Asteroitler, meteorlar ve kuyruklu yıldızlar dünya var olduğundan beri tehdit unsuru olmuştur. Gezegenimizin ilk dönemlerinde dahi bir takım gök cisimleri dünyamıza çarpmıştır. Günümüzden tam 65 milyon yıl önce ise dünyamıza çarpan bir meteor, dinozorların yaşamına son vermiştir. Dinozorların başına gelen bu talihsiz olayın bugün bizim başımıza da gelmemesi için bilim insanları gece gündüz çalışmaktadır. Hepsinin tek amacı göktaşı düşmesi engellenebilir mi sorusuna bir yanıt bulmaktır.

Yapılan incelemelere göre her 180 senede bir, en az bir kişi Meteoritler tarafından hedef olmaktadır.

Yapılan araştırmalara göre her 180 yılda bir, en az bir kişi Meteoritler tarafından çarpılmaktadır.

Kuyruklu Yıldızlar, güneş sisteminde bulunan ve ekseriyetle buzdan meydana gelen kütlelerdir. Güneşe yakınlaştıklarında peşlerinde buz, kaya tanecikleri ve tozdan oluşan bir işaret bırakırlar. Çoğunlukla güneş sisteminin dış çehrelerinde ortaya çıkarlar.

Asteroitler ise ara sıra küçük gezegenler olarak adlandırılır. Bu da büyüklüklerinin dikkate değer ölçüde etkileyici olduğu ve güneşin yörüngesinde bulundukları anlamına gelmektedir. Üstelik içlerinden birkaçının kendi Ay'ları dahi vardır. Meteroitler'e gelirsek, Asteroitler'e kıyasla çok küçüktürler. Hatta bir kum tanesi kadar küçük olabilirler. Aslına bakarsanız bunlar farklı gök cisimlerinin yörüngelerinde sürüklenen enkazlardır. Hızları Asteroitler'den daha yüksektir ve buzdan, demire kadar farklı maddelerden oluşabilirler.

Kafa karışıklığını önlemek adına Meteorlar ve Meteoritler arasındaki farkı bilmek gerekir. Meteoritler güneşin yörüngesindedir ve gezegenimizin atmosferine girerlerse yanmaya başlarlar. Bu süreçte kayan bir yıldız gibi görünürler, bu noktada isimleri Meteor olur ve gezegenin yüzeyiyle çarpışmadan kurtulanlara da Meteorit denir. 1985 yılında yapılan bir araştırmaya göre, her 180 yılda bir kez, bir kişi Meteoritler tarafından çarpılmaktadır.

Gezegenimize çarpan Meteoritler dünyamızın her geçen yıl 110.000 ton fazladan ağırlaşmasını sağlamaktadır.

Dünyamıza düşen Meteoritler gezegenimizin her geçen yıl 110.000 ton ağırlaşmasına neden olmaktadır.

Meteorlarla ilgili bir diğer ilginç bilgi ise Meteor yağmuru sırasında gökyüzünde kısa bir süre içinde birçok Meteor görülebilmesidir. Yaşanan en ünlü Meteor yağmuru, 1833 yılında saatte 10.000'den fazla Meteor görüldüğünde gerçekleşti. Bu da saniyede yaklaşık 15 Meteor demek oluyor.

Bu Meteor yağmuruna daha sonra Leonid Meteor Yağmuru adı verilmiştir.

Bilim insanlarının yaptığı tahminlere göre dünyamıza düşen Meteoritler, gezegenimizin her yıl 110.000 ton ağırlaşmasına neden olmaktadır. The Plant Science enstitüsü gezegenimizin yüzeyine her yıl 500'den fazla Meteroit'in ulaştığını fakat bunlardan yalnızca 10 tanesine hatta daha azına ulaşılabildiğini belirtiyor. Bunun temel sebebi ise bu göktaşlarının genellikle, dünyamızın büyük bir bölümünü kaplayan okyanuslara düşmeleridir. Bulunmuş en büyük Meteorit, Hoba Meteorudur ve Namibya Afrika'da sergilenmektedir.

Bu göktaşı 1920'de bir tarım işçisi tarafından bulunmuştur. Büyük gök cismi, Meteoritlere oranla oldukça büyük sayılır; muhtemelen yapısındaki demir nedeniyle kurtulmayı başarmıştır. İçeriği çoğunlukla demirdir. %16 Nikel'den oluşmaktadır ve yaklaşık 3 metre çapındadır. Tamı tamına 66 ton ağırlığındadır.

290 milyon yılda gezegenimize çarpan Asteroid miktarı önceki senelere göre 2,6 kat artmıştır.

Son 290 milyon yılda dünyaya düşen Asteroid sayısı önceki yıllara oranla 2,6 kat fazlalaşmıştır.

Meteoritler her ne kadar büyük ve hızlı olsalar dahi gezegenimize çarptıklarında Asteroitle benzer bir zarara neden olmazlar. Ancak bilim insanlarının elinde bir Asteroid'in dünyaya çarpmasıyla neler olabileceğine dair oldukça sağlam kanıtlar vardır. Jüpiter ve Mars arasındaki Asteroid kuşağı, dünyamız için tehdit oluşturabilecek birçok Asteroid'e ev sahipliği yapmaktadır. Öyle ki bazen şartlara bağlı olarak, bazı Asteroitler yörüngelerinden ayrılarak dünyamıza yaklaşmaktadır.

Şansımıza geçtiğimiz birkaç bin yıl içinde gezegenimize herhangi bir devasa Asteroid çarpmadı ama bu fenomenin daha önce yaşandığını biliyoruz. Bir Asteroid çarpmasının ardında bıraktığı en ünlü krater, 50 bin yıl önce ortaya çıkan Arizona meteor krateridir. Bu krater yaklaşık 1.5 kilometre çapında ve 170 metre derinliğine ulaşmaktadır. Üstelik insanların bildiği tek çarpma krateri burasıda değildir. Hatta kayıtlarda 180 bölge vardır.

İçlerinden bazıları gerçekten de devasa, örneğin Güney Afrika'daki Vredefort kraterinin çapı tam 190 kilometredir. Burası gezegenimiz üzerinde bilinen en büyük çarpma alanıdır.

Birçok insan Meksika'nın Yukatan yarımadası sahillerinin yakınına düşen Asteroitlerin dünya tarihindeki en feci çarpma olduğunu düşünüyor. Bu Asteroid o kadar büyük bir toz bulutuna sebep oldu ki, çarpıcı biçimde her yeri etkiledi ve gezegenin iklimini tamamen değiştirdi. Bilim insanlarına göre bu göktaşı, 65 milyon yıl önce Dinozorların neslini tüketen gök cisminin ta kendisidir.

Nasa mühendislerine göre gezegenimizin atmosferine her yıl araba boyutlarında bir göktaşı girmektedir.

Nasa uzmanlarına göre dünya atmosferine her yıl araba büyüklüğünde bir göktaşı girmektedir.

Gezegenimiz 3 milyar yıl önce çok daha ciddi bir karşılaşmaya sahne oldu. Dünyaya düşen Asteroid, Dinozorları yok edenden bile daha büyüktü. Dahası saniyede 20 kilometreden daha yüksek olan muazzam bir hıza sahipti. Bilim insanları bu Asteroid'in Güney Afrika yakınlarına düştüğünü ve gezegenin tektonik yapısını değiştirdiğini tahmin ediyorlar. Günümüzde modern teknolojinin gelişmesiyle Asteroitler büyük birer tehdit olmaktan çıktılar.

Nasa uzmanlarının tahminlerine göre dünya atmosferine her yıl araba büyüklüğünde bir göktaşı giriyor ve muhteşem bir alev topuna dönüşüyor. Fakat gezegenimizin yüzeyine ulaşmadan parçalara ayrılıyor. Diğer yandan her 5.000 senede bir futbol sahası genişliğinde bir göktaşı gezegenimize düşüyor.

Bu da haliyle mühim derecede ciddi zararlara sebebiyet veriyor ve birkaç milyon yılda bir de gezegenimize öyle büyük göktaşları vuruyor ki, dünyanın yüzeyi baştan sona değişiyor. Anlayacağınız böylesine bir olay huzurlu hayatınızı bir doğal afet filmine çevirebilir. Hal böyle olunca da insan sormadan edemiyor, gezegendeki yaşamı tehdit eden bir göktaşı düşmesi engellenebilir mi? Cevap evet. Hatta bunun için 3 farklı senaryo bulunmaktadır.

Nasa dünyadaki hayatı tehdit eden muhtemel bir göktaşı çarpmasına karşılık üç yeni savunma sistemi geliştirmiştir.

Nasa gezegendeki yaşamı tehdit eden olası bir göktaşı düşmesine karşı 3 farklı yol geliştirmiştir.

Nasa bunca zamandır ilk robotik harekatı oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Harekat Asteroitlerin dünyamız için oluşturabileceği olası tehditlerle bağlantılıdır. Robotik görevin ilk vazifesi, gezegenimize düşmesi olası Asteroid'e yaklaşmak, üzerinden multi tonluk kayaları toplamak ve sonrasında Asteroid'i Ay'ın yörüngesine yerleştirmektir. Bu çalışma aslında iki amaca hizmet ediyor, öncelikle uzmanlar gezegenimizin karşılaşacağı muhtemelen bir tehlikeyle başa çıkma deneyimi elde etmiş olacaklar.

Diğer yandan ise astronotlar 2020'lerde bir Asteroid örneğiyle geri dönebilecekler.

Dart misyonu bir göktaşının uzaydaki güzergahını bozmak için, kinetik çarpma yönteminin işe yarayıp yaramayacağını gösterecek ilk test olacaktır. Bilim insanları varış yerini çoktan belirlediler bile; Çift Asteroid 65803 Didimos. Bu göktaşının 2022 senesinin Ekim ayında gezegenimizin 100.000 kilometre uzağında görülmesi beklenmektedir. Dart aracı, Asteroid'in ikincil gövdesine saniyede 6.5 kilometrelik bir hızla çarpacak.

Her şey planlandığı gibi giderse bu çarpışma sayesinde ikincil göktaşı, ana göktaşı çevresindeki rotasını %1 oranında değiştirecektir. Bu kadar küçük bir sayı önemsiz gibi görünebilir fakat gerçekten büyük bir fark yaratacak ve bu sayede Asteroid'in rotası, gezegenimizden yüzlerce kilometre uzağa sapmış olacaktır.

Çarpma olasılığı yüksek Asteroid ve Meteorlar için tahrip gücü arttırılmış lazer silah sistemi geliştirilmektedir.

Çarpma riski yüksek olan Asteroid ve Meteorlar için lazerle müdahale sistemi tasarlanmaktadır.

De-Star, Asroitlerin hedeflenmesi ve olası tehlikelerin önceden tespit edilmesi için geliştirilmek istenen bir lazer savunma sistemdir. Bilim kurgu oyunlarından esinlenilmiş gibi gelebilir, ancak böyle bir sistemin gezegenimize çarpma ihtimali olan Asroitler, Kuyruklu Yıldızlar ve diğer tehlikeli göktaşlarını yok edebileceği düşünülmektedir.

De-Star bugün tamamlanmış olsaydı, güneş enerjisini Asroitleri un ufak edecek kadar etkili bir lazere dönüştürecek uydu antenlerinden oluşacaktı. Şu an için bu sistem hala teorik, fakat bazı bilim insanları süper lazerler fikrini gerçeğe dönüştürecek teknolojinin hali hazırda var olduğunu belirtiyorlar. Geriye kalan tek şeyse yeterince büyük bir De-Star modeli oluşturmak. 10 kilometre çap kulağa nasıl geliyor?

Göktaşlarını parçalara ayıran lazeri çoktan hayal ettiğinize eminim.

Şimdi vereceğim kötü haber için üzgünüm fakat 100 metre çapındaki bir De-Star, Asteroid ve Kuyruklu Yıldızları yörüngelerinden yavaşça itip dünyadan uzaklaştırabilir. 10 kilometre çapındaki bir De-Star sistemi ise 500 metre çapındaki bir göktaşını yok edebilir. Ancak bu işlem yaklaşık 1 yıl sürecektir. Bilim insanları hangi çözümü seçerlerse seçsinler, dünyamız yüzeyine çarpacak dev bir göktaşına karşı savunmasız değildir.