Bildiğiniz çoğu şeyin aslında farklı ülkelere ait olduğunu söyleseydim ne düşünürdünüz? Mesela Pizza'nın İtalyanlara değil de Yunanlılara ait olması, Çin Daması'nın Alman bir bilim adamı tarafından bulunması ya da Matruşka'nin bilinenin aksine Ruslara değil de Japonlara ait olması sizi şaşırtır mıydı? Şaşırtmasın çünkü hepsi doğru! Yanlış bilinen gerçek doğrular başlıklı bu yazımda aslolan doğruları bulacaksınız.

Gine domuzu Afrika'ya sonran gelmiştir, Güney Amerika'dan göç etmiş bir canlıdır.

Gine domuzu bilinenin aksine Afrika'ya ait bir canlı değildir, Batı Afrika'ya Güney Amerika'dan gelmiştir.

Gine domuzu, Gine'nin hiçbir bölgesinden gelmez. Yaşayan en sevimli canlılardan biri ismini ana vatanı Ekvatoral Gine ya da Bine Bissau olduğu için buradan almadı. Aslında Afrika'dan da gelmedi. Zira ataları Güney Amerika'da yaşamaktadır.

İlk gine domuzları Atlantik Okyanusu'nu 16. yüzyılın sonlarında aştılar ve İngiltere'de sevilen bir hayvan oldular. İsimlerinin kaynağı egzotik görünümleri ya da bir domuz için biçilen uygun fiyatları olabilir. Bu arada Gine, 21 şiline denk gelen eski bir İngiliz para birimiydi.

Bu şirin yaratıklara neden öyle denildiği hakkında bir varsayım daha var. Güney Amerika yerlisi Guyana'nın yanlış telaffuzundan kaynaklanmış olabilir.

Kruvasan gerkçekte Fransızların değildir, Macarların Kifli adını verdikleri hilal çöreğinin ta kendisidir.

Kruvasan aslında Fransızlara ait değildir, Macarların Kifli dedikleri hilal anlamına gelen ay çörekleridir.

Kruvasan'ın Macarca hilal manasına gelen Kifli isminde Doğu Avrupalı bir atası bulunmaktadır. Kifli ile günümüzde popüler olan Kruvasan arasındaki ayrım Kifli'nin daha yoğun olmasıdır ve tamamen ekmek hamurundan imal edilmesidir.

Bu lezzet komşu ülke Avusturya'nın gönlünü fethetti ve dediklerine göre Maria Antoinette, Avusturyalıların uyarladıkları isimle Kipferl hayranıydı. Bir Avusturyalı girişimcinin Paris'te Viyana tarzında bir fırın açtığı 1839'a kadar bu hamur işi Fransa dışında her yerde çok seviliyordu.

Paris sakinlerinin bu tatlının adını daha kolay telaffuz etmeleri için ismini uyarladı. Bu arada Kruvasan, Fransızca hilal demektir. Bu hamur işi Paris'te herkesin favorisi oldu ve daha sonra tüm ülkeye yayıldı. Hatta Fransa'nın sembollerinden biri haline geldi.

Matruşka bebeklerinin kökeni Japonya'ya dayanır, yanlış bilinenin aksine Rusların değildir.

Matruşka bebeklerinin kökleri aslında Japonlara dayanmaktadır, bilinenin aksine Ruslara ait değildir.

Matruşka bebekleri aslen Ruslara ait değildir. Fransa'daki Kruvasan'a benzer şekilde Matruşka nam-ı diğer iç içe geçen Rus bebekleri, Rusya dendiği zaman pek çok insanın aklına gelen ilk şeylerden biridir. Ancak bu geleneksel hediyelik eşyanın kökleri aslında Japonya'dadır.

Orada bu bebeğin ismi Shichi Fukujin'dir. Her biri iç içe bulunan 7 figürün iyi talih getirdiğine inanılır ve esasında onlardan sadece biri dişidir. Rusya'daki ilk Matruşka'yı 1890'da Vasily Zvyozdochkin yaptı ve bu bebek zanaatkar ressam Sergey Malyutin tarafından tasarlandı.

Japon bebeklerinden esinlenerek yapılmıştı. Geleneksel Rus Matruşkası kadındır ve ismini bir kadın ismi olan Matryona'nın kısaltılmış halinden almaktadır.

Danish ilk olarak Danimarka'da bulunmadı, bu hamur işi aslında Fransa'ya aittir.

Danish ilk olarak Danimarka'da yapılmadı, bu hamur işi esasında 17. yüzyıl Fransasından gelmektedir.

Mutfak adına bir başka hayal kırıklığı ya da sürprizi mi demeliyim? Danimarkalı manasına gelen Danish ismindeki çok katmanlı harika hamur işi, Almanya'da Kopenhanglı ve Danimarka'da da Viyanalı olarak bilinmektedir. Ama işleri biraz daha karıştıralım.

Bu hamur işi esasında 17. yüzyıl Fransasından gelmektedir. Fırıncı Claudius Gelee, una tereyağı eklemeyi unutmuştu. Patronunun buna kızacağından korktuğundan durumu kurtarmak için hamura tereyağı parçacıkları eklemeye çalıştı. Sonuç olarak Fransa'nın bildiği en hafif hamuru icat etmiş oldu ve herkes buna bayıldı. Gelee başarısından ilham alarak Paris'te kendi kafesini açtı. Ardından bir kafede Floransa'da açıldı.

Tarif İtalya'dan Avusturya'ya yayıldı. Bu hamur işi orada da en sevilenler arasına girdi. 1850'de Danimarkalı fırın işçileri bir grev başlattılar ve fırınların işlemeye devam etmesi için Danimarkalılar yerine Avusturyalılar işe alındı. İşte hamur işi bu şekilde Danirmarka'ya geçti. Oradaki ismi olan Viennesse adını aldı.

Çin daması gerçekte Alman bir Harvard profesörünün 1883 yılında tasarladığı Stern Halma ismindeki oyundur.

Çin daması gerçekte Alman bir Harvard profesörünün 1883'de icat ettiği Stern Halma adındaki oyunudur.

Çin daması bir Çinli tarafından bulunmadı. Bu oyun mantıksal düşünceyi geliştirme konusunda harika olsa da mantık onun kökenini bulmanıza yetmez. Yıldız şeklindeki oyun Halma denilen bir başka oyuna dayanmaktadır.

Bir Harvard profesörünün 1883'teki bir icadıdır. Oyun Stern Halma adıyla satıldığı Almanya'da büyük sükse yapmıştı. Daha sonra 1928'de Amerikan topraklarına geri geldi ve bugün bildiğiniz ismini aldı. Çin daması anlamına gelen Chinese Checkers.

O zamanlar Uzak Doğu'dan gelen her şey sükse yapıyordu. Yani oyuna Çin'den gelmiş gibi bir isim vermek aslında bir pazarlama hilesiydi ve evet kökeninde Çinle alakalı hiçbir şey yoktu. Tam tersine bir Amerikan ve Alman icadıydı.

Fal kurabiyesi Çin'e ait değildir, San Francisco'daki bir Japon tarafından bulunmuştur.

Fal kurabiyeleri Çinliler tarafından bulunmadı, San Francisco'daki Japon bir peyzajcı tarafından yapıldı.

Fal kurabiyeleri, Çinliler tarafından bulunmadı. Bildiğimiz fal kurabiyeleri ilk kez 1890'larda ya da 1900'lerin başlarında San Francisco'daki bir çay ocağında iş yapan Japon bir peyzaj ustası tarafından bulundu.

O da bu fikri Omikuji'den almış olmalı. Yani Japonya'daki mabet ve tapınaklara rastgele bırakılan fallardan. 1918'de fal kurabiyelerini icat ettiğini ilan eden bir başka kişide Los Angeles'taki Hong Kong Noodle Company kurucusu olan Cantonalı göçmen David Jung'tu.

Bu tatlıyı bu iki beyefendiden biri dünyaya tanıştırmış olsa da bir şey çok açık. Bunlar yüzyıllardır süren bir Çin geleneği değil. Aksine Amerikan topraklarında yaratılmış kurabiyelerdir.

Stor perde Venedikliler tarafından bulunmadı, köken olarak Antik Mısır ya da Persler'den geldiği düşünülüyor.

Stor perdeler Venediklilere ait değildir, esasında Antik Mısır ya da Persler'den geldiği düşünülmektedir.

Venedik Storu, Venedikli değildir ve aslında İtalya ile hiç alakası yoktur. Kumaş perdelerin yahut panjurların bu havalı alternatifi aslında Antik Mısır'dan ya da Persler'den yani günümüzdeki İran'dan gelmektedir. Yine de kesin olan tek bir şey var Avrupa'ya ünlü Venedik tacirleri tarafından getirilmiştir.

Oradan Fransa'ya Avrupa'nın geri kalanına ve 18. yüzyılda Amerika'ya yayılmıştır. Onları dünyaya ilk kez Venedikliler tanıttıkları için storlar halen bu ismi taşıyorlar.

İsveç köftesi gerçekte Türklere aittir, 18. yüzyılın sonlarında Kral 12. Karl tarafından İsveç'e götürülmüştür.

İsveç köftesi gerçekte Türk yemeğidir, 18. yüzyılın başlarında Kral 12. Karl tarafından İsveç'e getirilmiştir.

İsveç köftesi ilk kez İsveç'te yapılmadı. Dünya genelinde yaşayan binlerce kişi genelde bildiğimiz o İsveç mağazalarına giderler ve yolculuklarını yöresel bir hava katılmış leziz yemeklerle noktalarlar. Bilmedikleri şey ise 291 değişik çeşidi bulunan eski bir Türk yemeğinin tadına baktıklarıdır.

18. yüzyılın başlarında Kral 12. Karl köfteyi memleketi İsveç'e getirdi. Tarifi azıcık değiştirerek uyguladılar. Köftelere yumurta eklemeye başladılar ve sıklıkla kuzu eti yerine domuz eti kullandılar. Bunu Türkiye'de göremezsiniz.

Danua'nın 16. yüzyıldaki ismi İngiliz köpeğidir, Danirmarka'ya ait bir tür değildir.

Danuaların 16. yüzyıldaki adı İngiliz köpeğidir, Danirmarka'yla uzaktan yakından bir alakaları yoktur.

Danua, Danirmarkalı değildir. Kimi insanlar minik sevimli Gine domuzlarına hayranlıkla bakarken kimileri de hacimli ve güçlü Danuaları yeğlemektedir. Bu köpeklerin 16. yüzyıldaki adı İngiliz köpeğiydi. Ancak kökleri esasen Almanya'dadır.

Sonraki yüzyılda Alman prensleriyle popüler hale geldiler. 1863'te Hamburg'da bir köpek gösterisinden nasıl olduysa Danish Doggen takma adını aldılar. Bunun neden olduğunu tam olarak hiç kimse bilmiyor. Ama isimleri öylece kaldı ve çoğu kişi bu köpekleri Danimarkalılara ait zannediyor.

Fransız finosu aslında bir Alman köpeğidir, bu türün ilk ismi Pudelhund'du.

Fransız finosunun kökeni Almanya'dır, bu cinsin ilk adı Su Sıçratan Köpek anlamına gelen Pudelhund'du.

Şuan dünyanızı tepetaklak ediyor olabilirim. Ne tuhaftır ki Fransız finosunun ilk doğduğu yer Fransa değil, Almanya'ydı. Bu türün ilk adı Su Sıçratan Köpek manasına gelen Pudelhund'du. İster inanın ister inanmayın şirin finolar geçmişte Su Kuşları'nın izini sürerlerdi.

Şık tüy kesimleri de avcılık geçmişleriyle açıklanmaktadır. Fazla tüy suda onlara ağırlık yapıyordu. Ancak tamamen traşlanmaları da romatizma olmalarına neden oluyordu. Bu yüzden sahipleri köpeklerin bileklerini tüylü bırakıyorlardı.

18. yüzyılda yaşamış olan Fransız Kral 16. Louis bu cinsin büyük bir hayranıydı ve kökeninin Fransa sanılması muhtemelen bu yüzdendir.

Patates kızartması gerçekte Fransızlara ait değildir, bir Belçikalı tarafından keşfedilmiştir.

Patates kızartması Fransızlar tarafından bulunmadı, Belçikalı bir balıkçı tarafından şans eseri keşfedildi.

Patates kızartması ilk olarak Fransa'da yenmedi. Fransız kızartması anlamını taşıyan ve French Fries olarak aşina olduğumuz patates kızartması aslen Belçikalı'dır.

Açık konuşmak gerekirse iki ülke de patates kızartmasının ana vatanı olduklarını iddia ederek tartışmaktadır. Ama bu popüler atıştırmalığın menşei ile ilgili en ikna edici açıklama Belçika'dan gelmektedir. Namur şehrinde bulunan nehirler, kışın donduğunda şehrin sakinleri hiç balık tutamıyorlardı.

O yüzden balığa benzeyen patatesleri kızartarak balık yerine tüketmeye başladılar ve bu sıcak çıtır lezzeti çok beğendiler. 1914-1918 yıllarında ülkede konuşlanan Amerikan askerleri de atıştırmalığı çok sevdi ve ülkenin resmi dilinin adını vererek French Fries dediler.

Arap rakamları köken olarak m.ö. 200'e dayanır, Hintliler bu rakamlara Brahmi derdi.

Arap rakamlarının kökeni milattan önce 200'e dayanmaktadır, Hintliler bu rakamlara Brahmi diyorlardı.

Arap rakamlarını dünyaya Arap halkı kazandırmadı. Bir şeyin kökeni hakkında araştırma yaparken sadece adına güvenmenin yanlış olduğunu sanırım fark etmişsinizdir. Arap rakamları da bunun bir başka örneğidir. Batı bu rakamları 1100'lerden beri kullanıyordu ve rakamlar ortadoğu ülkelerinde değil Hindistan'da icat edilmişti.

Aslında Hintliler, Arap rakamlarının atalarını milattan önce 200'de yaratmıştı ve adına Brahmi deniyordu. Sistemin gelişiminden yıllar sonra Hintçe ve Sanskritçe metinleri çeviren Müslüman bilim insanları rakamları aldılar ve İspanya'ya getirdiler. Oradan da Avrupa'ya yayıldı.

Pizza bir İtalyan yemeği olarak bilinse de bulanlar İtalyanlar değil Yunanlılar'dır.

Pizza dünya genelinde bir İtalyan lezzeti olarak bilinse de icat edenler Romalılar değil Yunanlılar'dı.

Pizza özünde İtalyan değildi. Antik Roma döneminden beri yenilen bir İtalyan yemeğiydi buna şüphe yok ama onu bulanlar Yunanlılar'dı. Eski Yunan kayıtlarında Plakous olarak bahsedilmektedir. Üzerinde zeytinyağının, otların, soğanın, peynirin ve sarımsağın bulunduğu yuvarlak bir ekmekti.

Doğrusunu belirtmek gerekirse Yunanlar'da fikri bir başkasından almışlardı. Mısırlılar daire şeklinde ekmekler yapıyorlardı ama üzerlerinde hiçbir şey olmuyordu. Roma askerleri Plakou'u Yunanistan'dan İtalya'ya getirdiler. Dünyanın geri kalan kısmı ise Pizza'yı 19. yüzyılın başlarında İtalyan göçmenler sayesinde tanıdı.