Küba, Unesco'ya göre dünyada en çok görülmek istenen ülkedir. Ne öyle anlatıldığı kadar rüyalar ülkesi ne de bazılarının yerlere vurduğu kadar yokluk ülkesidir. Burası Amerika Birleşik Devletleri'ne kafa tutarak ülkesinden gönderen, 60 yıldır yıldır kapitalist sistemin tüm izolasyon çabalarına rağmen ayakta durmaya çalışan küçük bir adada gerçekleşen devrimin ülkesidir. Bu yazıda romantik, halkının içki içip dans ederek eğlendiği neşeli ve mutlu insanların ülkesi olan Küba'yı beklememenizi tavsiye ederim. Ben size hayallerin ötesindeki gerçek Küba'da yaşam hakkında bilmediğiniz 9 bilgi vereceğim.

Küba'da özel işletmelere izin verilse de devlet her şeyin sahibidir.

Küba'da devlet her şeyin sahibidir.

Fidel Castro ve Che Guevara'nın başlattığı Küba devrimi 60 yılını geride bıraktı. Küba'da sosyalist bir devlet yapısı mevcut, fakat ben bu sistemin iyi ve kötü yanlarından bahsetmeyeceğim. Yazının devamında ülkenin iyi ve kötü taraflarına sizler karar vereceksiniz. Küba'nın nüfusu 11 milyon. Dünyadaki son sosyalist devletlerden birisi ve bu seçimi yüzünden 1959'dan beri Amerika Birleşik Devletleri'nin ambargosu altında.

Tütün ve şeker üretimine dayalı tarım Küba ekonomisini taşıyacak düzeyde değil. Bu nedenle ülke ciddi ekonomik zorluklar yaşamış ve turizme yönelmek zorunda kalmıştır. Turizm ise sosyalizmi delmiş sınırlı da olsa kapitalizmi getirmiştir. Bu kadar çok turist akınına uğraması ülke ekonomisi için iyi olsa da Kübalıların yabancı turistlerle tanışması halkın komünizme bakış açısını biraz değiştirmiştir.

Küba'nın başkenti Havana'da emperyalizme karşı gösterdiği mücadeleden ötürü Mustafa Kemal Atatürk'ün büstü de bulunmaktadır.

Küba'da son zamanlar da özel işletmelere yavaş yavaş izin verilmeye başlansa da devlet her şeyin sahibidir. Marketlerin, mağazaların, ve fabrikaların. Maaşlar düşük, fiyatlar her yıl yükseliyor. Hayat zor raflarsa boş. 60 yıldır insanlar Amerikan ambargosundan bunalmış.

Doktorlar, tezgahtar ve garsonlarla aynı Küba parasını almaktadır.

Doktorlar, tezgahtar ve garsonlarla aynı maaşı almaktadır.

Ülkede çalışan bir doktor bizim paramızla aylık ortalama 100 lira maaş alırken, bir tezgahtar ya da garson da aynı maaşı almaktadır. Düşünün siz uzman bir doktor olabilmek için neredeyse ömrünüzün üçte birini feda ediyorsunuz, diğer kişinin ise böyle bir endişesi bulunmuyor. Nedeni ise okuyanın da okumayanında çalışması durumunda aynı ücreti alacak olmasıdır.

1.5 litrelik şişe su yaygın olarak ortalama 8-9 lira civarı, bebek maması 13-14 lira, 1 litre benzinse 7-8 Türk lirası civarındadır. Restoranlar da ise 1 porsiyon yemek 15 Euro civarındadır. Yani Kübalı bir aile bir akşam yemeğe çıktığında aldığı tüm maaşla 1.5 porsiyon yemek yiyebilmektedir.

Evet, sosyalist devlet herkese kafasını sokabilecek bir yer, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti sağlamaktadır. Elektrik ve su bedavadır. Herkese düzenli aralıklarla süt, pirinç, fasulye ve et gibi temel gıdaları dağıtmaktadır. Ama Küba devletinin yardımları ortalama bir ailenin temel ihtiyaçlarının sadece %40'ına yetmektedir. İnsanlar geri kalan ihtiyaçlarını kendi kazançlarıyla karşılamaları gerekmektedir.

Ekonomik kriz birçok insanı Fidel Castro'dan soğutmuştur.

Ekonomik kriz birçok kişiyi Fidel Castro'dan dahi soğutmuştur.

Küba'da hayat kadınları da bulunmaktadır. Söylendiği gibi Küba'nın sokaklarında her yerde dans eden insanlar yoktur, ne yazık ki her yerde salsa yapılmamaktadır. Dans eden ve müzik yapan insanlar, sadece gelen turistlerden para alabilmek için bunu yapmaktadır. Çünkü devletten aldıkları 20 dolarlık maaş, geçinmelerine yetecek kadar değildir.

Küba halkı, başına bir şey gelmesinden korktuğu için bu konular hakkında konuşmak istememektedir. Ekonomik kriz kimilerini efsane lider Fidel Castro'dan dahi soğutmuştur. Ancak devrimin en önemli isimlerinden olan Che Guevara'ya olan sevgileri hiçbir zaman azalmamaktadır. Aksine Che tüm Kübalıların öz evladı gibidir.

Diğer taraftan herkesin bir hafta 5 gün, diğer hafta 6 gün olacak şekilde full mesaili çalışması beklenmektedir. Bunun karşılığında aylık 100 TL civarında maaş ödenmektedir.

Kübalılara yoksul demek uygun olmuyor, ancak şu da bir gerçek ki şartlar uygun değil. Hayat pahalı ve herkes ek iş peşinde koşuyor. Öyle ki birçok ev hapşırsan yıkılacak kadar bakımsız gözüküyor. Evlerin içindeki mobilyalar 30-40 senelik, bazı evlerde sıcak su dahi yok. Her ne kadar devlet bazı gıdaları dağıtsa da Küba'da hayat bazı avrupa ülkeleri gibi pahalıdır.

Ülkede sanayileşme olmadığından bisküviye kadar her şey ithal edilmektedir.

Küba'da devletin ortak olduğu hayvanları kesmek yasaktır.

Devletin ortak olduğu hayvanları kesmek yasaktır.

Ekonomik sıkıntılardan biri de devletin her şeye ortak olmasıdır. Mesela çiftçisiniz 3-5 dalınız var, yiyecek bir şeyiniz yok ve hayvanlarınızdan birini kesmek istiyorsunuz. Ama kesemiyorsunuz, çünkü devlette o hayvan üzerinde hak sahibi. Yani 100 lira ile geçinebilmek tamamen ihtimal dışı gibi görünüyor.

Kübalılara hayatınızdan memnun musunuz diye sorulduğunda yaşamlarını başka ülkelerle mukayese edemediklerini belirtiyorlar. Zira hiçbiri yurt dışına çıkmamış. TV yayınları ve internette bu anlamda yetersiz. İnternete bağlanılsa bile girilebilecek çok fazla seçenek yok, çünkü birçok site engelli. Fakat 2012'de hayal bile edilemeyen bir gelişme oluyor ve 50 yıldır süregelen seyahat yasağı kaldırılıyor.

Daha önce sadece akademik, sanat ve müsabaka gibi görev amacıyla gidilebiliyordu. Artık Kübalılar yurt dışına çıkabiliyor. Bunun için gideceği ülkeden bir davet mektubu alması gerekiyor. Ülke içinde kalmaları konusunda eskisi kadar baskı olmasa da ülke dışına çıkma şartları yine de ağar.

Küba'da insanların yine işle bağlantılı olmadığı sürece otelde kalmak gibi bir şansı yok. Çünkü maddi açıdan buna ayırabilecekleri bir bütçeleri de mevcut değil. Bu sebeple Fidel Castro durmak yok, yola devam diyor ve yeni evlenenler için ortaya bir fikir atıyor. Yeni evlenenler 2 gün otelde kalma şansına, odalarda bulunan soft içeceklere ve 1 adet pastaya erişim hakkına sahip oluyorlar.

Devletten balayı paketi kıyağı gibi düşünün, ancak bazı Kübalılar bu işi fırsat bilip aynı hizmeti birkaç kez alabilmek için defalarca evlenip boşanmaya başlayınca bu sistem kaldırılıyor.

İnternetin saat başı kullanım ücreti 8 euro civarındadır.

İnternetin saat başı kullanım ücreti 8 euro civarındadır.

Küba'da neler yok diye sayacak olursak, onca yoksulluk varken suç yok, hırsızlık yok, kadın cinayeti yok, şiddet yok. Olanlar ise hayranlık duyulacak cinsten. Eğitim, sağlık gibi alanlarda dünyanın birçok ülkesine fark atıyor. Suç oranı %5'i bulmuyor.

Küba'nın eğitim sistemi çok övülüyor ve okuma yazma oranının oldukça yüksek olduğu belirtiliyor.

Turistik olarak gelen birisi birçok yerde rengarenk üniformalarıyla okul öğrencilerini görecektir. Öğrenciler dönemine göre giyilen bordo, lacivert ya da kahverengi renkli tertemiz üniformalarla ortalıklarda dolaşıp duruyorlar. Buraya kadar her şey güzel görünüyor. Peki ya sonrası?

Halkın bilgi edinme özgürlüğü kısıtlandığından ve olanaksızlıklardan dolayı ilk öğrendikleriyle kalıyorlar. Okuma yazma oranı yüksek olabilir ama sonrasında okunacak kitap yok, dergi yok ve gazete yok. Dolayısıyla eğitim hayatı bittikten sonra okuyanda yok. İnsanlık tarihinin en önemli aracı internet, varla yok arası. Telefonla bağlanmak hemen hemen mümkün değil. Sadece otellerde internet var, o da sadece lobi bölümünde bulunuyor.

İnternete erişmek ise hayli pahalı 1 saati 8 Euro civarı.

Kübalıların evinde internet ise yok gibi. Çok özel izinlerle bağlatanlar olduğunu biliyorum ama oda 56 KB hızında. Yani 1 e-maili bile 5-10 dakikada almak anlamına geliyor.

En önemli ihraç mallarından biri doktorlarıdır.

Küba'nın en önemli ihraç mallarından biri doktorlarıdır.

Dolayısıyla devlet çocuklara temel eğitimde ne veriyorsa onunla yetinmek zorunda kalıyorlar. Çocuklar tek tip vatandaş şeklinde yetişiyorlar, vatandaşlarının büyük kısmı bilgisiz durumda. Dünyanın geri kalanından ve oradaki bilgilerden bir haber yaşıyorlar.

Küba ile ilgili belki de en önemli konuya gelelim. Küba'da tıp gerçekten muazzam. Halkın tamamı bedava bir sağlık sisteminin şemsiyesi altında, Kübalılar için her türlü tedavi parasız. Ambargo altındaki Küba hem ambargo hem de parasızlık nedeniyle ilaç ve ekipman ithal edemeyince mecburen kendi sağlık sistemini geliştirmek zorunda kalmıştır. Sovyetlerin de yardımıyla tıp fakülteleri kurmuşlar.

Sovyetler'de eğitilen ilk doktor jenerasyonundan sonra Küba'da doktor yetiştirmeye başlamışlar. Bu doktorlar hem yardım hem de gelir maksadıyla özellikle Afrika ülkelerine çalışmaya gitmişler. Orada tecrübe kazandıktan sonra ülkelerine geri dönmüşler. Arkasından bu bir gelenek haline gelmiş ve Küba'nın en önemli ihraç mallarından biri doktorları olmuş. Binlerce Kübalı doktor dünyanın en ücra köşelerinde hizmet veriri hale gelmiş. Küba'da 20 dolar kazanan doktorlar, yurt dışında bunun epey üzerinde para kazanınca doktorluk mesleği çok tercih edilen bir meslek haline dönüşmüş.

Küba doktorlarına para vermese de gözü gibi bakmaktadır. Yurt dışındaki doktorlara eve dönünce yaşamaları için özel siteler yaptırmış. Özellikle kanser konusunda şuanda dünyanın en ileri ülkelerinden biri Küba'dır. Öyle ki bazı kanser türlerinde çok başarılı sonuçlar elde etmişlerdir. Mesela kemik kanserinde oldukça iddialılar, en iyisi olduklarını söylüyorlar. Peki kanser ilacı yapmak nasıl gelişti diye sorarsanız o da zorunluluktan olmuş.

Pahalı kanser ilaçlarını ithal edemediklerinden yapmaya başlamışlar.

Küba tedavi hizmetini yabancılara da sağlamaktadır. Daha çok yabancılara hizmet veren 2 hastaneleri bulunuyor. Burada dünyanın dört bir yanından gelmiş kanser hastaları tedavi oluyor, Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen bile var. İlaçların büyük bir bölümünün kimyasal değil, doğal olduğu söyleniyor.

Dünyanın en kaliteli Rom'u Küba'da üretilmektedir.

Dünyanın en kaliteli Romları Küba'da üretilmektedir.

Tarıma gelirsek eğer, tarımsal üretimin kısıtlı olduğunu söyleyebilirim. Şeker kamışından hem şeker hem de rom üretiyorlar. Büyük ihtimalle dünyanın en kaliteli Rom'ları Puro ile birlikte Küba'da üretiliyor. Ürettikleri Rom'u kadına benzetiyorlar. Hem güzel hem güçlü hem keyif veren hem baş döndüren hem erkekleri süründüren şey kadındır diyorlar.

Başkent Havana'da geçmişi 16. yüzyıla dayanan bir su sistemi var, ama artık kullanılmıyor. Çünkü buraya kaynak olan su kirlenmiş. Sanayi filan yüzünden değil, dini nedenlerden olmuş.

Küba'da 2 din çok yaygın biri Hristiyanlık diğeri de Santeria.

Suyu bu Santeria dinine mensup olanlar kirletmiş. Tanrılara adak diye ne buldularsa ne kesip doğradılarsa bu suya atmışlar, sonunda su kullanılamaz hale gelmiş.

Puro, Kübalıların en önemli geçim kaynaklarından biridir.

Puro, Kübalıların en önemli geçim kaynaklarından biridir.

Ve geçelim Puro meselesine. Gerçekten de Puro, Küba'nın hem en önemli ihraç ürünü hem de gurur kaynağı. Bu gurur haklı bir gurur, çünkü orta Amerika'nın hemen her yerinde Puro üretiliyor. Ama pek azı Küba purolarının lezzetine erişebiliyor. Sokak aralarında kolunuza girip puro ister misin diye soranların sattığı purolar, ucuz ama hepsi talik ve sahte. Pahalı markaların etiketlerini yapıştırdıkları ev yapımı purolar.

Gerçekten iyi purolar ise otellerde, mağazalarda veya turistik tesislerde satılıyor. Ancak fiyatları çok pahalı. Pahalı derken Küba'ya göre değil, her yere göre pahalı. Mesela Avrupa'da bir puro dükkanından ya da İstanbul free shopunda 180 Euro'ya alabileceğiniz bir kutu puro, Küba'da aynı paralara satılıyor. Hatta bazı yerler de biraz daha pahalıya satılıyor.

Havaalanında Küba'dan sadece 25 adet puro çıkarabileceğinizi de unutmadan hatırlatayım.

Küba'da hala 1959'dan kalma Amerikan arabaları kullanılmaktadır.

Ülkede hala 1959'dan kalma Amerikan arabaları kullanılmaktadır.

Küba denince akla gelen ilklerden biri de eski Amerikan otomobilleridir. 1959'da Amerika'lılar ülkeden gönderilince otomobilleri bırakıp gitmişler. O otomobiller hala yollarda yani en iyisi 1959 model. Kimileri yenilenmiş gıcır gıcır kimileriyse dökülüyor, ama hala yürüyor.

Olumlu ve olumsuz yönlerini karşılaştırınca yaşamak ister misiniz bilmiyorum ama Küba her şeye rağmen gidilesi görülesi bir yer. Çok iyi insanların yaşadığı, tüm sıkıntılarına rağmen güler yüzlü olmaya çalıştığı, özellikle turistlerin el üstünde güvenlik sorunu olmayan bir ülke. Eski Amerika başkanı Obama'nın ziyaretinden sonra az da olsa turizmde arttır olmuş.

Küba'yı ise nasıl bir geleceğin beklediğini kimse bilmiyor, ülke tam bir dönemecin eşiğinde. Devrim öncesi olduğu gibi Amerika Birleşik Devletleri'nin arka bahçesi, kumar oynadığı eğlendiği bir tatil beldesi mi olacak yoksa hem kalkınan hem de sosyal adaleti sonuna kadar koruyabilen eşsiz bir örnek mi?

Bekleyip göreceğiz...