Türk tarihi zaferden zafere koşan kahramanlarla doludur. Fakat bu kahramanlar haricinde gözü kara, savaşçı ve ulu, ancak bahtı kara kahramanlarımızda vardır. Celaleddin Harzemşah'da o kahramanlardan biridir. Celaleddin Harzemşah, Moğolları ilk kez yenen Türk olmasına rağmen, bahtsızlığı kaderini etkilemiştir.

Selçuklu Devleti yok olup gittiğinde boşluğu Harzemşah hanedanı doldurdu.

Selçuklu Devleti yok olup gittiğinde boşluğu Harzemşah hanedanı doldurdu.

Selçuklu Devleti zaman denen girdapta yok olup gittiğinde onların boşluğunu Selçukoğlulları'nın valiliğini yapan Harzemşah hanedanı doldurdu. Harzem eyaletinin yönetici olan bu sülale, yaşanan otorite boşluğunu lehine kullanmayı bildi. Türkmenler ve Kıpçaklar'dan oluşan ordusuyla Harzemliler'in en yüce hükümdarı kabul edilen Alaeddin Tekiş, kısa sürede Horosan'ı, Mazenderan'ı ve Buhara şehrini aldı.

Nihayetinde de son Selçuklu'yu ortadan kaldırıp İran'ın tamamına yakınını ele geçirdi. Giderek güçlenen bu müslüman Türk devletinin gücü,1200 yılında başa geçen Alaeddin Muhammed zamanında da devam etti.

Sultan babasının bıraktığı yerden fetihleri sürdürdü. Sınırlarını bir tarafta Aral Gölü'nün kuzeyine bir tarafta Umman denizine bir tarafta da Azerbaycan sahasına kadar genişletti. Harzemşahlar dönemin en güçlü siyasi teşekküllerinden biri haline gelmişti. II. İskender olarak anılmaya başlanan Sultan Muhammed'ın aklında Suriye ve Anadolu'yu da ele geçirmek varken, kaderin planları farklıydı.

Doğudan bir güç yükseliyordu ve bu güç dünyanın şimdiye dek görmediği bir tehlikeydi.

Harzem ülkesinin sınır şehri Otrar'da durdurulan Moğol kervanı yağmalanarak bazı elçileri katledildi.

Harzem ülkesinin sınır şehri Otrar'da durdurulan Moğol kervanı yağmalanarak bazı elçileri katledildi.

Moğol Hanı Timuçin, kavminin tüm boylarını toplamayı başardı ve etraftaki birçok millete boyun eğdirdi. Moğollar oluşturdukları ateş çemberini genişleterek çok hızlı bir şekilde batıya doğru geldiler. Kısa boylu ve sarı benizli bu milletin önünde kimse duramıyor. İstila uzanabildiği her toprak parçasını kavuruyordu.

Cengi Han gözünü daha yeni sınır komşusu olduğu Harzem diyarına dikmişti. Onlarıda boyunduruğu altındaki onlarca milletten biri olarak görmek istiyordu. Han'ın aradığı fırsat 1218 yılında ayağına geldi. Moğollar tarafından ticaret için batıya gönderilen büyükçe bir kervan, Harzem ülkesinin sınır şehirlerinden Otrar'da durduruldu. Otrar valisi İnalcık'ın kararları ve Sultan Muhammed'ın küstah tavırları sonucunda buradaki Moğol kervanı yağmalandı ve bazı Moğol elçileri katledildi.

Türk ve İslam dünyası açısından bu hareket bir dönüm noktasıydı. Zirveden düşüşün başlangıcına. İstilanın ilk adımıydı. Otrar olayından sonra tüm gücünü toplayan Cengiz Han, Türk devletlerinin üzerine yürüdü. Harzem Sultan'ı başta Semerkant'a kadar gelip savaşmak istediyse de bundan çekindi. Cengiz Han'ın atlı okçularının akıl almaz hızı ve Han'ın dahiyane savaş stratejisinin izleri onun aklını bulandırmıştı. Moğollar organize olmuş gruplar halinde Türk ülkesinin sağından solundan diş geçirdiler.

Sultan Muhammed rakibine karşı bir meydan savaşı yapmaktansa, askerlerini kalelere ve şehirlere bölüştürdü. Moğolların etrafı yağmalayacağını ama kalelere toslayınca geri çekileceğini sanıyordu. Derhal Hazar denizindeki adalardan birine sığındı.

Cengiz Han ele geçirdiği şehirlerde otorite kurabilmek Türk ve Müslümanları katlettiriyordu.

Cengiz Han ele geçirdiği şehirlerde otorite kurabilmek için Türkleri ve Müslümanları katlettiriyordu.

Cengiz Han liderleri ortadan kaybolan ülkeyi istilaya başladı. Teslim olmayan tüm kaleleri en acımasız yöntemlerle aldı. Han ülkenin iç kısımlarına Cebe ve Subutay gibi komutanlarını yolladı. Moğollar bu komutanlar ve bazı Noyanlar için şöyle diyordu: "Onlar Timuçin'in dört köpeğidir. Alınları bakırdan yapılmıştır, çeneleri makas, dilleri delip geçen tığı gibidir. Kafaları demirden, kırbaç gibi kullandıkları kılıçları vardır. Savaş günü geldiğinde düşman etini yalayıp yutarlar. Dikkatli olun onlar artık zincirlerinden boşandılar ve neşeyle salyalarını akıtıyorlar. Bu dört köpek Cebe, Kubilay, Çelme ve Subutay'dır."

Cengiz aldıkları şehirdeki nüfusun çokluğundan dolayı elde tutmanın zor olduğunu biliyordu. Çünkü Moğol askerlerinin sayısı Türk ve müslümanlara göre çok azdı. O yüzdende otoritesini kurabilmek için en kestirme ve kesin yolu kullandı: katliam! Direnen şehirlerin halkına acımıyor, çocuk çocuk demeden kılıçtan geçiriyordu.

O günün anlatımıyla cesetlerden dağlar oluşmuştu adeta.

Öz Türk yurdu Maveraünnehir'in o eşsiz şehirleri yağmalanmış Buhara, Semerkand ve daha nice kent karanlık çağa dönmüştü. O dönemde yaşayan tarihçiler artık bu bölgelerin kıyamete kadar aynı ihtişama bir daha ulaşamayacağını söylüyordu. Türklerin parlak ışığı giderek sönüyordu.

Moğol ordusu Celaleddin Harzemşah'ın kardeşleri Uzlak Şah ve Ak Şah'ı öldürdü.

Cengiz Han'ın yolladığı ordu Celaleddin Harzemşah'ın kardeşleri Uzlak Şah ve Ak Şah'ı öldürdü.

Celaleddin Harzemşah, Moğol istilası sırasında Hazar'da sığınan Sultan Muhammed'in bir Hintli'den doğma oğluydu. Kaynakların verdiği bilgilere göre son Harzemşah kısa boylu, şişmanca ve çok esmerdi. Dış görünüşü tam bir Türk tipiydi, Türkçe konuşuyordu. Bunun yanında Farsça'yı da o derece iyi biliyordu. Sakin tabiatlı olup kimseye sövüp, saymazdı. Az konuşurdu, ciddi ve vakarlıydı. Yeri geldiğinde ise acımasız biri olabiliyordu.

Celaleddin, Moğollar'la savaşmak istiyor ama babası onu yanından ayırmıyordu.Veliaht Şehzade babası 1220 yılında vefat edince biat alıp hemen oracıkta tahta geçti. Sultan Celaleddin er meydanında at koşturmak, dönem feleğinin ortaya çıkardığı olaylardan üstün çıkmak, her tarafa dağılmış olan fitne tozunu dağıtmak, kaza ve kaderin cefa kınından çektiği keskin kılıcı köreltmek istiyordu. Kardeşleriyle beraber derhal başkent Ürgenç tarafına doğru harekete geçti.

Harzem bölgesine varınca buradaki Kıpçak askerleri Celaleddin'in sultanlığına karşı çıktı.

Eski Sultan Muhammed'in annesi Terken hatun bir Kıpçak Türküydü ve bir Kıpçak'tan doğma torunu Uzlak Şah'ı başa geçirmek istiyordu. Durumun kötü gittiğini anlayan Celaleddin yanına çok az adam alarak Horasan'a doğru ilerledi. Kardeşi Uzlak ve Ak Şah'ta orduyu ele geçirip ağabeylerini öldürmek için takibe başladı. Celaleddin'i takip eden sadece kardeşleri değildi elbette, Moğollar'da onu arıyordu. Cengiz'in yolladığı ordulardan biri Horasan bölgesinde Uzlak Şah'ın ordusuyla karşılaştı ve onları yendi. İki Şehzade'de öldürülmekten kurtulamadı. Moğollar istemeden de olsa kardeşleri konusunda Celaleddin'e yardım etmiş oldu.

Celaleddin Harzemşah ve orduları Parvan'da Moğol ordusunun karşısına çıktı.

Celaleddin Harzemşah ve orduları Parvan'da Moğol ordusunun karşısına çıktı.

Yoluna devam eden Sultan Celaleddin, Herat üzerinden Gazne'ye vardı. Burası onun valilik yaptığı yerdi. O yüzden nüfusu ve asıl gücü de buradaydı. Emin Melik onu 50 bin kişilik bir kuvvetle karşıladı. Ardından Sultan İgrak ve Gurbeyleri de Celaleddin'in sancağının altına girdi. Sultan'ın bu şekilde işi yoluna girdi ve askerlerinin sayısı artarak güçlendi.

İlk baharın ilk günlerinde çiçekler açmaya başlayınca Gazne'den ayrılıp Parvan'ın yolunu tuttu.

Cengiz Han, Celaleddin'in toparlandığını duyunca Şigi Kutugu'yu 30 bin askerle yola çıkardı. 30 bin atlı, Moğol orduları düşünüldüğünde hacimli bir kuvvetti ve yıkıcı etkisi fazlaydı. Sultan'ın Parvan'a varışından bir hafta sonra Moğol ordusu kuşluk vakti şehrin önünde görüldü. Ordusu Türkmen ve Afganlar'dan oluşan Sultan, şehirden bir fersah çıkarak Moğol ordusunun karşısında durdu.

Emin Melik'e sağ kanadı Seyfettin Melik İgrak'a da sol kanadı edip, kendisinde merkezde yerini aldı. Daha sonra ordularına emir verip bütün süvarilerin savaşa girmelerini ve canlarını çekinmeden feda etmelerini bildirdi. 10 bin süvariden meydana gelen sağ kanat Emin Melik'in komutasında Moğolların sol kanadına saldırdı ve onları yerlerinden oynatınca Moğolların sağ kanadından ve merkezden yardım gelmeye başladı. Daha sonra sağ ve sol kanatları dağılmış olan Moğol ordusu merkezde sıkıştı.

Çetin geçen bu savaşta her iki taraftan da çok sayıda insan hayatını kaybetti. Yenilen ve yenen belli olmadı, sonunda güneş batıp akşam olunca herkes yerine çekildi. Moğol komutanları her askerin yanında bir yedek at bulundurmasını emretti. Ertesi gün feleğin silahşörleri kılıcı gecenin kellesine vurunca savaş yeniden başladı.

Moğolların ulular ulusu Hakan'ı Cengiz Han, Parvan'da Celaleddin Harzemşah'a yenilmişti.

Moğolların ulular ulusu Hakan'ı Cengiz Han, Parvan'da Celaleddin Harzemşah'a yenildi.

Celaleddin Harzemşah'ın ordusu Moğolların arka tarafından yeni bir saf görünce onlara yardım geldiğini düşünerek paniğe kapıldı. Becerikli bir kumandan olan Celaleddin durumu anlamış ve askerlerinin kaçmasını engellemişti. Hemen karşı hamlesini uyguladı. Arazi atlı askerlerin savaşması için elverişli değildi. Bu yüzden Moğollar istedikleri manevraları yapamıyordu.

Bunun üzerine Sultan tüm askerlerine attan inmelerini ve atlarını kuşaklarla bellerine bağlamalarını emretti. Dağlık arazide süvarilere karşı ordusunun tamamen ok kullanan yayalara dönüştürdü. Moğollar, İgrak'ın başında bulunduğu sol kanada saldırdı. İgrak'ın askerleri yaylarını okla doldurarak karşı tarafı ok yağmuruna tuttu ve saldırıyı durdurdu. Orada başarılı olamayan Moğol askerleri merkeze doğru yönelince Sultan, Kös davulunu çaldı. Davul sesi duyan askerlerin hepsi daha önce inmiş oldukları atlarına binip birden saldırıya geçtiler. Başlangıçta gerileyen Moğol ordusu geri dönüp savaşmaya başladı.

Sultan o durumu görül sahraların aslanı ve azgın nehirlerin timsahı gibi oraya yetişince Moğollar hezimete uğradı ve kaçmaya başladı. Şigi Kutugu, Tepecük ve Moğol Garnoyanlar geriye kalan az sayıda askeriyle Cengiz Han'ın yanına döndü. Sultansa ganimet toplamakla meşguldü. Moğolların ulular ulusu Hakan'ı yenilgi yüzü görmemiş muzaffer komutan, kırbacını dünyanın üzerinde şaklatan Cengiz Han ilk kez böyle bir yenildi almıştı. Bir Türk, Timuçin'i yenmiş ve büyü bozulmuştu.

Harzemşah istilaya uğrayan dünyaya umut ışığı olma yolunda ilerliyordu.

İntikam ateşiyle tutuşan Cengiz Han, Celaleddin Harzemşah'ı Sind ırmağını geçmeye çalışırken yakaladı.

İntikam ateşiyle tutuşan Cengiz Han, Celaleddin Harzemşah'ı Sind ırmağını geçmeye çalışırken yakaladı.

Gelin görün ki Türk tarafında işler bir anda tepetaklak oldu. Bir at için çıkan tartışma büyüdü İgrak ve Cabala bin Ayhan gibi komutanlar ordugahı terk etti. Igrak'ın ayrılmasıyla Sultan'ın gücü azaldı, işleri sarpa sardı. Sind nehrini geçmek için Gazne'den ayrıldı. O sırada Cengiz Han, Sultan'ın askerini dağıldığını öğrenince öcünü alıp onu ortadan kaldırmak için azgın bir sele benzeyen kalpleri intikam ateşiyle yanan, sayıları yağmur taneleri kadar olan bir orduyla yıldırım gibi Sultan'ın üzerine yürüdü.

Sultan, Cengiz Han'ın geldiğini öğrenip savaş ateşiyle yanıp tutuşan bir orduya ve cihan padişahına karşı koyabilecek askeri olmadığını anlayınca İndus nehrini gemilerle geçmeye karar verdi. Cengiz Han düzensiz bir şekilde ilerleyen rakibini nehir kenarında yakaladı.

Güneşin nurunun dünyanın yüzünü aydınlattığı zaman Sultan bir yandan ateş gibi geçtiği yeri yakan bir ordu diğer yandan Sind ırmağının arasında kalmasına rağmen cesaretini kaybetmedi. Savaş ateşine girmeye hazır bekledi. Ordusunu düzene sokup Hakan'ın üzerine yürüdü. Moğol ordusu, Türk ordusunu sarmayı hedeflerken Celaleddin'in merkeze yani direk tepede savaşı izleyen Cengiz'e yönelmesi Moğolları bir anda geriye itti.

Tarihin akışı değişmeye hiç bu kadar yaklaşmamıştı. Olur da Moğollar yenilirse ve Cengiz ölürse işte o zaman tarih bambaşka yazılacaktı. Lakin Sultan'ın ordusu giderek zayıflamaktaydı.

Celaleddin Harzemşah savaşı kaybettiğini anlayınca kendisini İndus nehrinin kollarına bıraktı.

Celaleddin Harzemşah savaşı kaybettiğini anlayınca kendisini İndus nehrinin kollarına bıraktı.

Cengiz 10 bin kişilik bir kuvveti dağlardan geçirip rakibinin ardına çıkarınca tüm kontrolü eline aldı. Türk ordusunun önce sağ kanadı, ardından da sol kanadı tarumar oldu. Moğol çemberinin içine giderek sıkışan Celaleddin'in yanında 700 kadar adam kalmıştı. Bir anda etrafına bakan Sultan her şeyin bittiğini anladı. Gözleri yaşlı genç hükümdar zor bir karar aldı.

Annesini ve eşlerini Moğollara vermektense kendi öldürecekti.

Emri üzerine Celaleddin Harzemşah'ın tüm haremi nehre atıldı. Hayat en acıklı sözlerini Mengüberdi'nin kulaklarına fısıldıyordu. Askerlerinin bir bir düştüğünü gören Sultan gözünün yaşını silip dayısı Akaş Melik'ten yedek atını getirmesini istedi. Tepede bir çetrin gölgesinde olan Cengiz Han'ın gözleri, en az kendisi kadar onurlu gördüğü Celaleddin 'in üzerindeydi. Celaleddin uçurumun ağzına gelip son bir defa yurduna baktı ve atına bir kırbaç vurarak nehre attı. Kılıç şıkırtıları durmuş, herkes Sultan'ın ne yapmaya çalıştığına bakıyordu.

O hayret dolu gözler arasında uçurumun ağzından kendisini İndus nehrinin kollarına bıraktı. Askerleri de liderlerini takip ederek nehre atladı. Görülmeye değer o an bir film sahnesi ya da bir romanın zirve noktası değildi. Tarihin ta kendisiydi. Cengiz Han onun nehri geçtiğini görünce, atını sahile sürdü.

Sultan'ın peşinden nehre atlamak isteyen askerlerine engel oldu. Moğol askerleri Sultanla birlikte nehre atlamış olan Türk askerlerini ok yağmuruna tutu.

Nehrin karşı kıyısına çıkan Celaleddin Harzemşah, Cengiz Han'a bakarak intikam yeminleri etti.

Nehrin karşı kıyısına çıkan Celaleddin Harzemşah, Cengiz Han'a bakarak intikam yeminleri etti.

Celaleddin'e ne olmuştu? Hanlar hanı Cengiz rakibini alt etmiş miydi? Felek Türk diyarının efendisini sularda mı boğmuştu? Horasan'ın Maveraünnehir'in Mazenderan'nın Harezmin ve dahil tüm Türk memleketlerinin hükümdarı, babasının arslanı, soyunun sancaktarı, Harzemşah'ı Celaleddin Mengüberti bir anda İndus nehrinin karşı kıyısında beliriverdi.

Cengiz Han ve Moğollar hayretten parmaklarını ısırdılar. Cengiz Han onu uzun uzun seyrettikten sonra yanında bulunan oğullarına dönüp, "Böyle bir oğula sahip olan babaya ne mutlu. Su ve ateş gibi iki bela girdabından kendini kurtarıp sahile vardı" dedi ve atının yönünü çevirip gitti.

Nehirden kendini kurtaran Celaleddin soluk soluğa kalmıştı. Cengiz'in uzaklaşan silüetine bakıp intikam yeminleri etti. Ardından Hindistan diyarına doğru kaybolup gitti. Elindeyse sadece bir kılıç ve bir mızrak vardı.