Avrupa Hun İmparatorluğu, Orta Asya'dan Batı'ya göç etmiş ve var olduğu kısa dönemde tarihe silinmeyecek izler bırakarak, diğer büyük Türk devletlerinin temelini oluşturmuş önemli bir imparatorluktur. Avrupa Hunları, Hazar denizinden Avrupa'ya doğru ilerlemeden önce Avrupa'daki demografik yapı bugünküne göre çok daha belirsizdi. Tanrının kırbacı Atilla Han'ın tüm hayatı bu demografik yapıyı değiştirerek geçmiştir.

Avrupa Hunlarının tarih sahnesine çıkışı, Roma'nın ikiye bölünmesiyle milattan sonra 352'de başladı.

Avrupa Hunlarının tarih sahnesine çıkışı milattan sonra 352'dir.

Avrupa kıtası Roma İmparatorluğundan ve imparatorluğa dahil olmayan barbar kavimlerden oluşuyordu. Yaşayış şekilleri ve kültürel değerlerinin çok zayıf olması nedeniyle bu topluluklardan barbar kavimler olarak bahsedilir. 4. yüzyılın sonlarına doğru Balamir'in önderliğinde Batı'ya doğru göç eden Hunların, Tuna nehrini aşarak Avrupa'yı otoritesi altına almaya başlamasıyla bu barbar kavimler Avrupa'nın içlerine doğru ilerleyerek Roma ile karşı karşıya geldiler ve barbar kavimlerin Roma üzerindeki baskıları sonucunda Roma ikiye bölündü.

Balamir'in yönetime geçmesiyle Hunların Batı'ya doğru ilerlemesi başladı ve bölgede bulunan Alan ülkesi ele geçirildi. Bu dönemde bölgede imparatorluk niteliği taşımayan, ancak kalabalık ve güçlü barbar kavimler bulunuyordu. Balamir, İdil nehrini geçerek bu bölgede bulunan Got'lara baskı kurmaya başladı. Got'larla ilk çarpışma 375 yılında gerçekleşti. Çarpışmayı kazanan Balamir, Got'ların Avrupa'nın içlerine yani Romaya doğru ilerlemesini sağladı. Kavimler göçü olarak tarihe geçen süreç bu olayla başlamıştır.

Bugünkü pek çok Avrupa ülkesinin atası olan bu barbar kavimler, zaman zaman Roma İmparatorluğunun sınırlarını zorlayarak bölgedeki varlıklarını devam ettiriyorlardı ve zamanla kendi yönetimlerini de bu gelişmeler doğrultusunda oluşturdular. Alipbi, Balamir'in vefatından sonra yönetime geçti. Alipbi'nin yönetimiyle Hunlar, Balkanlara doğru ilerleyerek hakimiyet alanını giderek genişletmeye başladı.

Alipbi'nin vefatıyla tahta Balamirin oğlu Ulduz geçti. Batı Roma ile iyi ilişkiler içinde olan Ulduz Doğu Romayla mücadele halindeydi. 409 yılında Tuna nehrini geçerek Doğu Romayı baskı altına almaya başladı. Güneşin battığı yere kadar her yeri zaptedebilirim diyerek meydan okuduğu tarih kaynaklarında geçmektedir. Bir yandan da Vandal, Suel ve Alan gibi Almanların atası olarak kabul edilen Germen kavimlerine, Ren nehri ötesine, Galya'ya yani günümüzdeki Fransa'ya göçe zorlamıştır.

Atilla 445 yılında abisi Bleda'nın hayatına son vererek yönetimi tek başına eline aldı.

Atilla 445 yılında abisi Bleda'nın hayatına son vererek yönetimi tek başına eline aldı.

Atilla, Batılı tarihçilerin at ve ok kullanmalarından ötürü Hungarus adını verdiği bizimse Macaristan adını verdiğimiz bu toprakların ovalarında 395 yılında dünyaya geldi. Gençlik yıllarında ormanda odun keser ve sürekli Volga nehri kıyılarına yürüyüşe çıkardı. At biniyor, ayrıca latince dersler almaktaydı. Bir dönem Roma'da yaşamış ve böylelikle ilerde düşmanı olacak bu insanları yakından gözlemleme imkanı bulmuştu.

Atilla babasını küçük yaşta kaybettiğinden dolayı amcası Rua'nın yanında yetişmiş, birlikte muharebelere katılmış, devlet yönetimini ve Hun siyasetini öğrenme fırsatı bulmuştu. Rua, Bizans üzerine yapacağı yeni bir sefere hazırlanırken 434 yılında hayatını kaybetti. Rua'nın vefatıyla yönetim, Rua'nın kardeşi Muncuk'un iki oğlu Bleda ve kardeşi Attila'ya kaldı.

Yaşça büyük olması nedeniyle yönetim Bleda'daydı.

Ancak Bleda yeteri kadar varlık gösteremedi. Muharebelerde başarısız sonuçlar alması nedeniyle genellikle muharebeleri Atilla yönetiyordu. İmparatorluk 10 yıl kadar bu şekilde yönetildi. Fakat Atilla, 445 yılında abisi Bleda'nın hayatına son vererek yönetimi tek başına eline aldı. Atilla tahta geçtiğinde 39 yaşındaydı.

Atilla 447 yılında Bizans üzerine II. Balkan Seferi diye bilinen sefere çıktı.

Atilla 447 yılında Bizans üzerine II. Balkan Seferi adıyla bilinen bir sefer gerçekleştirdi.

Amcası Rua'nın Bizans üzerine yapmayı düşündüğü ve yapamadığı sefer için hazırlıklara başladı. Bunu duyan Bizanslılar, Atilla'ya barış elçileri gönderdiler. Atilla isteklerini barış koşulları olarak yazdırdı. Atilla'nın amacı Doğu ve Batı Roma İmparatorluklarını egemenliği altına almaktı. Bu sırada iç karışıklıklar içinde bulunan Batı Roma, Hunlardan yardım istedi. Romalı komutan İtisa yardıma gelen Hun birlikleri isyanları bastırdı.

Bizansın Margos antlaşmasının uymaması, Bizanslı tüccarların ticari ilişkilerde sahtekarlık yaparak Hunları aldatmaları üzerine Atilla 441'de Bizans üzerine 1. Balkan Seferi diye bilinen sefere çıktı. Doğu Trakya'ya kadar ilerleyen Hunlardan çekinen Bizans barış istedi. Ayrıca bazı sınır kaleleriyle Tuna boyundaki kaleleri ele geçiren Atilla böylece Balkanların yolunu Hunlara açtı. Bizansın Hun esirlerini geri vermekte ağır davranması, Hun yönetimindeki bazı Germen kavimlerini kışkırtması, yıllık vergisini ödemek istememesi gibi nedenlerden dolayı Atilla 447 yılında yeniden Bizans üzerine II. Balkan Seferi'ne çıktı.

İkiye ayrılan Hun ordusunun bir kolu Yunanistan'a gidip Teselya'ya kadar ilerledi. Atilla'nın yönetimindeki diğer kolsa Filibe, Sofya ve Lüleburgaz şehirlerini ele geçirip Büyük Çekmece önlerine kadar sokuldu.

Bizans İmparatoru II. Theodosius barış istemek zorunda kaldı.

Bizans elçisi Anatolyosla, Atilla arasında yapılan bu antlaşmaya Anatolyos antlaşması denir. Antlaşmaya göre Bizans ödediği yıllık vergiyi 3 katına çıkaracak, muharebe tazminatı ödeyecek Niş'te bir ortak pazar kurulacak, Tuna'nın güneyinde 5 günlük mesafedeki yerler askerden arındırılacaktı.

Batı Roma İmparatorluğu tarafından istekleri kabul edilmeyen Atilla, 451 yılında Batı Roma Galya seferini başlattı.

İstekleri kabul edilmeyen Atilla, 451 yılında Batı Roma Galya seferini başlattı.

Bizans üzerinde kesin egemenlik kurduğunu inanan Atilla, bu seferde Batı Romaya yöneldi. Batı Roma üzerine yapacağı sefere bir bahane bulması gerekiyordu. Kendisine daha önce bir nişan yüzüğü gönderen İmparator III. Valentinianus kız kardeşi Justa Grata Honoria teklifini kabul ettiğini bildirdi.

Çeyiz olarak da imparatorluğun yarısını istedi. Bu isteğinin kabul edilmemesini muharebe sebebi olarak kabul eden Atilla, 451 yılında Batı Roma Galya seferini başlattı. Yapılan muharebe çok şiddetli geçti.

Birgün boyunca kıran kırana süren muharebenin galibi belli değildi. Ancak bu muharebeden 1 yıl sonra Roma üzerine yürüyen Atilla'nın karşısına askeri bir güç çıkaramadılar. Atilla, Batı Roma İmparatorluğu'nun asker deposu durumunda Galya'yı saf dışı bırakarak bölgedeki hakimiyetini tüm Romalılara göstermiş oldu.

Atilla hiç zaman geçirmeden Alpleri aşarak İtalya'ya 100 bin kişilik bir orduyla girdi.

Atilla hiç zaman geçirmeden Alpleri aşarak İtalya'ya 100 bin kişilik bir orduyla girdi.

Atilla zaman geçirmeden destekten mahrum kalan ve iyice gözden düşen İtalya'ya 452 yılında 100 bin kişilik bir orduyla Alpleri aşarak girdi. İtalya seferinde, İtalya Atila'nın karşısına bir ordu çıkaramadı. Roma senatosu büyük bir korku içine düştü ve hemen barış görüşmeleri için Papa I. Leon başkanlığında bir heyeti Atilla'ya gönderme kararı aldı. Papa I. Leon, Atilla'dan tüm Hristiyanlık dünyası adına Romayı bağışlamasını istedi.

Atilla eski bir uygarlık merkezi olan Romayı tahripten kaçınıp Papa'nın ricasını kabul etti ve geri döndü. Atilla, Bizansı ve Batı Romayı etkisi hale getirip amacına ulaştıktan sonra yönünü İran'daki Sasani İmparatorluğuna çevirdi. Ancak Atilla, İtalya seferi dönüşünde 453 yılında hayatını kaybetti ve bu seferi gerçekleştiremedi.

Atilla vefat ettiğinde Hun sınırları Batı'da Danimarka ve Ren nehrine, Doğu'da ise İdil yani Volga nehri ötesine uzanıyordu. Kendisini bizzat gören Bizanslı tarihçi Priskos, Atilla'ya şöyle açıklıyor: "Yassı burunlu, kısa boylu, tıknaz yapılı, geniş omuzlu, büyük başına rağmen gözleri küçük, seyrek sakallı bir insandı." Bir devlet adamında olması gereken akıllılık, kurnazlık, sezgi, sabır ve kararlılık, ileri görüşlülük gibi bütün meziyetlere sahipti.

Tanrının kırbacı Atilla Han, 453 yılında 58 yaşında bilinmeyen bir nedenden ötürü hayatını yitirdi.

Tanrının kırbacı Atilla Han, 453 yılında 58 yaşında hayatını yitirdi.

Atilla tarihin yetiştirdiği büyük devlet adamlarından biridir. Onun adı günümüze kadar dillerden düşmemiş, adına operalar bestelenmiş, filmler çekilmiş, resimleri ve heykelleri yapılmıştır. O güçlü bir iradeye sahipti. Ciddi ve büyük işler yapmaya yetenekli, sadeliği seven ve mütevazı bir hükümdardı. Doğu Roma İmparatorluğu'nuda dize getiren büyük komutan, Batılıların korkulu rüyasıydı.

"Ben ve milletim Tanrının kırbacıyız, Tanrı yoldan çıkan milletleri cezalandırmak için bize gönderir." sözleri kendisine aittir. 453 yılında 58 yaşında hayatını yitiren Atilla, 19 yıl gibi kısa bir süre içerisinde ülkesini başarıdan başarıya taşıyarak İmparatorluk haline getirmiştir. Atilla'nın temel siyaseti dünyaya hakim olmak, bunu gerçekleştirmek içinde Doğu ve Batı Romayı ele geçirmekti.

Tüm Avrupa'ya korku salan Atilla, Almanlar tarafından oldukça sevilirdi.

Germen yani Alman efsanelerinde Atilla çok büyük, iyiliksever bir hükümdar olarak yerini almış ve Atilla'nın sarayında birçok Germen hükümdarı yaşamıştır. Bu hikayelerde Atilla barış sever ve yalnız asillere karşı kılıç kuşanan, asil ruhlu bir hükümdar olarak tasvir edilmektedir.

Atilla bir suikaste mi kurban gitti yoksa bir kaza sonucunda mı yaşamını yitirdi bilinmiyor.

Atilla bir suikaste mi kurban gitti yoksa bir kaza sonucunda mı yaşamını yitirdi bilinmiyor.

Atilla'nın isminin kaynağı tartışmalara neden olmuştur. Türk kaynaklarına göre Volga nehrinin eski ismi olan Atıl, İtil, Atal kelimelerine oralı anlamını veren illa kelimesiyle birleşmesi sonucu Atilla ismi ortaya çıkmıştır. Diğer bir görüşe göre Atıl yani atılmak manasına gelmektedir. Başka bir Türk efsanesine göreyse kendisine Atlı Han'da denirdi. Macar kaynaklarına göre yargı anlamına gelen İtelet kelimesinden türemiştir.

İngilizce'de Etele, Etla olarak geçmiş Almanca'da ise Etezel olarak geçmiştir. Macaristan'da yaygın kullanım Attila iken Türkiye'de Atilla veya Atila şeklindedir. Tarih onu milletine medeni bir düzen veren ve dünyada posta teşkilatını kuran ilk kişi olarak tanır. Atilla'nın ilk eşi ve baş kadını Arıkan'dı. Vefatından sonra yerine geçen oğlu İlek'in annesi olan Arıkan'dan başka evliliklerde yapmıştı.

453 yılında büyük Türk Hun İmparatorluğu'nun başkenti olan Etzelburg'da genç bir kızla evlendi. 58 yaşında olmasına rağmen son derece dinç ve kuvvetliydi. Zifaf gecesinin sabahında bütün Avrupa'yı tir tir titreten cihangir yatağında cansız bulundu. Fazlaca alkol alarak eğlenip iyice gevşeyen Atilla'nın burnundaki damarlardan biri çatlamış olsa gerek. Yüzüstü yattığı yatağından bir daha kalkamadı.

Bu bir suikast miydi yoksa bir kaza mıydı bilinmiyor.

Vefatının ertesi günü Atilla'nın cansız bedeni, altın bir tabuta konularak törenle defnedildi.

Vefatının ertesi günü Atilla'nın cansız bedeni, altın bir tabuta konularak törenle defnedildi.

Vefatının ertesi günü yapılan çok büyük bir törenle kaldırıldı. Cansız bedeni altın bir tabuta konulmuştu. Bu tabutta önce gümüş, sonrada demir bir mahfazanın içine yerleştirilmiş ve böylece toprağa verilmişti. Atilla vefatından sonra kimse tarafında rahatsız edilmeden, ebedi uykusunu uyumak isterdi. Bu nedenle mezarını kazıp kendisini toprağa verenlerin hayatlarına son verildi. Daha sonra mezarın yanından geçmekte olan bir çayın mecrası değiştirildi. Sular başka tarafa, muhtemelen mezarın üzerinden verilen yeni mecrasına akıtıldı.

Böylelikle büyük cihangirin son arzusu yerine getirilmiş oldu. Ne yazık ki bu gün mezarının yeri dahi bilinmemektedir. Atının ayak bastığı her yer toprağımdır diyecek kadar özgüveni yüksek bir liderdi. Dünyanın en büyük askeri dehalarından sayılan bir önderdi. Aynı zamanda mütevaziydi.

Misafirlerine gümüş tabaklarında ikram sunarken, onun tahtadan tabağı ve bardağı vardı. Aman dileyene dokunmuyordu ama kendisine kılıç çekene de hiç acımıyordu. Tüm İtalya dehşet içindeydi. Herkes Hunlar geliyor diyerek köylerini bırakıp kaçıyorlardı. Avrupa'da ve Hristiyan dünyasındaysa Şeytan olarak geçmekte ve adından hala tedirgin olunmaktadır. Bugün bile İtalya'da Mamma li Turchi, "Anneciğim Türkler geliyor" manasında sıkça kullanılan bir deyim vardır.

Vefatının ardından tartışılmaya devam edilen Atilla, Avrupalılar tarafından barbar olarak görülse de Macar halkı ve Türk tarihi açısından bir kahraman olarak görülmektedir. Ancak Atilla nasıl anılırsa anılsın bugünkü Orta Avrupa görüntüsüne, görkemli yapılara, göçlere, harplere, akınlara ve istilalara neden olarak tarihe damga vuran büyük imparatorlar arasında yerini almıştır.