Belki günahkar belki sapkın belki zevk düşkünü belki de hepsi. Roma İmparatorluğunun en ehemmiyetli kentlerinden biriydi. Ta ki yok olana dek! Şunu söylemeliyim ki, öğretilenin aksine bu yazıda Pompei'nin söylentileriyle beraber dedikodudan da öte hakikatlerini anlatacağım. Başka bir deyişle kılavuzların ilgi çekmek için anlattıkları mübalağalı ve merak uyandırıcı söylentilere değil, ilmi asıllara vurgu yapacağım. Napoli'ye bağlı Pompei'nin öncelikle en çok bahsedilen öyküsünü anlatarak başlamak istiyorum. Hazırsanız Roma'nın Lut Kavmi Pompei dosyasını açıyorum.

Pompei

Halkın yarısından çoğunu köleler oluşturuyordu.

Roma İmparatorluğunun en ehemmiyetli kentlerinden biriydi Pompei. Denize kıyısı olması imparatorluğun ticaret başşehri olmasını ve kent milletinin çok zengin olmasını sağladı. Takribi 20 bin bireyin yaşadığı biliniyor, tarihi Roma formuyla büyüklük açısından karşılaştırıldığında neredeyse başa baş geliyordu. Bu da zaten kentin ehemmiyetini belirtmeye yetiyordur.

Milletin yarısından çoğunu köleler oluşturuyordu. Her türlü hizmeti köleler yapıyor ve aristokratlar sefasını sürüyordu. Kentte yaşayan insanlar o kadar zengindi ki, artık değişik zevkler aramaya başlamışlardı.

Yemeklerini yatarak yerlerdi, tamamen doyduklarında ise yediklerini çıkarmak için boğazlarına kaz tüyü sokup kusarlar, kustuktan sonra tekrar yemek yerlerdi. Başka bir deyişle delirmişlerdi.

Sapkınlık diz boyuydu, eşcinsellik, cinsellik hat safhadaydı.

O dönem bir hayli genelev inşa edilmişti, taştan onlarca yatak yapılmıştı. Odalar boşaldıktan sonra, taştan yataklara su tutulup öteki müşteriler alınırdı. Hatta günümüze kadar gelen harabelerde yerlere penis figürü çizildiği ve bu figür yönünde ilerlendiğinde genelevlerin rahatlıkla bulunabildiği anlaşılmıştır.

Pompei

Vezüv yanardağı patladı ve tüm şehri yok etti.

Yemekleri ziyan ediyorlar, kölelere makus davranıyorlar, umarsızca harcama yapıyorlardı. Yaradan onların bu durumunu cezalandırmak adına onlara bir trajedi yaşattı. Hemen yanı başlarında bulunan Vezüv yanardağı önce kent ulusunu zelzeleyle uyardı, daha sonra kenti büyük bir duman kapladı. Kent milleti buna karşın kentten ayrılmadı. Olanları zerre kadar önemsemediler, günlük yaşamlarını sürdürmeye devam ettiler. Ta ki volkan patlayana ve tüm şehri yok edene kadar!

Lavlardan sonra tüm insanlar taşlaştılar. Enkazları günümüze kadar gelmiştir.

Gökyüzü kararmış olduğundan görüş mesafesi sıfıra düşmüştü. Kentin insanları gelişigüzel sağa sola koşup duruyorlardı, içlerinde farkında olmadan Vezüv volkanına koşanlar dahi vardı.

Kurtuluşu konutlarında saklanmakta görenler, yanardağdan çıkan müthiş sıcaklık yüzünden havadaki oksijenin kısmen karbonik gaza dönüşmesiyle boğuluyorlardı. İnsanlar taştan tanrılarından bu ölüm anında canhıraş yardım diliyorlardı. Kendilerini tanrı ilan eden Romalı idarecilerin, put yaratıcılara ne kadar inandıkları kuşkulu olsa da kendi tanrılıklarını onaylatmak için bu put tanrılıklara gereksinimleri vardı.

Kısacası Romanın gaddar asilzade yönetimi iktidarlarını bu taştan put tanrılara borçluydu. Bu Romanın akla ziyan putperest ulusunun, putlarına yakarışları hiçbir zaman duyulmayacaktı. Çünkü kendi tarihinden habersiz insanoğlunun bu kaçıncı aldanışıydı?

Bu üzücü helakın uzak ve yakın seyircileri yahut bu felaketten kurtulanlarsa bu şokla da uyanamayacaklar ve tanrıların gazabı diyerek üzücü aldanmalarını sürdüreceklerdi.

Lut Kavmi Pompei

Yapılan kazılarda yaklaşık 2 bin kişinin kalıntıları bulunmuştur.

Pompei'ye gittiğinizde size anlatılacak öykü aşağı yukarıya bu olacaktır. Fakat bilimsel bilgilere göre hadise gerçeğinde tam olarak bu biçimde cereyan etmemiştir. 20 bin bireyin yaşadığını söylemiştim Pompei kentinde. Fakat yapılan kazılarda takribi 2 bin bireyin enkazları bulunmuştur. Bu da demek oluyor ki, ulusun büyük çoğunluğu kaçmıştır.

Hatta yarıdan çoğunun köle olduğu bu kentte aristokratların kaçtığı, köleleri ise eşyaları ve konutları gözetmek üzerine kentte bıraktıkları bile düşünülmektedir.

Pompei kentinde can verenlerin hemen hepsi kölelerdi. Çünkü dönemin aristokratları bu kadar umursamaz olamazlardı. Ayrıca bir liman ve ticaret kenti olan Pompei'de değişik tüm ticaret kentlerinde olduğu gibi genelevler olması gayet normaldir.

Aylarını denizlerde geçiren denizciler, enerjilerini bu biçimde atabileceklerdi. Bu denizcilerin hepsinin Pompei'de konuşulan dili öğrenmeyeceğini farz edersek, yerlere kazınan penis figürlerinin de esasen bu denizcilerin halka bu yüz kızartıcı suali sormadan işaretleri takip ederek genelevin yerini bulmaları için kullanılan bir yol olduğunu düşünmemiz gerekir.

Şayet yaşasalardı uzaya ilk gidecek insanların Pompei'liler olduğu söylenirken, bu ulusun bu kadar zeki ve gelişmiş olduğu bilinirken volkanın patlayacağını farkedip kaçmamaları bence olası değildir.

Pompei

Şehirlerinde kanalizasyon sistemleri dahi vardı.

Kent merkezine göz atıldığında caddelerden geçen yolların oldukça iyi dizayn edildiği görülmektedir. Öyle ki kanalizasyon sistemleri bile geliştirmişlerdir. Konutların duvarlarına açtıkları deliklerden dışkıların yollara akmasını sağlayacak boru sistemini kullanmışlardır.

İnsanlar yollarda karşıdan karşıya geçerken, bu dışkılara basmamaları içinse adeta yaya geçitleri sistemlerinde olduğu gibi yüksek geçişler yapılarak insanların kirlenmeden karşıdan karşıya geçmeleri sağlanmıştır.

Yoldan geçecek at arabaları içinde bu yükseltilerin oranlarını arabaların geçebilecekleri şekilde ayarlamışlardır.

Pompei'liler adres kavramını pratik olarak çok iyi geliştirmişlerdir. Hemen hemen her köşe başında çeşmeleri vardır. Bu çeşmelerin her birine farklı surat figürleri çizilmiştir. Bu sayede buluşma noktalarını maymun suratlı çeşmenin önünde gibi tariflerle anlatarak, adres temini sağlamışlardır.

Pompei

Genelev müşterileri oda resimlerine göre seçimlerini yapıyorlardı.

Ünlü Pompei genelevlerine geçecek olursak, ilk evvel yol bulmayı sağlayan penis figürlerine göz atmamız gerekir. Güzergahı takip ederseniz, bir geneleve erişebilirdiniz. Bu genelevler de bir hayli oda bulunmakta ve her odanın girişinde ne biçimde bir cinsel ilişki isteniyorsa onu anlatan resimler bulunmaktadır.

Gelen müşteriler oda resimlerine göre seçimlerini yapıyor, taş yatakları sularla yıkatıyor ve işlerini hallediyorlardı.

Genelevdeki yataklara ve taşlaşmış insan kalıntılarına bakılacak olursa, Pompei insanlarının oldukça kısa oldukları görülebilir. Dünyadaki en başarılı insanların kısa boylu olması geleneği, o zamanlara dayanıyordu. Böyle bir zenginliğe sahip olan insanlar, takdir edersiniz ki temizliklerine de önem veriyorlardı.

Özellikle gemi kaptanları ve tayfaları aylarca süren yolculukları süresince temiz su bulamadıklarından Pompei kentine geldiklerinde lüks hamamlardan yararlanarak kirlerinden arınıyorlardı.

Pompei

Pompei asilzadeler için güvenli bir şehirdi.

Pompei tıpkı şuan İtalya'nın olduğu gibi yemeği ve ipekleriyle de ünlüydü. Bundan dolayı her köşe başında 1 fırına rastlanmaktadır.

Pompei'de Teksas kaideleri geçerli değildi. Çok sayıda aristokrat olmasından da dolayı kanunlara büyük önem gösteriliyordu, kabahati olanlar duruşmalarda yargılanıyordu. Forum, tapınaklar, tiyatrolar, amfi tiyatrolar, bazilikalar, sokaklar, atölyeler, kenar mahalleler, hamamlar, birahaneler, çamaşırhaneler, değirmenler, fırınlar, kumarhaneler, batakhaneler ve hanlar, kenti dolaşanlar tarafından bugün dahi fark edilebilmektedir.

En sonunda da kenti baştan başa kaplayan lavlardan kaçmaya çalışan insan ve hayvanların vücutlarıyla yüz yüze gelinmektedir. Bu kentte tarihin en üzücü vakalarından birine şahitlik edilmektedir.

Lut Kavmi Pompei

Lav kaplı vücutların içine alçı enjekte ediyorlardı.

Etnograf profesör Carlo Giordano, 79 senesinin 24 Ağustos gününün saat 13:00'ın da olup bitenleri şöyle anlatmaktadır.

- O gün öğlen zamanı, volkanın ağzından aniden yükselen bir kül bulutu birkaç saat içinde bütün Pompei'yi kaplamıştı. Böylece kent çok uzun bir suskunluk dönemine girdi. Burada yaşayan binlerce insanın tehlikenin bu kadar yakınında oldukları halde aymazca avlanmış olmaları, o tarihte Vezüv'ün apayrı bir manzara altında olmasında ileri gelmiştir.

1860 senesinde İtalyan bilim adamı Josep Feoveli tarafından taşlaşan küllerin arasındaki bir boşluğa akışkan kalıp döktürerek içerideki boşluğun kalıbını çıkarttırmıştır. 19 asrın ikinci yarısında Josep Feoveli'nin başkanlığında yapılan kazılarda ilmi usuller uygulanmıştır.

Bununla birlikte Pompei'de çalışan arkeologlar, lavlar altında kalan insan ve hayvan bedenlerini ortaya çıkarmak için enteresan bir de teknik geliştirmişlerdir. Sert bir cisimle lav kaplı, taşlaşmış yerlere vurarak çıkan sese göre ufak bir delik açıyorlardı.

Bu delikten içeriye akışkan alçı dökülerek donması bekleniyordu. Daha sonra da üstteki taşlaşmış lav kaldırılarak, alçıyla şekillenen beden ortaya çıkarılmış oluyordu.

Vezün'ün lavlarından kurtulamayan soylular, köleler, çocuğuna sarılmış anneler, yaşlılar, gençler, köpekler ve atlar oldukları gibi alana çıkıyorlardı. Taşlaşmış insan bedenleri, duvar çizimleri, mozaikler, mobilyalar ve mutfak eşyaları Napoli'nin en ünlü müzesinde şuanda sergilenmektedir.

Lut Kavmi Pompei

Kuran'da anlatılan helak olaylarına benzediği görülmektedir.

Pompei'nin yok oluşunun Kuran'da anlatılan helak hadiselerine benzediği görülmektedir. Zira Kuran'da helak hadiseleri anlatılırken, birden yok olma üzerinde durulmaktadır. Örneğin Yasin suresinde anlatılan kent ulusu tek bir anda topluca can vermişlerdir.

Surenin 29'uncu ayetinde de bu durum şöyle anlatılmaktadır.

- Onlara yalnızca bir tek çığlık yetti, anında sönüverdiler.

Kamer suresinin 31'inci ayetinde de Semud kavminin helakı anlatılırken de yine anında yok olma olayına dikkat çekilmektedir. Surede durum şöyle belirtilmektedir: "Çünkü biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik, böylece onlar ağıldaki çalı çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler."