Basano Vazosu, 15. yüzyılda ortaya çıkan saf gümüşten yapılma bir vazodur. Hangi döneme ait olduğu ya da kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Tarihin gelmiş geçmiş en lanetli objelerinden biri olarak değerlendirilmesine rağmen bulunamayan gizli bir hazine olarak kaldı.

15. asırda hediye olarak yollanan Basano Vazosu sahibi vefat edince bir başka ailenin tarafından satın alındı.

15. yüzyılda düğün hediyesi olarak gönderilen Basano Vazosu sahibi ölünce bir başka ailenin eline geçti.

Vazonun adı ilk olarak 15. yüzyılda geçiyor. Efsaneye göre bu sanat eseri Napoli'nin kuzeyindeki küçük bir İtalyan kasabasında yapıldı. Düğünden bir gece önce, güzel genç bir geline göndereni belli olmadan düğün hediyesi olarak yollandı.

Genç kadın bunun şans getireceğine inanıyordu ama tam tersi oldu. Gelin düğün gününü hiç göremedi. Evinde yerde yatar halde bulundu. Ölmüştü ve vazoyu sıkıca donuk elleriyle tutuyordu. Gelinin bu beklenmedik vefatı hiçbir zaman açıklanamadı.

İşte peş peşe açıklanamayan felaketler zinciri böyle başladı. Gelinin yaşadığı elim hadiseden kısa vakit sonra başka bir kişi Basano Vazosu'nu sahiplendi. Maalesef o kişinin de zarif, gümüş vazonun sefasını sürmek için pek zamanı olmadı. Zira kısa bir süre sonra o kişide hayata gözlerini yumdu.

Yaşanan bahtsız kayıplar, vazonun uğursuz olduğu fikrine sebep oldu ve vazo uzak bir yere gömüldü.

Yaşanan talihsiz ölümler, vazonun lanetli olduğu düşüncesine neden oldu ve vazo gizli bir yere gömüldü.

Vazo başka bir akrabaya verildi ama şoke edici sonuç değişmedi. Yaşanan kayıp bu talihsiz aileye bir kez daha zarar verdi. Bu yüzden tüm bu acı olayların tek ortak noktasına inanmaları şaşırtıcı olmayacaktı. Vazo lanetlenmiş olmalıydı.

İster kendilerine isterse ilerde başka zavallı birinin başına gelebilecek talihsizliği önlemek için aile Basano Vazosu'nu saklamaya karar verdi. Hikayenin daha da şaşırtıcı hale geldiği yer burası. Çünkü görünüşe bakılırsa kimse vazonun nasıl, ne zaman ve nerede saklandığından emin değil.

Bazı rivayetlere göre vazoyu ortadan kaldıran kişi gizemli bir rahipti. Kimi insanlarsa ailenin vazoyu bir yere gömdüğünü ve bu kötü hatırayı hafızalarından silmeye çalıştığından bahsediyordu.

Bahçesinde çukur kazan bir adam 1988'de vazoyu tekrar gün yüzüne çıkardı.

Bahçesinde kazı yapan genç bir adam 1988'in başlarında Basano Vazosu'nu tekrar gün ışığına çıkardı.

Vazo hakkında birkaç yüzyıldan bu yana herhangi bir bilgi alınamadığından ona ne olduğunu kimse bilemedi. Ta ki uğursuz vazonun çirkin başını yeniden gösterip, beraberinde kötülük ve dert getirdiği 1988 senesindeki talihsiz güne kadar. Belirli bir yer ya da isim kaydı yoktu, fakat 30 yaşlarında bir adamın vazoyu evinin bahçesinden kazarak çıkardığı söyleniyor.

Bu keşfin detayları farklı hikayelere göre değişiyor. Fakat adamın gümüş kavanozu eline aldığında içinde "Dikkat bu vazo ölüme sebep olur!" şeklinde korkunç bir not bulduğu söyleniyor. Adamın bunların aslında boş tehditler olmadığına dair az da olsa bir fikri vardı.

Ama bunları tamamen görmezden geldi ve bulduğu hazineyi bir açık artırmada satmaya karar verdi. Sanırım adamın eski gizemli kehanetlerden korkmaya değil, paraya ihtiyacı vardı.

Vazo yeniden satıldı, ancak alan kişi aylar içinde hayatını kaybetti ve sonraki sahipleri de aynı olayı yaşadı.

Vazo açık artırmayla satıldı, fakat alan kişi 3 ay içinde öldü ve sonraki sahipleri de aynı kaderi paylaştı.

Vazo o zaman yaklaşık 3.000 dolara karşılık gelen 4 milyon İtalyan Lireti gibi bir fiyatla hızla satıldı. Yeni sahibi göreceli olarak mütevazı bir paraya böylesine güzel bir sanat eserine sahip olduğu için çok şanslı olduğuna inanan bir eczacıydı.

Ancak gizemli lanet bir sonraki kurbanını çoktan bulmuştu. Yalnızca 3 ay sonra eczacı beklenmedik bir şekilde rahatsızlandı. Akrabaları vazoyu hiçbir şeyden şüphelenmeyen başka bir sanat severe sattı. Bu kez kurban aynı kaderi paylaşacak bir doktordu.

Basano Vazosu'nın bir sonraki sahibi bu parçayı kendisine ait değerli eserler koleksiyonuna eklemeyi ümit edip, coşkuyla satın alan bir arkeologdu. Ancak sadece 3 ay sonra gizemli bir hastalık arkeoloğun 15. yüzyıldaki genç gelinin, talihsiz akrabalarının, eczacının ve doktorun talihsiz kaderini paylaşmasına sebep oldu ve dehşet verici hikaye böyle devam etti.

Bulunduğu yerlere ölüm götüren Basano Vazosu son sahibinin bir yakını tarafından pencereden dışarı fırlatıldı.

Gittiği her yere ölüm götüren Basano Vazosu son sahibinin akrabası tarafından pencereden atıldı.

Vazo devamlı el değiştirip gittiği her yere kötülük götürdü. Vazonun kaç yaşama mal olduğu bilinmiyor, fakat gerçekleştirilen bir satış tüm bunlara bir son vermiş gibi görünüyordu. İlk başta işler olağan şekilde gelişti. Yeni sahibi vazoyu eve getirdikten kısa bir süre sonra bilinmeyen bir hastalığa yakalandı.

Ancak bu defa ailesi vazoyu satmadı. Vazonun korkunç ünü nihayet açığa çıkmıştı ve kimse artık böylesine tehlikeli bir şeyi almak için hayatını riske etmek istemedi. Buradan sonrası hikayenin gelinden sonra olan tekrarı gibi görünüyor ama tam burada beklenmedik bir şey oldu.

Son kurbanın akrabası vazodan kurtulup lanetini artık bir son vermeye çok istekli olduğundan vazoyu pencereden dışarı fırlattı. Buna göre vazo hızla yere çarptı ve lanet sona erdi. Aile bu yüzden daha fazla kayıp yaşamadı, vazo pencereden dışarı uçarken neredeyse bir polis memurunun kafasına çarpıyordu.

Pencereden fırlatılan vazoyu bulan polis, vazoyu atılan eve geri götürdü.

Pencereden atılan vazoyu gören bir polis, vazoyu geri teslim etmek istedi ancak aile vazoyu kabul etmedi.

Adam vazoyu yerden kaldırdı ve aileye dışarıya çöp attıkları para cezası kesmek ve vazoyu iade etmek için eve girdi. Aile memnuniyetle para cezasını ödedi. Ancak kendilerine ait bu çöpü geri almayı reddetti. Bunun üzerine polis, herkesin yapabileceği bir şeyi yaptı.

Vazoyu bir müzeye götürdü. Ancak vazonun kötü şöhreti biliniyordu, bu nedenle hiçbir müze Basano Vazosu'nu teslim almadı. Oysa ki vazo her türden meraklı turisti kendine çekebilecek ve herhangi bir müzenin antika biblo sergi koleksiyonuna ekleyebileceği son derece ilginç bir geçmişe sahip 15. yüzyıla ait bir eserdi.

Buna rağmen hiçbir müze vazoyu istemedi. Müzeler vazoyu geri çevirdikten sonra polisin bir şekilde ondan kurtulduğu söyleniyor. Ancak buna rağmen görüşler farklı ve ayrıntılar belirsiz.

Vazonun lanetli olduğunu öğrenen polis memuru, Basano Vazosu'nu kurşun bir kutuda gömdü.

Vazonun lanetini öğrenen polis memuru vazoyu kurşun bir kutuya kilitleyerek uzak bir mezarlığa gömdü.

Bazı insanlar polis memurunun lanetli vazoyu kurşun bir kutuya kilitleyerek uzak bir yere götürüp bıraktığından emin. Diğerleriyse vazonun bir mezarlığa gizlendiğini belirtiyor. Ki bu uğursuz vazonun sonu gibi görünüyor. Ancak yol açtığı felaketler dışında Basano Vazosu ardında yüzlerce cevapsız soru bıraktı.

Zaten bu da bütün efsaneyi biraz tartışmalı kılıyor. Her şeyden önce hikayeye dahil olan kişileri belirlemek veya yerlerini kesin şekilde doğrulamak neredeyse imkansız. Buna ek olarak onunla ilgili anlatılan bunca farklı insana ve masala rağmen, lanetli objenin yalnızca bir fotoğrafı var.

Günümüzde bile birçok kaynak en ünlü lanetli objeler arasında Basano Vazosu'nun olduğundan bahsediyor ama detayları belirsiz. Benimde bulduğum kaynaklarda gelinin, 1988 senesinde adsız adamın, eczacının, doktorun, arkeoloğun, polis memurunun tarifleri çok da belli değildi.

Ne Rönesans ne de 15. yüzyıldaki vazolara benzemeyen Basano Vazosu'nun hangi döneme ait olduğu hala bilinmemektedir.

Vazonun hangi döneme ait olduğu hala bir sır, ne Rönesans ne de 15. yüzyıldaki vazolara hiç benzemiyor.

Tüm bunlara rağmen vazonun tasarımı kökeninin öyküsüyle eşleşmiyor. Öyle ki Basano Vazosu, 15. yüzyıl tarzı olmayan oldukça sade bir tasarıma sahip. O zamanın vazoları çoğunlukla porselendir, renklidir ve her türden girift ayrıntılarla süslüdür. Vazonun şekli Rönesans dönemindeki vazolardan da oldukça farklı görünüyor.

Dönemin diğer vazolarının tersine bu eserin tabanı düz değil. Ne İtalyan ne de 15. yüzyıla ait özellikleriyle azı geniş bir şişe gibi görünüyor ve nihayetinde bu lanet tam olarak nasıl kendini gösteriyordu belli değil. Belli ki lanet vazoya sadece dokunan kişileri etkilemiyordu.

1988 yılında vazoyu bulup satan adamı ve onu camdan fırlatan aileye geri vermeye çalışan polis memurunu hatırlayın. Görünüşe bakılırsa lanet onu sadece sahiplenenlere uğruyordu. Keza lanetin vazonun üst kısmı her açıldığında aktive olduğuna dair bir teori var ama yine de bu doğrulanamıyor.

Basano Vazosu hakkında anlatılan hikayelerin net olmaması vazonun hala kayıp olmasındaki en büyük faktördür.

Kökeninin bilinmemesi ve hakkında anlatılan hikayelerin belirsizliği vazonun bulunmasını zorlaştırıyor.

Vazoya ait tek fotoğraf bulanık olduğu için kesin olarak söylemesi zor olsa da üstünde açılan kapanan bir kapak görünmüyor. Basano Vazosu'nun tekrar bulunduğunda bize anlatacak çok şeyi olduğu açık.

Kökeninin kesin olmaması ve ona sahip olanların beklenmedik şekillerde ölmesi ya rastlantı ya da sadece bir söylentiden ibaret. Ancak araştırmacılar karşılarına çıkacak tüm zorluklara rağmen bu şaşırtıcı eser hakkında daha fazla araştırma yapıp bilgi toplama işini ciddiye alıyorlar.

O zamana kadar Basano Vazosu bizi cevaplardan çok sorularla baş başa bırakan henüz çözülmemiş bir gizem olarak kalacak gibi görünüyor. Belki de Basano Vazosu yalnızca başka bir şeyin parçasıdır, tek başına bir vazo olarak tasarlanmamıştır kim bilebilir?