1900'ların başlarında gemi ile yolculuk etmek oldukça rağbet görüyordu. White Star Line varlıklı ve yalnızca tanınmış kişilere hizmet sunan, en pahalı deniz yollarından biriydi. Ancak gemilerin popüler olması gemi yolculuklarının sorunsuz olmasını garantilemiyordu. Violet Constance Jessop yani Titanik'ten sağ kurtulan kadın olarak bilinen gerçek Rose'da bu dersi zor yoldan öğrendi.

Annesi hastalanan Violet Constance Jessop (Rose), Royal Mail Line'da kamarot olarak işe girdi.

Annesi rahatsızlanan Violet (Rose), Royal Mail Line şirketinde okyanus hattı kamarotu olarak işe başladı.

Violet Constance Jessop üç ayır gemiden üç kazadan kurtuldu, ancak bu gemilerin tümü White Star Line şirketine aitti. Peki bu talihli kadın kimdi ve onu peş peşe benzeri felaketlerle karşılaştıran konu neydi?

Jessop, Arjantin'de doğdu. İrlanda göçmeni bir ailedeki 6 kardeşten en büyüğüydü. Daha 16 yaşındayken babalarını kaybettikleri için, anneleri bir gemide kamarot olarak iş bulup ailesini Büyük Britanya'ya geri götürmeye karar verdi. Ne yazık ki birkaç yıl sonra annesi hastalandı ve çalışmaya devam edemedi.

Ailenin geçimini sağlamak Violet Constance Jessop'a yani Rose'a düşüyordu. İş aramak için okulu bıraktı ve annesinin yolundan gitti. Kısa zamanda Royal Mail Line şirketinde okyanus hattı kamarotu olarak işe alındı. O dönemlerde bu onun yaşlarındaki genç bir kadın için olağandışı bir durumdu.

Zira kamarotlar çoğunlukla daha yaşlı ve daha olgun insanlardan seçilirdi.

İlk gemi felaketini 1911 yılında RMS Olympic'de gördü, bir savaş gemisi Olympic'e vurdu.

İlk gemi faciasını 1911'de RMS Olympic'de yaşadı, çalıştığı gemiye bir İngiliz savaş gemisi kazara çarptı.

21 yaşında olmasına rağmen olgun kadınlar için tasarlanmış modası geçmiş giysileri kasten giydi. Böylece daha yaşlı görünebilirdi. Yüzündeki her kırışıklığın görünmesini sağlayabilmek için makyaj yapmaktan da uzak durdu. Bir kadının olduğundan daha yaşlı giyinmeye ve görünmeye çalışması sık duyulan bir şey değildir. Ama bu acil ihtiyaç duyduğu işe girmesine yardımcı oldu.

Birkaç yıl sonra 1911'de bütün yolcu gemilerinin en büyüğü olanı White Star Line'ın RMS Olympic'de kamarot olarak işe başladı. Violet ilk gemi trajedisini de RMS Olympic'te yaşadı. Limandan ayrılırlarken bir İngiliz savaş gemisi yanlışlıkla Olympic'e çarparak gövdesinde iki büyük delik açtı.

Neyse ki gemi henüz çok uzaklaşmadığından denizin dibini boylamadan sağ salim geri dönmeyi başardı. Bu kazada kimse zarar görmedi. Ayrıca o sırada yeni bir geminin inşa edildiği konuşuluyordu. Denildiğine göre o denizlerin Titanı en batmayan gemiydi.

RMS Olympic'ten Titanik'e geçiş yapan Rose, Titanik'in battığı felaketten son anda kurtuldu.

RMS Olympic'ten ayrılarak Titanik'te işe başlayan Rose, Titanik'in battığı kazadan kıl payı kurtuldu.

Violet Jessop, Olympic'teki görevini gerçekten seviyordu ve başka bir yerde çalışmayı da düşünmüyordu. Fakat tüm arkadaşları ona aynı hattın kardeş gemisine geçmesi için baskı yapıp duruyordu. Herkes onun çalışılacak en rahat gemi olduğunu söylüyordu. Sonunda eş dost baskısına teslim olup başvurusunu yaptı.

Titanik'e gittiğinde iyileştirilmiş hizmetli kamaralarını beğendi ve tüm arkadaşlarıyla birlikte çalışmaya devam ettiği içinde mutluydu. Hepimizin gayet iyi bildiği üzere, gemi Olympic kadar şanslı değildi. Kaderin cilvesine bakın ki adına uygun olacak kadar uzun yaşamadı.

Batmaz denilen Titanik, 14 Nisan 1912'deki ilk yolculuğunda bir buz dağına çarparak sulara gömüldü. Çarpışma sırasında Jessop kamarasındaydı. Derhal güverteye gidip, kadınların ve çocukların filikalara binmelerine yardım etmesi için çağrıldı. Sonunda o da sandallardan birine bindirip kucağına göz kulak olması için bir bebek teslim edildi. Kuzey Atlantik'in donduran havasında 8 saat boyunca yardım gelmesini için beklemek zorunda kaldılar.

Carpathia gemisi imdatlarına yetişti. Rose'un hatırladığı kadarıyla herkes sağ salim gemiye bindiğinde bir kadın hızla gelip, bebeği kollarından çekip almış ve tek kelime bile etmeden uzaklaşmıştı. Evet o da bu durumu tuhaf buldu ama çılgına dönüş kadının bebeğin annesini olduğunu düşündü.

İki gemi hadisesinden de sağ olarak kurtulan Rose, Titanik'in kardeşi olan HMHS Britannic'te çalışmaya başladı.

İki gemi kazasından da sağ kurtulan Rose, Titanik'in kardeş gemisi HMHS Britannic'te çalışmaya başladı.

Violet Constance Jessop o ana kadar iki gemi kazasından kurtulmuştu. Biri 1911'de diğeri de 1 yıl sonra 1912'de yaşadı. Şimdi birkaç yıl sonrasına 1916'ya gidelim. Birinci dünya savaşının tırmandığı dönemlerdi. Rose o zaman İngiliz Kızıl Haç'ında hemşire olarak görev yapıyordu.

Yine Titanik'in bir başka kardeş gemisine White Star Line sahibi olduğu HMHS Britannic'e gönderildi.

Geminin mühendisleri geçmişteki iki White Star Line faciasından ders almış ve bu defakini üçünün arasındaki en emniyetlisi olarak inşa etmişlerdi. En büyük ayarlamalardan biri de gemide çok daha fazla filika olmasıydı. Aslında gemide taşıyabileceği maksimum yolcu sayısından fazla insanı, 3.600 kişiyi yetecek kadar filika vardı.

HMHS Britannic yaralanan askerleri ülkeye geri götürmek için bir hastane gemisine dönüştürülmüştü. Kader zalimce oyununu yine oynadığı için Rose kendini 5 yıl içinde üçüncü gemi kazasında buldu.

Alın yazısı yine Rose'un peşini bırakmadı ve kamarotluk yaptığı HMHS Britannic, Ege denizde battı.

Kader oyununu yine oynadı ve Rose'un çalıştığı HMHS Britannic'i Ege denizinin mavi sularına gömdü.

Bu defa yaşanan kaza kusurlu tasarım ya da hatalı planlama nedeniyle değildi. Onun Ege denizinde sulara gömülmesine neden olan şey beklenmedik bir infilak yaşanmasıydı. Ya bir sualtı mayınına çarptıkları ya da bir torpidoyla vuruldukları düşünüldü. Ne de olsa savaş zamanıydı.

Bugün bile hiç kimse HMHS Britannic'in batmasına neden olan patlamaya neyin sebep olduğunu bilmemekte. Neyse ki yolcuların ve mürettebatın çoğu kurtuldu. Rose şanslılar arasında olsa da batan geminin gücüyle su altına çekilen bir filikadaydı ve kaçmaya çalışırken başından oldukça ağır yaralanmıştı.

Birkaç yıl aralıksız süren baş ağrılarını çektikten sonra daha fazla dayanamayıp bir doktora görünmeye karar verdi ve aslında kafa kemiğinin çatlak olduğunu öğrendi. Sizce bu kadın talihsiz miydi ya da kötü zamanlarda onu kurtaran şeyin talihi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Belki de her ikisi de veya metanetli bir kazazedeydi.

Rose çocukluk dönemlerinde de ölümden dönmüştü, doktorların yenemediği hastalığını atlatmıştı.

Rose genç yaşlarında da ölümden dönmüştü, doktorların öleceğini düşündüğü hastalığını yenmişti.

Genç yaşlarda bile alışılmadık koşullarla karşı karşıya kalmıştı. Küçük bir kızken çok hastalanmıştı ve doktorlar sonraki birkaç ay içerisinde durumun üstesinden gelebileceğini düşünmüyorlardı. Belli ki o bunu başardı ve hatta sonunda kendisinden küçük tüm kardeşlerinden daha uzun yaşadı.

Belki de zor geçen ilk yılları daha sonra hayatında önüne çıkan tüm diğer zor deneyimlerde üstesinden gelecek cesareti ona verdi. Sanırım bu konuda sadece tahminde bulunabiliriz. Rose başka yönlerden de benzersizdi, 36 yaşına bastığında nihayet evlenmeye karar verdi.

46 yaşındaki kocası Jonh James Lewis kayıtlara göre tahminen gemi kamarotuydu.

Düğün 29 Ekim 1923'te oldu. Bu bir Pazartesi günüydü ve Londra sonbaharı söz konusu olduğundan büyük olasılıkla gri bir gündü. Batıl inançları olan biriyseniz, evliliğin çok uzun sürmemesine hiç şaşırmazsınız. Rose'un hiç çocuğu olmadı, ki bu çocuksuz yaşam tarzının kabul görmediği bir dönemde oldukça ender bir durumdu.

Yaşadığı 3 gemi felaketine rağmen Rose, 40 seneden daha uzun bir zaman gemilerde çalışmayı sürdürdü.

Geçirdiği 3 gemi kazasına rağmen, 40 yıldan daha uzun süre gemi kamarotu olarak çalışmaya devam etti.

Her durumda Rose tüm zamanını ve enerjisini işine verdi. Hayatını kazanmak için yaptığı işi aslında gerçekten seviyordu. Zira yaşadığı onca badireye rağmen, 40 seneden daha uzun bir zaman gemi kamarotu olarak çalışmayı sürdürdü. Onu iki kere dünya turuna çıkaran bir gemi turu şirketinde bile çalıştı. Neyse ki HMHS Britannic'ten sonra denizde başka bir kaza daha yaşamadı.

Üç kaza ona yetmiş olmalı!

Bayan batmaz nihayetinde emekliliğini, 40 yıl süren işi ve macerası sırasında topladığı hediyelik eşyalarla süslediği İngiliz kırsalındaki küçük şirin kulübesinde geçirdi. Yıllar sonra Rose'u 14 Nisan 1912'de Titanik'ten kurtardığı küçük bebek olduğunu iddia eden bir kadın aradı. Fakat bu esrarengiz kişi hiçbir konuşma başlatmadan telefonu kapatmıştı.

Bazı insanlar bunun sadece bir telefon şakası olduğunu düşündü. Ama Rose uzun zaman önce kurtardığı bebekten hiç kimseye bahsetmediğine dair yeminler etti. 1971'de 83 yaşında hayatını kaybeden Violet Constance Jessop'ın dolu dolu ve kısmen mutlu bir hayat yaşadığı söylenebilir. Bu inanılmaz kadınla oturup sohbet edebilmek gerçekten harika olurdu.