanıyacaktı.

Hatşepsut, I. Thutmose karısıydı ve kocası öldüğünde yeni hükümdarın kendisi olmasını istiyordu.

Firavun I. Thutmose'un ilk ve asıl eşiydi, Thutmose öldüğünde tahtın en meşru adaylarından biri olmuştu.

Hatşepsut, Firavun I. Thutmose ve Kraliçe Ahmose'un kızıydı. Kraliçe Ahmose, Firavun I. Thutmose'un ilk ve asıl karısıydı. I. Thutmose öldüğünde tahtın en meşru adaylarından biriydi. Ancak tahta geçemedi. Firavunun erkek olması gerekiyordu.

Bu yüzden Hatşepsut'un üvey kardeşi II. Thutmose yasal olarak Mısır'ın yeni hükümdarı seçildi ve sonrasında iki kardeş evlendi. Aile içi evlilikler Antik Mısır'da yaygın bir gelenekti. Belki de bu zeki kadın, kendi üvey kardeşiyle evlenmenin onu tahta daha da yaklaştıracağını düşünüyordu ve taht en nihayetinde onun olabilirdi. Ama o zaman kadar ülkeyi eşinin yanında yönetecekti.

Hatta ülkeyi kocası aracılığıyla kendisinin yönettiğini söyleyen bazı teoriler de vardı. Kocası birkaç yıl sonra öldüğünde aynı soru tekrar gündeme geldi. Ölen II. Thutmose yerine geçecek yeni devlet başkanı kim olacaktı? İşte hikayenin en ilginç kısmı burada başlamaktadır.

Hatşepsut hem babası hem de eşi firavun olduğu için bu göreve kendini layık görüyordu.

Krallardan birinin kızı diğerinin de eşi olduğundan Mısırı yönetmenin kendi hakkı olduğunu düşünüyordu.

Krallardan birinin kızı, diğerinin de eşi olduğu için Mısır'ı yönetenin kendi olması gerektiğini düşünüyordu. Akıllı ve keskin düşünceli Hatşepsut hakkı olanı almada kararlıydı. Bu yüzden tahta geçmesini sağlayacak çok iyi ve dikkatlice düşünülmüş bir plan yaptı. Fakat tahtın erkek bir varisi olması sorun yaratıyordu.

Ölen II. Thutmose'un eşlerinden biri ve oğlu III. Thutmose ona rakip olmuşlardı. Firavunun oğlu daha çok küçük olduğu için haliyle ülkeyi yönetemezdi. Bu nedenle Hatşepsut durumdan yararlandı ve kendisini III. Thutmose'un naibesi olarak ilan etti. Naibe genellikle firavun çok genç, yaşlı ya da hasta olduğunda veya görevini yapamadığı zamanlarda firavun yerine ülkeyi yönetecek aileden seçilen bir kişiydi.

Bir başka deyişle tam da bu tür durumlarda faaliyet gösterecek biriydi. Sorun o an için çözülmüştü. Fakat eninde sonunda bebek firavun büyüyüp bir adam olacak ve tahttaki yerini alacaktı. Oysa Hatşepsut'un başka planları vardı ve o koltukta oturanın kendisi olmasını istiyordu.

Mısır'a hükümdar olabilmek amacıyla Amon'un kızı olduğu yalanını uydurdu.

Krallığın yasal hükümdarı olabilmek için rahiplere Mısır baş tanrısı Amon'un kızı olduğu yalanını söyletti.

Hatşepsut, Mısır'ın yasal hükümdarı olmak istiyordu. Bu yüzden halkı özellikle de en çok söz sahibi olan kişileri firavun olarak ülkeyi kendisinin yönetmesi gerektiğine ikna etmesi gerekiyordu. Bunu yapmak tahtı bebekten almak kadar kolay olmayacaktı.

Ancak onun lehine kullanabileceği bir rivayet vardı. Rivayete göre Hatşepsut aslında Mısır tanrısı Amon'un öz kızıydı. Rahipler bunu doğruladı ve Hatşepsut'un tanrısal kökenleri resmi olarak herkese duyuruldu. Hatşepsut nihayet istediğini elde etmişti, Mısır'ın firavunu artık oydu.

Antik Mısır'ın resmi hükümdarı olması hikayenin sonu değildi. Aksine yeni bir başlangıçtı. O artık firavundu ama pozisyonunu korumak ve herkesin saygısını kazanmak onun için hiç kolay olmayacaktı. Zira Mısırlıların çoğunun aklında belli başlı bir firavun imajı vardı. Uzun yıllardır böyle süregelmişti.

Hatşepsut erkek kıfateleri giyerdi ve önemli etkinliklerde taktığı takma bir sakalı vardı.

Halka alışık olduğu firavun imajını yansıtabilmek için erkek gibi giyiniyordu ve takma bir sakal takıyordu.

Mısırlılara göre firavun kuvvetli, güçlü ve bir erkek olmalıydı. Hatşepsut güçlü ve zeki olabilirdi ama en nihayetinde erkek değildi. Hatta söylenilenlere göre çok hoş bir kadındı. Bu yüzden ne kadar hassas bir durumda olduğunun farkındaydı. Ama bu konunun da çaresine bakmaya kararlıydı.

Yeni lider halkın aklındaki firavun imajı beklentisini karşılayabilmek için küçük numaralar kullandı. Mesela mühim etkinliklerinde erkek elbiseleri giyerek takma sakal takıyordu. Resim ve heykellerde daha çok bu şekilde resmediliyordu. Firavunlarının bu şekilde resmedildiğini görmek Mısırlıların Hatşepsut'u lider olarak kabullenmelerini kolaylaştırdı.

Hatşepsut ayrıca devleti onun yönetmesinin meşru olduğunu göstermek için babasının yetkisini de kullanmaya çalıştı. Babasının varis olarak kısa süre önce vefat eden kardeşini değil, kendisini atadığını söyledi. Ancak onun firavunluğunu doğuşunun efsanesinden, erkek gibi giyinmesinden ve tüm diğer şeylerden daha çok meşrulaştıran şey onun eylemleriydi.

O dönem Antik Mısır gelişerek zenginleşmişti, Deir el-Bahari'deki tapınak bunun kanıtıydı.

Hatşepsut en başarılı hükümdarlardan biri olmuştu, tahtta kaldığı süre boyunca Mısırı zenginleştirmişti.

Hatşepsut, Mısır'ın en başarılı yöneticilerinden biriydi ve en uzun tahta kalan kadın lideri oldu. Onun sayesinde Antik Mısır gelişerek zenginleşmişti. Yönetecek yeni ülkeler fethetmek ve yayılmak yerine, kendi ülkesini kalkındırmaya odaklanmıştı. Buna rağmen yurt dışında da bölgesel zaferler kazanıyordu.

Hatşepsut firavun olarak daha çok ülkede inşaat işlerine odaklanmıştı. Başlattığı inşaat ve anıt restorasyon projelerinin sayısı gerçekten inanılmazdı. Onun emri üzerine Karnak Tapınağı'na bir dizi dikili taş inşa edildi. Onun zamanında bu dikili taşlar ülkedeki en yüksek yapılardı. Hatta tapınağın girişindeki ikiz dikili taşlardan biri hala durmaktadır.

Bu yüzden eğer bir gün Mısır'ın Nil nehri kıyılarındaki Luxor şehrine giderseniz dikili taşı kendi gözlerinizle de görebilirsiniz. Ayrıca Karnak Tapınağı kompleksi içinde Ma'at Sarayı vardı. Duvarları Hatşepsut ve III. Thutmose'un ince ince işlenmiş kabartmalarıyla kaplıydı.

İnşa edilen en etkileyici yapılardan biri olan Deir el-Bahari'deki tapınak, aynı zamanda bir mezardır.

İnşa ettirdiği en etkileyici yapı Deir el-Bahari'deki tapınaktı, aynı zamanda öldüğünde gömüldüğü yerdi.

Dikdörtgen Ma'at Saray'nda Mısır tören teknesinin konulduğu büyük bir salon vardı. Ancak Hatşepsut'un firavunluğu esnasında inşa ettirdiği en büyüleyici yapı Deir el-Bahari'deki mabetti. Buranın adı kutsal bölgelerin en kutsalı anlamına gelmektedir.

Bu mabet Antik Mısır'ın mimari harikalarından biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda Hatşepsut'unda defnedildiği yerdir. Tapınağın duvarları Hatşepsut'un efsanevi doğuşunun hikayesini göstermektedir. Kulağa kesinlikle görülmeye değer bir yer gibi geliyor.

Hatşepsut'un yurt dışındaki başarılarına gelince en önemli zaferi Punt ülkesine yolculuğu olmuştu. Bu deniz seferi, tekne seyahatinin gelişmiş ve daha da önemlisi güvenli olmadığı bir dönemdeki önemli bir girişimdi. Punt ülkesinin günümüzdeki Eritre, Etiyopya ya da Somali yakınlarında Kızıl Deniz'in aşağısında bir yerde olduğuna inanılmaktadır.

Hatşepsut firavun olduktan 22 sene sonra hayata gözlerini yumdu, yerine III. Thutmose geçti.

Hatşepsut tahta çıktıktan 22 yıl sonra öldü, yeni firavun artık bir çocuk olmayan III. Thutmose olmuştu.

Hatşepsut'un Punt ülkesini ziyaret etmesinin nedeni o toprakları fethetmek değildi. Uluslar arasında dostça bir takas ilişkisi vardı. Normalde Punt ile ilişkiler, Hatşepsut'un iktidara gelmesinden 200 yıl önce kaybolmuştu. Punt ülkesiyle yeniden bağ kurmak önemliydi. Çünkü bu devlet gelecek yıllarda Mısır'ın büyük bir ticaret ortağı olacak ve böylece Mısır'ın servetini arttıracaktı.

Hatşepsut bu görevde başarılı oldu ve sonunda iki büyük ulusun ilişkileri düzeldi. Mısırlılar bu görüşmeden abanoz, taze mür ağaçları, altın ve diğer lüks ürünler gibi nadir bulunan ürünlerle dolu teknelerle geri döndü. Hatşepsut'tan önce ve sonra gelen hiçbir firavun Punt ile olan ilişkilerde bu denli başarılı olmamıştı.

Hatşepsut'un zenginlik dolu hükümdarlığı 20 seneden biraz uzun sürdü. Tahta oturduktan 22 sene sonra, hayata gözlerini kapatana kadar saltanatını sürdürdü. Artık bir çocuk olmayan III. Thutmose yeni firavun oldu. Tarihçiler III. Thutmose'un annesi ve aynı zamanda teyzesi olan Hatşepsut'un onun yerinden ülkeyi yönetmesinden çok rahatsızlık duyduğunu düşünmektedir. Böyle düşünmelerinin nedeni III. Thutmose'un Hatşepsut'u tarihten silmek için elinden geleni ardına koymamasıdır.

III. Thutmose hükümdar olduğunda Hatşepsut'a ait tüm izleri sildirmek istedi.

III. Thutmose firavun olur olmaz Hatşepsut'un tüm portrelerini ve adının geçtiği kayıtları yok ettirdi.

Kraliçenin ismi Mısır kayıtlarından çıkarılarak, tüm portreleri tahrif edildi. Ancak Hatşepsut akıllıydı ve böyle bir şeyin yaşanacağını tahmin etmişti. Bu nedenle tahtın sahibi olduğu süre boyunca, izlerini yok edememeleri için birçok yere kendi kabartmalarını ve sanat eserlerini yaptırmıştı.

Bu eserler sayesinde ünlü Antik Mısır bilimcisi ve hiyeroglif şifrelerini çözen kişi Jean François Champollion, 19. yüzyılda sergilerinde Hatşepsut'un adını tarihe döndürmeyi başardı. İşte bu yalnızca Mısır'daki değil tüm dünyadaki gelmiş geçmiş en seçkin kadınlardan birinin yaşam öyküsüydü.

Bence Hatşepsut binlerce yıl sonra adının anıldığını, kendisinden güçlü, akıllı ve yetenekli bir Mısır firavunu olarak bahsedildiğini ve takdir edildiğini bilseydi çok mutlu olurdu. En azından ben Hatşepsut olsaydım öyle hissederdim. Zira hikayesini öğrendiğimde bile öyle hissetmiştim.