Şuan sizin içinizde davranışlarınızı kontrol eden bir canlı dolaşıyor olsaydı ne yapacağınızı ne yiyeceğinizi neyi sevip neyi sevmeyeceğinizi söylüyor olsaydı bunu fark edebilir miydiniz? Bu yazıyı okumayı siz tercih etmiş olabilirsiniz, fakat öyle olduğunu da sanıyor olabilirsiniz. Belki de bunu size yaptıran ufak bir parazittir! Beyin kontrolü konusunda uzman bu 10 parazit belki size de bulaşmış olabilir!

Kordiseps Mantarı 3 hafta içinde öldürdüğü karıncaların kafasından çıkar.

1 - Kordiseps Mantarı

Yüzlerce çeşidi olan bu mantarı vücuduna almış olan Karıncalar garip semptomlar göstermeye başlar. Histerik ve koloni dışı hareketler yapan bu Karıncalar, Karınca yuvasının içinde veya dışında yüksek bir yere çıkıp ayaklarını dal gibi sarabileceği bir yüzey bulduktan sonra burada ölene kadar bekler.

3 hafta içinde Karıncanın kafasından çıkan Mantar, Karıncanın kafasını patlatıp etrafa saçar ve kendisi için başka yeni kurbanlar bulur. Çoğunlukla koloni tarafından davranışları tespit edilen bu hastalıklı Karınca hemen uzaklaştırılsa da koloninin başarısız olduğu nadir anlarda yuvadaki tüm Karıncaların sonu gelebilir.

Mantarın en ürpertici yanıysa bugün doğada bulunan her Kordiseps Mantarı'nın başka canlıları hedeflemesidir. Hala yeni türleri keşfedilen bu Mantar daha çok böcekleri ve haşereleri hedef belirlese de Mantarın mutasyona uğramayacağı ve yeni daha büyük hedefler belirlemeyeceğini asla bilemeyiz.

Zümrüt Arısı kurbanlarına iğnesini saplayarak beyinlerini kontrol edeceği bir zehir salgılar.

2 - Zümrüt Hamam Böceği Arısı

Göz alıcı renklere sahip bu Yaban Arısı'nın doğal avı Hamam Böcekleri'dir. Bu böcekleri ele geçiren ve kendi çocukları için ev yapan Zümrüt Arısı, işlem sırasında Hamam Böceği'ni etkisi altına alıp adeta kölesine haline getirir. Kendi boyutunun neredeyse 2 katı olan avına saldıran Zümrüt Arısı, ilk ısırığını Hamam Böceği'nin ön ayaklarını etkisiz hale getirmek için kullanır. Daha sonra kuyruğundaki iğneyi Hamam Böceği'nin tam beynine saplayarak, beynini kontrol edecek bir zehir salgılar.

Saldırısını başarılı bir şekilde tamamlayan Zümrüt Arısı geri çekilip zehrinin etki etmesini bekler.

Bu sırada Hamam Böceği ön ayaklarını tekrardan kullanabilse de kısa süreliğine yaşamına devam eder. Ancak bu sefer terk fark önünde duran avcısından korkup kaçmak için hiçbir hamlede bulunmamasıdır. Kısa bir süre Zümrüt Arısı, Hamam Böceği'nin antenlerinden birini koparıp tadını kontrol eder.

Bilim insanlarına göre bu hareket Hamam Böceği'nin vücudunda dolaşan zehir miktarını saptamak içindir. Zehrin az olması Hamam Böceği'nin kontrolünün sağlanamamasına çok olması da zamanı gelmeden böceğin hayatını yitirmesine yol açacaktır. Kontrolü tamamladıktan sonra Zümrü Arısı aptallaşmış kölesini evine götürür. Burada avının vücudundaki doğru bir noktaya tek bir yumurta koyduktan sonra bu oyuktan dışarı çıkar. Artık yapması gereken tek şey güvenliği sağlamaktır.

Oyuğun girişini mühürleyip Hamam Böceği'nin çıkamayacağından emin olduktan sonra, buradan artık ayrılabilir. 1 ayın büyük bir miktarı boyunca hayatta kalan Hamam Böceği her gün vücudundaki küçük Zümrüt Arısı yavrusu tarafından yenilip hayatını yitirmeyecek şekilde parçalanır. Hamam Böceği'nin hayatını yitirmesiyle sonuçlanan 30 günün sonunda oyuktan başka bir Zümrüt Arısı çıkar ve oda yeni kurbanlarını arar.

Leucochloridium Paradoxum Salyangozları zombileştirilmesiyle ünlü bir parazittir.

3 - Leucochloridium Paradoxum

Salyangozları zombileştirilmesiyle de ünlü Leucochloridium Paradoxum paraziti yine taşıyıcısını içten fethedip taşıyıcısını kontrol eden bir parazit. Ağız yoluyla larvaları ağzına alan Salyangoz kısa süre içinde vücudunun kontrolünü kaybeder.

Salyangozların başlarındaki duyargalarına hükmeden Paradoxu, bu bölgeleri iyice şişirerek Salyangozun bir solucan görüntüsüne sahip olmasını sağlar. Normal koşullar altında nemli ve karanlık yerleri seven bu Salyangoz birden bire ağaçlara tırmanmaya ve kendisinin çok kolay bir av olacağı açıklara çıkmaya başlar.

Salyangozun vücudunun kontrolü artık kendisinde değil, duyargalarındaki yeni sahibindedir.

Güneşin altındaki hipnotik hareketleriyle civardaki Kuşların ilgisini çekmeyi başaran Paradoxum, Salyangozu bir kuşa yem ederek yeni bir ev sahibine kavuşur. Kuşun midesinde de çoğalan parazit, dışkılama yoluyla kuşun midesinden atılır ve başka bir Salyangoz için lezzetli bir akşam yemeğine dönüşür.

Oradan da yeni kurbanlarına...

Gine Kurdu hayvanların beynini kontrol edenen ürpertici parazittir.

4 - Gine Kurdu

Gine Kurdu hayvanların beynini kontrol eden tüm parazitler arasında belki de en ürperticisi. Çünkü taşıyıcısı hayvanlar aleminin en vahşisi. Yani insanlar! Bu parazitin size bulaşabileceği en yaygın yer durgun su ya da diğer bir adıyla ölü su. Bilinmeyen dalgasız göl ve göletler bu sulara en büyük örnek. Eğer olur da böyle bir suyu içerseniz suyun içindeki pireleri de midenize davet etmiş olursunuz.

Mide asitleri bu pireleri çok kolay bir şekilde eritir. Ancak içlerindeki larvalara karşı savunma sistemimizin yapabileceği bir şey yoktur. Midenize geçen bu larvalar büyüyüp kurtçuklara dönüşürler. Erkek kurtçuklar vücudunuzda ölürler ve sindirilirler. Ama dişi kurtçuklar bağırsaklarınızın duvarlarından karın kaslarınıza geçip orada büyümeye devam ederler.

Büyümeleri yaklaşık 1 metreye kadar geldiği zaman durur ve artık bir sonraki evreye geçmeye hazır olurlar. Dişi kurtlar ayaklarınız ve elleriniz gibi bölgelere yol alırlar ve burada sizin haberiniz dahi olmadan 1 seneye kadar yaşarlar, büyük sayılarda doğurarak larva biriktirirler.

Zamanı geldiğinde ise Gine Kurdu bir asit salgılar ve derinizi içten içe yakmaya başlar. Bu solucan sizin içgüdünüzü dahi kontrol eder. Elinizi suya sokma isteğinize karşı koyamayışınız, solucan için bir zaferdir. Bu anda tüm larvalar vücudunuzdan çıkıp döngüyü yeniden oluşturmak için sulara karışırlar.

Bu süreç acı verici ve uzun bir süreçtir.

Yanma hissiyatı ve ağrılardan yürüyemezsiniz ve işin en kötü kısmıysa artık derinizin hemen altında 1 metre uzunluğundaki bir solucanın varlığından haberdarsınızdır. Solucanı o bölgeden elle çıkarmak dışında yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Ki bu işlem uğraş verici ve bir o kadar da can yakıcıdır.

Sacculina büyüdükçe Yengecin kendi vücudundaki kontrolü daha da azalır.

5 - Sacculina

Bu tuzlu su paraziti yaşamının tamamen neredeyse tamamını bir Yengecin vücudunun içinde geçirir. Yengecin savunmasız eklemlerinden vücuduna sızarak kendisini taşıyıcısının damarlarına kenetler ve burada gelişmeye başlar. Sacculina büyüdükçe Yengecin kendi vücudundaki kontrolü daha da azalır.

Bir süre sonra Sacculina kontrolü tamamen ele geçirir ve bu evrede Yengeç artık kendisi için değil vücudundaki Sacculina için yaşıyor hale gelir.

Artık büyüyemez, çiftleşemez ve yediği yemekleri bile sindiremez.

Parazitse çoğalana kadar Yengecin vücudunu bir kabuk gibi kullanır ve en korkutucu kısmıysa vücudunun tamamı ele geçirilmiş olan bu Yengecin maalesef ki parazitin varlığından haberi bile olmaz.

At Kılı Solucanı büyüyene kadar Çekirgenin vücudunda yaşar.

6 - At Kılı Solucanı

Bir At Kılı Solucanının yaşam döngüsü yetişkin bir solucanın nehir kenarına yumurtlamasıyla başlar. Yumurtalar kısa süre içersinden büyüyüp hala gözle görülmeyecek kadar küçük larvalara dönüşür. Bu nehre su içmek için yaklaşan özgüvenli Çekirgenin birazdan içeceği suyun hayatına mal olacağından haberi olmaz.

Çekirgenin vücuduna giren mikroskobik boyuttaki larva çekirgeyi içten istila ederek büyür ve çekirgenin boyunu neredeyse dörde katlar. Çekirgenin bütün kaslarını ve midesini ele geçiren solucan, onun derin sulara ölesiye atlamasını sağlar.

Burada çekirgenin vücudundan çıkıp yaşam döngüsünü tamamlayan At Kılı Solucanı hayatının büyük bir kısmını geçirdiği evi yani Çekirgeyi arkasında ya boğularak ölmeye ya da balıklara yem olmaya bırakır.

Alcon Mavi Kelebeği diğer adıyla Küçük Korubeni, Karınca larvası taklidi yapar.

7 - Alcon Mavi Kelebeği

Çoğu tırtıl kelebek olabilmek için kozaya sarılırken yırtıcılardan uzak yerleri özellikle ağaçların yüksek dallarını seçer. Ancak Alcon Mavi Kelebeği diğer adıyla Küçük Korubeni henüz tırtılken başka bir strateji uygular. Diğerlerinin aksine kendini ağaçlardan aşağıya bırakıp böceklerin onu yemek için sıraya girdiği bir bilinmeyene atlar. Normal şartlar altında karıncalar için tam bir ziyafet büyüklüğünde olan bu tırtıl, etrafına salgıladığı koku sayesinde karıncaları kontrol eder. Kokunun tıpkı bir karınca larvasının salgıladığı koku gibi olması ve boyutlarının da sağlıklı bir larvayı andırması karıncaların bu tırtılı kendi larvaları zannedip kolonilerinin içine almasıyla sonuçlanır.

Koloniye sinsice girdikte sonra sadece koku değil aynı zamanda karınca larvalarının yemek isterken çıkardıkları sesi taklit etmeleri üzerine karıncalar tarafından iyi beslenirler. Öylesine iyi ki hatta normal bir larvadan daha çok beslenirler. Çünkü boyutları karıncaların onları sağlıklı ve güçlü bir karınca olacağını düşündürür, iridirler.

Her ne kadar koloni içinde sağlıklı bir şekilde beslenip büyüse de tırtılın yine de korunması gereken bir tehdit mevcut; Yaban arısı!

Bu kanatlı avcı hangi kolonilerde Alcon Mavi Kelebeği yani Küçük Korubeni tırtılının olduğunu anlayabilir. Hedefinin yerini tespit eden Yaban Arısı koloniye girdiği gibi koloninin gardiyanlarının saldırısına uğrar. Ancak tıpkı tırtıl gibi ortama salgıladığı bir hormon sayesinde bu küçük koruyucuları atlatır. Hormon karıncaları kontrolü altına alır ve daha da iyisini yaparak karıncaların birbirlerine saldırmalarına yol açar. Larvaların bulunduğu bölgeye gelip kısa süre içinde tırtılları ayırt ederek, kendi yumurtalarını bu tırtılların içine yerleştirir. Yaban Arısı yumurtlama işini bitirdikten hemen sonraysa koloniyi terk eder.

Tırtıllar gelişimlerini tamamlamak için kendilerini kozaya sardıklarında bile karıncalar onları temizleyip korurlar. Salgıladığı hormonun etkisinden çıkamayan karıncalarsa kelebeğin geride bıraktığı kozaları hala kendi larvalarından biriymiş gibi koruyup temizlemeye devam ederler. Ancak Yaban Arısının yumurtladığı tırtılları başka bir kader bekliyordur.

Tırtılın içindeki yaban arısı larvası içten içe tırtılı yer ve koza döneminde tırtılın tamamından beslenerek kozadan bir yaban arısı olarak ayrılır, kelebek olarak değil. Yani tırtılın yarattığı manipülasyondan başka parazit faydalanır.

Forit Sinekleri kesesinde taşıdıkları yumurtalarını karıncanın vücuduna yerleştirir.

8 - Forit Sinekleri

Forit sinekleri 1 ila 2 milimetre arasındaki boylarıyla standart ama minik bir sinek görünümüne sahiptir. Foritleri diğer sineklerden farklı kılan özellikleriyse çoğalma şekilleridir. Dişi Forit sineği larvalarını taşıyıcıya aktarır ve bu larvalar gelişimlerini bu taşıyıcıların içinde birer parazit olarak tamamlar. Bu larvaların en büyük taşıyıcısı karıncalar olduğu için bu sineklerin bir diğer adı da karınca kafası patlatan sineklerdir.

Larvalara hamile olan sinek, karınca kolonisi üzerinde gezerek kendisi için en uygun hedefi bulur. Aradığı hedefi bulduktan sonra ise yaptığı şey kesesindeki bir yumurtayı bir karıncanın vücuduna sinsice yerleştirmesidir.

Karıncanın içindeki larva bu taşıyıcısının içindeki organları yiyerek beslenir ve kısa süre içinde karıncanın beynine ulaşır. Larva yavaşça beyni yer ve günbegün karıncanın kendi üzerindeki kontrolü daha da azalır. Hava sıcaklığına göre, karınca vücudunun kontrolünü 2 ile 5 hafta içerisinde vücudunun kontrolünü tamamen kaybeder ve artık bir zombi karıncaya dönüşmüş olur.

Larva ise taşıyıcısını kolonisinden ayırır susuzluktan ölene kadar etrafta dolaşmasını sağlar. Karınca öldükten sonra larva, kimyasal bir sıvı salgılayarak karıncanın kafasının vücudundan  kopmasını sağlar. Ortalama 3 hafta sonucunda olgunlaşmasını tamamlayan larva, karıncanın kafatasını iç taraftan patlatarak dışarı çıkar.

Böylelikle bu larva artık bir sineğe dönüşmüştür ve neslini devam ettirmek için karıncalar aramaya başlar.

Akasya Ağacı karıncalardaki koruma içgüdüsünü tetikleyecek bir hormon salgılıyor.

9 - Akasya Ağacı

Akasya ağacı ve gardiyan karıncalarının simbiyotik yani çift taraflı çıkar ilişkisi insanlığı yıllar boyunca kendisine hayran bırakmıştır. Bu ağaç karıncalara besin değeri yüksek yapraklarını sunarken, karıncalar da yırtıcılara ve zararlı bitkilere karşı akasya ağacını koruyor.

Ancak son 10 yıl içinde yapılmış bir araştırmaya göre bu ilişki sanıldığı kadar masum değil.

Görülmüştür ki Akasya ağacının salgıladığı bir kimyasal, karıncalardaki koruma içgüdüsünü tetikleyecek hormonu salgılıyor. Yani bizim karşılıklı çıkar olarak adlandırdığımız ilişki, aslında Akasya ağaçları tarafından yapılan hormonal bir manipülasyon.

Zombi Geyik Hastalığı idrar, tükürük veya dolaşım yoluyla aktarılıyor.

10 - Zombi Geyik Hastalığı

Listede yer alan beyin kontrollerinin aksine, bu seferki durumu bir bakteri virüs ya da parazit yaratmamaktadır. Prion denilen bu partiküller yaşamın en önemli yapı taşı olan proteinin bir türüdür. Priolar neredeyse yok edilemez patojenik proteinlerdir ve kendisini beyin ile omuriliğine bağlayıp burada çoğalıp kümeleşirler.

Uzun zamandır ortalıkta görülmeyen hastalık, yakın zamanda tekrardan Geyikler de ortaya çıktı.

Halisünasyonlar, bunaklık, yürümede ve yemek yemede zorlanma gibi semptomları ağır bir şekilde yaşayan havyanlar aşırı kilo kaybı yaşarlar. Normal şartlar altında geyiklerin diken üstünde yaşayıp her zaman tetikte olmalarına karşın bu hastalığın etkisindeki Geyikler, bu endişelerden tamamen arınmış duruma geliyor.

Prionlar, Geyikler arasında idrar, tükürük veya dolaşım yoluyla aktarılıyor. İsminin Zombi Geyik Hastalığı olmasının nedeniyse hastalığın aktarım şekli olmasının yanı sıra, Geyiklerin acıya karşı tepkisizliği ve genel ürkütücü tavırlarıdır.