Bir zamanlar içlerinde yaşamın bulunduğu ve insanların dolaştığı bu mekanlar, zaman içinde çürümeye yüz tutan korkunç yerler haline dönüştü. Öyle ki bazı yerlere yılladır tek bir insan dahi uğramadı. Eğer korkutucu mekanlara ilgi duyuyorsanız, terk edilmiş en korkutucu yerler başlıklı bu yazıma muhakak göz atmalısınız.

Oyuncak bebek fabrikası hakkında ürkütücü olduğu dışında çok az şey biliniyor.

Oyuncak Fabrikası

Oyuncak bebek fabrikası hakkında ürkütücü olduğu dışında çok az şey biliniyor. Yıllar önce kapatılan fabrikanın her yanında oyuncak parçaları dağılmış vaziyette bulunuyor.

Fabrikanın bulunduğu bölgeden meraklı bir araştırmacı, harabe haline gelmiş binanın içine girip fotoğraflar çekti ve hatıra olarak bir oyuncak bebek kafasını yanında götürdü.Birkaç gün sonra kendisini fazlasıyla huzursuz ettiği için oyuncağı harabe fabrikaya geri götürdüğünü söyledi. Aynı kişi terk edilmiş bina içinde bir tür ayinde kullanıldığı açıkça belli olan tavuk cesetlerini de fotoğraflamıştır.

Tüylerinizin diken diken olması için bundan daha iyi bir mekan bulmanız oldukça zordur.

Spree parkı, Sovyetler birliği yönetimi altındaki Doğu Almanya'da bulunan tek eğlence parkıydı.

Spree Parkı

1969 yılında ilk kez kapılarını açtığında Spree parkı, Sovyetler birliği yönetimi altındaki Doğu Almanya'da bulunan tek eğlence parkıydı. Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra eğlence parkı Norbert Wiener isimli bir kişi tarafından satın alındı.

1981 yılında bir festival sırasında hızlı treni tamir etmeye çalışırken operatör vinci karıncanın üzerine devrildi ve Almanya'nın en büyük eğlence parkı faciası olan bu kaza sonucu 7 kişi yaşamını yitirdi. Wiener, Spree parkını kalite standartlarını diğer Avrupa ülkelerinin seviyesine çıkartmaya çalışırken parkı ziyaret eden misafirlerin sayısı günden güne azaldı.

2001 kasımda eğlence parkı kapılarına kilit vurdu. 2003 yılındaysa terk edilmiş parkın içinde bulunan uçan halı korku tüneline yapılan baskında 182 kilogramlık kokain ele geçirildi.

Mirny elmas madeni, Sovyetler Birliği'nin bir süper güce dönüşmesinde büyük rol oynadı.

Mirny Elmas Madeni

Stalin bu dev çukurun kazılma işlemini başlatmıştı. Bu maden dünya üzerinde insan oğlu tarafından kazılmış en geniş ikinci çukurdur. Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Birliği'nin endüstriyel elmas ihtiyacını karşılayabilmek için işletmeye açılan Mirny madeni, 2. Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği'nin bir süper güce dönüşmesinde büyük rol oynadı. Doğu Sibirya'da bulunan bu çukur 540 metre derinliğindedir ve neredeyse 1600 metre çapındadır.

Çukurun oluşturduğu vortex o kadar büyüktür ki üzerinden geçenleri içine çekebildiğinden bölgede helikopter uçuşu yasaktır. Neyse ki şu ana kadar rapor edilen bir kaza yaşanmadı.

Kazı işlemleri gittikçe zorlaştığından 2004 yılında işletmeye son verildi.

Miranda Şatosu, 2. Dünya Savaşı sırasındaysa Alman askerler tarafından istila edildi.

Miranda Şatosu

Bu şato ürkütücü dış görünüşü ve geçmişiyle hayalet avcılarının uğrak mekanlarından birisi olmuştur. Müthiş kale 18. yüzyıl ortalarında Edward Miller tarafından inşa edildi. Kale Liedekerke Beaufort ailesine yazlık evi olarak hizmet etti.

2. Dünya Savaşı sırasındaysa Alman askerler tarafından istila edildi. 1950'deyse hasta çocuklar için bir tatil kampına dönüştürüldü. Shaipleri şatoyu bir otele dönüştürmek için yatırımcı bulmaya çalıştı. Ancak kimse ilgi göstermeyince şato 1991 yılında terk edildi.

Çaresizliğe terk edilen Mirandaşatosu yangın, fırtına ve tinerciler tarafından büyük zarar gördü. Sahiplerinin harabeye dönen binanın yıkılması için yaptığı müracaatlar yerel yetkililer tarafından ısrarla geri çevriliyor.

Glenwood elektrik santrali 1963 yılında kapatıldığından beri terk edilmiş vaziyettedir.

Glenwood Elektrik Santrali

Tüyler ürpertici görüntüsüyle korku filmler için set olarak kullanılan bu elektrik santrali 1963 yılında kapatıldığından beri terk edilmiş vaziyettedir. Santral New York merkez treninin elektrik ihtiyacını karşılaması amacıyla inşa edildi ve ilk defa 1906 yılında hizmete girdi.

Bina 50 yılı aşkın süredir kaderine terk edilmiş vaziyette ve bugün duvarları grafitilerle dolu. İçi neredeyse tamamen boş. Son zamanlarda bir grup sanat sever, binayı sanat müzesine dönüştürüyor.

İçerisinde otel, restoran ve marina bulunan projeye start verdiler.

Oradour Sur Glane köyünün sakinleri 10 Temmuz 1944 yılında bir grup Nazi askeri tarafından katledildi.

Oradour Sur Glane

Teknik olarak bu köy hiçbir zaman terk edilmedi. Köyün sakinleri 10 Temmuz 1944 yılında bir grup Nazi askeri tarafından katledildi. Katledilen 642 köylü arasında 247 kadın ve 205 çocuk bulunuyordu.

Savaş sonrasında Fransız başkanı Charles de Gaulle yaşanan dramın sonsuza kadar hatırlanması için köyün olduğu gibi muhafaza edilmesini emretti. Günümüzde bu anıt alan boş sokaklarda dolanan huzursuz ruhların varlığını hissettiğini iddia eden turistlerin uğrak yeri haline geldi.

Florida Kubbe Evleri, Giappo Romano'daki bir petrol zenginin kullanımı için tasarlandı.

Florida Kubbe Evleri

Bir zamanlar bu kubbe evler kendi kendine yetebilen teknoloji harikaları olarak bir petrol zenginin kullanımı için tasarlandı. Günümüzde ise eski görkeminden eser kalmamış bir vaziyette kaderine terk edilmiştir. Bu petrol kralı Bob Yin, 1980'lerde Giappo Romano'da ailesiyle kalabileceği bir tatil mekanı olarak bu turistik evi inşa ettirdi.

Florida'da deniz kenarında bulunan bu konutlarında problemi bölgede sıkça görülen fırtınalara karşı dayanıksız olmasıydı. Kubbe evlerin bu fırtınalardan birkaç kez çok ciddi şekilde zarar görmesinin ardından mülk sahibi deniz kenarına set çekme talebinde bulundu. Ancak yetkililer bu isteği geri çevirdi.

Sonrasındaysa kubbe evler Yin ailesi tarafından kaderine terk edildi.

Port Arhur hapishanesi tarihinde pek çok trajedi ve ölüm görmüştür.

Port Arhur Hapishanesi

Port Arhur hapishanesinin Avusturalya'nın en korkutucu yerlerinden birisi olduğu söyleniyor. Tazmanya ve Port Arhur tarihinde pek çok trajedi ve ölüm görülmüştür.

1800'lerin ortasında bir İngiliz kolonisiydi ve zamanın en iflah olmaz İngiliz mahkumlarının yerleştirilmesi için bu hapishane inşa edilmişti. Tıpkı Alkatraz hapishanesinde olduğu gibi Port Arhur'da içinde kaçılması mümkün olmayan bir bina olarak anılırdı. 1996'da 28 yaşındaki Martin Brain adındaki bir genç, küçük kasabada tam 35 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir katliam yapmıştı.

Bu ülkenin sömürge döneminden sonra gördüğü en büyük toplu katliamdı. Yaşanan vahşetin ardından ülke genelinde silahlanma karşıtı büyük kampanyalar başlatıldı ve 640 binden fazla silah yetkililere teslim edildi.

Willard akıl hastanesi ıssız bir adası üzerinde ümitsiz akıl hastalarının barınması için inşa edildi.

Willard Akıl Hastanesi

Bu hastane 1869 yılında New Work'un ıssız bir adası üzerinde ümitsiz akıl hastalarının barınması için inşa edildi. İlk konuğuysa hastaneye yatırılmadan önceki 10 yıllını bir odada zincirlenmiş halde geçirmiş Melrose isimli bir kadındı.

Akıl hastanesi zavallı kadının sağlık durumunu iyileştirebilmesinde oldukça faydalı olmuştu ve 1890 yılına gelindiğinde Willard Akıl Hastanesinde 2000 üzerinde hasta bulunuyordu Bu yıllarda hastane tamamen kendi kendine yetebilen bir hale dönüşmüştü. Hastalar yiyeceklerini kendileri yetiştiriyor ve tıbbi ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Hatta hastane kompleksi içerisinde bir morg, mezarlık ve bowling salonu bulunuyordu.

1990'lardaki Amerika Birleşik Devletleri genelinde görülen özelleştirme furyası sırasında Willard Akıl Hastanesi kapısına kilit vurmak zorunda kaldı. Bu kompleksi evi olarak gören 50 bini bulan sayıdaki hastanın yarısından fazlası neredeyse bu çalkantılı dönemde bakımsızlıktan hayatını kaybediyordu. Kapılarını kapatmasının ardından terk edilen hastane lanetli bir mekan olarak anılmaya başlandı.

Pripyat şehri meşhur Çernobil felaketinin ardından tamamen boşaltıldı.

Pripyat Şehri

Bir zamanlar 50 binin üzerinde nüfusa sahip Pripyat şehri meşhur Çernobil felaketinin ardından tamamen boşaltıldı. Korkunç o patlamanın ardından bölgeye giren yüksek radyasyon sebebiyle bölge daha yüzlerce yıl karantina altında kalacak.

Çernobil patlaması insanlık tarihinin gördüğü en büyük nükleer felakettir. Patlama sebebiyle sadece 2 kişi yaşamını yitirdi. Ancak yayılan radyasyonla çevredeki yüz binlerce insan ve hayvan ölümcül zararlar gördü.

Doty Park, Belçikalı çocukların oynayacağı güvenli bir yere sahip olmaları için 1950 yılında bir rahip tarafından yapıldı.

Doty Park

Bu eğlence parkı Belçikalı çocukların oynayacağı güvenli bir yere sahip olmaları için 1950 yılında bir rahip tarafından yapıldı. Aslında ilk zamanlarda oldukça ünlü bir yer olduğunu söyleyebilirim. Açıldığı yıl 1 milyon ziyaretçi almıştı.

O gün için bakarsak muhteşem ötesi bir başarı olarak görülecektir.

Her tür kaydırak, atlı karınca, çarpışan araba ve hatta devasa salıncaklar vardı. Öyle ki 800 metrelik, Avrupa'nın en uzun asma köprüsüne bile sahipti.

Başlarda her şey güzeldi ama ekipmanlar eskimeye başlayınca her şey daha tehlikeli bir hale gelmeye başladı. 2000 yılında yani park açıldıktan 50 yıl sonra oldukça kötü bir hale geldi ve bunun sonucu olarak dönen salıncaklardan birinde 9 yaşındaki bir çocuğun kolu koptu. Bu olaydan sonra park kapatıldı ve başarılı bir şekilde tekrardan açılamadı.

Park mühürlendiğinde tüm ekipmanlar yerli yerinde duruyordu, böyle yerlere gitmeyi sevenler içinde tehlike oluşturmaya başlayınca park tamamen yok edildi.

Six Flags New Orleans, 2005'te gerçekleşen Katrina Kasırgasıyla yerle bir oldu.

Six Flags New Orleans

Bir zamanlar oldukça büyük bir lunapark zincirinin parçasıydı ama 2005'te gerçekleşen Katrina Kasırgasıyla yerle bir oldu. Olayın üzerinden 10 yıldan daha fazla bir zaman geçmesine rağmen çoğu yer sular altında kalmaktan hala kurtarılamadı.

Bu lunaparkı onarmanın akıllarındaki ilk şey olmayacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Ama lunaparkı boş bir halde bırakmakta oldukça korkutucu bir görüntüye neden oluyor.

Kirlenmiş yüzme havuzlarında ve su basmış yerlerde timsahlar yüzüyor. Rengarenk binalarsa çürümüş ve içleri döküntülerle dolmuş bir halde. Etrafındaki grafitileri görmezden gelirsek, bu lunaparkın tamamen boş olduğunu söyleyebilirim. Ama kaydıraklar ve roller coasterlar birgün tekrar açılacakmış gibi hazır bir şekilde bekliyorlar.

Lake Shawnee lunaparkı bir iş adamı tarafından 1920'li yıllarda kuruldu.

Lake Shawnee

Lake Shawnee lunaparkı bir iş adamının ilk yerleşen ailelerinin birinden toprak satın almasından sonra 1920'li yıllarda kuruldu. Ama burayı alan iş adamı ne bu yerin kızılderili mezarlığı olduğunu biliyordu ne de eski sahiplerinin eski çocuklarını burada öldürdüğünü. Bunları göz önüne alınca lunapark yapmak için pek de mantıklı bir yer olmadığı görülebilir.

Olay yerinde üst üste aksilikler yaşandıktan sonra diğer insanlarda bu şekilde düşündüler. Bir anne oğlunu bıraktığı parka almaya geldiğinde havuzda boğulurken bulmuştu. Başka bir kızsa salıncaktayken bir arabanın çarpması sonucunda hayatını kaybetti.

Park kapatıldıktan sonra yeni bir kişi tarafından açıldı. Ama bu seferde ziyaretçiler ağaçlarda üstünden su damlayan bir çocukla, pembe elbiseli bir kız gördüklerini söylemeye başladılar.

Takaka Nonuma Greenland, Japon tarihinde oldukça önemli bir yere sahip ünlü bir lunaparktır.

Takaka Nonuma Greenland

Japon tarihinde oldukça ünlü olsa da devletin bu yeri saklamakta oldukça başarılı olduğu söyleyebilirim. Yerini bulsanız dahi gitmek çok da akıllıca bir fikir olmayacaktır. Fukushima bölgesinde yer alan bu park paslanmış raylar, çarpışan arabalar ve dışarıya fırlamış metal parçaları göz önüne alındığında bir ölüm kapanı olarak değerlendirilebilir.

Bunların yanı sıra bölgenin her zaman sisli olduğunu da eklemeliyim. Bu da yolunuzu kaybetmenin oldukça kolay olacağı anlamına geliyor. Yıkıldıktan yıllar sonra bu parka girmeye başlayan İngiliz turistle ilgili korkutucu bir hikayede mevcut.

Oyuncakların, binaların ve hatta mısır satıcılarının bile tonla fotoğrafını çeken bu kişi eve döndüğünde tüm bu fotoğrafların gizemli bir şekilde silindiğini görmüş. Fakat biri hariç, arkasındaki ormanda kendisine bakan adamın yarım yamalak görüntüsünü gören İngiliz o günden sonra Takaka Nonuma Greenland'a bir daha uğramamış.

Dreamland park 1949 açılmış ve 2003'e kadar çalışmaya devam etmiş, sonunda da kapanmak zorunda kalmış.

Dreamland

Park 1949 açılmış ve 2003'e kadar çalışmaya devam etmiş. Ama insanlar daha büyük ve yeni parklara gittikçe burası her gün daha az para kazanmaya başlamış. Sonunda da kapanmak zorunda kalmış. Çevresinde yaşayanlar bile tekrardan açmaya çalışmamış.

Oraya gittiğinizde geçmişe açılan ilgi çekici bir kapı olduğunu görebilirsiniz. Yerlerdeki bilet desteleri, eski patenler ve her türlü eski oyunla karşılaşabilirsiniz. Hatta türünün son örneği olan tahta bir roller coaster bile var. Ama bir defa gördükten sonra bineceğinizi pek zannetmiyorum.

Başlarda Disney'in Japon versiyonu olması düşünülmüştü. Hatta Walt Disney parkın yapımında bizzat danışmanlık yapmıştı. Parkın bazı noktalarına ünlü Disney karakterleri de konulacaktı. Ama parkı yapmak için kollarını sıvayan bu ikili zaman geçtikçe anlaşamamaya başladı ve Dreamland ünlü fare ile insanların akın ettikleri oldukça başarılı bir park oldu.

Günümüzdeyse terk edilmiş bir halde. Rayların ve roller coasterların üzerinde ağaçların yetişmeye başladığını görmek buraya korkutucu demeye yetecek olsa gerek.

Gulliver's Kingdom parkı Gulliver'in gezileri ilham alınarak tasarlanmıştır.

Gulliver's Kingdom

Bu park Gulliver'in gezileri ilham alınarak tasarlanmış. Zaten kitabında minik insanların olduğu adaya gelen bir insanı anlatan garip bir hikaye olduğunu biliyoruz. Park bu konsepti de korkutucu hale büründürmüş. Devasa bir adamın minikler tarafından yere bağlanmasını gerçek hayata uyarlamış. Ayrıca Japonya'nın ünlü intihar ormanının hemen yanında yer alıyor.

Ailelerin çocuklarını götürmeyi pek de tercih etmeyeceği bir yer. Ama en azından Logan Paul'un bu parkın büyük bir hayranı olduğunu biliyorum. Belki onun yüzünden belki de 13 kişinin ölümünün yanı sıra, sinir gazı saldırısı yapılmış olan ünlü bir yerin yanında olması nedeniyle bu park istediği kazancı sağlayamadı ve çürümeye bırakıldı. Bugünse değişik renkli binalar ve garip görünümlü oyuncaklardan ibaret.

Yere bağlanmış adamın parka baktığını da unutmayalım. Adeta bir kabus!