Uzay yüzyıllardır çözümlenememiş sırlarla dolu sonsuz bir boşluktur. Fakat son dönemlerde evren hakkında yeni ve korkutucu bir durum tespit edildi. Öyle ki dünyanın da içinde bulunduğu galaksi sistemi garip bir cisim tarafından delindi. Bilim adamları henüz bu konu hakkında net bir cevap veremedi.

Astronomlar gezegenimizinde içinde yer aldığı galaksi sistemini delen tuhaf bir nesne keşfettiler.

Gökbilimciler dünyanın da içinde bulunduğu galaksi sistemini delen garip bir cisim keşfetti.

Gökbilimciler galaksimizin üç boyutlu bir haritasını oluşturmak için başlatılan GAIA projesiyle gözlemlerine başladıklarında şaşırtıcı bir şey bulmayı beklemiyorlardı. Ama olan tam olarak buydu. Bu yılın başlarında Harvard Üniversitesi'nde astronom olan Dr. Ana Bonaca, galaksimizdeki yıldızların dizilişinde tuhaf bir pozisyon olduğunu tespit etti.

Yıldız dizilimi galaksiler arasında beraber hareket eden yıldızlardan oluşan bir hattır. Bahsettiğim yıldız sıralamasının ismi ise GD-1'dir ve bu sıralama etkileyici bir hat şeklinde gökyüzümüzde uzanmaktadır. Bu sıralama yakın bir zamana kadar galaksimizin yerçekimi sayesinde tutarlı bir şekilde hareket eden bir hattı.

Birgün Dr. Ana Bonaca dizilimde bir aralık olduğunu fark etti. Üstelik bu aralığın bir köşesi garip biçimde ayrılmıştı. Aslında bu yakın bir zamanda yıldız sıralamasının içine dalıp geçmiş korkunç derecede büyük bir şeyi andırıyordu ve bu cismin yerçekimi o kadar güçlüydü ki yıldızları peşi sıra sürüklemeyi bile başarmıştı.

Bilim adamları için şaşırtıcı olan teleskoplarla gözlem yapıldığında deliğin kaynağının görünmemesiydi.

Bilim insanları için şoke edici olan teleskoplarla bakıldığında hasarın kaynağını görememeleriydi.

En şoke edici olansa teleskopların hasarın kaynağını bulamamalarıydı. O halde bu görünmeyen cisim ne olabilirdi? Bir kuram bu beklenmedik ziyaretçinin aylak bir yıldız olduğunu ileri sürmektedir. Fakat deliğin bu denli büyük olması bu kuramı pek de akla yatkın kılmamaktadır.

Dr. Bonaca'ya göre oluşan delik, var olan herhangi bir yıldızdan daha büyüktür. Buna göre deliğe sebep olan cisim, güneşten 1.000.000 kat daha devasa bir şey olmalıdır. Bu nedenle bu teori göz ardı edilebilir. Peki Samanyolu'ndaki bu yeni delik ya galaksimizin merkezinde bulunana bezer bir süper kütleli karadelik yüzünden oluştuysa? Bu durum oldukça korkutucu bir senaryoyu işaret etmektedir.

Bu iki karadelik birbirlerine çok yakınlaşırlarsa, birbirlerinin yerçekiminden uzaklaşamayacaklarından bir çarpışma kaçınılmaz olacaktır. Bu da son derece şiddetli bir hadisedir. İki kara deliğin güçlü olanı, zayıf olanını tüketip soğurur ve bu sefer çok daha büyük süper güçlü bir karadelik ortaya çıkar. Fakat insanoğlu olarak henüz bir karadelik çarpışmasını gözlemleyemedik.

Başlarda güneşten 1 milyon kat daha kütleli bu nesnenin bir karadelik olduğu söylendi.

Başlarda güneşten 1.000.000 kat daha büyük bu cismin süper kütleli bir karadelik olduğu düşünüldü.

Bilim insanları süper güçlü bilgisayarlarda bu tip bir olayı simule etmiş olsalar da böyle bir olayın sonuçlarını tam olarak tahmin edememekteler. Tek gerçek bu olayın inanılmaz miktarda enerji üreteceği ve evrende büyük dalgalanmalara yol açacağıdır. Doğal olarak bu dalgalanmaların nihayetinde gezegenimize de çarpması kaçınılmazdır. Öte yandan tek bir galakside bulunan iki kara deliğin birleşmesi mümkün olmayabilir.

Şunu bir hayal edin; Samanyolu'nun merkezinde bulunan güneşin kütlesinden yüzlerce kat büyüklüğünde süper kütleli bir karadelik olağanüstü bir hızla dönüyor. Bu sırada hızla dönen bir başka karadelik, bizimkine yaklaşıyor. Sizce bu durumda neler olurdu? Evet, kütlesi daha büyük olan karadelik davet edilmeden gelen misafir kara deliği bir frizbi gibi geri fırlatırdı.

Üstelik bu kara deliğin dünyaya yönelme ihtimalide bulunmaktadır. Neyse ki galaksimizin etrafında süper kütleli karadelik bulunmamakta. Bu nedenle bu kuramda esrarengiz mermi deliği olgusunu açıklamamaktadır.

Kimi astronomlar bu nesnenin süper kütleli bir karadelik değil, Karanlık Madde olduğunu ileri sürdü.

Bazı gökbilimciler bu cismin süper kütleli bir karadelik değil, Karanlık Madde olabileceğini öne sürdü.

Araştırmalarını göz önünde bulunduran gökbilimciler araştırmalarını sürdürdüler. Ancak onların kafasını karıştıran şey galaksimizin çevresinde bahsi geçen mermi deliğinden geçip uzaklaşan ve bununla birlikte ışık yayan olağan bir maddeden oluşmuş devasa bir objenin olmaması gerçeğiydi Bu gerçek Samanyolunu delip geçen şeyin Karanlık Madde olabileceğine işaret ediyor olabilir.

Karanlık Madde esrarengiz ve görünmez bir şeydir. Evrendeki tüm maddelerin %27'sinden fazlasını oluşturur. Karşılaştırmak gerekirse hemen hemen gözümüzle görebildiğimiz şeylerin tümü olan normal madde evrenin yalnızca %5'ini oluşturmaktadır. Gerisiyse tuhaf bir fenomen olan Karanlık Enerji'dir. Bu enerji araştırmacılar için hala belirsizliğini korumakla birlikte, evrenin o sona ermeyen genişlemesiyle de ilişkilendirilmektedir.

Bilim insanları yapılan onlarca deneye rağmen Karanlık Madde'nin ne olduğunu bir türlü saptayamadılar. Öte yandan gökbilimciler, Karanlık Madde'nin çekim kuvvetini gözlemlemeyi başardıktan sonra bu maddenin kesin varlığına karar verdiler. Gözlemleri sonucunda Karanlık Madde'nin çok fazla hareket etmediği, ışık üretmediği ve etkileşime girmediği sonucuna vardırlar.

Bilim adamlarının ortak kanaati,  Karanlık Madde'nin gezegenimiz için bir tehdit olmadığı yönünde oldu.

Bilim insanlarının ortak kanaati, bu maddenin dünyamız için bir tehlike oluşturmadığı yönünde oldu.

Sabit madde akışından ayrı olarak, Karanlık Madde gezegenimizi bir engel olarak görmemektedir. Yani gezegenimizle karşılaştığında içinden geçip gidecektir. Ancak en hayret verici kısım bu değil. Mesele şu ki Karanlık Madde, gezegenimizin çekirdeğinin içinden geçtikten sonra dünyanın kütlesel çekimi Karanlık Madde akımını yoğun ve ince saç tellerine dönüştürürdü.

Bu tellerin tıpkı insanların saçlarında olduğu gibi kökü ve ucu olurdu.

Karanlık Madde'nin saç tellerinin kökünde partikül yoğunluğu ortalamanın 1.000.000.000 katı olurdu. Ayrıca bu kökler dünyadan yaklaşık 965 bin kilometre uzakta, bir başka deyişle Ay'dan iki kat daha uzakta olurlardı. Tellerin ucuna gelince, bunlarda dünyadan çok uzakta bulunurlardı. Ancak büyük olasılıkla insanlık olarak Karanlık Madde'nin etkisini hiç ama hiç fark etmezdi.

Aynı zamanda Samanyolu'na zarar veren şey gerçekten yoğun haldeki bir Karanlık Madde topu olsaydı, bilim insanları bundan çok mutlu olurlardı. Çünkü ne olduğu bilinmeyen bu maddeyi inceleme şansı doğardı. Hatta belki de bu Karanlık Madde'nin pürüzsüz ya da tüm evrenin her yerine eşit şekilde dağılmış olduğu savından ziyade yumru yumru bir yapısını olduğu teorisini ispatlayabilirlerdi.

Bir gökbilimci bu nesnenin uzayda bulunan her şeyi yiyen Garip Madde olduğu savını ısrarla savundu.

Astronom Dr. Ana Bonaca bu cismin uzaydaki her şeyi yiyen Garip Madde olabileceğini iddia etti.

Dr. Ana Bonaca bu beklenmedik ziyaretçinin, galaksimizde delik oluşturan ama Samanyolu'nun bir yerinde gizlenmiş, gezegenimizi ve önüne çıkan her şeyi yiyen Garip Madde olma olasılığını de göz ardı etmedi. Fakat yine de cismin boyutu sebebiyle bu pek mümkün görünmemektedir.

Öyle ki bilimsel tahminlere göre, cismin 30 ila 65 ışık yılı boyutunda olması gerekmektedir.

Her halükarda bu ışık saçan bir cisim olsaydı bile sonunun nerede biteceğini tahmin etmek zor olurdu. Bunun nedeni bu beklenmedik konuğun akıl almaz derecede yüksek bir süratle hareket etme ihtimalidir ve yıldız diziliminde bir delik oluşturmak için fazlasıyla büyük olmasının gerekmemesidir.

Bu cisim belki de yavaş ilerleyen ama aynı zamanda çok ağır bir şeyde olabilir. Ancak gökbilimciler hangi seçeneğin geçerli olduğunu bilmemekteler. Bu yüzden cismin sonunun nerede biteceğini tahmin etmeleri imkansızdır, Dr. Ana Bonaca'da bu konuda hemfikirdir.

Başka bir teori de bu nesenin cüce ve karanlık bir galaksi olan Karınca 2 olduğu iddia edildi.

Başka bir iddiada bu cismin cüce ve kararmış bir galaksi olan Karınca 2 olabileceğinden bahsedildi.

Galaksi sistemi nokta nokta ömrünü tamamlamış yıldızlar ve muhteşem dairesel kümelenmelerle çevrelenmiş, sıcak gaz halkaları tarafından korunmaktadır. Bu dairesel kümelenmeler, yerçekimi sayesinde birbirlerine sıkıca bağlanmış ve galaktik çekirdeğin uydusu olan küresel yıldız gruplardır. Galaksinin dış köşesi, Samanyolu'ndan daha da eski olan hayalet galaksilerin işaretlerini bile barındırıyor olabilir.

Tuhaf olan şey ise Samanyolu'nun uydu galaksisi olan Hayalet Galaksi'yi bulan astronomların bu galaksinin oluşumu ve doğasıyla ilgili bir açıklamada bulunamıyor olmasıdır. Karınca 2 olarak isimlendirilen galaksiye hayalet adının verilmesinin nedeni, ışığının acayip bir biçimde kararmış olmasıdır.

Ayrıca Karınca 2 bir cüce galaksi olmak için fazlasıyla büyük, rengi soluk ve boyutuna göre yeterli kütleye sahip değildir. Yani Karınca 2 adeta hareket halindeki bir paradokstur. Ancak bilim insanlarının Hayalet Galaksi'nin neden bu kadar anormal bir yapıda olabileceği konusunda bir fikirleri bulunmaktadır.

Farklı bir bilim adamı ise Hayalet Galaksi'nin çekim kuvvetinin Samanyolu'nun parçalarını kopardığını öne sürdü.

Başka bir araştırmacı Hayalet Galaksi'nin çekim gücüyle Samanyolu'nun parçalarını kopardığını söyledi.

Hayalet Galaksi kendi yerçekimi alanıyla Samanyolu Galaksi'sinin parçalarını sürekli olarak koparıp ufalıyor olabilir. Bu sav galaksinin neden karanlık ve kütlesinin neden düşük olduğunu açıklamaktadır. Fakat o zamanda Karınca 2'nin neden bu kadar büyük olduğu sorusu önümüze çıkmaktadır.

Uydu galaksiler kütlelerini, Samanyolu'nun kütlesel çekimi yüzünden kaybettiklerinde küçülmezler, aksine büyüler. Bu yüzden Hayalet Galaksi'nin açıklanamayan gariplikleri gökbilimcilerin Karınca 2'ye "Tuhaf Şey" ismini takmalarına ve bunu uzayın barındırdığı gizem ve paradokslar listesine eklemelerine sebep olmuştur.

Ancak bir araştırmacı Hayalet Galaksi'nin, Samanyolu Galaksi'sinden parçalar kopardığında ısrar etmektedir. Eğer bu teori bilim çevreleri tarafından da doğrulanırsa dünyanın içinde bulunduğu galaksi sistemini delen şeyin ne olduğu da ortaya çıkarılacaktır.