Bir bilim insanının hayatı nasıl olur, kısaca anlattım. Yazıyı hazırlarken birçok kitap, araştırma ve yorumdan faydalandım. Eğer siz de bir bilim insanının hayatının özeti nasıldır merak ediyorsanız, dünyanın en ünlü bilim adamı Albert Einstein'ın garipliklerle dolu kısa hayatını anlattığım bu yazımdan faydalanabilirsiniz.

Albert Einstein çorap giymeyi hiç sevmezdi ediyordu, ilgisini dağıttığını düşündüğü için çorap giymezdi.

Albert Einstein çorap giymekten nefret ediyordu, dikkatini dağıttığı için hayatı boyunca çorap giymedi.

Albert Einstein nedense çorap giymeyi sevmiyordu. Öyle ki asla çorap giymezdi. Bir keresinde eşi Elsa'ya gönderdiği mektupta çıplak ayaklarını gizlemek için sürekli çizme giymesi gerektiğini yazmıştı. Peki ama çorap giymemenin ona ne gibi faydası olabilir ki?

Muhtemelen pek bir faydası olmamıştır. Ama en azından soğuk havalara dayanabildiğine göre oldukça güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olduğunu söyleyebilirim. Bu iyi bir şey ne de olsa! Şaka bir yana Albert Einstein'ın çorap giymemesinin tek sebebi, çocukluğunda giydiği çorapların bir-iki gün sonra yırtılmasıydı.

Bu ufak ayrıntı bile Albert Einstein zihniyle ilgili çok şey anlatıyor. Albert Einstein fikirlerine o kadar çok önem gösteriyordu ki gereksiz sorunların hatta sinirini bozan çorapların dahi ilgisini dağıtmasına müsaade etmek istemiyordu. Dikkatinin dağılmasına dayanamıyordu, bu yüzden çorap giymeyi kendisine ömür boyu yasakladı.

Einstein bir düşünceye konsantre olabilmek için hobileriyle ilgilenirdi, saatlerce iskambil kağıtlarından ev yapardı.

Bir fikre konsantre olmak için soyut düşünebileceği hobilerle ilgilenirdi, saatlerce kartlardan ev yapardı.

Albert Einstein'ın çocukluğunda edindiği bir başka alışkanlıkta kartlardan ev yapmaktı. Hatta bir keresinde 14 katlı bir ev yapmıştı. Eğer daha önce karttan ev yapmayı denediyseniz sürecin ne kadar sabır ve konsantrasyon gerektirdiğini biliyorsunuzdur.

Bir dahi olmak için kartlardan ev yapmaya başlamanız gerektiğini söylemiyorum. Ancak bu alışkanlık hususunda daha yakından incelemeyi hak eden önemli bir detay var. Beyin mekanik bir şeyle yoğun olduğu esnada soyut düşünme yeteneği serbest kalır.

Ne kadar odaklanmanız gerekiyorsa soyut düşünme becerinizin olası etkileri de o kadar fazla olacaktır. Zihninizi meşgul etmek asla boşa harcanmış bir zaman değildir. Kartlardan ev yapmakta tam olarak bu amaca hizmet etmektedir.

Albert Einstein fikir üretmekten yorgun düştüğü zamanlarda zihnini dinlendirmek için keman çalardı.

Düşünmekten yorulduğu zamanlarda keman çalardı, keman zihnini dinlendirmesine yardımcı oluyordu.

Genç Einstein kartlardan evler yapmakla ilgilenirken annesi oğlunun bu alışkanlığını pek sevmiyordu. Bu yüzden oğlu için daha faydalı olacak bir faaliyet bulmaya karar verdi ve kemanı seçti. Einstein başta keman çalmayı hiç istemiyordu fakat 13 yaşındayken ilk kez Mozart dinledi ve bestelerine aşık oldu.

Bundan sonra keman çalmayı bir daha asla bırakmadı. Keman çalma konusundaki ilk kanaati olumsuz olmasına karşın düşüncesini değiştirecek kadar merak sahibiydi. Çünkü Einstein beyni için aktivite değişikliğinden daha iyi bir dinlenme şekli olmadığının farkındaydı.

Fizik çalışmaktan bıktığı zaman sık sık keman çalardı. Keman çalmaktan bıktığı zamanda yürüyüşe çıkar, çevredeki insanları izlerdi. Beynin iş yaparken soyut, görsel ve işitsel bir alana geçiş yapmayı çok sevdiğini biliyordu. Tabii sağlıklı bir uyku çekerek dinlenmenin hiçbir şeyin yerine geçemeyeceğinin de farkındaydı.

Normal bir insandan daha çok uyurdu, uykuya daldıktan tam 10 saat sonra gözlerini açardı.

Albert Einstein normal bir insandan 3 kat fazla uyuyordu, uykuya daldığında 10 saat sonra uyanıyordu.

Albert Einstein günde 10 saat uyurdu. Bu süre ortalama bir Amerikalı'nın uyuduğundan tam 3 saat daha fazladır. Einstein tembel bir uykucu olduğu için bu kadar uyumuyordu. Sağlıklı bir gece uykusunun beyni için faydalı olduğunu düşünüyordu.

Çoğunlukla normal bir insan için 7 ila 9 saat uyumak yeterli gelecektir. Ancak hepimizin yapısı farklıdır. Kimilerine 6 saat uyku kafi gelirken kimileri de Einstein gibi 10 saatlik bir uykuya gereksinim hissedebilir. Zira Einstein devamlı düşünüyordu.

Tüm hayatını evren hakkında düşünmeye, cesur sorular sormaya ve bu sorulara zekice cevaplar bulmaya adadı. Bu nedenle daha fazla uykuya ihtiyaç duyması mantıklı, ancak bu alışkanlığının altında düşündüğünüzden daha fazlası var. Einstein'ın bu tuhaf alışkanlığı diğer dahilerde görülen uyku alışkanlığı geleneğini bozan cinstendi.

Albert Einstein akşamları uyumasına karşın gün içinde de uyurdu, uyuduğunda uyandırması için elinde metal kaşık olurdu.

Geceleri uyumasına rağmen gün içerisinde de kestiriyordu, uyandırsın diye elinde metal kaşık tutuyordu.

Çoğu dahinin garip uyku düzenleri vardı ancak Einstein'ın aksine günde 4 ya da hatta 2 saat uyuyorlardı. Örneğin Charles Dickens ciddi bir uykusuzluk sorunu yaşıyordu ve başını yastığa ancak güneş doğduğunda koyabiliyordu. Nikola Tesla'da kabus görmekten mustaripti ve normal bir şekilde uyuyamıyordu.

Einstein ise sık sık gündüzleri kestirerek pilini şarj ettiğini söylüyordu. Ama işin komik kısmı ne biliyor musunuz? Gece 10 saat uyumasına rağmen gün içerisinde kestirmekten de geri kalmıyordu. Eintei'in günlük şekerlemeleri sırasında tuhaf bir rutini vardı.

Rüyalar ülkesine sürüklenirken elinde metal bir kaşık tutuyordu. Yere dek kaşığın hemen altında duracak şekilde metal bir tepsi koyuyordu. Uyuya kaldığında kaşığı tepsiye düşüyordu. Çıkan ses onu uyandırmaya yetiyordu. Peki bunu neden yapıyordu? Bu sorunun cevabını bulabilmek için başka bir alışkanlığını analiz etmemiz lazım.

Einstein düşüncelerini geliştirmek için günlük yürüyüşler yapardı, yürümek yeni fikirler bulmasını sağlıyordu.

Düşünmek için günlük yürüyüşlere çıkıyordu, yürümek fikir bulmak için faydalandığı bir yöntemdi.

Sağlıklı bir uyku çekmek ve her gün temiz havada egzersiz yapmak kulağa zeki olmanın anahtarı gibi gelebilir. Fakat Einstein egzersize ve sağlıklı bir yaşam tarzına düşkün bir insan değildi. Einstein'ın yürüyüşe çıkmasının asıl amacı yürüyüşü sağlıklı bulması filan değildi.

Mesele şu ki insan beyni, yürüyüş yaptığı esnada pek fazla başka işlerle meşgul olamaz. Bu nedenle yeterince uzun bir yürüyüş yapıldığında sizi bir transa sokar. Gevşemenizi ve olayları değişik açılardan tasavvur etmenizi sağlar. Einstein'ın aradığı şeyde tam olarak buydu. Düşünce tarzını değiştirmek, zihnini temizlemek ve her şeyi açıklayacak o dahice fikri bulmak için yürüyüş yapıyordu.

Einstein elinde kaşık tutarak yaptığı şekerlemeleri hatırlıyor musunuz? İşte bu sebepten dolayı elinde kaşıkla uyuyordu. Uyuduğumuzda düşüncelerimiz kontrol edilemez bir şekilde kendini beklenmedik fikirlere bırakır. Einstein'da çığır açan fikirlerinin çoğunun ilk kez rüyasında ortaya çıktığına inanıyordu.

Einstein'ın düşüncelerini besleyebileceği bir işi vardı, edindiği fikirlerini bu iş yerinde geliştiriyordu.

Fikirlerini besleyebileceği bir yerde çalışıyordu, edindiği fikirleri geliştirerek yeni düşünceler buluyordu.

Einstein, Bern Devlet Patent Ofisi'ndeki sıradan işinin düşük maaşlı ve sıkıcı olmasına rağmen istediği tek şey olduğunu düşünüyordu. Aslında Einstein işinin sıkıcı yönünü seviyordu. Çünkü herhangi bir beceri veya ustalık gerektirmeyen monoton bir şey yaptığında beynin buna hızlı adapte olacağını biliyordu.

Kısa sürede üstünde kafa yormadan rutini uygulamayı öğrenecekti. Bu da düşüncelerinin birinden diğerine özgürce sürüklenmesini sağlayacaktı. Bütün bu alışkanlıklar neredeyse aynı şeye katkı sağlıyordu. İleri zekasının bir formülü yoktu, fakat zekasını nelerle meşgul ettiği biliniyordu.

Albert bilimi sonsuza dek değiştiren teorilerini geliştirmesinde yardımcı olan düşüncelerinde özgür olmak istiyordu. Daha da önemlisinin kendini geliştirmek olduğunun farkındaydı. Bu yüzden düşüncelerini destekleyecek bir iş seçmişti. Burada bulduğu düşünceleri geliştirmek için uyumayı, her gün yürüyüşe çıkmayı ve bir müzik aleti çalmayı araç olarak kullanıyordu.