Sokağın ortasında hiç uyudunuz mu ya da daha fazla kazanmak için haftada 60 saat çalıştınız mı? Peki öğrencilik dönemlerinizde okulunuzun tuvaletlerini, koridorlarını ve sınıflarını temizlediniz mi? Gerçek bir Japon olsaydınız tüm bunları yapmak zorundaydınız. Japonya'yı küresel güç haline getiren Japonların bu niteliklerini, Japonların İlginç Özellikleri başlıklı bu yazımda sizler için listeledim.

Japonların ortalama yaşamları 85 senedir, Monakolulardan sonra en fazla uzun ömürlü insanlardır.

Japonların ortalama ömürleri 85 yıldır, Monakolulardan sonra en uzun yaşayan insanlardır.

Ortalama olarak Japonlar, Amerikalılardan 4 sene daha fazla yaşamaktadır. Japonların yaklaşık yaşam süreleri 85 ile gezegendeki ikinci en uzun süredir. Sadece Monako 89 yıl ile bunu geçmektedir. Ama bu insanların kişi başına düşen yat sayısı daha fazladır. Diğer taraftan San Marino'da da ortalama ömür daha uzundur.

Bu arada Japonya'da çocuktan çok yaşlı vardır. Aslında Japon halkının %21'i 65 yaşın üzerindedir ki bu dünyadaki en yüksek orandır. Bu durum özellikle de suç oranları açısından bakıldığında Japonya'da yaşam kalitesinin çoğu ülkeden çok daha iyi olması nedeniyle olabilir. Örneğin 2018 senesine ait verilere göre Tokyo'da her 100 bin kişi başına düşen hırsızlık sayısı yalnızca üçtür. Burası yasalara saygılı vatandaşlar için bir cennettir.

Japonya'da haftalık ortalama 40 saat çalışılmaktadır, fakat birçok Japon mesaiye kalarak 60 saat çalışmaktadır.

Japonya'da haftada 40 saat çalışılmaktadır ancak çoğu Japon fazla mesai yaparak 60 saat çalışmaktadır.

İş konusu özellikle de ofis işleri, tamamen ayrı bir konudur. Japonya'da haftada 40 saat çalışılmaktadır. Fakat birçok çalışan isteyerek fazladan mesai yapmakta ve genel olarak bu 60 saate çıkmaktadır. Hükümetin insanları savaştan sonra ülke ekonomisini düzeltmek için uzun saatler çalışmaya teşvik ettiği 20. yüzyılın ortasında yani 1950 yılından itibaren edinilen bir alışkanlıktır.

İşte bu yüzden ülkede iş yerlerinde ve hatta sokaklarda ayaküstü kestirmek normal hale gelmiştir. Akşam Tokyo'da dolaşırken, üstünde temiz pak kıyafetlerle yerlerde sanki kendi rahat yataklarında uyuyormuş gibi insanlar görebilirsiniz. Hatta Japonca'da bunun için bir kelime vardır; Inemuri.

İş başında uyuya kalmak Japonlar için çok çalıştığınızı gösterir, bu yüzden bazı insanlar takdir edilmek için yalandan uyuyormuş gibi bile yapmaktadır. Ofis koltuğunuzda uyuduğunuz için maaşınıza zam yapılması bir hayli eğlenceli olsa gerek öyle değil mi?

Japonya'da eğitim gören bütün öğrenciler okullarının tuvalet ve koridorlarını temizlemekle yükümlüdür.

Japonya'da okuyan bütün öğrenciler okulların tuvaletlerini ve sınıfları temizlemek zorundadır.

Şirketler ve hükümet çok çalışan insanları evlerine daha erken göndermek için ellerinden geleni yapmaktadır. Örneğin bir BT şirketi, çalışanlarına çok uzun süre çalışırlarsa ayın son Çarşamba günü mor utanç pelerini giydirmektedir. Peki ama bu insanlar nasıl bu kadar çalışkan olabiliyor?

Bu insanlar bir nedenden ötürü çalışmaktadır; disiplin!

Japonya'da bütün öğrencilerin gün boyunca okullarını düzenli tutmaları gerekmektedir. Bu geleneğe o-soji denmektedir ve yerleri paspaslamayı ve tuvaletleri temizlemeyi de içermektedir. Bu gelenek öğrencilere diğer insanlara yardım etmeyi ve saygı duymayı öğretmektedir. Öğrenciler de bu geleneği son derece ciddiye alarak pür dikkat uygulamaktadır.

Okuma yazma oranı dünyadaki en yüksek oran olan %100'dür ve işsizlik oranı da %4'tür.

Okur yazarlık oranı dünyadaki en yüksek oran olan %100'e yakındır ve işsizlik oranı %4 civarındadır.

Sosyal standartların yüksek tutulmasının bir dezavantajı bulunmaktadır. Japonya'da halen Hikikomori olarak isimlendirilen 500 milyondan fazla insan vardır. Bu insanlar kendilerini evlerine kapatmış ve ne olursa olsun dışarı adım atmayan genç yetişkinlerdir. Devlet bu fenomeni psikolojik ve sosyal baskıya bağlamaktadır. Ki açıkçası bence de konu tamamen bununla alakalı!

Eğitimdeki titiz uygulamalar Japonları çoğu zaman hayatta başarılı kılmaktadır. Okur yazarlık dünyadaki en yüksek olan %100'e yakındır ve işsizlik oranı sizinde tahmin edebileceğiniz gibi çoğu ülkeye göre oldukça düşük bir oran olan %4 civarındadır.

Her sene çıplaklar festivalinde binlerce genç ve yetişkin Japon şans getirmesi için ter dökmektedir.

Her yıl çıplaklar festivalinde yüzlerce genç ve yetişkin Japon şans getirmesi için mücadele etmektedir.

Bütün bunlar yüzünden Japonların nasıl eğlenildiğini bilmediğini sanmayın. Japonya'nın her bölgesinde bir sürü şenlik yapılmaktadır ve bunlar biz batılılara baya garip gelen şeylerdir. Örneğin Hadaka Matsuri diğer adıyla Çıplaklar Festivali'nde yüzlerce erkek ve erkek çocuğu giysilerini çıkartarak mukaddes bir nesnenin etrafında sene boyunca huzur getirmesi için mücadele etmektedir.

Mutluluğun söz konusu olduğu durumlarda yükselen ışığın ülkesinde bilhassa yalnız ve üzgün insanlar için oluşturulan sevgi kafeleri vardır. Orada birisinin yanında bulunmak ve birlikte sevgi duygusunu yaşamak için ödeme yapılmaktadır. Ek ücret karşılığında 1 dakika boyunca birbirlerinin gözünün içine bakabilir veya saçlarını taramak için yakınlaşabilirler.

Yalnızlıklarının nedenlerinden biri de Japonların iş çıkışında yalnızca iş arkadaşlarıyla beraber olmalarının mesleksel bir mecburiyet olmasıdır. Yani ofisten çıktıktan hemen sonra kendi arkadaşlarıyla buluşup işlerini unutamazlar. Sadece bara giderek iş arkadaşlarıyla hatta bazen patronlarıyla içki içebilirler.

Japonlar geleneklerine bağlıdır, Japonya'da genellikle 20 ila 30 yaşları arasındaki erkekler evlat olarak alınır.

Japonlar gelenekçidir, Japonya'da 20 ila 30 yaşları arasındaki yetişkin erkekler evlat edinilmektedir.

Japonya gelenekçi bir toplumdur. Bu yüzden genelde erkekler evin ekmeğini kazanmakta ve ailelerinin varisi olarak kabul edilmektedir. Orada çocuklardan daha çok yetişkinler evlat edinilmektedir. En sık evlat edinilenler 20 ila 30 yaşları arasındaki erkeklerdir. Bunun sebebi bu adamları evlatlık alanların birgün varisleri olması veya kendilerine ait aile işinin onlara devredilmesidir.

Size bu insanların ne kadar özenli ve gayretli olduklarından bahsettiğimi hatırlıyor musunuz? Bu toplu taşımada dahil olmak üzere yaşamın her alanıyla ilgilidir. Japon trenleri asla geç kalmazlar. Eğer kalırlarsa yolcuları için resmi gecikme sertifikaları düzenlemeleri zorunludur.

Bu sayede yolcular yaşanan gecikmenin kendilerinden kaynaklanmadığını kanıtlamış olmaktadır.

Büyük bir keyifle ağız şapırdatarak yemek, Japonların aşçılara beğenilerini göstermeleri için bir yoldur.

Büyük bir zevkle ağız şapırdatarak yemek, Japonların aşçılara takdirlerini göstermelerinin bir yoludur.

İncelik Japonya'nın tabiri caizse bütün dünyada tanınan damgalarından biridir. Değişik insanlarla iletişim kurarken itina gösterilmesi gereken çok sayıda usulleri vardır ve bunların hemen hepsi epeyce katıdır. Ayrıca üzgünüm demenin yaklaşık 20 yolu vardır. Bunun nasıl bir şey olabileceğini tahayyül edebiliyor musunuz?

Japonya'da nezaket kuralı olarak kabul gören şeyler, zaman zaman yabancılar için şaşırtıcı olmaktadır. Örneğin yenilen bir yemeği büyük bir beğeni ve ağız şapırdatarak yemek aşçılara olan övgüyü göstermenin bir biçimidir. O yüzden Japonya'da yemek yerken kendinizi kısıtlamayın, ağzınızı şapırdatabildiğiniz kadar şapırdatın.

Bununla birlikte yolda elinizde bir şeyler yiyerek yürümekten kaçınmalısınız. Bu tam olarak kaba bir hareket değildir ama yine de Japonların hoş karşılamadığı bir durumdur. Japonların yemek olarak aldıkları şeyi tam o noktada durup şaşırmayın, çünkü yemek yerken ellerindekilerle yürümek istemezler. Ayrıca toplu taşıma gibi sınırlı bir kamusal alanda telefonla konuşmanın kabalık olduğu kabul edilir.

Metro garlarında itici adı verilen, metrodan taşan insanları metronun içine sığdırmakla görevli kişiler vardır.

Metro istasyonlarında itici adı verilen, insanları metroların içine sığdırmakla görevli çalışanlar vardır.

Kamusal alanlarda telefonun çantaya veya cebe konulması, sesi kısılması ve yalnızca acil bir durum olduğunda cevaplanması beklenmektedir. O zaman bile kısık sesle konuşulması gereklidir. Yerli halkın size kötü kötü bakmasını istemezsiniz öyle değil mi?

Zaten Japonya'da bir metro treninde telefonla konuşmak muhtemelen imkansızdır.

Bu özellikle birçok istasyonda insanları metronun içine iten, itici adında özel görevlilerin olduğu Tokyo için geçerlidir. Bu adamların işi tam olarak insanları itip, tıka basa trene sığmalarını sağlamaktır. İsterseniz pencereye yapışmış bir halde telefonunuzu çıkarmayı deneyebilirsiniz.

Dövmesi bulunan kişiler Japon hamamlarına sokulmaz, dövmeler Japonlar için itici ve iğrençtir.

Dövmesi olan kişiler Japon hamamlarına alınmaz, dövmeler Japonlar için çirkin ve rahatsız edicidir.

Kendinizi günün birinde bir Japon lokantasında bulursanız garsonlara tip bırakmayı aklınızın ucundan dahi geçirmemelisiniz. Japonlar tarafından bu hareketin kaba olduğu düşünülmektedir ve bunun sebebi açıktır. Çünkü onlar sadece işlerini yapmakta ve bunun karşılığını da almaktadır. Bu onlar için bir onurdur. Onlara bahşiş verirseniz bu işi fazladan para için yaptıklarını ima ederek onları rahatsız edersiniz.

Peki dövmeniz var mı? Dövmeniz varsa Japon hamamlarına alınmazsınız. Zira dövmelerin iğrenç olduğu düşünülür ve dövmesi olanlar Yakuza yani organize Japon suç çeteleri ile ilişkilendirilir. Bu yüzden dövmeleri olan herhangi birinin en azından dövmelerinin üzerini kapatmadan hamama girmesine müsaade edilmez. Ancak son zamanlarda bu durum birçok hamamda değişmiş durumdadır. Çünkü Japonya artık turizme daha fazla açılmaya çalışmaktadır.

Terlik kullanmak tüm ülke genelinde ve birçok kuruluş da tercih edilen hakiki bir adettir. Öyle ki birinin evine gireceğinizde size terlik vereceklerdir. Bu nedenle Japon evlerine girerken ayakkabılarınızı çıkarmaya dikkat etmelisiniz. Terlik verilmezse ayakkabılarınızı yine de dışarıda bırakmalısınız.