Güneş dünyamızın ve güneş sistemimizin kalbidir. Her gün onun battığını ve doğduğunu görürüz. Yaydığı ışık ve enerji dünya üzerindeki hayatın var olmasını sağlamaktadır. Öyle ki dünyamızdaki yaşamın sonu ve sınırı, güneşin davranışlarına bağlıdır. Peki bilinmeyen bir güç, güneşi ortadan kaldırırsa ne olur? Yaşam olur muydu, ne yapardık, etkileri ne olurdu, insanlar nasıl yaşardı, dünya nasıl olurdu maddeler halinde anlatacağım. Eğer siz de güneş olmasaydı ne olurdu sorusunun cevabını merak ediyorsanız, bu yazımı kesinlikle okumalısınız.

Güneş kaybolunca çekim etkisi yok olacağından dünya uzay boşluğuna savrulacaktır.

Güneş kaybolunca çekim etkisi yok olacağından dünya uzaya savrulacak...

Orta büyüklükte bir yıldız olan güneş içinde bulunduğumuz güneş sisteminin %99,8'ini oluşturur. Geriye kalan %0,2'lik yüzde ise dünyada dahil olmak üzere güneşin çevresinde dolanan gök cisimlerine aittir. Yani güneş sahip olduğu kütle ve çekim gücü sayesinde tüm güneş sistemini bir arada tutar.

Güneş ortadan kaybolunca dünyanın güneş çevresinde dönmesini sağlayan çekim etkisi de yok olacağından, dünyanın dairesel olan yörüngesi güneş kaybolduğu andan itibaren hangi doğrultuda ise o yöne doğru hareketini düz bir biçimde sürdürecektir. Yani dünyamız güneş kaybolduğunda hangi yöne doğru ilerliyorsa o yine de doğru düz bir biçimde ilerleyecektir.

Samanyolu galaksisinin içinde düz bir doğrultuda binlerce kilometrelik bir hızla yol almaya başlayacak olan gezegenimiz, bu ilerleyişini daha büyük bir gök cisminin çekim etkisine girene kadar ya da bir yıldızla karşılaşıp onun yörüngesine girene kadar sürdürecektir. Ayrıca güneş yok olduğu anda yönümüz ve hızımı değişmediği için herhangi bir savrulma ve yıkımda yaşanmayacaktır.

Hatta bu yolculuk sırasında herhangi bir gök cismine veya başka bir yıldıza çarpma ihtimalimiz de oldukça düşüktür. Bu arada şunu belirtmeliyim, kütle çekim etkisinin tıpkı ışık gibi saniyede 300 bin kilometreyle yayıldığı düşünülüyor. Bu da şu anlama geliyor, güneş aniden ortadan kaybolduğunda üzerimizdeki kütle çekim etkisinin ortadan kalkması 8 dakika kadar bir süre alacaktır.

Güneş yok olduğunda 8 dakika sonra her yer zifiri karanlığa bürünecektir.

Güneş yok olduğunda 8 dakika sonra her yer karanlığa bürünecek...

Güneş ortadan kaybolduğunda dünya 8 dakika kadar olduğu yörüngede ilerlemeye devam edecek, fakat kütle çekim etkisi ortadan kaybolduğunda az önce bahsettiğim senaryo yaşanacaktır ve dünya düz bir doğrultuda Samanyolu galaksisinin derinliklerine doğru yol almaya başlayacaktır.

Güneş yok olduğunda yaşanacak bir diğer olay gün ışığının kaybolması olacaktır. Güneş ortadan kaybolduktan sonra 8 dakika daha ışık almaya devam edeceğiz. Ancak 8 dakika sonra her yer karanlığa bürünecektir.

Peki neden 8 dakika sonra?

Güneşten çıkan fotonun, ışık parçacığının dünyaya ulaşması 8 dakika sürmektedir. Bu yüzden güneş kaybolduğunda biz bunu ancak 8 dakika sonra anlayabiliriz. Güneşin gitmesiyle dünyanın gündüz tarafında olanlar için gökyüzü aniden kararacaktır, gece tarafında olanlar ise ayın aniden kaybolduğunu görecektir. Çünkü ay'da bize güneş ışığını yansıtmaktadır. Dolayısıyla güneş olmazsa ayı'da göremeyiz.

Jupiter, Mars, Moon, Venus ve Saturn gibi birçok gezegen 50 dakika sonra görülemeyecektir.

Jupiter, Mars gibi birçok gezegen 50 dakika sonra dünyadan görülemeyecek...

Bu arada güneş bir anda ortadan kaybolsa ve ortalık kararsa bile gökyüzündeki yıldızlar dünyadan daha rahat görülemeyecektir. Zira elektrik şebekeleri çalışmaya ve sokak lambaları şehirlerde ışık kirliliğine sebep olmaya devam edecektir. Tüm bunlar yaşanırken Jupiter, Mars, Moon, Venus ve Saturn gibi gezegenleri 50 dakika daha görmeye devam edeceğiz.

Sadece 50 dakika daha...

Yaklaşık 50 dakika sonra onlarda güneş ışığı alamayacağı için bize ışık yansıtamayacaklardır. Jupiter 50 dakika sonra, Saturn ise 80 dakika sonra gökyüzünde görünmez hale gelecek ve onları bir daha asla göremeyeceğiz.

Fotosentez yapamayan tüm bitkiler ölecektir.

Fotosentez yapamayan tüm bitki türleri ölecek...

Güneşin yokluğunda dünyamız ışık ve ısı kaynağından yoksun hale düştüğü için yavaş yavaş soğumaya başlayacaktır. Fakat bu soğuma çok ani bir biçimde olmayacaktır. Sıcaklığın sürekli düştüğünü gün gün yavaşça hissedeceğiz. Bununla beraber yaşayabilmek için güneş ışığına bağımlı olan bitkiler fotosentez yapamayacak hale geldikleri için birkaç gün içinde ölmeye başlayacaklar ve yaklaşık 1 hafta 10 gün içinde tamamen yok olmuş olacaklardır.

Mantarlar ise fotosenteze ihtiyaç duymadıkları için ve yeryüzü henüz donmadığı için bir süre daha yaşamaya devam edecektir.

Bunlar yaşanırken insanlar acil tedbirler almaya başlayacaklardır.

Jeotermal suların bulunduğu yerlere korunaklı şehirler inşa yapılacak...

Jeotermal suların bulunduğu yerlere korunaklı şehirler inşa edilecek...

Güneşin yokluğunu gören yetkililer çok hızlı bir şekilde sıcak jeotermal suların bolca bulunduğu İzlanda gibi yerlere korunaklı şehirler inşa etmeye başlayacaklardır.

Kendi elektriğini üretebilen ve ısısını sağlayabilen bu jeotermal kentler, geçici ama uzun yıllar insanların yaşaması için yeterli olacaktır. Fakat insanların büyük bir kısmı yer ve kaynak sıkıntısı nedeniyle bu yapılarda yaşama şansı bulamayacaklardır. Çoğumuz elimizde olanlar tükendikten sonra soğuktan, susuzluktan ve açlıktan birkaç ay içinde ölmüş olacağız.

Bu arada yeryüzü yavaşça soğumasını sürdürüyor olacaktır ve yaklaşık 1 yıl sonra yüzey sıcaklığı -100 santigrat derece civarına düşmüş olacaktır. Bu sıcaklıkta atmosferde bulunan tüm karbondioksit donacak ve atmosferimiz saf hali ile bitki yaşamına izin veremez hale gelecektir. Yani jeotermal kentlerde yaşayan insanlar yiyecek ve bitki yetiştirmek için aynı zamanda karbondioksitte üretmek zorunda kalacaktır.

Okyanuslarda yaşayan birçok balık açlıktan ölecektir.

Okyanuslarda yaşayan balıkların nesli tükenmiş olacak...

Okyanuslarda ise tam bir karmaşa olacaktır. Çünkü güneş ışığına bağımlı olan algler öldüğü için okyanusların besin zinciri kesintiye uğrayacak ve alglerle beslenen canlılar ölecektir. Dolayısıyla bu canlılarla beslenen diğer küçük canlılarda ölecektir ve o küçük canlılarla beslenen küçük balıklar öldüğü için daha büyük balıklarında nesli tükenmiş olacaktır.

Özetle okyanusların ilk 1 kilometrelik derinliğine kadar yaşayan tüm canlılar yok olacaktır. Bu koca okyanuslarda geriye sadece zor koşullarda yaşayabilen birkaç bakteri türü kalacaktır.

Birinci yılın sonuna doğru geldiğimizde düşen sıcaklık nedeniyle denizlerin ve okyanusların buz tutmaya başladığını göreceğiz. Gün geçtikçe daha da kalınlaşan ve yüzlerce metre kalınlığa ulaşan bir buz tabakası tüm okyanusların üzerini kaplayacaktır.

Okyanusların derinliklerindeki jeotermal bacaların çevresinde yaşayan canlılar için ise pek bir şey fark etmeyecektir. Zaten onlar hiçbir biçimde güneş ışığına bağımlı olmadıkları için hiçbir şeyin farkında olmadan buralarda yaşamlarına devam edeceklerdir.

Dünyanın çekirdeği milyarlarca yıl daha sıcak kalmaya devam edeceği için, jeotermal bacalar hep var olacaktır ve bu canlıların yaşam alanları hiçbir şekilde zarar görmeyecektir.

Tüm okyanusların yüzeyi 1 kilometre kalınlığında buzla kaplanacak...

Okyanusların yüzeyi 1 kilometre kalınlığında buzla kaplanacak...

Okyanus yüzeyinin buz tutmaya başlamasından birkaç yıl sonra ise buz kalınlığı 1 kilometrenin üzerine çıkmış olacaktır. Ancak okyanusların derin bölgeleri, dünyanın çekirdeği sayesinde her zaman sıvı kalmaya devam edecektir. Zaten bir süre sonra okyanus yaşamı sadece jeotermal sıcak su bacalarının çevresiyle sınırlı olacaktır.

10 yıl içinde okyanuslarda bunlar yaşanırken, dünyanın genelindeyse sıcaklık -250 santigrat dereceye kadar düşecektir ve bunlar sadece 10 yıl içerisinde yaşanacaktır. -250 santigrat derecede atmosferin neredeyse tamamını oluşturan azot ve oksijen donarak yeryüzüne kar şeklinde yağmaya başlayacaktır.

Tüm bunlar yaşandıktan sonra dünya artık kilometrelerce kalınlıkta üstü azot, onun altında su buzuyla kaplı bir küreden ibaret olacaktır. Ayrıca bu sırada tüm karalar buzla kaplanmış, okyanuslar insanların erişemeyeceği kadar donmuş, göl ve nehirler yok olmuş olacağı için jeotermal kaynaklar çevresindeki korunaklı yapılarda yaşamlarını sürdürmeye çalışan şanslı insanlar, daha büyük projelere girişmeleri gerektiğini fark edeceklerdir.

Dünya buzdan bir küreye dönüşecek, ama içinde insanlar yaşamaya devam edecektir.

Dünya buzdan bir küreye dönecek, ama insanlar yaşamaya devam edecek...

Bu farkındalık sonucu yeryüzünün derinliklerine artan sıcaklıktan faydalanabilmek için yüzlerce hatta binlerce metre derinliklerde tünel ağlardan oluşan şehirler inşa edilecektir. Böylece insanlar enerjilerini yer kabuğunun derinliklerindeki sıcak magmadan sağlayarak, bu şehirlerde yaşamlarını binlerce hatta milyonlarca yıl boyunca sürdürebileceklerdir. Magmanın ısısı sayesinde elektriklerini üretip aydınlanabilecek, soluyacak hava üretebilecek, bitki ve hayvan yetiştirebilecektir.

Bir süre sonra tünel şehirlerde bu yaşam insanlar için normal hale gelecektir. Hatta belki nesiller sonra dünya yüzeyinde yaşadığımız bile unutulup gidecektir. İnsanlık eğer başarabilirse yer altı şehirlerinde milyonlarca hatta belki milyarlarca yıl boyunca hayatta kalabilecektir. Ancak bunu başarmak hiç de kolay olmayacaktır.

Yer altında geçen binlerce, milyonlarca yıl içinde eğer insanlık uzay teknolojisi alanında ilerleyebilirse belki birgün dünyanın yakınından geçtiği bir yıldızın çevresindeki uygun şartlara sahip bir gezegene taşınarak bugünkü normal hayatına geri dönebilirler. Fark ettiğiniz gibi güneşin yok olması insanlığın ve hayatın yok olması değildir. Çok zor zamanlar geçirecek olsak da şanslı olanlarımızın hayatta kalabilme ihtimalleri vardır. Tabi okyanuslarda jeotermal bacalarda yaşayan canlılar, hala hiçbir şeyin farkında olmadan yaşamlarına devam edeceklerdir.

Biz dünyadan gitsek bile!