Çitalardan gergedanlara, devasa su aygırlarından vahşi kaplanlara kadar birçok yabani hayvan evcilleştirilemeye çalışılmış, fakat çoğunlukla başarılı olunamamıştır. Zira evcilleştirilemeyen bu hayvanların ortak bazı benzer yanları bulunmaktadır. Dik başlı olmaları, baskın karakter yapıları ve agresifleşebilen tabiatları ile bu hayvanlar, evcilleştirilemez olduklarını ispatlamıştır. Eğer bu ilginç hayvanlar ve özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, sizler için hazırladığım bu yazımdan yararlanabilirsiniz.

Afrika'da 2, Güney Asya'da ise 3 çeşit gergedan türü yaşamaktadır.

1 - Gergedanlar

Afrika'da 2, Güney Asya'da ise 3 çeşit gergedan yaşamaktadır. Fakat nerede olurlarsa olsunlar bu hayvanlar her zaman doğanın baskın üyelerinden biridir. Ağırlık olarak 1 tona kadar çıkabilir. Aynı zamanda bu hayvanlar her ne kadar otçul canlılar olsa da oldukça hırçın olabilirler ve hayatta kalabilmek için dövüşmekten çekinmezler. Bu doğası göz önünde bulundurulacak olursa gergedanların bırakın evde bakılmayı asla evcilleştirilemeyecekleri dahi söylenebilir.

İnsanları hiçbir zaman sürülerinin bir üyesi olarak kabul etmeyeceklerdir. Bu yüzdende çok fazla yakınına yaklaşacak herhangi biri için oldukça ölümcül bir tehlike arz edeceklerdir. Ayrıca hamilelik dönemlerinin 450 gün sürdüğü ve yetişkinliğe 12 yıl sonrasında ulaşabildikleri gerçeğini de bu bilgilere ilave edersek, birgün evcilleştirilebilseler dahi istenilen davranışların ortaya çıkarılabilmesi büyük ihtimal yıllar alacaktır.

Zira genelde evde bakılan hayvanlar, 1 yıldan kısa süre içerisinde doğum yapan ve birkaç senesinde olgunluğa ulaşan hayvanlardır. Bununla beraber bir şekilde evcilleştirilebilmiş gergedanlarla ilgili ilginç hikayelerde var.

Bir tanesinin 16. yüzyılda bugünkü İstanbulumuzda savaş gergedanı olarak kullanıldığına dair kanıtlar mevcuttur. Kim bilir belki de sahip oldukları farklı doğası insanların avantajına kullanmayı başarmışlardı. O hayvan sahibine itaat etmeyi tercih eden uysal bir gergedan mıydı yoksa saldırganları caydırmak amaçlı söylenegelmiş bir hikaye mi orası belli değil tabi ki.

Vahşi bir kaplan tamamen evcilleştirelemez, bu gerçekten de imkansızdır.

2 - Kaplanlar

Kaplanlar oldukça büyük ve güçlü kedilerdir. Onları tamamen evcilleştirebilmek gerçekten de imkansızdır. Bunun en geçerli nedenlerinden biri de agresif mizaçları ve yeme alışkanlıklarıdır. Biliyorsunuz ki en yırtıcı etçillerden biridir kendileri. Bu büyük kediler, yeme alışkanlıklarından dolayı bir evde bakılamazlar. Çünkü yiyecek ihtiyaçları gerçekten düşünebileceğinizden çok daha fazladır.

Onun için ne zaman tam olarak doyduklarından asla emin olamazsınız. Düşünsenize ya bir gün çok ama çok aç olurlarsa ne olur? Dahası bu hayvanlar oldukça bölgesine düşkün hayvanlardır. Ki vahşi hayatta bölge derken çoğunlukla 65 kilometre boyunca işaretlenmiş bir alandan bahsediyorum.

Bu yüzden daha küçük bir alanda tutuldukları zaman mutsuz olacak ve baskın olabilmek için kavga etmeye başlayacaklardır. Diğer bir noktaysa onların doğuştan şiddet içeren doğalarıdır. Yani bizler insanlar olarak hiçbir zaman onların çok yakınına yaklaşabilme lüksüne sahip olamayacağız. Hatta öyle ki en evcil olduğu farz edilen kaplanlara bile oldukça dikkatli bir tavırla yaklaşılmalıdır.

Kişiler kaplanın üzerinde ne kadar kontrolü olduğunu düşünürse düşünsün yine de karşıdakinin hala yabani bir hayvan olduğu ve her an saldırabileceği gerçeği unutulmamalıdır. Öyle ki bu hayvanlar oldukça öngörülemez tavırlara sahiptir. Bakıcıları her yıl her günlerini onlara ayırsalar bile yine de kaplanları tarafından sıkla hırpalandıkları haberlerine rastlıyoruz. Yani bu türün asla başka bir canlıya kendi üzerinde tam kontrol veremeyeceğini bilmelisiniz.

Bu hayvanlara istenen tür özellikleri aktarmaya çalışan bakıcılar, zamanla bu umutlarından vazgeçmiş ve kaplanların evcilleştirilemeceği gerçeği sonunda herkes tarafından kabullenilmiştir.

Yaşayan 12 gerçek tilki türü vardır, zaman zaman benzer bazı türlerle karıştırılmaktadır.

3 - Tilkiler

Bir hayvana evde bakabilmek için sağlanması gereken ilk şey hayvanın evcilleşebilir olmasıdır. Ki tilkilerin neden evde bakılamayacağı sorusunun cevabını direkt veren nedende budur. Günümüzde yaşayan 12 gerçek tilki türü vardır, 25 tane başka türden canlıda zaman zaman tilki sınıflandırmasına dahil olabilmektedir. Mesela kızıl tilki, cüce tilki ve kart tilkisi gibi.

İnsanlar uzun bir dönem boyunca bu hayvanlara evde bakabilmek istemişlerdir. Evcil hayvan olarak tilki besleyen insanlarsa onların asla dinmek bilmeyen çılgın inatçı kişiliklerinden bahsederler. Her ne kadar evcilleştirilmeye çalışılsa da en sonunda galip gelen yine tilkiler oluyor. Tabi bu insanların ısrarla şanslarını denemedikleri ve denemeyecekleri anlamına gelmiyor. Öyle ki yapılan bir evcilleştirme deneyi diğer girişimlerden daha başarılı olmuş ve ortaya dünyadaki tek evcil tilki türü çıkarılmış.

Bu deney 1950'li yıllarda Sovyet Rusya'da gümüşi siyah tilkilerin seçilerek üretilmesiyle başlamış. Bu çalışmalarla tilkilerin evrimsel geçmişi hakkında genişçe bilgi ağına ulaşılabilmiş ve evcilleşmenin hayvanları en basit düzeyde nasıl değiştirdiğini görme fırsatı yakalanmıştır.

Sonuç olarak üç kuşak içinde saldırganlık ve korkuyla kaçınma tepkilerinin ortadan kalkmaya başladığı bilgisine ulaşılmıştır. Dördüncü jenerasyonla beraberse tilkiler daha çok köpekler gibi davranmaya başlamıştır. Çok ilginç bir bilgi değil mi? Ancak böylesi bir ilerlemeye rağmen, çalışmalar hala tam olarak tamamlanmadı ve henüz tilkiler evcilleştirilebilmiş değil. Bakalım zaman bizi nasıl şaşırtacak.

Yetişkin bir çita dakikada 2 kilometre koşmaktadır, dünyadaki en hızlı canlılardan biridir.

4 - Çitalar

Binlerce yıl öncesinde tasmalı bir şekilde de tasvir edilmiş olan çitalar, tarihte oldukça önemli rol oynamışlardır. Antik Mısırlılar bu hayvanların öldükten sonra ruhlarını taşıdıklarına inanıyorlardı. Hatta öyle ki tarihte insanların çitaları ceylan, tilki ve yabani tavşan avlamak adına kullandığına dair kanıtlar dahi mevcuttur.

İnsanların yanı başında görev aldıkları anlatılan bu hayvanların günümüzde hiçbir şekilde evcilleştirilememiş olması aslında bir hayli şaşırtıcıdır. Gerçek şu ki bu yabani hayvanlar asla doğalarından uzaklaşmıyorlar. Yalnızca özgürlükleri kısıtlandıklarında baskılanabiliyorlar o kadar. Evde bakılabilmek için türlerin daha sakin bir tabiata ulaştırılması gereklidir. Çitaların sorunu da zaten tam olarak budur.

Asla özgürlüklerinin ellerinden alınmasına katlamazlar ve bu şekilde bakılmak istemezler. Onlar sadece vahşi doğada mümkün olabilecek bir kur yapma şekline sahiptirler. Süreç şöyle işler; dişiler erkek çitaları baştan çıkarırlar ve sonra birkaç gün boyunca aktif olarak etkileşmeye devam ederler.

Bunlar göz önüne alındığında evde bakılabilmek için gerekli şartların asla sağlanamayacağı sonucuna varılabilir. Zira alan ve mahremiyet onlar için önemlidir.

Dünyada sadece 8 çeşit ayı vardır ve bunlar dünyanın her yerine yayılmıştır.

5 - Ayılar

Dünyada sadece 8 çeşit ayı vardır ve bunlar dünyanın her yerindedir. Kuzey Amerika'dan Güney Amerika'ya tutunda Avrupa'dan Asya'ya kadar her yerde. Bu hem etçil hem otçul ve inanılmaz kuvvetli olan hayvanlar, eğer gerçekten evde bakılabilseydi paha biçilemez bir şey olurdu. Fakat ne yazık ki ayıların doğası gereği bu hayalimizi sonuçsuz kılabilecek pek çok olumsuz özelliği vardır. Öyle ki hayvanların evde bakılabilmesi için belli özelliklere sahip olması gereklidir ve ayılarsa bu özelliklerin neredeyse hiçbirine sahip değildir.

Daha net anlaşılması için ilk olarak yeme miktarından bahsetmeliyiz. Ayıların hayatta kalabilmeleri için çok fazla et yemesi gerekir. Böyle bir şeyi insanlarla yaşadıkları sürece yapmaları mümkün olmayacaktır tabi. Tıpkı gergedanlar gibi ayılarında doğum ve gelişim süreleri oldukça uzundur. Ki bu da yine istenen davranışların yerine oturabilmesi için uzun süreler boyunca beklenmesi gerektiğine anlamına gelir. Aynı zamanda esaret altında yaşamak da hiç onlara göre değildir.

Ayılar oldukça başlarına buyruk hayvanlarıdır.

Bu yüzden de çok fazla ayıyı bir arada tutmak iyi bir fikir değildir. Ayrıca bir arada üredikçe, nüfus olarak attıklarından insanları baskın bir otorite olarak görme bilinçleri kaybolacaktır. Ne yazık ki bu hayvanlar yıllarca sirk ve hayvanat bahçesi gibi yerlerde esaret altında tutulmuştur ve hala da tutulmaktadır. Fakat aslında ayılar etrafta aylak aylak dolaşmalıdır ve vahşi doğadan başka bir yerde yaşamamalıdır.

Yunus balığı dünyadaki en zeki canlı türlerinden biri olarak bilinmektedir.

6 - Yunuslar

Yunuslar dünyadaki en zeki türlerden biri olarak bilinirler. Yani muhtemelen diğer hayvanlara göre yunusların çok daha kolay evcil hayvan olarak eğitilebileceğini düşünmüşsünüzdür. Ancak gerçekliğin bununla yakından uzaktan alakası yoktur. Bir kere zaten en büyük ve ilk sorun, yunusların okyanuslarda yaşadığı gerçeğidir. Biz insanlarsa karada yaşarız, o yüzden atlar ya da köpekler gibi yakınımızda barınmaları imkansızdır. Bununla beraber biz insanlar yine de yunusları bir akvaryuma ya da havuza kapatıp onlara numaralar öğretiyoruz.

Buna rağmen bunun maalesef gerçek bir evcilleştirme durumuyla hiç alakası yok.

Evet yunuslar kesinlikle çok zeki yaratıklardır ama bu zekaları okyanuslar ya da hayatta kalmak içindir. Her ne kadar zeki primatlar gibi sembolleri anlama ve duygusal zeka gibi özelliklere sahip olsalar da komutlara uyma konusunda çok istekli oldukları söylenemez. Aynı zamanda alıkonulmaktanda kelimenin tam anlamıyla nefret ederler. Doğal olarak tabi!

Kısmen evcilleştirilebilir olduklarıysa asla bilimsel gerçeklere dayanan bir bilgi değildir. Kontrol altında tutularak yapılan yunus yetiştiriciliği ise seçici çiftleşmeye değil de şansa dayanıyor.

Yunuslar yine de esaret altında doğduktan sonra içgüdüsel davranış açısından vahşi doğadakinden farklı değildir. Ancak tarih boyunca köpeklerin evcilleştirilmesine yunuslardan daha çok vakit ayırdığımızdan böyle bir durum çok da sürpriz olmamalıdır. Tabi yunuslar üzerinde bu şekilde çalışmalar yapmak ne kadar etik o da tartışılır. Ayrıca onları evcilleştirebilmek için insanların neredeyse 7-24 çaba sarf etmesi gerekecektir. Ki bu kadarı da pek zevkli olmayacağından artık yunuslar hayatlarına aynı şekilde devam edeceklerdir.

Avustralya'da ortaya çıkan bir köpek türü olan dingolar yalnızca o kıtaya özgü hayvanlardır.

7 - Yaban Köpekleri

Avustralya'da ortaya çıkan bir köpek türü olan dingolar yalnızca o kıtaya özgü hayvanlardır. İnsanların yanında uzun süredir bulunmalarına rağmen dingolar, hala çiftlik hayvanlarını avlamaya devam ettikleri için çiftçiler açısından zararlı hayvanlar olarak görülmektedir. Yakın akrabalarının aksine bu tatlı hayvanlar garip bir şekilde hiç evcilleştirilmemiştir.

Her ne kadar grupça hareket etme ve artan yemekler de dahil olmak üzere memnuniyetle yemek gibi bir huyları vardır. Evde besleyebileceğiniz bir hayvan gibi evcil özelliklere sahip olsalar da ne kadar eğitirseniz eğitin, bir anda ortaya çıkan agresif tavırları onların bu konudaki en büyük eksilerinden biridir. Bu yüzden dingolar zamanla kötü bir şöhret kazanmış ve bir evcil hayvan yerine daha çok korkulması gereken bir tehlike olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

Bu köpek gruplarından bazıları insanlardan daha az korkmaya başladıkları için arsız bir şekilde yemeklerini çalar ve hatta ve hatta üzerlerine aniden saldırabilir. İşte bu nedenle kimse bu sevimli görünen ama içten içe ölümcül dahi olabilecek yaban köpeklerini evcil hayvanları olarak benimseyemiyorlar.