Son günlerde Ay üstünde gerçekleştirilen yeni araştırmalar, Ay'ın devamlı küçüldüğünü ve büyük depremlerle sarsıldığını göstermektedir. Peki ama bunun bizler için anlamı ne olabilir? Ay küçülmeyi sürdürürse dünyamızı nasıl etkiler? Ay hakkında şaşırtıcı 9 bilgi verdiğim bu yazımda merak edilen tüm bu sorulara değindim.

Başlarda Ay magmadan meydana geliyordu ve simit biçimindeydi, birgün Mars kadar büyük bir objeyle çarpıştı.

Bir zamanlar Ay magmadan oluşan simit şeklinde bir cisimdi, sonra büyük bir cisimle çarpışınca değişti.

Ay bir zamanlar simit şeklindeydi. Daha ziyade magmadan oluşuyordu ve Dünya'nın yörüngesine girmişti. Şimdi ise giderek ufalıyor ve her geçen yıl giderek bizden uzaklaşıyor.

Bütün bunlar kafanızda soru işaretleri uyandırdıysa o zaman konuyu biraz daha açayım. Ay'ın oluşumu 4.5 milyar sene evvel başladı. O dönemler Dünya daha koyu kırmızı ve çok sıcak magma okyanuslarıyla kaplı yeni bir gezegendi. Günün birinde Mars kadar büyük bir obje ona çarptı.

Çarpışmanın tesiri dinozorları Dünya'dan silen asteroidden 100 milyon kat daha güçlüydü. Bütün bu güç sıvı halde bulunan magma katmanını uzaya savurdu.

Çarpışmadan sonra Ay'ın ortasındaki delik kapandı ve giderek ufalmaya başladı.

Çarpışma sonrasında Ay ortasında deliği olmayan bir simide dönüştü ve giderek küçülmeyi sürdürdü.

Sonrasında bu kütle ortasında deliği olmayan bir simit şeklini aldı. Merkezinde daha ince kenarlara doğruysa kalındı. Vakit geçtikçe Ay'ın bu ilk hali, hepimiz tarafından bilinen küre şeklini almaya başladı. Günümüze kadar da gökyüzünde hiçbir etkisi olmayan yuvarlak bir kaya parçası olarak bilindi.

Patlamalar sonucu meydana gelen doğumundan beri aslında hala soğumaya devam etmektedir. İşte ayın ufalmasının sebebi budur. Sıcaklık azaldıkça her maddenin yoğunluğu artar ki bu da ufalmaya neden olur. Ay'daki sarsılmalar da benzer bir nedenden ortaya çıkmaktadır.

Temel olarak aynı süreçler sonucu meydana gelmektedir. Yani Ay'ın sıcak çekirdeği son 100 milyon yıl boyunca soğudukça Ay'da yaklaşık 45 metre kadar incelmiştir. Tabii ki bu Ay'ın yer kabuğu için öyle kolay bir süreç olmadı, bir sürü badireler atlattı.

Günümüzde bile Ay'da çok sert sallanmalar, yeraltı depremleri ve derin çatlaklar meydana gelmektedir.

Bugün dahi Ay'da çok şiddetli sarsılmalar, yeraltı depremleri ve derin çatlaklar oluşmaktadır.

Ay hala hareket halinde kasılmalar yaşamakta ve uçurum şeklinde derin çatlaklar oluşturmaktadır. Ay yeraltındaki depremlerle sarsıldığı için bu uçurumların çevresi oldukça hareketlidir. Ay'ın bu oluşumuyla ilgili dev çarpışma hipotezi bilimde yeni bir şey değildir. Ancak bu hipotezin hala büyük bir kusuru bulunmaktadır.

Ay, Dünya'ya isabet eden Mars büyüklüğündeki bir cisim sayesinde olmuş olsaydı, kütlesinin yarısından fazlası bu cismin kalıntılarını taşıyor olmalıydı. Ancak eldeki bulgular bunun tam tersinin olduğunu kanıtlamaktadır. Zira Ay, Dünya'ya benzerliği açısından eşsizdir.

29 Nisan 2019 tarihinde Natsuki Hosono ve ekibi tarafından yayınlanan bir çalışmada, Dünya'nın ilk durumuna magma okyanusları eklendiğinde bu kusur ortaya çıkmaktadır.

Geçen ay Ay'ın Dünya'nın kopan bir parçasından meydana geldiğini savunan bir araştırma yazısı paylaşıldı.

Geçen hafta Ay'ın Dünya'nın kopan bir parçasından oluştuğunu ortaya koyan bir araştırma yayımlandı.

Natsuki Hosono araştırması Ay ile Dünya'nın bileşimleri arasındaki benzerlikleri ortaya koydu, çünkü katı bir maddeden çok sıvı magmanın yörüngeye yerleşmesi daha kolaydı. İşte bu yüzden ay çoğunlukla Dünya'da bulunan maddelerden oluşmaktadır.

Ay'ın ufalma ve sarsılma süreçlerini açıklayan çalışma, 13 Mayıs'ta Thosmas R. Watters'ın önderliğindeki bir grup Amerikalı bilim insanları tarafından yayınlandıktan kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Bu araştırma hakkındaki en dikkat çekici unsur, Apollo astronotları vasıtasıyla Ay'ın zeminine yerleştirilen sismometrelerden oluşan verilere dayanmasıdır. Atılan adımların insanlık için ne kadar büyük bir anlam taşıdığı aşikardır.

Bu çalışmadan önce bilim insanları, Ay'daki depremlere neyin sebep olduğunu bilmiyordu. Fakat bugün bunlar nihayet açıkladı. Ay'ın Dünya'nın güvenliğini herhangi bir şekilde etkilemesi ihtimalinin bulunmadığı ve bizi endişelendirmesine gerek olmadığı anlaşıldı ki bu gerçekten iç rahatlatıcı bir bulgudur.

Ay her sene Dünya'dan 4 santimetre uzaklaşmaktadır,  bu süre zarfında Dünya'dan 400.000 kilotre uzaklaşmıştır.

Ay her yıl Dünya'dan 4 santimetre uzağa gitmektedir, bu zamana kadar 400.000 kilometre uzaklaşmıştır.

Ay'ın ufalması bizi etkilemeyecek olabilir, fakat öbür konu bizler için gerçek bir tehdit oluşturmaktadır. Mesele şu ki Ay her yıl dünyadan 4 santimetre uzaklaşmaktadır. Bu ciddi bir durum değilmiş gibi görünebilir, ama şunu göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Ay ilk oluştuğunda Dünya'dan sadece 22.500 kilometre uzaklıktaydı. Şimdi ise dünyamızdan yaklaşık olarak 400.000 kilometre uzaktadır. Eğer daha önce bir atlı karıncaya bindiyseniz, Ay'ın neden bizden dönerek uzaklaştığını anlayabilirsiniz. Dönme hareketi, dönmekte olan nesneyi dışa iten bir kuvvet yaratır.

Dünya'nında Ay'la ilgili sorunları aynıdır. Ay, Dünya'daki okyanuslarda gelgit etkisiyle bir kabarma yaratmaktadır. Ancak bu kabarma doğrudan Ay'ı işaret etmiyor. Dünya'nın dönmesi nedeniyle Ay'ın biraz ötesini işaret etmektedir.Bu güçlerin birleşimi Ay'ı iterek onu Dünya'dan uzaklaştırmaktadır.

Ay, Dünya'dan uzaklaştığında gelgit etkisi kaybolacağından bazı canlı türlerinin nesilleri de tükenecektir.

Ay, Dünya'dan yeteri kadar uzaklaştığında gelgit etkisi azalacağından bazı canlıların soyu tükenecektir.

Ay yeterince uzaklaştığında Dünya üstündeki tesiri giderek daha yetersiz hale gelecektir. Gelgitler eskisi kadar belirgin olmayacağı için, kitlesel olarak belirli soyların yok olmasına neden olacaktır.

Neyse ki bu değişiklik hemen yarın olacak bir şey değildir ve Dünya'nın buna hazırlanması için daha çok zamanı bulunmaktadır. Ancak bir başka sorun daha var. Bu süreç dünyanın yavaşlamasına da neden olmaktadır. Peki ama Ay Dünya'yı yavaşlatırsa ne olur?

Ay meydana gelirken Dünya o kadar süratle dönüyordu ki tam bir dönüşü yalnızca 4 saat sürüyordu. Günde 4 saat belki Pazartesileri için harikadır, fakat genel olarak bu Dünya için büyük bir sorun olurdu.

Ay'ın giderek uzaklaşması Dünya'nın dönüş hızını da yavaşlatacaktır, bu durum yaşanabilir ortama zarar verecektir.

Ay'ın daha da uzaklaşması Dünya'nın dönüşünü yavaşlatacaktır, bu da yaşanabilir ortamı bozacaktır.

Gezegenimizi yavaşlatan şey Ay'ın Dünya'nın yörüngesindeki varlığıdır. Buna göre Ay, 4.5 milyar yıl önce meydana gelen oluşumundan bu yana günümüzü 19 saat uzatmıştır. Günlerin daha uzun olması Dünya'daki yaşam için faydalıdır.

Bir günün 25 saat olmasını isterseniz, bu önümüzdeki yarım milyar senede gerçekleşebilir. Ama bundan pek de memnun olmayabilirsiniz. Zira Dünya'nın yavaşlaması aslında harika bir şey değildir. Dünya ne kadar yavaşlarsa dengesi o kadar azalacaktır.

Böyle bir durumda sallanmalar başlayacaktır, ki bu da iklimi büyük ölçüde etkileyecektir. Kışlar daha soğuk olacaktır, yazlar ise sıcak geçecektir. Bu gibi durumlarda hiçbir şey uyum içinde seyretmeyecektir. İyi haber şu ki bu durum milyarlarca yıl sonra, çoğumuz öldükten sonra gerçekleşecek bir durumdur.

Ay'a çarpacak bir göktaşının onu yörüngesinden kaydırarak uzaya fırlatması tehlikesi de vardır.

Ay'a çarpacak bir asteroidin onu yörüngesinden çıkararak uzaya savurma tehlikesi bulunmaktadır.

Hiç Ay'ın zemininin kraterle dolu olduğunu fark ettiniz mi? Bunlar Ay'a çarpan çok sayıda göktaşı ve asteroidin oluşturduğu şekillerdir. Neyse ki Dünya'da Ay'da olmayan atmosfer bulunmaktadır. Bu atmosfer bizim uzay kalkanımızdır.

Herhangi bir cisim yeryüzüne düşmeye kalkışırsa sürtünme meydana gelecektir. Kısa süre içinde bu sürtünme cismi ateş topuna çevirerek kül haline getirecektir. Bir göktaşının atmosfere girince yanmaması için 7-8 metreden daha büyük olması gerekmektedir.

Bundan daha büyük olan herhangi bir şey Dünya içinde bazı sorunlara neden olabilir. Ay ise çok daha korumasızdır. Ay'a yönelen hemen hemen her şey ona çarpmaktadır ve çok fazla zarar görmektedir.

Ay'ın yörüngesinden çıkması için en az kendi kütlesinde bir objenin ona çarpması gerekmektedir.

Ay'ın yörüngesinden çıkması için kendi boyutuna eş değer bir cismin ona çarpması gerekecektir.

Ay'ın korunması gereken kırılgan bir eko sistemi bulunmamaktadır. Bu yüzden dev bir asteroidin bile onun için fazla tehdidi yoktur. Sadece yüzeyinde bir tane krater daha açacaktır. Öyle ki Ay'ın yörüngesinden çıkması için kendi boyutuna eş değer bir cismin ona çarpması gerekecektir.

Görünen o ki Ay'ın kendine sakladığı tüm o gizemler en azından önümüzdeki milyonlarca yıl boyunca ölümcül bir tehdit oluşturmayacaktır.

Keza o zamana kadar muhtemelen insanlık her birinin kendi Ay'ı olan yeni gezegenlerde yaşıyor olacaktır. Günümüzde gezegenimizin dışına ilk adımlarımızı atmaya başladık. Ay'a yapılacak ikinci yolculuk 2024 yılında planlanmaktadır.