Ruhların arınmış enerjiden var olduğu ve ebedi olduğu düşünülen birçok inanç vardır. Bu inançlardan bazılarına göre, insanların ruhları öldükten hemen sonra bedenlerinden ayrılarak yeni bir vücutta tekrardan dirilirler. Öyle ki dünya üzerinde bu inanışı destekleyecek pek çok vakada yaşanmıştır. Gerçeklikleri günümüzde hala tartışılsa da bu Reenkarnasyon hikayeleri öylesine ilginç ki, okurken oldukça şaşıracaksınız.

Cemil Fahrici reenkarnasyon öncesindeki yaşamında çetesiyle birlikte Fransızlara karşı savaşıyordu.

Cemil Fahrici eski yaşamında çetesiyle birlikte Fransızlara karşı savaşıyordu.

Cemil Fahrici, 1935 yılında Antakya'da doğdu. Doğumundan bir önceki gece babası uzak bir akrabaları olan Cemil Hayık'ın kendi oğlu olarak yeniden dünyaya geldiğini gördü. Cemil Hayık o zamanlarda yerel bir kahramandı. Kurtuluş Savaşı'nda çetesiyle birlikte Fransızlara karşı savaşıyorlardı.

Birgün yine Fransızlara karşı savaşırken etrafları Fransız güçleri tarafından sarıldı. Cemil Hayık, Fransızlara esir olmamak için silahını çenesine dayayarak intihar etti. Öldükten birkaç yıl sonra Cemil Fahrici dünyaya geldi. Küçük Cemil'in aynı ölen Cemil gibi çenesinde bir yara izi vardı ve 2 yaşına geldiğinde Hayık'ın yaşamı hakkındaki detayları çevresiyle paylaşmaya başladı.

Daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalarda Cemil'in başının üstünde tıpkı Hayık'ta olduğu gibi bir yara izi vardı. Bu olay zaman içinde unutulsa da Türkiye'de yaşanan en ön önemli reenkarnasyon hikayeleri arasında önemli bir yer edinmiştir.

James Leininger sürekli kabuslarında Japonlar tarafından düşürüldüğünü anlatıyordu.

James Leininger sürekli kabuslarında Japonlar tarafından düşürüldüğünü görüyordu.

Amerika'nın Louisiana bölgesinde hayata gözlerini açan James Leininger, 2 yaşına kadar huzurlu bir yaşam sürdü. Fakat 3 yaşına girmesine birkaç hafta kala ürkütücü rüyalar görmeye ve uçak ateş aldı, yere çakılıyorum diye haykırarak uyanmaya başladı. Rüyasında James Huston adında bir uçak pilotu olduğunu gören küçük çocuk, rüyasında Jack Larsen, Natoma, Minik Adam gibi adları mırıldanıyor ve yatakta debeleniyordu. James annesine devamlı rüyalarında Japon savaş uçakları tarafından vurularak düşürüldüğünü anlatıyordu.

James'in devamlı önceki hayatından bahsetmesi üzerine annesi evladının 2. Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden bir pilotun reenkarnasyonu olduğunu düşünmeye başladı. Fakat babası Bruce bu durumu inandırıcı bulmadı ve ona uçağının hangi bölgeden havalandığını sordu. James bir an dahi düşünmeden Natoma diye yanıt verdi. Natoma, 2. Dünya Savaşı'nda Japonlar tarafından kullanılan uçak gemilerinden birinin adıydı.

Birkaç hafta geçince James ansiklopedide gördüğü Iwo Jima adasını işaret ederek, işte uçağım bu bölgede yere çakıldı dedi. En samimi arkadaşının bir başka uçak pilotu olan Jack Larsen olduğunu iddia etti. Bruce bu durumdan rahatsızlık duymaya başlamıştı. Çocuğunun bu öyküyü uydurduğuna inanıyordu ve bu nedenle Jack Larsen'ı aramaya karar verdi. Natoma gazilerinin buluşmalarına katılarak Larsen'ı buldu. Ancak Larsen'la yüz yüze geldiğinde ızdırap verici gerçeği öğrendi.

1945 yılında Iwo Jima savaşında sadece bir pilot hayatını kaybetmişti ve o da seferberliği bitmeden evvel son defa uçuşa giden 21 yaşındaki James Huston'du. Huston'ın uçağı Japon savaş uçakları tarafından vurulmuş ve tıpkı çocuğunun bahsettiği gibi yere çakılmıştı. Baba Bruce son defa James Huston'ın hayattaki son akrabası olan 84 yaşındaki Beatrice'i buldu ve çocuğuyla bir araya getirdi. Beatrice, 2 yaşındaki James Leininger anlattıklarını dinlerken büyük bir sarsıntı yaşadı. Öyle ki Leininger'ın kardeşinin reenkarnasyonu olduğuna ikna olduğunu açıkladı. Bu hadise daha sonrasında filmlere bile konu oldu.

Virginia Tighe geçmişte merdivenlerden düşerek ölen Bridey Murph olduğunundan bahsediyordu.

Virginia Tighe geçmişte merdivenlerden düşerek ölen Bridey Murph olduğunundan bahsediyordu.

En bilinen reenkarnasyonun hikayesi 1952 senesinde Amerika'nın Colorado eyaletinde hayatını sürdüren bir kadından geldi. Daha evvel hiç Amerika'dan dışarı adım atmamış olan 29 yaşındaki Virginia Tighe, Morey Bernstein adlı yeniyetme bir hipnozcu tarafından hipnotize edildi. Kadın hipnoz esnasında İrlandaca bir aksan kullanarak konuşmaya başladı. Konuşma sırasında 19. yüzyılda yaşamış İrlandalı Bridey Murphy adında orta yaşlarda bir kadın olduğunu öne sürdü.

1864 senesinde İrlanda'nın Cork şehrinde doğmuştu. Sean Brian McCarthy adlı bir adamla yuva kurmuş ve merdiven basamaklarından kayarak, kafasını çarpması sonucu yaşamını kaybetmişti. Tighe'ın Cork ile bahsettiği detaylar sonradan birçok gazeteci vasıtasıyla doğrulandı. Fakat İrlanda'da Bridey Murphy adında bir kadının yaşadığıyla ilgili hiçbir bulguya rastlanmadı.

Virginia adıyla tekrardan yaşama geldiğini öne süren kadının hikayesi ülke genelinde o kadar itibar gördü ki, hadise önce kitap haline dönüştürüldü daha sonrada filmi yapıldı.

Cameron devamlı anne ve babasına bir araba kazasında hayatını kaybettiğini söylüyordu.

Cameron devamlı anne ve babasına bir araba kazasında hayatını kaybettiğini söylüyordu.

Kanada'da hayata gözlerini açan Cameron, başka bir yaşamdan ve aileden bahsettiğinde daha 2 yaşındaydı. Konuşmaya henüz yeni yeni başlamıştı. Bahsettiği yaşam ne kendisinin ne de aile üyelerinin daha evvel gidip görmediği İskoçya'nın Barra adasında geçiyordu.

Minik Cameron öteki annesini o kadar fazla düşünüyordu ki bazı geceler saatler boyunca ağlıyordu. Gerçek annesi ise çocuğunun davranışları karşısında korkuya kapılıyor ve ne yapacağını bilemiyordu. Cameron önceki yaşamından gelen anıları 5 yaşına kadar anımsamaya devam etti. Hatta önceki babasının adının Jim Sturgess olduğunu dahi hatırlamayı başardı. Çocuğunun reenkarnasyon yaşamış olduğuna yavaş yavaş itimat göstermeye başlayan annesi en nihayetinde onu Barra adasına götürdü ve adada birkaç yıl evvel yaşayan Robertson soyadına sahip bir ailenin var olduğunu öğrendi.

Robertson ailesinden kalan kişilerle görüşen Cameron'un annesi, James Robertson'nun bir otomobil kazası sonrasında çocuğu ile beraber hayatına gözlerini yumduğunu öğrendi. Cameron ise 8 yaşına bastığında geçmişte kalan yaşamına dair hatırladığı birçok şeyi anımsamamaya başladı.

Asur önceki yaşamında bir adam tarafından balta ile öldürüldüğünden bahsediyordu.

Asur önceki yaşamında bir adam tarafından baltayla öldürüldüğünden bahsediyordu.

Suriye'ye yakın Golan tepelerinde yaşanan bu hikaye tüm düşüncelerinizi alt üst edecek. 3 yaşındaki Asur geçmişteki hayatını hatırladığını ve bir adamın baltayla nasıl yaşamına son verdiğini anlattığında kimse tarafından dikkate alınmadı. Ancak yaşadığı yöredeki insanları, gömülü olduğunu öne sürdüğü bölgeye götürdüğünde sarsıcı gerçek ortaya çıktı. Çocuğun gösterdiği alan kazıldığında gerçekten de bir çürümeye yüz tutmuş, ölü bir erkek bedeni bulundu. Bu bedenin baş kısmında bir balta izi vardı. Bu da o çukurdan çıkarılan cesedin, baltayla öldürüldüğü anlamına geliyordu.

İşin ürkütücü yanı adamın baş kısmındaki balta izinin olduğu noktaydı, 3 yaşındaki Asur'un doğum işaretine benzer bir noktadaydı. Asur bununla kalmayarak cinayet silahı olan baltanın konumunu da bildiğini ileri sürdü ve kazmaları için bir başka nokta gösterdi. Bu bölgede kazıldığında biraz derinde bir balta olduğu görüldü. Reenkarnasyon vakaları ve örnekleri hakkında daha önceden araştırmaları olan Gazzeli doktor Eli Lasch, bu hikayeyi oldukça merak ediyor ve çocuğun daha önceden yaşadığını öne sürdüğü köye gidiyor.

Köy sakinleri ile muhabbet edince 4 yıl evvel çocuğun adını verdiği köylünün kayıp olduğunu ve bir daha gören olmadığunı öğreniyor. Bunun üzerine çocuğu da alarak kente götürüyor. Çocuk kente geldikten hemen sonra hadiseler daha da enteresanlaşarak, korkutucu bir hal almaya başlıyor. Zira çocuk kimse yardım etmeden bir eve yürüyor ve orada yaşayan adama adıyla seslenerek, daha evvelden komşu olduklarından bahsediyor.

Bütün bu olanların üzerine Asur, adamın kendisini öldüren kişi olduğunu belirterek herkesi bir defa daha şaşkına çeviriyor. Adam bu iddialar karşısında garip davranışlar sergilemeye başlıyor, yüzünün rengi soluyor ve baskılara boyun eğerek cinayeti işlediğini kabul ediyor.

Luke Ruehlman, Şikago'da yanan bir binadan atladığını ve hayatını kaybettiğini iddia ediyordu.

Luke Ruehlman, Şikago'da yanan bir binadan atladığını ve hayatını kaybettiğini iddia ediyordu.

Amerika'nın Ohio bölgesinde hayatını devam ettiren 5 yaşındaki Luke Ruehlman ismindeki bir çocuğun söyledikleri ruhu başka bir bedende hayata dönmesi tartışmalarını hararetlendirdi. Luke gerçekte Pam isminde bir kadın olduğunu öne sürüyor. "Ben kadın olduğumda siyah saçlara sahiptim ve kocaman küpler takıyordum" diyor. Luke geçmişteki yaşamında kendisi olduğunu öne sürdüğü Pam'ın, Şikago'da alevler içindeki bir binadan aşağı atladığını ve talihsiz şekilde öldüğünü söylüyordu.

Luke'ın annesi de bu bulgudan yola çıkarak soruşturma yapmaya başladı. Gerçekten de Pamela Robinson adlı bir kadının Şikago'daki Paxton Hotel'de, 1993'ün Mart ayında meydana gelen ve 19 kişinin yaşamını kaybettiği ve Robinson'un yangında kaçmak için atladığı sırada öldüğünü öğrendi. 5 yaşına giren Luke'ın annesi konu ile ilgili daha çok bilgi edinmek için Çocuğumun İçindeki Hayalet adlı bir televizyon yayınına katıldı.

Programda çocuğa aralarında Pamela Robinson'ın da fotoğrafının yer aldığı bir dolu fotoğraf gösterildi. Luke, Robinson'ı anında tanıdı. Çocuğun hayatını kaybeden kadın hakkında söyledikleri programı canlı izleyenlerde şok etkisi yarattı. Bu olay televizyon ekranlarında aylarca tartışıldı.

Titu Singh bir önceki hayatında başına yediği bir kurşunla hayatını kaybettiğini öne sürüyordu.

Titu Singh bir önceki hayatında başına yediği bir kurşunla hayatını kaybettiğini öne sürüyordu.

Titu Singh ebeveynlerine evvelki hayatındaki yaşamını, ailesini ve Agra kentindeki evini anlatmaya başladığında 2.5 yaşındaydı. Hatıraları o kadar ayrıntılıydı ki bir Ragbi mağazasında çalıştığını isminin Suresh Verma olduğunu ve Uma adlı karısında 2 çocuğu olduğunu dahi anlatıyordu. Ebeveynleri önceleri Titu'nun anlattıklarını önemsemiyordu.

Fakat arada reşit bir insan gibi hareket eden Titu, bir gün tabancayla ateş edilerek vurulduğunu daha sonra yakılarak nehire fırlatığını anlattığında ailesi endişelenmeye başladı. Titu, Agra'daki yaşamını özlediğinden bahsederken abisi kente inerek bu öyküsünün gerçekliğini soruşturmaya başladı. Uma adında 2 çocuklu dul bir kadının işlettiği Suresh radyo adlı bir mağazaya denk geldi.

Uma çocuğun bahsettiğine göre geçmiş yaşamında eşiydi. Titu, Uma'ya geçmişteki hayatında gittikleri bir festivaliden bahsetti ve evlerinin bahçesine gömdüğü altınlardan bahsetti. Şok geçiren Uma eşinin tekrardan yaşama döndüğüne inanmıştı. Titu, Suresh'in aracında otururken başından yediği bir mermiyle yaşamını yitirdiğini anlattı. Otopsi raporları merminin Suresh'in kafatasının sağ tarafından girdiği ve sol yanından çıktığını gösteriyordu. Sonrasında Titu'nun saçları canlı yayın esnasında sıfıra vuruldu. Çocuğun kafasının sağ ve sol tarafında merminin çıktığı noktalarda yara izleri olduğu tespit edildi.

Minik çocuk Agra'daki bir mahkemede cinayetin bilinmeyen detaylarını da anlatarak, yetkililere davayı yeniden açmaları için gerekli bilgileri sagladı. Titu'nun verdiği malumatlar sayesinde Sures'in katil zanlısı kısa bir sürede bulundu ve mahkeme salonuna götürülerek yargılandı.

Shanti Devi isimli çocuk, önceki yaşamında 3 çocuk annesi olduğunu söylüyordu.

Shanti Devi isimli çocuk, önceki yaşamında 3 çocuk annesi olduğunu söylüyordu.

1930 yılında Hindistan'ın Delhi şehrinde yaşayan 4 yaşındaki Shanti Devi isimli çocuk, anne ve babasının daha önce Hindistan'ın Maisur'a şehrinde yaşadığını söyledi. Daha önceki yaşamında 3 çocuk annesi olduğunu ve adının Lugdi olduğunu da buna ekliyor. Daha sonra aile bu durumu araştırmaya karar veriyor.

Shanti'nin ailesi Mathura diye bir köye gidip orada daha önceden Lugdi isimli bir kadının yaşayıp yaşamadığını araştırıyor. Aldıkları bir cevap ise, böyle bir kadının yaşamış olduğu oluyor. Aile bu cevabı aldıktan hemen sonra kızlarını bu köye götürme kararı alıyor ve 4 yaşındaki küçük kız köye gidince bir anda o köyün bekçisiyle konuşmaya başlıyor. Çocuklarını ve kocasını hatırladığını da buna ekliyor.

Eski yaşamıyla ilgili 24 kanıtı olan Shanti Devi bu şekilde ailesine de eski yaşantısını kanıtlamış oluyor. Olay büyüyünce Hindistan bağımsızlık hareketi lideri Gandhi bile durumu araştırmak için 15 kişilik bir komite kurmuştu ve bu olayı kapsamlıca araştırtmıştı.