"Oldukça kaba ve vahşi bir ırk, çok acımasızlar. Ellerini uzatabilecekleri her yabancıyı öldürüyorlar." Bu sözler ünlü İtalyan gezgin Marco Polo'ya ait. Dünyanın en ilkel ve vahşi insanları olan Kuzey Sentinel Yerlilerini bu şekilde anlatmış. Ben de bu yazımda dünyaca ünlü İtalyan gezgin Marco Polo gibi Sentinel Yerlilerinden bahsedeceğim. Yüzyıllardır hiçbir medeniyetle bağlantı kurmayan, çağımızdan bir haber yaşayan ilkel ve vahşi bu insanların, neler yaptıklarını anlatacağım.

Andaman ve Nicobar'da Hint nufüsunun dışında yerli kabilelerde yaşıyor.

Andaman ve Nicobar adaları Hintliler dışında yerli kabilelere de ev sahipliği yapıyor.

Burası Hint Okyanusu'na bağlı Andaman ve Nicobar adaları. Adalarda Hint nüfusunun dışında yerli kabilelerde yaşıyorlar. Hatta yerli kabilelerin yaşamlarını gösteri izler gibi izlemek için özel bazı safariler bile düzenleniyor. Bu turlardan hiçbir gelir elde edemeyen yerli kabileler doğal olarak bu durumdan çok rahatsızlık duyuyorlar. Fakat aynı şartlar Kuzey Sentinel Adası'nda geçerli değil.

Kuzey Sentinel dünyadaki en tehlikeli adadır.

Uzaktan bakıldığında şirin, küçük bir ada gibi görünen bu yer aslında dünyadaki en tehlikeli adadır.

Uzaktan bakıldığında şirin ve küçük bir ada gibi görünüyor öyle değil mi? Aslında burası dünyadaki en tehlikeli ada olarak biliniyor. Çünkü bu küçük adanın kabileleri, diğer adalardan çok farklı. Buradaki Sentinel yerlileri dış dünyadan tamamen kopuk bir yaşam sürüyorlar ve hiçbir ziyareti de kabul etmiyorlar. Üstelik Sentinel yerlileri birkaç değil yüzyıllardır bilinen bir toplum.

Yerlilerin 60 bin yıl önce Afrika'dan göç ederek buraya yerleştiği düşünülmektedir.

1771 yılında İngiliz harita araştırmacısı Jon Ritchie, Kuzen Sentinel Adası'nda çok sayıda ışık gözlemlemiş ve Sentinel kabilesi bu şekilde keşfedilmiş. İngilizler 19. yüzyılda birkaç kez adanın yerlileriyle iletişim kurmayı deneseler de Sentinel yerlileri, farklı bir dil geliştirdikleri için bu mümkün olmamıştır.

Sentinel yerlileri, karaya oturan gemideki 106 kişiye saldırdı.

Adanın yerlileri Kuzey Sentinel Adası'nda kayalıklara oturan bir Hint ticaret gemisine saldırdı.

1867'de bir Hint ticaret gemisi yolunu kaybeder, Kuzey Sentinel Adası kayalıklarına oturur. Gemide bulunan 106 kişi sahile inerler, fakat hiç beklemedikleri bir şey olur. Adanın yerlileri gemiden kurtulan 106 kişiye saldırır ve adaya çıkmalarına izin vermezler.

En sonunda bir kraliyet donanması kazazedeleri kurtarır.

Maurice Vidal Portman ve ekibi, 6 Sentinel yerlisi yakaladı.

Maurice Vidal Portman ve ekibi, 1880 yılında 6 Sentinel yerlisini yakalayarak Port Blair'e götürdü.

1880'de Andaman yerlilerinin antropolojik araştırmalarından sorumlu Maurice Vidal Portman, birkaç Andaman yerlisiyle birlikte yerlileri ve geleneklerini araştırmayı ümit ederek adaya ayak basarlar. Ada da bir yol ağı ile terk edilmiş bir barınak bulurlar. Barınakta birkaç gün bekleyen Portman ve ekibi yaşlı bir çift ve 4 çocuk olmak üzere 6 Sentinel yerlisi yakalar.

Portman yerlileri incelemek üzere Port Blair'e götürür. Fakat kısa sürede yerliler ağır hastalanır ve yaşlı çift ölür. Çünkü 60 bin yıldır ada dışına çıkmayan yerlilerin bünyelerinin çağımızın virüslerine karşı bağışıklığı yoktur.

Bu şekilde yerlilerle bağlantı kuramayacaklarını anlayan Maurice Vidal Portman ve ekibi, Port Blair'e götürdükleri yerli çocuklarını hediyelerle birlikte geri adalarına bırakırlar. Portma, Sentinel yerlilerinin Andaman yerlilerine benzerlik gösterseler de farklı gelenek ve farklı bir dile sahip olduklarını rapor etmiştir.

Portman sonraki yıllarda da adaya birkaç ziyaret gerçekleştirmiş ve sonrasında yapılan bir toplantı da adadaki yerlilerin dışarıdan gelenlerle ilişkilerinin onlara zarardan başka bir şey getirmediğini itiraf etmiştir.

Adaya çıkan firari bir mahkum, kabile üyeleri tarafından öldürüldü.

1896 yılında adaya çıkan firari bir mahkum, ilkel ve vahşi bu insanlar tarafından acımasızca öldürüldü.

1896 yılında üç firari mahkum, Kuzen Sentinel adasına kaçar. Mahkumların ikisi adaya ulaşamadan boğulurken birisi adaya ayak basar. Ama adaya giremeden yerliler tarafından öldürülür. Bir İngiliz gemisi öldürülen mahkumun cesedini bulur. Cesedi incelediklerinde oklarla delik deşik olduğu ve boğazının kesildiği görülür.

1947'de Hindistan, İngilizlerden bağımsızlığını kazandığında adalar Hindistan hakimiyetine geçmişti. Hint hükümeti de Sentinel halkı ile bağlantı kurma görevine kalkıştı ve 1967'den itibaren adaya düzenli ziyaretler yapılmaya başlandı. Fakat bu ziyaretler adaya hediyeler bırakıp, ayrılmanın ötesine geçemedi.

1974'te National Geographic ekibini yine ada yerlileri oklarla korkutarak geri dönmelerine sebep oldular.

1981 yazında bir kargo gemisi ada kıyısındaki kayalıklara çakılı kaldı. Yardım gelene kadar tüm mürettebat 24 saat nöbet tutmak zorunda kaldı. Çünkü Sentinel yerlileri kıyıda 24 saat boyunca onları izledi ve gemiden inmelerine bir an olsun izin vermedi. Üstelik belli aralıklarla gemiyi okluyorlardı.

Gemi bugün hala Sentinel kıyısında beklemektedir.

Ada çevresinde avlanan 2 balıkçı Sentineliler tarafından öldürüldü.

Ada çevresinde avlanan 2 balıkçı yine Sentinel yerlileri tarafından korkunç şekilde öldürüldü.

Hint hükümetinin ilk teması 1991 yılında oldu. Bu yerliler keşfedildiğinden beridir ilk dostça karşılaşma olarak tarihe geçmiştir. Fakat bu durum adaya artık istedikleri gibi gelebilecekleri anlamına gelmiyordu. Sonraki ziyaretlerde yerliler yine ziyaretçileri oklarla ve mızraklarla karşılamışlardı.

2004'te tarihe geçen büyük bir deprem ve sonrasında yaşanan Tsunami daha fazla ülkeyi etkiledi. Tabi bu durumdan Kuzey Sentinel Adası'da fazlasıyla nasibini aldı. Neyse ki Sentinel yerlileri depremi önceden bilmiş ve adanın yüksek kesimlerinde saklanmışlardı.

Deprem ve sonrası adanın durumunu kontrol etmet isteyen Hint Sahil Güvenlik helikopterini yine oklarla karşılamışlardı.

2006 yılında ada çevresinde yengeç avlayan 2 balıkçı yine Sentinel yerlileri tarafından öldürüldü. Balıkçıların cesetlerini kumsalda bırakan ada yerlileri, cesetleri almaya gelen helikopterlere de saldırdılar.

Ada yerlileri avcılık ve bitki toplayarak yaşamlarını sürdürüyor.

Dünyanın yaşayan en ilkel ve vahşi bu insanları avcılık ve bitki toplayarak yaşamlarını sürdürüyorlar.

Adanın nüfusü tam olarak bilinmiyor. Hint yetkililerinin, helikopterden gördükleri kadarıyla 40 ile 500 arasında değişiyor. Yerliler 10 bin yıl öncesindeki toplumlar gibi avcı ve toplayıcı olarak yaşıyorlar. Silah olarak ok ve mızrak kullanıyorlar.

Yerleşik hayatta olmalarına rağmen tarımla uğraşmayan ada yerlileri daha çok balık avlayarak ve yabancı bitkiler toplayarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Ayrıca yerliler henüz nasıl ateş yakacaklarını bilmiyorlar. Bu yüzden ateşin doğal olarak ortaya çıkmasını bekliyorlar. Yani bir yıldırım sonucu koca bir köze dönüşen bir ağacın uzun süre onları idare ettiği düşünülüyor.

Yıldırım içinde epey bekliyorlar.

Kabile ilk kez 90'lı yılların sonunda dış dünya temas kurdu.

Andaman adasında yaşayan Jarawa kabilesi ilk kez 90'lı yılların sonunda dış dünya ile temas kurdu.

Andaman adasında yaşayan Jarawa kabilesi de 1998 yılına kadar uygar dünya ile bağlantı kurmayı reddetmiş, fakat yıllar içinde genişleyen şehirleşme nedeniyle Hint toplumuna yaklaşmak zorunda kalmıştır. Kabile üyeleri ilk kez 90'lı yılların sonunda dış dünya ile temasa geçmiştir.

Bazı seyahat acenteleri Jarawa'lıları görme vadiyle bölgeye seyahatler düzenliyor. Bu seyahatler bugün utanç safarilerine dönmüş durumdadır.

Bölgeye giden turistler yol kenarlarında kabile üyelerine yiyecek vermek için onlara dans ettiriyor. İngiliz Daily Mail gazetesine göre bunun aşağılanmaktan ya da hayvanlara yiyecek vermekten hiçbir farkı yok. Ada da Jarawa'lılara dikkat, arabanıza Jarawa'lı bindirmeyin, Jarawa'lılara yiyecek vermeyin gibi tabelalar görmek mümkün. Fakat yol boyunca araba pencerelerinden yiyecek atıldığı sık görülen bir manzaradır.

Antropologlar bölgeye giden turistlerin ve kaçak avcıların bir an önce önlenmesi gerektiğini belirtiyor. Çünkü bu faaliyetler Jarawa'lılarn yaşam alanlarını tehdit ediyor. Hindistan hükümetinin tüm uyarılarına rağmen bölgeye giden turistler ve kaçak avcılar, hastalık bulaştırma tehdidi altına sokuyor.

Hindistan hükümeti, Kuzey Sentinel kabilesini dış dünyadan gelebilecek hastalıklardan korumak ve Jarawa kabilesi ile aynı kaderi yaşamaması ve adanın da doğasının bozulmaması için Kuzey Sentinel Adası ve çevresini yasak bölge ilan etmiştir.

Adaya izinsiz çıkan misyoner, ada yerlileri tarafından öldürüldü.

16 Kasım 2018'de adaya izinsiz çıkan Amerikalı misyoner yerliler tarafından okla vurularak öldürüldü.

Dış dünyayla teması halinde Sentinelilerin salgın hastalıklara yakalanıp ölebilecekleri uyarıları yapılmasına, tüm bu yasak ve engellemelere rağmen Amerikalı misyoner John Eland, Sentinel kabilesine Hristiyanlığı anlatmak için adaya izinsiz gitmiştir.

Normal şartlarda ada yerlileri ile izinsiz iletişime geçmeye çalışmanın bile Hint yasalarına göre 3 yıldan başlayan hapis cezası olduğunu bilen Amerikalı turist, balıkçıların para karşılığındaki yardımlarıyla Kuze Sentinel Adası'na birkaç kez gitmeyi denemiştir.

Son olarak 16 Kasım 2018'de adaya ayak basar basmaz, ada yerlileri tarafından okla vurularak öldürülmüştür. John Eland cesedi ise adada beklemekte ve Hint hükümeti, Sentinelilerin bu olayla ilgili yargılanamayacağını ve misyonerin cesedinin bulunmasıyla ilgili fazla beklenti içinde olunmaması gerektiğini açıklamıştır.