Titanik gemisi aslında neden ve nasıl battı kısaca, bilimsel açıklamalara dayanarak açıkladım. Kaynak olarak birçok belgesel, video ve hatta vikipedi yazısından yararlandım. Eğer siz de Titanik'in arkasında yatan gerçeği öğrenmek istiyorsanız, tüm bu kaynaklardan derlediğim bu bilgilere göz atabilirsiniz.

RMS Titanik, 14 Nisan 1912 yılında Foundland 1.650'den fazla kişinin hayatını kaybettiği dehşete düşüren bir kaza geçirdi.

RMS Titanik, 14 Nisan 1912'de Foundland'da 1.500'den fazla insanın öldüğü korkunç bir kaza geçirdi.

14 Nisan 1912'de saat 11:41'de RMS Titanik, 3 saat sonra tamamen batmasına neden olacak korkunç bir kaza geçirdi. 15 Nisan sabahı saat 02:20'ye kadar zamanının en büyük gemisi, Atlantik Okyanusu'nun buz gibi soğuk sularında tamamen yok olmuştu.

Titanik su içindeki mezarına batarken 1.500'den fazla can aldı. Bu sayı gemideki tüm insanların üçte ikisinden fazlaydı. Birçok ölüme neden olan bu korkunç felaketin sebebi geminin çarptığı bir buz dağıydı ya da bizlere böyle söylendi.

Fakat bilim adamlarının en yeni bulguları bu teorinin maskesini düşürdü. Bu yeni araştırmalar 100 yılı aşkın süredir sulara gömülü olan gerçeğin tamamını ortaya çıkardı.

269 metre uzunluğundaki Titanik yıkılmaz görünüyordu, inşası için 7.500.000 dolar harcanmıştı.

Titanik 269 metre uzunluğunda 28 metre genişliğindeydi, yapımı yaklaşık 7.500.000 dolar tutmuştu.

Yaklaşık 269 metre uzunluğunda 28 metre genişliğinde 53 metre yüksekliğinde ve kullanıma açık 46 bin 328 ton hacmi ile Titanik yıkılmaz görünüyordu. İnsanlar sayısız koridor ve güverte boyunca kilometreler boyunca yürüyebilirdi. Gemi çalışanlarının bile bu devasa yapıda yollarını hatırlamaları iki haftadan fazla sürmüştü.

Titanik'in 4 büyük bacası vardı, her biri 60 ton ağırlığındaydı ve güverteden yaklaşık 25 metre yukarı uzanıyordu. Günde 100 ton is ve kurumun yolcuların üzerine çökmeden dışarı atılması için bu denli etkileyici bir yükseklik gerekliydi. Bacalara daha da şaşırtıcı ve heybetli görünmesi için 30 derece açıyla yerleştirilmişti.

En az bunlar kadar şaşırtan bir diğer şey de geminin maliyetiydi. Yapımı 7.500.000 dolar tutmuştu. Günümüz döviz kurları ve enflasyonu hesaba katarsak 2016'da 166.000.000 dolara mal olacaktı.

Harland Wolff tersanesindeki gemi inşası esnasında 8 çalışan ölmüş ve 246 işçi de ağır şekilde yaralanmıştı.

Titanik'in Harland Wolff tersanesindeki inşası sırasında bile 8 işçi ölmüş ve 246 işçi de yaralanmıştı.

Esas şaşırtıcı olan Titanik'in 1997'de çekilen dünyaca ünlü filmden daha ucuza mal edilmiş olmasıydı. Harland Wolff tersanesi gemiyi inşa etmek için 3.000 adam işe aldı. Haftanın 6 günü sabah 6'dan itibaren büyük iş gücüyle bile bu heybetli işin tamamlanması 26 ay sürdü.

Zor ve tehlikeli bir işti. Emniyet ipi bulunmadan 20 katlı bir bina yüksekliğinde bir şeyler yapmayı hayal edin. Ancak bu insanların ailelerini geçindirmek için paraya ihtiyaçları vardı.

Çalışanlar haftada 2 pound aldı, ki bu pek fazla değildi. Ancak o zaman için rekabete dayalı bir ücretti. Ne yazık ki inşaat sırasında 8 kişi öldü, 246 kişi de yaralandı.

Gazateci Senan, Titanik'in gövdesinde yangından oluşmuş 9 metre büyüklüğünde siyah bir leke tespit etti.

Gazeteci Molony, Titanik'in gövdesinde yanmadan oluşan 9 metrelik büyük siyah bir leke keşfetti.

Yaratılması için harcanan tüm iş, çaba ve paraya rağmen bu kadar karmaşık bir mekanizmanın bir buz dağı yüzünden batabildiğini kavramak gerçekten zor olsa gerek. Ama yeni bulgular felaketin asıl sebebinin buz değil, yangın olduğunu düşünmemize neden oluyor.

Gazeteci Senan Molony, Titanik'in kaderi hakkında 30 yıldan fazladır çalışıyor. Geminin gövdesinde 9 metrelik büyük siyah bir leke keşfeden bu gazeteciydi. Titanik'in ayrılmadan önce çekilmiş bir fotoğrafını inceledikten sonra lekeyi fark etti.

Molony gemi inşasını ve ilk ve son yolculuğuna hazırlıklarını gösteren daha önce yayımlanmamış bir fotoğraf albümü ele geçirdi. Kimse farkında varmadan makine dairesinde çıkan yangın 3 hafta boyunca çok yüksek bir derecede harlanmış olmalıydı.

Gemi'nin yönetim ekibi yangın konusunu ve Titanik'in denize açılmaması gerektiğinin farkındaydı.

Titanik'in denetim ekibi yangın mevzusunu ve geminin bu vahim sefere açılmaması gerektiğini biliyordu.

Metaloji uzmanları, yangının metali kolayca zayıflatabileceğinden ve mukavemetini 175 oranında düşüreceğinden emin. Bu nedenle buz dağının geminin yan tarafında kolaylıkla bir delik oluşturmasına bir engel yoktu. Yangın çıkmasa bu mümkün olamazdı.

Ancak buz dağının tam da zayıflamış metalin bulunduğu noktaya çarptığı gerçeği, Titanik'in trajik keşkeler zincirindeki inanılmaz halkalarından sadece biriydi. Projenin yönetim ekibi, yangın konusunu ve geminin bu ölümcül sefere açılmaması gerektiğini biliyordu. Fakat bu geminin sahipleri için iflas anlamına gelecekti.

O tarihte ülkenin dört bir yanındaki madenciler grevdeydi, bu yüzden Titanik'e yetecek kömür yoktu. Ama biletler zaten satılmıştı ve herkes o zaman kadar insanoğlunun şahit olduğu en büyük gemiyle ilk seyahat eden kişi olmak istediği için diğer gemi seferleri iptal edilmişti.

Yolcular tarafından görülmemesi için Titanik'in yangın izi bulunan gövdesi limanın tam tersine çevrildi.

Yolcuların görmemesi için Titanik'in yangın belirtileri bulunan gövdesi denize bakacak şekilde çevrildi.

Yeterince kömür olmadığı için Titanik'in sahipleri bulabildikleri tüm kömürü ve hatta diğer gemilerdeki kömürleri de aldılar. Gezinin iptali söz konusu olamazdı. Böylece gerçeği gizlemek için geminin yangın belirtileri bulunan bölümü rıhtımdan çevirilerek denize bakacak şekilde döndürüldü. Bu nedenle yolcular bunları göremedi.

Böylece yolculuk başladı. Titanik'in iç dekorasyonu Londra'daki Rits otel esas alınarak yapılmıştı. Büyük merdiven, gemideki 10 güvertenin yedisine iniyordu. Resimler, bronz melek heykelleri ve meşe lambrilerle süslenmişti. Birinci sınıf yolcuların imkanları arasında ısıtmalı yüzme havuzu, Türk hamamı, spor salonu, squash kortu ve bir güzellik salonu yer alıyordu.

Hanımların akşam yemeğine hazırlanmalarına yardımcı olmak için bir stilist bile çağrılabiliyordu. Atlantik günlük bülteni adı altında gemi için bir gazetesi vardı. Birinci sınıf yolcuların köpekleri için dahi özel bir yerleri vardı. Evcil hayvanlar besleniyor, yürüyüşe çıkarılıyor ve sefer sırasında eğitim alabiliyordu.

Gemide 1680 adet şarap, 20 bin şişe bira ve 9.500 adet puro bulunuyordu, ancak hiç dürbün yoktu.

Gemide 1500 adet şarap, 20 bin şişe bira ve 8.000 adet puro vardı ama bir tane bile dürbün yoktu.

Birinci sınıf yemekleri 13 çeşitten ve her birini kendi şarabından oluşuyordu. Bu beş saat süren büyük bir olaydı. 1500 şişe şarap, 20 bin şişe bira ve 8.000 adet puro vardı. Ama işe bakın ki hiç dürbün yoktu. Bu durum neden bahsedilmeye değer? Çünkü dürbün olması Titanik'i kurtarabilirdi.

Talihsiz olaylar zincirinde bir başka trajik tesadüf daha var. O zamanlar sonar sistemleri yoktu. Bu yüzden uzun yol gemilerinin önlerindeki tehlikeleri tespit etmek için özel görevliler dürbün kullanarak denizi gözlerlerdi.

Ancak Titanik'teki dürbünler özel bir kompartımana kitlenmişti. Dolabın anahtarını bulunduran tek kişi 3. kaptan David Blair son dakikada görevinden alınmıştı.

Titanik programının çok arkasında kaldığı için hız litimitinin üstünde bir sürate çıkmıştı.

Titanik programının gerisinde kalmıştı, bu nedenle hız limitinin üstünde bir süratte seyretmeye başladı.

3. kaptan David Blair gemiden ayrılmak için o kadar acele etti ki, dürbünlerin bulunduğu kompartımanın anahtarını yerine koymayı unuttu. Bu ölümcül unutkanlık geminin denize açılmasından 3 gün sonra keşfedildi.

Mürettebat dürbünleri almış olsaydı buz dağını daha önce fark edebilirdi ve çarpışmayı önlemek için yeterli zamanları olurdu. Gemi hız limitini aşmadığı takdirde de belki kaza önlenebilirdi. Programın gerisinde kalıyorlardı ve Titanik'in şöhretini mahvedeceği için bu kabul edilemezdi. Bu nedenle gemi tasarlandığı hızdan daha yüksek bir hızla gidiyordu.

Suç oluşturan başka bir ihtimalde cankurtaran botlarıyla ilgiliydi. Gemide bulunan herkese yetmesi için Titanik yaklaşık 60 filikaya ihtiyaç duyuyordu. Fakat gemide sadece 20 filika vardı.

Gemide herekese yetecek kadar filika bulunmuyordu, yalnızca 20 filika vardı.

Gemide bütün yolculara yetecek kadar filika yoktu, 60 olması gereken filika miktarı sadece 20'miydi.

Baş tasarımcı Alexander Carlisle gemiyi sadece 48 filikayla donatmayı planladı. Ancak sonunda sayı 20'ye kadar düşürüldü. Güverte 48 filikayla çok sıkış görüneceğinden tamamen dış görünüş için bu azaltmaya gidildi. Bu 20 tekne gemidekilerin sadece üçte birine yetebilirdi.

Şaşırtıcı bir şekilde bu derece büyük sayıdaki filika eksikliği teknik açıdan yasaldı. O zamanın kanunlarına göre filika sayısı yolcu sayısına değil, geminin tonajına bağlıydı.

Dahası Titanik'in inşaatı sırasında cankurtaran tatbikatları uzak yol gemileri için standart bir uygulamaydı. Bu şekilde mürettebat acil bir durum oluşması durumunda yolcuları hazırlayabilirdi. Fakat bu tip tatbikatlar Titanik'te asla yapılmadı.

Çevredeki gemiler sudaki buzlanmayla ilgili uyarılarda bulunuyordu, fakat Titanik'in kaptanı bu uyarıları dikkate almadı.

Civardaki gemiler sudaki buzla ilgili uyarılarda bulunmuştu, buna rağmen uyarılar dikkate alınmadı.

Kaptan Edward John Smith, Titanik'in battığı günün sabahı planlanan tatbikatı iptal etti. Kararının nedenini kimse öğrenemedi. Özellikle de civardaki gemiler sudaki buzla ilgili uyarılarda bulunmaktayken. Belki de bu yüzden mürettebatın filikaları indirmesi standart 10 dakika yerine yarım saat sürmüştü.

Bazıları Kaptan Smith'i filikaların ilk partisin henüz yarı dolu indirilmesine izin verdiği içinde suçluyor. 65 koltuklu ilk filika sadece 27 yolcuyla inmişti. Neden hınca hınç dolu değillerdi ki?

Başlangıçta insanlar gemiden ayrılmaya gönülsüz davranmışlar ve ölümcül bir tehlike altında olduklarını anlamamışlardı. 2012'de araştırmacılar kaptan Smith'in navigasyondan ilk sınavını geçemediğini ortaya çıkardı. Sonunda demek ki sınavı geçti. Beli bu da felakette bir rol oynamıştı.

Titanik sulara gömülürken mürettebat tarafından bazı tehlike sinyalleri yollandı ama dikkate alınmadı.

Titanik batarken mürettebattan bazı kişiler tehlike sinyali gönderdi, fakat işareti dikkate alan olmadı.

Titanik batarken mürettebat birkaç tehlike sinyali gönderdi. Bununla birlikte yakında seyreden bir The Californian isimli bir gemi havaya fırlatılan acil durum fişeklerini göz ardı etti. The Californian gemisinin kaptanı bu gerçek ortaya çıktıktan sonra işini kaybetti.

Ancak günümüz araştırmacıları kaptanın suçsuz olduğunu kanıtlamayı başardı. Titanik'ten gelen sinyalleri kimsenin fark etmemesinin nedeni ışık kırılması olmuştu. Soğuk hava katmanları, sıcak hava katmanlarının altında kaldığında termal dönüşüm gerçekleşti. Termal dönüşüm ışığın anormal şekilde kırılmasına yol açtı.

Kısacası tüm bunlar seraplar yaratıyordu ve o bölgede seyreden birkaç gemi tarafından böyle seraplar kaydedildi. Tarihçi Tim Melton o geceki ışık kırılmasının, gözcüler tarafından tamamen gözden kaçırılmasını sebebi olabileceğine de inanıyor. Suç oluşturan ihmaller, trajik ve talihsiz tesadüfler zinciri, ateş ya da buz her ne ise yüzlerce kişinin hayatına mal oldu ve bilim adamlarının zihinlerini bugüne kadar meşgul etmeye devam etti.