Peter Freuchen nam-ı diğer korkusuz adam kimdir? Freuchen, Hollywood filmlerine konu olmuş ünlü bir kaşif ve yazardır. 20. yüzyılın başlarında 1906 yılında Kuzey Kutbu'na ilk giden kişilerin başını çekmiştir. Öyle ki seyahati esnasında birçok defa ölüm tehlikesi atlatmış ve bu uğurda bir bacağını kaybetmiştir.

Peter Freuchen nam-ı diğer korkusuz adam enteresan bir insandı, 2 metrelik boyu bir korkutucu görünmesine neden oluyordu.

Peter Freuchen ilginç bir adamdı, 2 metrelik boyu gerçek bir kahraman gibi görünmesini sağlıyordu.

Peter Freuchen tarihin şahit olduğu en ilginç insanlardan biriydi. Bu Danimarkalı kaşifin yaşamı Hollywood'un aksiyon filmleriyle bile mukayese edilemeyecek kadar vahşi serüvenlerle doluydu. Bu arada kendisi tam 2 metre boyundaydı. Boyu bu devasa ve güçlü adamın gerçek bir kahraman gibi görünmesini sağlıyordu.

1186 senesinde Danimarka'nın Nykobing Falster şehrinde doğmuştu. Babası oğlunun itibarlı bir mesleğe sahip olacağını ümit eden varlıklı bir iş insanıydı. İlk başta Freuchen babasının arzusuna uydu ve tıp okumak için Kopenhag Üniversitesi'ne yazıldı.

Ancak bir süre sonra alışılagelmiş bir hayat tarzının kendisi için yeterli olmadığını anladı. O riskli işlere atılmaya seviyordu ve istediğini hakikaten de elde etti.

1906'nın başlarında Danimarkalı bir araştırma ekibiyle birlikte Grönland ve Kuzey Kutbu'na doğru yola çıktı.

20 yüzyılın başlarında Danimarkalı bir keşif grubuyla beraber Grönland ve Kuzey Kutbu'na yelken açtı.

Freuchen üniversiteden ayrıldı ama 2 senelik tıp öğrenimi görmesinin günün birinde hayatını kurtaracağını bilmiyordu. 20. yüzyılın başlangıcı kaşiflerin Kuzey Kutbu'na büyük ilgi gösterdiği bir dönemdi. Korkusuz adam Freuchen'ında bu keşiflerden birine katılması şaşırtıcı olmamıştı.

1906 senesinde o ve diğer birkaç kişinin oluşturduğu Danimarkalı araştırma takımı mümkün olduğunca kuzeye yelken açtılar, ardından gemiyi terk ederek Grönland ve Kuzey Kutbu'nun daha evvel hiç görülmemiş yabani doğasını keşfettiler. Köpeklerin çektiği kızaklarda 950 metre yol kat ettiler.

Freuchen orada metroloji asistanı olarak görev aldı ve coğrafya hakkında farklı bilgiler topladı. Tahmin edebileceğiniz gibi Kuzey Kutbu'nda yaşam hiçte kolay değildi. Kimsenin bulunmadığı kilometrelerce kar ve buzla kaplı bir yerde küçük bir barakada yaşadığınızı düşünün. Çevrenizdeki tek şey dondurucu soğuk ve sizi yemek için fırsat kollayan kurtlardı.

Beklemediği bir anda Kutup Ayı'sının saldırısına uğradı, onu çıplak elleriyle öldürdü.

Ummadığı bir anda Kutup Ayı'sının saldırısına uğrayınca Freuchen onu elleriyle öldürmek zorunda kaldı.

Peter Freuchen zamanının çoğunu böyle geçirdi. Fakat Kuzey Kutbu'nun sert şartları onun gözünü korkutmamıştı. Aksine daha çok ilgisini çekti. 2 sene süren sefer süresince Inuit insanlarıyla arkadaş oldu. Bu insanlar ona kendi dillerini öğretti ve onu deniz aygırı, balina, fok ve hatta kutup ayısı avına götürdüler.

İddiaya göre Freuchen bir keresinde bir kutup ayısının saldırısına uğradı. Ama vahşi hayvan sert bir kayaya çarpmıştı. Freuchen onu çıplak elleriyle öldürmüş sonrasında da kürkünden şaşırtıcı bir palto yapmıştı. Ancak bu olay ölümle karşılaştığı ilk zamandı.

Freuchen sonunda eskimolojinin babası olarak adlandırılan bir antropolog ve Kuzey Kutbu kaşifi olan Knud Rasmussen'le yakınlaştı. 2 adam tehlikeli tecrübelere duydukları tutkuyu paylaşarak güçlü bir dostluk geliştirdi.

Grönland'da pek çok coğrafi araştırma yaptılar, öyle ki bu araştırmardan birinde elini kaybetti.

Grönland'da birçok coğrafi keşif yaptılar, öyle ki bu keşiflerden biri Peter Freuchen'in eline mal oldu.

Keşif son bulduktan sonra Freuchen, Danimarka'ya geri döndü. Fakat bu çok kısa bir zaman içindi. Peter, 1910 senesinde ticari bir liman hizmeti sunmak için Grönland'ın Cape York kentine Thule Ticaret İstasyonu'nu inşa etti. Thule, 1912-1933 yılları arasında çeşitli keşiflerin ana üssü oldu.

Bu keşifler daha sonra Thule keşifleri olarak adlandırıldı. Hatta bu keşiflerden biri Freuchen'ın bir eline mal oldu. Görünen o ki ticarette Freuchen ve Rasmussen için çok bunaltıcıydı. Bu nedenle bundan vazgeçtiler ve adayı faal olarak araştırmaya başladılar.

Inuit halkıyla kaldıkları süre boyunca bölgenin çoğunu araştırdılar ve köpek kızaklarıyla 10 bin kilometreden fazla seyahat ettiler. İki adam Grönland'ın bu kısmını geçtiler, eski insanların yaşadığı bölgeyi buldular, birkaç coğrafik keşif yaptılar ve Grönland'ın detaylı bir haritasını çıkardılar.

Yolculukları sırasında kar fırtınasına denk geldiler, fırtına yüzünden neredeyse donarak ölüyorlardı.

1000 kilometrelik yolculukları esnasında kar fırtınasına yakalandılar, Freuchen neredeyse ölüyordu.

Grönland'da kalırken Freuchen bir Inuit kadınıyla evlendi ve bu halkın kültürü üzerinde çalışarak bir uzman oldu. Daha sonra ülkesine yaptığı kısa ziyaretlerde bu konuda seminerler verdi ve bu insanların yaşamları ve gelenekleri hakkında birkaç kitap yazdı.

Bu insanların kültürü hakkındaki bilgisi daha sonra Oscar ödülü kazanacağı bir film yapmasına bile vesile olacaktı. Thule keşiflerinden birinde hem korkunç hem de muhteşem bir şey oldu. Freuchen ve Rasmussen, Amerikalı kaşif Robert Greene'in bir kanalın Grönland'ı Neverland'den ayırdığı yönündeki aldatıcı iddiasının doğru olup olmadığını görmeye karar verdiler.

İkili bunun yanlış olduğunu kanıtladı ancak kıtanın kalbine doğru yaptıkları 1000 kilometrelik yolculukları sırasında neredeyse ölüyorlardı. Yolculuklarında şiddetli bir kar fırtınasına yakalandılar.

Kar nedeniyle sıkıştığı köpek kızağının içinden kaskatı donmuş dışkısını kullanarak çıktı.

Freuchen kar yüzünden hapsolduğu köpek kızağının içinden kaskatı donan dışkısını kullanarak kurtuldu.

Freuchen köpek kızağının altına sığındı ama fırtına o kadar güçlüydü ki, kızak kara gömüldü ve kar buzlanmaya başladı. Buz etrafını o kadar güçlü bir şekilde sarmıştı ki sakalı bile donmuştu. Adeta küçük bir mağarada hapsolmuş gibiydi.

Hiçbir kaçış imkanı yoktu, çünkü yanında kazması ya da mızrağı bulunmuyordu. Buzu kırmaya çalıştı ama başaramadı. Durum her dakika daha da kritik bir hal alıyordu. Kısa zamanda bu durumdan kurtulmanın bir çaresini bulamazsa oksijen yetersizliğinden hayatını kaybedecekti. Ancak kendisini kurtaracak kimse olmadığından hayata tutunma arzusu devreye girdi.

Freuchen soğuk hava sayesinde kaskatı donan dışkısından kendine bir kama yaptı ve buzda bir delik açmak için bunu kullandı. Sanırım bu duyduğunuz en tuhaf hayatta kalma hikayelerinden biridir. Ama bu içinde olduğu çilenin sadece ilk bölümüydü.

Kampa geldiğinde parmak uçlarının donduğunu fark etti ve parmaklarını kesmek durumunda kaldı.

Kampa döndüğünde parmak uçlarının kangren olduğunu anladı ve parmaklarını kesmek zorunda kaldı.

Kampa geri döndüğünde çok kötü dondukları için iki ayak parmağının neredeyse kapkara bir renge dönüştüğünü fark etti. Bu arada Grönland'daki ortalama ısı -25 derece civarında olduğu için bu hiçte şaşırtıcı değildi. Freuchen parmak uçlarının kangren olduğunu anladı.

Bu da hayatının tehlikede olduğu anlamına geliyordu. Evet, hayatı yine tehlikedeydi. Tabii orada herhangi bir tıbbi müdahale yapılması şansının olmadığını biliyordu. O yüzden yapabileceği tek şey üniversitede tıp okuduğu sırada aklında kalanlara güvenmekti.

Freuchen hiçbir bir uyuşturucu ilaç ya da ağrı kesici olmadan ayak parmaklarını kendi başına kesmek durumunda kaldı. Bunun ne kadar acı verici olduğunu hayal bile edemiyorum.

Peter Freuchen alelacele Danimarka'ya döndü ama bacağı doktorlar tarafından kesilmek zorunda kaldı.

Doktora görünmek için apar topar Danimarka'ya geri döndü ama bacağının kesilmesinden kurtulamadı.

Freuchen inanılmaz derecede zorlu biriydi. Inuit halkının ona neden büyük Peter diye isim taktıklarını anlayabiliyorum. Kısa zaman sonra Danimarka'ya döndü ve bir doktora muayene oldu. Maalesef doktor bacağını kesmek mecburiyetinde kaldı.

Artık tahtadan yapılma yeni bir bacağı vardı. Ama bu durumun vahşi hayatına devam etmesini bir şekilde engellediğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tabii ki ilk başta toparlanmak için keşiflerine ara verdi. Inuitlerle ticaret yaptığı zaman kazandığı parayı kullanarak, daha önce satın aldığı kendi adasına yerleşti.

İlk eşi gripten ölen Freuchen tekrar evlenmeye karar verdi. Birçok yeteneği olan bir adam olduğundan bir süre boyunca yeni karısının ailesine ait bir derginin genel yayın yönetmeni olarak çalıştı ve boş zamanlarında maceraları hakkında kitaplar yazdı.

Peter Freuchen, 2. Dünya Savaşı esnasında işgalcilere karşı mücadele etti ve tutuklanınca idam cezası aldı.

2. Dünya Savaşı başladığında Freuchen işgalcilere karşı savaştı ve yakalanınca idam cezasına çarptırıldı.

1923 yılında nihayet Grönland'da geri döndü. Bu sefer yapacağı seyahat Metro Goldwyn Mayer film stüdyoları tarafından finanse edildi. Hollywood'un Freuchen'in Kuzey Kutbu'nda kaleme aldığı kitaplarla ilgilendiği ve bunları temel alan bir film çekmeyi düşündüğü ortaya çıktı.

Freuchen senaryonun yazımına yardımcı oldu, karşılıklı konuşmaları Inuit dilinde çevirdi, sette çevirmen olarak çalıştı, film ekibinin hayatta kalmasını sağladı ve hatta filmin kötü adamını bile oynadı.

1 yıl sonra 1933 yılında Eskimo adlı film vizyona girdi ve bir Oscar kazandı. Freuchen sinema endüstrisine danışman olarak çalışmaya devam etti ve Kuzey Kutbu ile ilgili birkaç senaryo daha yazdı. Freuchen, 2. Dünya Savaşı başladığında direniş akımına katıldı ve işgal birliklerine karşı mücadele etti. Bu yüzden tutuklandı ve idam cezasına çarptırıldı. Fakat İsveç'e firar etmeyi başardı.

Peter Freuchen uçağa bindiği esnada kalp krizi geçirdi, yaşamı tam 71 yaşında son buldu.

Anchorage kentinde uçağa binmek üzereyken kalp krizi geçirdi, Freuchen'in hayatı 71 yaşında sonra erdi.

1945 yılında önceki eşi Danimarka'da kalmaya karar verdiği için üçüncü kez evlendi. New York'a yerleşti, keşif gezileri hakkında konferanslar verdi ve film endüstrisi için çalışmaya devam etti. 50'li yıllar boyunca televizyonda toplumun yeni gözdesi haline geldi ve 64 Bin Dolarlık Soru adlı popüler bir yarışma programına katıldı.

Aynı zamanda hem korkusuz olduğu hem de çok akıllı ve şanslı olduğu için oyundaki büyük ikramiyeyi de kazandı ve 64 bin doların sahibi oldu. Ama kısa süre sonra yine sıkıldı. Kuzey Kutbu hala onu çağırıyordu. Yeniden Alaska'ya geçmek için seyahate çıkmaya karar verdi. Ancak Alaska'nın Anchorage kasabasında uçağa binmek için merdivenleri tırmandığı esnada kalp krizi geçirdi.

Freuchen'in yaşamı 71 yaşında son buldu. O dünyada hiçbir şeyin insanın özündeki istek ve arzudan daha yüce olmadığını kanıtlayan Danimarkalı bir efsane olarak birçok insanın hatırasındaki yerini koruyor. Freuchen ölümü ardından külleri gerçek vatanı olan Thule'ın hemen dışında bir yere savruldu.