Mary Celeste denizcilikle ilgili en büyük muammalarından biridir. 4 Aralık 1872'de Atlantik Okyanusu'nda bulunduğundan beri sırrını korumaktadır. Terk edilmiş kayıp gemi olarak tarihe geçen Mary Celeste'in içindekilere ne olduğu bugün dahi tam olarak bilinmemektedir.

Mary Celeste'in önceki adı Amazon'du, daha ilk seyahatinden kötü şöhretini edinmeyi başarmıştı.

Mary Celeste 8 Mayıs 1861'deki ilk seferinden itibaren lanetli bir gemi olduğunu adeta kanıtlamıştı.

Mary Celeste belki de en başından talihsizdi. 4 Aralık 1872'de Atlantik Okyanusu'nda sürüklenip dururken bulunduğu o esrarengiz günden bahsetmiyorum. Bahtsızlığı geçmişe, aynı derecede şanssız durumlarla dolu olan başka bir zamana kadar uzanıyordu.

Denize ilk açıldığındaki adı Amazon'du. 1861 Kanada yapımı gemi, yaklaşık 30 metre boyunda ve 8 metre genişliğindeydi. Zamanın en büyük ya da en önemli gemisi değildi. Ancak bir sahip bulmada sorun yaşamasının nedeni mütevazı boyutu değildi.

Daha 18 Mayıs 1861'deki ilk yolculuğundan itibaren, Amazon muhtemelen lanetli bir gemi olduğuna dair kötü ününü kazanmaya başlamıştı.

Oldukça ağır bir hasar almıştı, onarım için tersaneye çekildiğinde tersanede yangına neden olmuştu.

Gemi ciddi bir hasar almıştı, tamirat için çekildiği tersanede yangın çıkmış ve tüm sahipleri iflas etmişti.

Bir balık toplama havuzundan geçtikten sonra, gövdesine kötü bir hasar almıştı. Tamirat için bir tersaneye çekildiğinde o tersanede yangın çıkmış ve tersane neredeyse yanıp kül olmuştu. Bununla birlikte Amazon zarar görmeden kalmış ve ticari gemi olarak hizmet etmeye devam etmişti.

Sonraki pek çok sahibi iflas edecek ve borçlarına karşılık gemiyi satacaktı. İlk kaptanını da hastalık nedeniyle kaybetti. Amazon, Atlantik Okyanus'unu aştığı ilk seyahatinde bir başka gemiye vurarak diğer gemiyi İngiliz nehir yatağının dibine göndermişti. Ondan sonra Kanada'ya dönerken karaya oturdu.

Yapayalnız ve tamir edilemeyecek kadar hasarlı bir halde orada terk edildi. Fakat bir süre sonra oradan çekilip Amerikalı bir gemiciye satıldı. Amazon tamamen yenilendi ve ona Mary Celeste adı verildi. Bir kez daha o sahipten bu sahibe dolaşıp duruyordu. Nihayet yeni ve son kaptanının eline geçti.

Mary Celeste'in yeni kaptanı Briggs, yedi tayfasıyla birlikte New York'tan Cenova doğru yola çıktı.

Geminin yeni sahibi Briggs, 7 adamıyla beraber New York'tan Cenova doğru o uğursuz yolculuğa çıktı.

Benjamin Spooner Briggs onu tanıyan kişilere göre iyi bir kaptan ve usta bir denizciydi. Tayfasını daima bizzat kendisi seçer ve emri altındaki insanlara karşı çok duyarlı davranırdı. Birçoğu disiplini bozanlara karşı oldukça sert olduğunu söylerdi.

Gelgelelim en iyi mürettebatı bir araya getirdi ve o 7 adam, 7 Kasım 1872'de kaptanları ve kaptanın ailesiyle New York'tan Cenova o uğursuz okyanus aşırı yolculuğa çıktı. Gemide 10 kişinin dışında 1700 varil çeşit çeşit ispirtoda taşınıyordu. Bu kimyasal sıvı, doğru dürüst muhafaza edilmediğinde tutuşup yanabiliyordu.

Fakat kaptan Briggs dikkatli bir adamdı.

Aslında yolculuğun iki gün önce, 5 Kasım'da başlaması bekleniyordu. Ama Briggs küçük bir fırtınanın geçmesini beklemeye karar verdi ve fırtına geçtikten sonra denize açıldı. Amma velakin Gemi Cenova'ya hiç ulaşamadı. Yolculuğun bir noktasında kimsenin bugün dahi bilemediği korkunç bir şey oldu.

Dei Gratia'ın tayfası, Mary Celeste'i Portekiz açıklarında terk edilmiş olarak buldu.

Kanadalı Dei Gratia'ın mürettebatı, Mary Celeste'i Portekiz kıyılarında terk edilmiş bir halde buldu.

1872'de Portekiz kıyılarının 650 kilometre açıklarında bir başka geminin Dei Gratia adlı Kanadalı bir Gulet'in mürettebatı, düzensizce yüzen ve tam da kendilerine doğru gelen bir gemiyi fark etti. Kaptan sinyal gönderdi ama hiç cevap yoktu. Dei Gratia gitgide yaklaştıkça güvertede hiç kimsenin olmadığı iyice belirgin hale geldi. O yüzden kaptan durdu ve araştırma için birkaç adam gönderdi.

Gemide tek bir kişi yoktu. Belki de gemiden ayrılmaları gerekmişti, ancak mesele şu ki bütün kişisel eşyaları ve gıdaları hala gemideydi. Kıymetli yüke de dokunulmamıştı ve bir çeşit kavga ya da tartışma izi de yoktu. Eksik olan şeyler bir filika, bir halat, geminin evrakı ve kaptanın seyrüseferle ilgili ekipmanıydı.

Kaptan Briggs'in defterine çok ayrıntılı ve eksiksiz not düşme alışkanlığı vardı. Defterine son notu 25 Kasım'da yazmıştı. Kötü hava koşullarından bahsediyordu ama daha fazlası yer almıyordu. Briggs'in karısının, kızının ve tayfasının Mary Celeste'i böylesine bir telaşla tahliye etmelerine sebep olacak bir şey bulunmuyordu.

Dei Gratia'ın tayfası kısa süre sonra vakanın birinci şüphelileri haline geldi.

Kısa süre sonra Dei Gratia'ın mürettebatının gemideki herkesi öldürmüş olabileceği üzerinde duruldu.

Verilen koordinatlar geminin kıyıdan yaklaşık 1300 kilometre uzakta olduğunu gösteriyordu. Gemi son 9 gündür insansız olarak, amaçsızca 640 kilometre sürüklenmişti. Kısa süre sonra Dei Gratia'nın mürettebatı vakanın birinci şüphelileri haline geldi.

Bu ilk resmi varsayıma göre, Dei Gratia'nın denizcileri Mary Celeste'ki herkesi öldürmüş onu terk edilmiş bulduklarına dair inanması zor bir hikaye uydurmuş ve kurtarma ücretini almak için onu kıyıya getirmişlerdi. Fakat derinlemesine bir soruşturmadan sonra bu varsayım tutmadı.

Buna rağmen Dei Gratia'ın mürettebatı, Mary Celeste'i kurtarma ücretinin tamamını hiçbir zaman alamadı. Ama en azından artık suçlanmıyorlardı. O zamandan beri araştırmacıların elinde her biri belirli gerçeklere dayanan ama diğerleriyle çelişen ve her şeyi daha da karıştıran teorilerden başka bir şey olmadı.

Kaptan Briggs en son notunda kötü hava koşullarından ve bozuk gemi pompasından dert yanmıştı.

Kaptan Briggs son defter girişinde kötü hava şartlarından ve bozuk gemi pompasından bahsetmişti.

Kaptan Briggs son defter girişinde kötü hava şartlarından bahsetmişti. Başka bazı gerçeklerde öyle bir olasılığa işaret ediyor ama yine de net değil. Mesela anlaşıldığı üzere Mary Celeste pompa çalışmıyordu ve kötü hava patlak verdiğinde onarımdaydı.

Bir geminin bozuk bir pompayla kolaylıkla batabileceğini düşünürsek büyük ihtimalle kaptan geminin fırtınaya dayanabileceğini düşünmüyordu. Tek problem şu ki o çevrede o zaman diliminde belirlenen bir fırtına yoktu. Mary Celeste bulunduğunda en alçak yeri suyun 1 metre altındaydı.

Ama bu onun boyutundaki bir gemi için çok endişe verici değildi. Geminin içindeki her şey kuruydu ve zarar görmeden duruyordu. Kaldı ki kötü hava koşullarında dahi bozuk pompalı bir gemi, küçük bir filikadan her zaman daha güvenlidir. Kaptan Briggs o fırtınada gemiden filikayla ayrılmayacak kadar zeki biriydi.

Diğer varsayımlar Mary Celeste korsanların saldırdığı ve gemi tayfasının  isyan ettiği yönündeydi.

Diğer teoriler gemiye korsanların saldırdığı ve mürettebatın kaptana karşı ayaklandığı yönündeydi.

Bir takım kişiler gemiye korsanların saldırdığını öne sürülüyordu. Ama o da tutmadı çünkü tüm kişisel eşyalar, gıda maddeleri ve kıymetli yük dokunulmadan duruyordu. Mary Celeste'in denizde izlediği rotanın İngiliz donanması tarafından ciddi bir şekilde korunduğundan bahsetmeye gerek bile yok. Hiçbir korsan küçük bir Gulet'e saldırmak için orada yolculuk etme riskine girmezdi.

Mürettebatın kaptana karşı ayaklanması ihtimali de göz ardı edilmedi. Fakat Briggs otorite konusunda çok sert olmasıyla bilinirdi. Buna ek olarak gemide bulamadıkları eşyalar mürettebattan iki kişiye aitti. Pek tabii gemide dehşet verici sahneler yaşanmış olabilirdi. Herkesi denize atıp, eşyalarını alarak filikaya atlayıp kaçma ihtimalleri vardı. Ancak yine de bu oldukça düşük bir ihtimaldi.

Zira iki adamın, diğer altı adama karşı ne gibi bir şansı olabilirdi?

Ayrıca gemi incelendiğinde herhangi bir mücadele ya da kavga izi bulunamadı. Daha ileri araştırmalar o iki adamın, bir önceki seferlerinde dolandırılmış ve bütün eşyalarını kaybetmiş Alman denizciler olduklarını gösterdi. Daha en başta beraberlerinde bir şey getirmemişlerdi.

Mary Celeste'in patlama ihtimaline karşın terk edildiği bahsi geçen diğer iddialar arasındadır.

Buharlaşan alkolün gemiyi patlaması ihtimaline karşın Mary Celeste'in terk edildiği de iddia edildi.

Son ve en mümkün görünen varsayım, gemide boş bulunan 9 alkol fıçısına dayanıyordu. O 9 varil toplam 1701 varil içinde alkol taşınmasına usülen uygun olmayan yegane varillerdi. Alkolün buharlaşmasına engel olamayan gözenekli bir ağaçtan yapılmışlardı. Bu aynı zamanda varillerin neden boş olduklarını da açıklamaktadır.

Alkol buharlaştığında patlamaya neden olabilecek derecede yanıcı gaz, sızıntı kaynağının etrafında gerçekten tehlikeli bir bölge oluşturacaktı. Kaptan Briggs kimi fıçıların boş olduğunu fark ederek, Mary Celeste infilak etmeden evvel herkesin gemiyi boşaltmasını emretmiş olabilirdi.

Böyle bir tehlike durumu geride bırakılan yiyecek ve eşyaları da açıklayacaktır.

Herkesi güvenle tahliye etmeye çalışırken, kaptanın tüm bunları günlüğüne yazacak zamanı da olmamıştır. Böylece büyük olasılıkla herkes aceleyle filikaya binmiştir.

Gemideki patlama riski geçene kadar filikanın içinde duracaklar ve sonra tehlike geçince gemiye geri çıkacaklardı.

Gemideki patlama tehlikesi geçene kadar filikanın içinde bekleyecekler ve sonra geri döneceklerdi.

Kaptan geminin patlaması durumunda yola filikayla devam etmeleri gerekeceği için seyrüsefer ekipmanlarını ve geminin kağıtlarını da almıştı. Kayıp olan uzun halata gelince, muhtemelen onu filikayı Mary Celeste bağlamak için kullanmışlardı. Dolayısıyla yanıcı gazla dolan geminin havası temizlenene kadar bekleyecekler ve daha sonra gemiye döneceklerdi.

Bir noktada halat kurtulmuş ve 10 kişinin olduğu filikayı Atlantik Okyanusu'nda sürüklenmeye mahkum etmiş olabilir. Durum böyleyse gemiye geri dönme ihtimalleri yoktu ve yiyecek ya da su olmadan açık okyanusta hayatta kalma şansları çok düşüktü. Yine de bu varsayımda bile kusurlar yok değil.

9 fıçı tamamen boşalana kadar sızdırdıysa bile Mary Celeste bulunduğunda kurumuş gemide alkol kokusu olması gerekirdi. Fakat gemiyi bulan Dei Gratia'nın mürettebatı böyle bir kokunun olmadığından bahsetmişti. Belki de fark ettiler ama kokunun geminin alkol taşımasından kaynaklandığını düşündüler. Sanırım bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz ve Mary Celeste'in hikayesi bir sır olarak kalmaya devam edecek.